olimpos yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olimpos yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mart 2018 Salı | By: YeniAy M.

Prensesim



KÜNYE
Yazar Hyun-kyung Sohn
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa224
Baskı Yılı: 2018(2.Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

İmparatorluk hanedanında tatlı, eşsiz bir aşk!


Seol hiçbir zaman Kore Krallığı’nın bir prensesi olmayı dilememişti. Aslında birçok part-time işte çalışan bir öğrenciden başka bir şey değildi. Kaderin cilvesiyle Seol, kendisini sarayda bulur ve prenses olma etiği üzerine ders almaya başlar. Sürpriz bir şekilde bu dersleri kendisine veren kişi de daha önce Seol’un başını derde sokan diplomat Hae Young olur.
Görünüşe göre, Hae Young da Seol’a ders verme konusunda çok masum değildir. Kraliyet hazinesine ulaşabilmek adına, Seol’u saraydan atmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Fakat farkında olmadan gün geçtikçe birbirlerine daha yakınlaşır ve bağlanırlar. Acaba Hae Young kraliyet hazinesinin peşinden koşmayı bırakıp Seol’u tercih edecek midir?
Prensesim, hem Güney Kore hem de uluslararası boyutta izleyicileri tarafından çok sevilen tatlı ve unutulmaz bir romantik komedi dizisidir.

Selamlar,

Yeni bir Kore romanı ile karşınızdayım! Daha önce 'Gizli Bahçe' serisini okumuştum. Yorumu okumak isteyenler; 1. Kitap ve 2. Kitap Aslında genel olarak kurgu vs. güzel olsa da betimleme vs. yetersiz kaçtığı için yeni bir Kore romanı almayacaktım. Çünkü senaryoyu hikayeleştirip önümüze atmışlar gibi hissetmiştim. Dizinin kendisinden de çok farklı şeyler yoktu(hani kitaplaştırınca fazladan sahne eklenir, rahat rahat yazılır ya...). Yine de genel olarak beğenmiş ama bahsettiğim sebeplerle almamaya karar vermiştim. Lakin bu kitabı görünce (%50'den fazla indirimde idi :P ) almamak ayıp olur, dedim. Hem bu kitabın dizisini de izlememiştim(onu da en kısa sürede yapacağım inşallah).

Hikaye genel olarak hoşuma gitti; betimlemeler -tam tatmin olmasam da- yeterli bir seviyedeydi, denebilir. Bu konuda hala sıkıntı hissediyorum; kendi dilinden kaynaklı olsa gerek herhalde? Yani Koreliler roman yazmayı mı bilmiyor, anlayamadım? Okurken öyle çok net canlandırma yapamıyorum, o sahneleri bana çok çizmiyorlar. Biliyorum biliyorum genel olarak beğendim dememe rağmen olumlu şeyden ziyade olumsuz şey yazmışım gibi görünüyor ama yapacak bir şey yok, övebileceğim çok fazla bir albenisi yok. Kurgu güzel, anlatım eğlenceli ama o kadar... Yalnız sonu güzel bitiyor, kapanış sözü güzeldi; içim gitti. :) Karakterler de güzel yansıtılmış ama hızlı olup bitmiş gibi oldu her şey. Yani çok rahat bir şekilde o kitap en az 400 ve daha sayfa olabilirdi. Böylece dolu dolu bir hikaye anlatılmış olurdu, bu şekilde biraz tenha.

Betimleme benim gibi bir okuyucu için çok kıymetli bir şeydir ki hikayeye hayat veren, bedene büründüren şey de betimlemedir. Betimleme yetersiz kaçınca da sanki romana gereken özen gösterilmemiş gibi hissediyorum.

Uzun lafın kısası güzeldi, iyi vakit geçirtti ama almazsanız da bir şey kaybetmezsiniz.

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
25 Şubat 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 2

 "Sihirli Bahçenin mucizeleri devam ediyor."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa320
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ
Herkes, o gizli bahçeye girmeli ve aşkın tadına bakmalı...


Küstah CEO Kim Joo Won ile gururlu dublör Gil Ra Im’in şans eseri tanışmaları ve vücut değiştirmeleriyle başlayan son derece komik, bir o kadar da romantik olan hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor!


Aşkları, Deniz Kızı gibi köpüğe mi dönüşecek, yoksa kendilerini Harikalar Diyarında mı bulacaklar? Heyecan dolu bu modern peri masalı, ikinci kitabıyla sonuca ulaşıyor.


Yanlışlıkla kendini Ra Im’in hayatında bulan Joo Won, bu tatlı sert kadına karşı gelişen hislerine anlam vermeye çalışırken kendisiyle de hesaplaşmaya başlamıştır.
Ra Im, gönlünü kazanmaya çalışan bu yakışıklıya rest çekmekte ve kendi duygularını inkâr etmekte ısrarcıdır.



