Cüneyt Kanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cüneyt Kanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ekim 2018 Çarşamba | By: YeniAy M.

Sorularla Haçlı Seferleri


KÜNYE
Yazar  Cüneyt Kanat, Devrim Burçak
Yayıncı: Yeditepe Yayınları
Sayfa320
Baskı Yılı: 2013
TANITIM BÜLTENİ

Doğu ile Batı, Haçlı Seferleri'nden önce de pek çok kereler karşı karşıya gelmişti. Ancak bu kez bu çatışmanın taraflarından Batı, Hristiyanlığı, Doğu ise Müslümanlığı temsil ediyordu. Yani çatışmanın görünen boyutunda "inanç" belirleyici bir görünüm arz ediyor gibiydi. Fakat acaba durum gerçekten böyle miydi? 

Bugüne dek özellikle Batı'da yapılan Haçlı Seferleri ile ilgili çalışmaların büyük çoğunluğunda "inanç" faktörü neden hep ön planda tutulmaya çalışıldı? Özellikle batılı tarihçiler niye bunu tercih ettiler? Bu tercih bazı gerçekleri gizleme çabasıyla mı ilgiliydi? Yoksa gerçekten işin aslı böyle miydi? Diğer taraftan Haçlı Seferleri'nin günümüze dek uzanan etkileri ve bir argüman olarak hala kullanılmasının sebepleri nelerdi? Hepsinden önemlisi ise, günümüz Orta Doğusu'nda yaşanan savaşlar ve buna bağlı olarak her gün ölen pek çok insan sebebiyle ortaya çıkan kaos ortamının, artık tarihin derinliklerinde kaldığını zannettiğimiz Haçlı Seferleri ile bir ilişkisi var mıydı? Ayrıca Türklerin ve Anadolu'nun Türkler tarafından fethinin bu seferler ile ilişkisi neydi?

Elinizdeki eserde Haçlı Seferleri ile ilgili bunlar gibi birçok sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Daha önceki senelerde İhsan Sırrı Süreyya hocanın yazdığı Haçlı Seferleri kitabını okumuştum, genel olarak sekizinin de özeti niteliği taşıyan bir kitaptı. Elimdeki kitap ise bu kitabın çok daha geniş kapsamlı hali. Şahsen iki kitabı da tavsiye ederim ama ikisinden birini seçmeniz gerekiyor ise bu kitabı almanız daha faydalı olur, içerik kapsamı bakımından.

Kitabın en hoşuma giden özelliği soru-cevap şeklinde ilerlemiş olması. Muhtemel olarak aklınıza gelebilecek soruları sormuşlar ve cevapları yine kendileri vermişler. Bu yönden oldukça tatmin edici ve derli toplu bir çalışma var karşımızda. 

Kitabın tekniğinden sonra gelelim içeriğine. İlk olarak haçlı seferlerinin ne olduğu, neye haçlı seferleri denildiğini açıklamış yazarlar. Daha sonra Haçlı Seferlerine sebep olan doğu-batı'nın sosyo-ekonomik durumunu açıklamış ki bu konuyu her haçlı seferi öncesi bize anlattığı için, özünde seferlerin ne amaçla yapıldığını gözler önüne seren bir nokta olmuştur. Tarihe ilgi duyan arkadaşlar bilir ki savaşlar, temelde görünen sebeplerden dolayı değil, görünmeyen sebeplerden dolayı çıkar. Buna en iyi örnek 1. Dünya Savaşının çıkışıdır; görünürde bir prensin suikasta gitmesi bahane edilmiş iken arka planda mesele çok başkaydı. Hatta günümüzde Amerika başta olmak üzere batı toplumlarının bugün Yakın Doğu'ya hala haçlı seferleri düzenlediğini bilen bilir ve bunun dün "din" ve "dindaşları kurtarma" maskesini kullanmış iken bugün "özgürlük" ve "demokrasi" kavramlarını kullanarak yapmaktadır. Bu yönden bu kitabın okunmasına önem veriyorum, çünkü bugün olanların temel sebeplerini ve yöntemlerine de ışık tutan cinste bir kitap. Biliyoruz ki tarih, tekerrürden ibarettir. Zaten tarih okurken en önce bu dikkatimi çekiyor, sürekli olaylar tekrar edip duruyor. Haliyle söyleyebilirim ki bugün yaşadığımız çağ; 100 yıl önce Abdülhamit Han'ı dönemiyle 1000 yıl önceki Haçlı Seferlerinin yaşandığı dönemin bir karması olmuş. Neredeyse birebir aynı ilerliyoruz, neredeyse... İnşallah önceden nasıl def ettiysek bugün de def ederiz. 

Devam.

