fatih sultan mehmed han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatih sultan mehmed han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Aralık 2017 Cuma | By: YeniAy M.

İki Çağın Sultanı 'Fatih Sultan Mehmed Han'


KÜNYE
Yazar:   Yavuz Bahadıroğlu
Yayıncı: Nesil Yayınları
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2014 (64. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Fatih'i yetiştiren atmosferin resmi, kanaatimizce, genç nesillere, "geniş ufuk-lu insanlar" olabilmenin sırlarını vermektedir. Böyle insanlar yetiştirmede hayli çorak dönemler yaşayan bu ülkenin eğitimcilerine, bahsi geçen noktada başarılı olmuş bir devrin insanlarını anlatmanın, gelecekte bu sorunları aşma adına, faydalı olacağını düşünüyoruz. Her biri, İstanbul kadar mühim fetihler gerçekleştirmesini umduğumuz nesillere, bir damla can suyu olabilmesi temennisiyle hazırlanan bu eser, dileriz, geleceğin Fatihlerine ulaşır.
Fatih ile ilgili aldığım 2. kitabın yorumuna hoş geldiniz. 😊
Aynı yazarın daha önce de Osman Gazi isimli kitabını alıp okumuştum. Arzu ederseniz bu kitabın yorumuna da bakabilirsiniz.

Osman Gazi kitabının yorumunda da belirttiğim gibi yazarımızın 'roman' havasında bir yazım tekniği var; ilk kitapta bu tarzı garipsemiş idim ama bu kitapta bu tarz pek kendini göstermemiş. Benim için bir artı. Bundan önce Fatih'in Rüyası kitabını edinmiş ve okumuştum; tevafuka bakın ki Osman Gazi için de benzer şekilde öncesinde bir başka kitap alıp, okumuştum.

Aslında üst üste aynı konuya sahip kitapları okumanın; ister istemez iki kitabı-bilhassa bilgileri- karşılaştırma yoluna sürükleyen bir ruh haline sokması gibi bir sorun var; inanın bilerek yapmıyorum. Aslında Fatih ile ilgili okuduğum ilk kitap, daha çok onun fetih ruhunu ve amacını anlatan bir kitap iken bu kitabı almamdaki amaç Fatih'in genel olarak biyografisini okuyacağımı düşünmemdi ki isim de ister istemez insana böyle bir hava veriyor. Lakin içeriğini okuyunca Yavuz Beyin de Fetih meselesi üzerinde durmuş olduğunu görüyoruz; biraz farklı açılardan da olsa temel olarak ana konu Fetih diyebiliriz. Bundandır ki kitap isminin yanıltıcı olduğunu düşünüyorum; bazı bilindik kilişe bilgiler ve hikayeler dışında bilinmeyen noktalara da değinilmiş.

Kitabın ilk bölümünü de ayrıca faydalı bulduğumu belirtmek istiyorum; bazı kesimlerin -kasıtlı olarak- eleştiri malzemesi yaptığı bir konu üzerine çok güzel ve faydalı açıklamada bulunmuş. Kendisine teşekkür ederim, kafamıza bir türlü yazamadığımız, bilincine varamadığımız ya da vardırılmak istenmeyen bir mesele zira.

Yalnız bilgilerde bazı hatalar olduğunu düşünüyorum. Padişahlar ve anneleri konusunda 2. Murad'ın annesinin Türk olduğu belirtilmiş iken hemen aşağıda Veronica ismi verilmiş ve daha sonra aynı hata tekrar edilmiş. Sanırım Muratlar katıştırılmış ve farkına bile varılmamış. Ayrıca İstanbul fethine kadar Osmanlı padişahlarının sarayları olmadığı söylenmiş; orayı aldıktan sonra da uzun müddet sadece Topkapı Sarayı ile yetinildiği söylenilmiş. Benim bildiğim Edirne Sarayı, Topkapı Sarayından sonraki en büyük saray ve İstanbul'da yapılan ilk saray da Eski Saray ismiyle anılır ki Topkapı Kanuni döneminde tamamlanmış ve adına o dönemler Yeni Saray denmiştir. Bir de kitapta birkaç kere yer yer aynı paragrafın tekrarına yer verilmiş. Bence 64. baskısını görmüş böyle bir kitabın hataları çok önceden ayıklanmalıydı.

                                         (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
25 Kasım 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Fatih'in Rüyası




KÜNYE

Yazar: Mustafa Armağan
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 192
Baskı Yılı: 2012(4.baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Fatih Sultan Mehmed, yalnız Kostantiniyye'yi feth ederek büyük müjdeye mazhar olmakla kalmamış, Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti haline getiren padişah olarak da tarihe geçmiştir. Onun fethi, mekânla birlikte zamanı da kapsadığı içindir ki, bizimle beraber yaşamaktadır. Kırım ile İtalya (Otranto) onun avucundaki çizgilerde birleşir, Tuna ile Fırat onun kalbinden geçerek birbirlerine akmaya başlar, Karadeniz ile Akdeniz'i buluşturur.