Kavga ettikçe daha çok yakınlaşan çift, farklılıklarının üstesinden gelmeye uğraşırken bir yandan da geleceklerini etkileyecek pek çok farklı mücadeleye girerler.


Zengin, yakışıklı ve zeki Joo Won ile fakir, güzel ve yetenekli Ra Im’in gelgitli aşklarında karmaşa ve sorunlar son bulmazken çevrelerinde de yine aşk, gurur ve gözyaşı hüküm sürmektedir.


Âşık olmak belki de bahçeyle ilgilenmek gibidir. Sizin bahçenizde de güzel çiçeklerin açması dileğimle. Hafif hoş rüzgârların esmesi dileğimle. Parlak güneş ışığının parlaması dileğimle. Ayrıca bazen sihir gibi yağmurun yağması dileğimle.

Serinin ikinci ve son kitabı. En son bizimkiler tekrar eski vücutlarına geri dönmüşlerdi. Sonunda kendi hayatlarına geri dönmeyi başarmışlarsa da yavaş yavaş Joo Woon ve Ra Im birbirinden kopamaz hale geleceklerdir ama Woon'un annesi, bu ilişkiyi onaylamayıp engellemek için elinden geleni yapacaktır.

Diğer yandan Oska da kendi sorunları uğraşmakta eski sevgilisinin açtığı yaranın tamamen kapanmadığını idrak ederek artık karşı saldırıya geçme kararı alacaktır, diğer yandan da kariyeri ile ilgili sorunlarla boğuşacaktır.

Son kitapta neden Woon ve Ra Im'in bedenlerinin değiştiğine ve bunun ardındaki kişiye de tanık oluyoruz. Kitabın sonunda ise ikilinin ilişkisi ya tamamen son bulacak ya da tamama erecek. :)

Woon'un annesine o kadar sinirim ki feodal dönemlerde yaşadığını zanneden kibirli bir pislik! Gerçi oğlu da Ra Im ile karılaşana değin ona benzer bir kişilik sergiliyor olsa da anası kadar kötü değildi ve Oska... Tatlı ve samimi Oska'mız kesinlikle bu aileye ait olamaz. Ben Oska'nın yanındayım. :D

Genel olarak kitap, bir öncekinin akıcılığında ve temposunda devam ediyor. Betimleme konusunda yaptığım şikayeti bu kitapta yapmayacağım, neden bilmem ama bu sefer öyle çok eksikliğini hissetmedim; alıştığım için mi tarzına? Emin değilim ama birkaç kelime hatasına denk geldim. Ayrıca kafam karıştı, biri beni aydınlatsın. Gizli Bahçe, bizimkilerin Jeju Adasında denk geldikleri lokantanın olduğu yer değil miydi? Woon'un evi de Water House değil miydi? Evinin bir bölümüne Gizli Bahçe ismini mi verdi bu oğlan da kaçırdım okurken? Woon, çok kez Gizli Bahçe'de betimlendi ama evinden bahsediyordu. Genelde dikkatli bir okuyucu olsam da hata bende mi yoksa çeviri de mi? O kısmı çözemedim. Ya da yazarın kendisinde?

Genel olarak seri hakkında fikrime gelince; okumaktan zevk aldığım, bana hoş zaman geçirten bir seri olmasına karşın betimleme gibi konularda daha fazlasını beklerdim. Senaryoya birkaç betimleme ekleyerek düz metin haline koyup yazmışlar gibi. Genelde kitaplar, film ve dizilerden daha ayrıntılı ve daha farklı sahneler de içerir. Eğer dizi/kitap arasındaki ilişki birbirinin aynısı olacak ise bir daha bir Kore dizisinin kitaba dönüşmüş halini almama gerek yok. Zira zaten izlediğimin birebir aynısını sunacaklar, salak mıyım ben?

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
15 Şubat 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 1