Kitap boyunca dönemin Türk-Arap devletlerinin siyasi durumları, birbirleriyle çekişmelerine de değinilmiş, elbette aynı şey batı devletleri için de yapılmış. Görüyoruz ki siyasi güç uğruna birbiriyle savaşan İslam alemi, haçlılar karşısında zayıf kalmış ama ne zaman bu çekişmeyi bir kenara bırakmış ve birleşmiş, batı alemi yenilgi üstüne yenilgi görmüş. Benzer şekilde batı devletlerinin kendi iç çekişmeleri de zaman zaman niyetlenen yeni saldırılara gem vurmuş hatta yapılan seferlerin başarısız olmasında da önemli bir etken olmuş, diğer yandan benim ilahi yardım dediğim; veba gibi doğal etkenler de var. :) 

Haçlı seferleri sırasında bu siyasi çekilmeler ve güç arzusu öyle bir noktaya gelmiş ki Müslüman bazı devlet adamları, kendi dindaş/soydaşına karşı Haçlılar ile işbirliğine dair girmiş. Bugün de var böyleleri, görüyoruz. Tersi şekilde haçlılar -çok görünmese de- da zaman zaman iş birliği yapmış kendi dindaşlarına karşı. Hatta bazen, artık uzun zamandır burada yaşayan, doğulu Latinlerin yeni haçlı seferleri istemediğine ve Müslüman komşularıyla barış içinde yaşamak istediklerine de tanık oluyoruz, bu uğurda desteklemedikleri haçlı seferleri de var ama bu "sevgi" sebebi ile değil elbette, barış ortamının getirdiği ekonomik rant yüzünden. Bunun dışında doğulu Latinler, Müslümanlarla o kadar içli dışlı hale gelmiş ki batılı dindaş/soydaşları tarafından "doğululaşmışlar" diyerek eleştirilmiştir. 

Haçlı Seferlerinin batıya olan kültürel ve teknolojik yeniliklerine da kısa bir özet geçmiş yazarlar. Misal; ayna, pusula, cam süslemeleri, pamuklu kumaşlar, ipek, estetik sehpalar, vazolar ve mutfakta kullanılan seramik kaplar, eşarp, minder, tuvalet kültürü(bu kısım bence çok yaygınlaşmış değil o dönem, malum daha düne kadar sokağa pisleyen, evlerdeki kaplarına yapıp bunları dışarı atan adamlardı.) hatta güvercin merakı, onları postalaşmak için kullanma bilgisini doğudan Müslümanlardan öğrenmişlerdir. Kağıt bile Müslümanlar aracılığıyla (öncesinde 700-800'lerde Çinle yapılan savaş sonrası esir edilen Çinlilerden öğrenilen ve kurulan kağıt fabrikaları sayesinde) öğrenilmiştir. Satranç oyunu keşfetmeleri yine bu döneme denk geliyor ve tespih kullanımı. Bunlar dışında hekimlerden öğrendikleri bitkiler, merhemler gibi şeyler sayesinde batı, zamanla kimya biliminin(daha doğrusu modern batı kimya demek daha doğru olabilir çünkü Cabir bin Hayyan'ın kimya alanında keşifleri vs. söz konusudur.) temellerini atmıştır. Ayrıca o dönem tahtadan şato, evler yapan batı, bu seferler aracılığı ile Müslümanlardan öğrendikleri taştan ev yapma vb. mimari bilgileri kendi ülkelerine taşımıştır. Bir çok bilimsel kitap çevirileri de (bu kitapta yazmıyor ama başka bir yerde okumuştum) bu dönemlerde taşınıyor batıya. 

Benim en ilgimi çeken noktalar arasında kültürel etkileşimler dışında Müslümanların hatta Doğu Roma'nın bu batılılara karşı yorumları dikkatimi çekmiştir; "barbar, cani, katil, yük taşımaktan başka işe yaramayan hayvanlar gibi bunlar da  savaşmaktan başka bir işe yaramayan hayvanlar." şeklinde satır arası yorumlara denk geleceksiniz. Elbette hiçbiri haksız yorum değil, önüne geleni öldüren, bebeklere bile acımayıp mızraklara geçirip sallandıran, çalan çırpan, tecavüz eden bir güruha başka türlü bakılması pek mümkün değildir. Elbette 200 yıl içerisinde doğulu Latinlerin zamanla değişip, daha medeni hale geldikleri düşünülmüştür batılılara nazaran. Bir diğer dikkat çeken anlatım ise yamyamlıkları... Bunu diğer kitapta da okumuştum, bence korkunç bir şey. Bir insanın canavarlaşmasına örnektir. Okurken mideniz kalkabilir. Benim aklımda canlandı da nasıl yapar bir insan bunu bir başka insana? diye sordum. En sonunda onların hayvan bile olmadıklarını, canavar olduklarına kanaat getirdim. Sadece görüntü insana benziyordu. Üzücü.

