12 Aralık 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

Gözyaşı Krallığı



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Önemli olan kimin oğlu olduğu değil, kim olduğu idi..."


KÜNYE

Yazar: Tolga Çağlayan
Yayıncı: Puslu Yayınları
Sayfa: 328
Baskı Yılı: 2015

Ölüm en kanlı haliyle giymişti kızıllarını. Kırmızı pelerinli ölüm uşakları kol geziyordu Karguşa'da. Her şeyden habersiz bir halk, dalmıştı gecenin en sessiz uykularından birine. Yeni doğmuş bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlı erkekler. O gecenin şafağında doğacak karanlıktan habersizdiler. Ecel onlar için dev çukurlar kazıyordu, başsız gövdeler ve gövdesiz başlar için mezarlar. Yerden metrelerce yüksekte… Kartallar kayasında belirdi siyah gölge, iki elini yanlara doğru açmış, kimsenin daha önce hiç duymadığı bir dilde bir şeyler mırıldanıyordu. Karguşa ve bütün vadi, şimdi ayaklarının altındaydı. Bir tek kuş uyanmadı o sabah, kuşlar terk etmişlerdi gece yarısı bölüp uykularını bu mazlum coğrafyayı.
Kitabın tanıtım yazısına bakıp sonra okumaya başlayınca ilk başta afallayabilirsiniz. Çünkü kitap, günümüzden giriş yaparak konuya giriyor. Yanlış hatırlamıyorsam Mersin bölgesinde geçiyordu(bende ora doğumluyum :) ). Bir arkeoloğun gelip, burada yaşayan çiftçi oğlana, bu bölgelerin efsanesini anlatmaya başlaması ile asıl hikayemize giriş yapıyoruz.

Hikayeye giriş güzel. Gizemli ve karanlık bir karakterin ortaya çıkıp, bir çobana bir kehaneti ile macera başlıyor. Sonra da bu çobanın oğlunu koruma çabası ve kehanetin nasıl gerçekleştiğini görmesine kadar izliyoruz. Çobanın oğlu olan Ginşur'un nasıl büyük bir krallığa sahip olduğunu ama bu krallığı, şeytani güçlerin elinden kurtarma çabasına şahit olacağız. Aslında isimdeki Gözyaşı Krallığı çok uyumlu olmuş. Zira Ginşur'un kral olma aşamasından son aşamaya kadar geçen sürede çok kan ve göz yaşı akıyor. Hali ile bu krallığa, bundan daha güzel bir isim bulamazdık. Zaman dönemi olarak Roma ve Hz. İsa'nın ölümü sonrası diyebiliriz. Çünkü Roma bu ülkenin varlığı için tehdit olmakta ve keşişlerin gelip, Hz. İsa'nın öğretisini tebliğ ettiğini görüyoruz.

Yazarın dil akışkanlığı iyi. Ağır değil. Dil bilgisine hakimiyeti de fena değil. Konu bence hoş. Yani mitolojik bir hikaye anlatıyor ve bunu günümüzden geçmişe geçiş ile yapması benim açımdan hoş. Gerçeklik katmış gibi olmuş. Böyle kurgu olayını seviyorum nedense. Ama yazar, örneğin çobanın eski asker olan oğlunun başına gelenleri hızlıca masal gibi anlatıp geçtiği noktalar gibi geçişler yapmış. Başka bir kitapta da bunu eleştirmiştim. Bırakın biz görelim, siz anlatmayın veya bırakın karakter çok kısa birkaç cümle ile başına geleni anlatıp, geçsin. Çünkü kurguda kopukluklara yol açıyor. Ayrıca benim ilk kitabımda yaptığım hatayı yapmış yazar; paragraf bırakmadan yazmış. Böyle olunca yazılar çok iç içe giriyor ve göze nahoş geliyor. Sonraki basımlarda ve kitaplarda kesinlikle bu kısma dikkat etmesini tavsiye ederim. Kurguyu da sonraki kitapta daha bir geliştirmenizi tavsiye ederim. Konusuna rağmen biraz zayıf kaçmış. Sanırım bunun 2. si de olacak? Kitap sonunda bunun işaretini görüyoruz zaten. Başka bir efsanenin kurgusuna şahit olacağız, inşallah. :) Bizi ters yüz yapın sevgili yazarlarımız. Şaşırtın bizi. Böyle şeyler bekliyoruz okuduklarımızdan. :) Yoksa heyecan falan olmuyor çok fazla. Ben de çok heyecan duymadım maalesef. Sıkıntı dahi bastı okurken. Hali ile atladığım noktalar da oldu sıkıntıdan. Umarım sonraki kitap, ilkinden daha heyecanlı ve güzel olur.

DİPÇE: Ginşur efsanesini gerçek zannedip, şöyle bir araştırayım dedim. Bir şey yok. Meğer tamamen yazarın kurgusuymuş ama bize mitolojik bir efsane gibi sunmuş olması, gerçeklik katmış kitaba. Tebrikler. :)

Puan: 10/3

Kitap Fiyatı: 18 TL