 "Birbirine iki zıt kişinin ruhları yer değiştirir ise ne olur? Erkek bedeninde bir kadın; kadın bedeninde bir erkek... Gizli Bahçe, dizisinden sonra şimdi de roman olarak beğenimize sunuldu."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa280
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Diziyi sevdiyseniz, kitaba bayılacaksınız! Önceden fark edemedikleri benliklerini, ancak ruhları yer değiştirdikten sonra fark eden iki kişinin kendi vücutlarını geri almak için girdikleri aşk kokan yarış.
"Parasız, tipsiz bir erkeği affetsem bile yumruğu yavaş bir erkeği affetmem." İstese de gizleyemeyeceği, ucuz makyaj yapsa bile göz alıcı bir güzelliğe sahip,
"Neden aksiyon dublörlüğü yapıyorsun?" diye sorulduğunda "Kaderim." diye yanıtlayıp gülümsemesiyle ışıldayan, Yemek yedikten sonra kendi hesabını kendi ödeyen, Kaba ve kötü biriyle karşılaştığında ona sert bir uçan tekme atan kız. Gururum incinse de, bu garip kızı sürekli özlüyorum.
"Tanrı kesinlikle kadın olmalı. Bu yüzden beni yarattı." Zaman ve duygu israfı yapmak istemeyen, anlaşmalı evliliğin en iyi romantizm olduğuna inanan; düşüncesiz, olgunlaşmamış ve şeytani fikirlerine bakılırsa, Tanrı'nın bu insanı yaratırken bir an uyukladığı kesin. Başkasının acısını umursamayan, başkasının duygularını hiç umursamayan bu adam, tatlı ama bir o kadar da tehlikeli.
Secret Garden, Onedio.com'un "İzlemeniz Gereken 15 Kore Dizisi" listesinde 1. sırada yer alıyor. Güney Kore'nin en fazla bilinen ve sevilen dizisi. Karakterleri Gil Ra Im (Ha Ji won) ve Kim Joo Won (Hyun Bin)'un canlandırdığı; zaman zaman güldürecek, zaman zaman ağlatacak mükemmel bir dizi. İtinayla Tavsiye Edilir!
-Onedio.com-

İzlediğim ilk Kore dizileri arasında yer alan Gizli Bahçe'nin kitabının da yazıldığını duyunca bir hoş oldum. İlk başta alıp almama konusunda kararsız kalsam da romanlaşmış halini merak ettiğimden aldım. Ayrıca dizi ile alakalı çok fazla şeyin aklımda kalmadığı için sıfırdan izliyormuş gibi olacağını düşündüm.

Gerçekten de sıfırdan izler gibi oldu ama elbette okudukça bazı sahneler aklımda canlandı. Bazı şeyleri ise tamamen unutmuşum. Örneğin Oska'nın nasıl göründüğü, yaşı ve genç yönetmen/müzisyen çocuk... Gizli Bahçeye nasıl gittikleri gibi şeyler... Okuması zevkliydi, hem okuduğum ilk Kore romanı olduğu için de ayrı bir heyecan duydum. Genelde dizilerini sevdiğimden romanlarının da çevrilmesi gerektiğini düşünmeye başlıyorum. Yayınevlerine duyurulur. :)

Genel olarak kitabı beğendim; dil akıcı idi ve hoş bir de kurgu olduğu bir gerçek. Lakin... Buraya koca bir LAKİN koyuyorum.... Kitabın ciddi bir eksiği var; betimleme. Bu ciddi bir eleştiri noktası olmak zorunda. Çünkü benim için çok büyük bir şey. Dahası eminim bir çok ciddi okuyucu için de büyük bir şey. Çünkü betimleme, karakterler ile özdeşmemiz, ortama akabilmemiz için çok önemli bir şeydir ki zaten kitabı, kitap yapan da betimlemedir. Böyle bir eksiği cidden beklemiyordum. Şaşırdım. Biraz rahatsızlık duysam da bende devamını okuma isteğini alıp götürmedi. Yine de büyük eksiklik olduğunu tekrar vurgulamam gerekir. Çünkü gerek çevre gerekse karakterlerin iç seslerinin betimleme eksiği her şeyin bir çırpıda olmuş bitmiş havası vermesine neden olmuş. Sanki senaryoyu almışlar, biraz ekleme yaparak roman diye kastırmışlar havası vermiş. Yazarın bilgilerine bakınca daha önce ciddi bir roman çalışması yapmışlığı yok gibi. Genelde oyun ve kısa hikayeler yazmış... Acemiliğinin kurbanı mı oldu ki? Yoksa çeviri ile mi alakalı? Bilemiyorum. Biz artık ikinci kitaba yol alırken, bu yorumun sizi hevesinizi kaçırmanıza izin vermeyin. Bu, sadece kitabın önemli eksiği olarak vurgulamak istediğim bir durum. Kurgunun güzelliğini bozmamış. Rahat olun. :)

DİPÇE: Kapak tasarımı, posterler ve cildi de çok hoş. Kitap, baya hafif geldi elime ki neden bilmem bu bana hoş bir his verdi.

Teşekkürler. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
9 Ocak 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Kalp Hırsızı



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"O bir Kelt idi ve erkekler, onun için korkutucuydu!"