Genel olarak kitabı tatmin edici buldum ve kesinlikle herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Nedense bu Haçlı Seferleri dönemine bir ilgim var, tam doymuş da sayılmam. :) 

(İnternet sitelerinde net fiyatı farklılık gösterebilir.)
24 Ocak 2018 Çarşamba | By: YeniAy M.

Ortaçağ Türk Devletlerinde Suç ve Ceza


KÜNYE

Yazar: Cüneyt Kanat
Yayıncı:  Küre Yayınları
Sayfa: 280
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ
İnsanlık tarihinin başlangıcından beri suçun olduğu her yerde mutlaka ceza da olmuştur. Cezalar pek çok uygarlıkta uzun tecrübelerle, ve zaman içerisinde ortaya çıkan yasaya da yasaklarla düzenlenmeye çalışılmıştır. Bazı dönemlerde cezalandırma yöntemleri işkence ve azap çektirme adı altında bir meslek, hatta sayısı hiç de az olmayan bazı sadist yöneticilerin desteği ile sanat olarak algılanabilmiştir. Ortaçağ Türk. Devletlerinde, suç ve ceza konusunda Türkçe yazılanlar oldukça sınırlıdır. Bu konuda Avrupa’da yazılmış çeşitli çalışmalarda da Türk tarihinin herhangi bir dönemine ait örneklere yer verilmemiştir. Ortaçağ Türk devletlerinde suç ve ceza, ihmal edildiğini ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz bu alana dikkat çekmek ve giriş yapmak üzere yazılmış bir eserdir.
Bu kitabı okuyana kadar Türklerin işkence yöntemlerinin pek gelişkin olduğunu düşünmezdim; hatta bizim işkence yöntemimizin öldüresiye adam dövmek ve yaralı ayakları keçiye yalatmak gibi basit yöntemlerden ibaret olduğunu düşünürdüm. Meğer batılılar kadar olmasa da bizde de değişik yöntemler varmış.

Keza cezalandırma yöntemleri bile zaten başlı başına işkence yöntemleri gibi; bazıları gerçekten çok ama çok acımasızca. Misal canlı canlı derinin yüzülmesi ve deriye saman doldurup kukla gibi sokaklarda gezdirmek Game of Thrones'daki Bolton'ları anımsattı(gerçi onlar bile sadece deriyi yüzüyordu.). Diğer yöntemlerden biri ise ki şiddetle ayıpladığım ve adaletsizliğin dibine vurduğunu söyleyebileceğim Timur'un yöntemlerinden biri; Timur, cezalandırmak istediği bazı şehir/kale ahalisinin çocuklarını, atların altında -pıhtıya dönüşene kadar- ezdirirmiş. (Elbette söz konusu tarih ise eylemleri o dönemin şartlarına göre yorumlamak gerek ama bu cezalandırma yöntemi ve benzerlerinin her çağda kabul edilemez ve elle tutulamaz bir yanı olduğu herkesçe aşikardır.)

Kitabın içeriğindeki suç ve ceza, İslam dönemindeki Türk Devletlerinin ÖRFİ yani GELENEK/TÖRE hukukuna göre hazırlanmış. Ağırlıkta da Timur ve Memluk Devletlerinden örnekler ve bazı Anadolu Beyliklerinden örnekler verilmiş; her ne kadar Osmanlı Devleti de çift hukuk düzeniyle yönetilse de bu kitabın konusu dışında. Zaten yazar da Timur ve Memluk dönemleri üzerinde hakim biri. Bilhassa Timur konusu hakkında bilgi edinmek isterseniz, yanlışım yoksa, Öteki Gündem programına da zamanında katılmıştı.

Genel olarak - bazı bilgilere şüpheyle yaklaşsam da- bilgilendirici ve güzel bulduğum bir kitaptı. Eğer konu ilginizi çekiyor ise tavsiye ederim. Kitap boyunca her bir olay için başlıklar ve tarihte yaşanmış olaylar şeklinde bilgiler verildiği için de cezalandırma bilgisi dışında yer yer devletlerin yaşadığı bazı olay ve nedenler hakkında da minik bilgiler edinmiş oluyoruz. Hocamıza emekleri için teşekkür ederiz.

Eski Türklerdeki SUÇ ve CEZA hakkında da bilgi edinmek isterseniz; Ankara Üniversitesi'nin şu makalesini okuyabilirsiniz. Makale dediğime bakmayın 50 sayfalık minik bir kitap/dergi demek daha doğru. 😆



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)