Sade coğrafya mıdır buluşan? Onun dünyasında kültürler ve sanatlar da, dinler ve diller de, kitaplar ve haritalar da bitimsiz bir yolculuğa çıkarlar. Doğu'yu da, Batı'yı da kucaklamak ve bir büyük bahçenin içine almak istemişti. "Küçük cihad" dediği fetihleri, "büyük cihad" (cihâd-ı ekber) ile tamamlamaktı gayesi.

Fatih Camii'nin etrafında devrin en büyük eğitim yurdunu açarken "Büyük cihad"ın başladığını söylemiştir. Bu, cehaletle mücadeledir. Ne var ki, Fatih açtığı yolda sonuna kadar yürüyemedi ve bu görevi "sonraki" nesillere emanet etti. İstanbul'un fethine düşürdüğü tarihle söylersek, "Âhirûn"a. Bu yüzden Fatih demek, yarım kalan aşk demek. Yaptıkları kadar yapmak istedikleriyle de keşfedilmesi gereken gerçek bir hazine demek. Mustafa Armağan, Fatih'in Rüyası'nda tarihimizin bu kutlu hazinesinin kapılarını çalmaya devam ediyor. Ki o kapılar içimize açılmaktadır.
Türk/Osmanlı tarihinde 'büyük hükümdar' olarak kabul edilen sayısız hakan/sultan var, kuşkusuz. Allah bu konuda bize cömert davranmış, şükürler olsun ki. Fatih Sultan Mehmet Han da şüphesiz bu hükümdarların en ünlülerinden ve manevi olarak da en çok değer verilenlerin başında geliyor dersek, hatalı bir yorum yapmış olmayız kanımca.

Tarihi kişilikler üzerine yazılan kitapların; sadece o kişi/lerin yaptığı savaşlar, doğduğu ve öldüğü yıl gibi düz, basit ve yüzeysel bilgiler olmasından haz etmiyorum; sıkıcı geliyor. Sanki lise tarih kitabı okuyormuşum havasında ilerliyor, ilgi çekmiyor. Lakin bu kitap bunun çok ötesinde; Fatih'in Rüyası ismi kesinlikle çok uygun bir isim olmuş; Fatih'in kişiliği ve Fatih olmasını sağlayan olaylar ve kişilerin anlatıldığı bu kitapta Fatih Sultan Mehmet Han'ın nasıl bir Osmanlı istediğini okuyoruz.

Okurken tadı damağımda kaldı; bilmediğim o kadar şey varmış ki Fatih hakkında; aslında onun hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum desem, daha doğru olurmuş. Zağanos Paşa'nın Fatih'in kayınpederi olduğunu bilmiyordum; Çandarlı Halil Paşa ile Bizans'ın veziri Notaras arasındaki ilişkiyi bilmiyordum; karadan yürütülen gemileri biliyordum ama o gemilerin aslen köprü haline getirilip, kullanıldığını hiç bilmiyordum! Fatih'in Enderun sebebiyle Türk kökenli adamların sayısını devlet yönetiminde azalttığını vs. söyler, şikayet edilirdi ama buna neden olan olayın Çandarlı Vakası olduğunu hiç öğretmezlerdi; 2. Murat döneminde orduya tüfeğin girdiğini ve Fatih döneminde yayıldığını; bunların fetih sırasında da kullanıldığını bilmiyordum!

Fatih, Kanuni, Yavuz ve 2.Abdülhamid gibi zeki ve büyük hükümdarların ortak özelliklerinin ne olduğunu sorsanız; tartışmasız en başta söyleyeceğim ilk iki şey şunlar olur; bilge hocalar ve bol kitap okumaları. Bu tarihi kişiliklerdeki örneğe bakarsak içi dolu, aydın, bilgili öğretmenlerin varlığının ne kadar önemli olduğu ve bol kitap okumanın gerçekten zekayı geliştirip, insanın ufkunun açtığını görüyoruz.

Şimdi diyebilirsiniz; ben de deli gibi kitap okuyorum ama bunlar gibi olamadım. Bunun sebebi basit; okuduğunuz kitabın ne olduğu da fark yaratır. "Kitap olsun da ne olursa olsun!" mantığı yanlış ve çarpık bir düşüncedir. Size doğru bilgi sunan, ufkunuzu açacak kitaplar ile size hiçbir şey katmayacak, aksine ufkunuzu daraltacak kitaplar okumanız arasında dağlar kadar fark vardır. Yahut sadece roman okuyarak olmaz bu iş. Bu insanlar tek tür kitaplar da okumuyor, bir çok türde ve farklı yazarın kitaplarını(yerli-yabancı demeden) okumaya gayret gösteriyorlardı. Elbette okuduklarını kafadan hepsi doğru mantığı ile özümsemiyor, akıl ve sorgu süzgecinden geçirerek ayıklıyorlardı. Onların yaşamı ve kendilerini nasıl geliştirdikleri bizlere örnek olmalı.

Kitabı hepinize tavsiye ederim.

Kitap tükendiği için sadece liste fiyatı görünmekte, internet fiyatı ancak kitabın yeni baskısı ile birlikte belli olacaktır.