KÜNYE

Yazar: Virginia Henley
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa: 464
Baskı Yılı: 2015


Kral Edward Plantagenet'ın en güvendiği savaşçılardan olan Lynx de Warenne, Dumfries Kalesi'ni işgal eder. Önceleri elinden evini aldığı dikbaşlı genç kız Jane Leslie'den gittikçe daha çok şey isteyecektir. Kraliyet varisi olmak için yanıp tutuşan Lynx, Jane'e yıldırım bir birliktelik teklif eder. İskoç geleneklerine göre bu yıldırım birliktelikte erkek ve kadın yasalara uygun bir şekilde beraber olabilir, bir sene ve bir gün sonra ise çift ayrılabilir veya evlenebilir. Bu birliktelikten doğan çocuklar ise yasal sayılırdı.Savaş meydanında korkusuzluğuyla nam salmış Lynx, âşık olmaktan korkuyordu. Yine de Jane yavaşça onun kalbini çaldı.

Karşımızda tarihi bir roman var. Jane,  anneannesi tarafından; eski druid kültürüne göre yetiştirilmiş bir genç kızdı ve kanında akan bu kan, ona ve en küçük erkek kardeşine bazı özel güçler vermiştir; hayvanlarla anlaşabilmek, geleceği görmek, şifa yeteneği gibi... Jane'in kendisinden başka bir çok erkek ve kız kardeşi vardır ve seyis olan erkek kardeşi dışında hepsi evli ve çocukludur. Babası ve kardeşleri, Jane'i de evlendirmek istese de ne anneannesi buna yanaşıyordu ne de Jane; çünkü genç kızımız erkekleri oldukça korkutucu ve kaba bulmaktadır. Lakin ormanda karşılaştığı yeşil gözlü vaşak'ın daha sonra rüyasında bir erkeğe dönüşmesinden ve o erkeğin de kalenin yeni lordu olarak gelen İngiliz Lynx olduğunu görmesi ile şaşkına döner ve onu kendine tehdit görür ama Lynx, varis istemektedir ve bunun için de genç kızı kullanacaktır.

Kitabı okurken, William Wallace döneminde olduğumuzu gördüm. İskoç-İngiliz savaşları arasında dönen siyasi entrikaya ve savaşlara değindiği kısımları sıkıcı bulduğumu söylemem lazım. Tarihi sevmeme rağmen, ilgimi çekmedi. Ayrıca İskoç soylularının çoğunun da amma dönek ve hain olduğunu -yeniden- görmüş oldum. Tamam, kitap kurgu ama o dönemin tarihi gerçekleri ile paralel bir şekilde işlenmiş. Yani sonuçta hepimiz Cesur Yürek filmini izledik; adamlar mevcut feodal düzenin getirilerinin rahatlığını kaybetmemek adına kendi halkına ve ülkesine ihanet edebiliyor. Kitapta, sonradan İskoçya Kralı olmuş Robert Bruce da mevcut ve bu adamın nasıl İngiliz Kralına bağlılık edip, hizmet ettiğini görüyoruz. Ama ülkesine sevgi beslese de kral olmak için, işbirliği yaptığını görüyoruz. Biz buna her yerde ve herkes için "hainlik" diyoruz. Neyse, tarihlerine çok vakıf değilim, bu yüzden kitaptaki gibi mi gelişti cidden, bilmiyorum ama öyle ise İskoçya'nın neden bağımsız olmadığını görebiliyorum; soyluları yüzünden. Gerçi Robert, sonra kral olunca, bağımsızlığı kazanmış tarihte. Sanırım köprüyü geçene kadar ayıya dayı demenin daha az zarar verici olacağına karar vermiş, olabilir. Kısaca adamların tarihi kafamı allak bullak ediyor, bir garip yöntemleri var. Yarım yamalak bilmekten de kaynaklanıyor olabilir bu kafamın allaklığı. Neyse. Konuyu saptırdım baya.

Yazarın akışkanlığı yerinde, anlatımı hoş. Sıkılmadan-yukarıda bahsettiğim kısım hariç- okuyorsunuz. Jane ve Lynx arasındaki ilişkinin nasıl gelişeceğini merak ederek okudum ama aslında kurgu iyi olmasına rağmen, benim arzu ettiğim şekilde işlenmediği için üzüldüm. Fakat yazar, Jane'i bu kadar hızlı teslim etmese iyi olurdu; az biraz direnç görseydik de biz de eğlenseydik. Genel olarak, kitabın kelime hatalarını saymazsak, kitap fena değildi. Biraz daha bizi merakta bırakacak şeylere yer verilebilirdi ama bu hali ile de yeterince iyi. Aşk ve savaş konuları birbirine yakın bir seviyede işlenmiş olduğunu göz önüne alın ve ona göre kitabı okuyun. Yani %80-90 romantiklik var, diyemem. %60-40 şeklinde. Neyse, tamamen okuyucunun zevki meselesi. :D

Gerçi bana göre bu kitap 'çok satan' olabilecek kapasiteye sahip değil ama Amerika'da olmuş galiba. Veya yazar öyle bir yazar...

Puan: 10/8 

Kitap Fiyatı: 22 TL