aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2022 Cumartesi | By: YeniAy M.

Beni Seç Serisi "Beni Seç, Elit, Sonsuza Dek" Kitap Yorumları


KÜNYE

Yazar: Kiera Cass

Yayınevi: Dex Kitap

Yayın Yılı: İlk iki kitap 2013, Üçüncü Kitap 2014

Sayfa Sayısı: 304, 288, 292

TANITIM BÜLTENİNDEN

BENİ SEÇ

Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadeleyle geçen Seçim'i kazanmanıntek yolu Prens Maxon'ı kendine âşık etmek.

America içinse Seçim, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen'i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?

ELİT

Sarayda 6 kız... Savaş kızışıyor. "Babamdan gelen mektubu ellerimde tuttum. Aspen’in prenses olamayacağımdan emin oluşu aklıma geldi. Halk oylamasında en sonuncu olduğumu hatırladım. Maxon’ın haftanın ilk günlerinde verdiği şifreli sözü düşündüm... Gözlerimi yumdum ve kendimi yokladım. Bunu gerçekten yapabilir miydim? Illéa’nın yeni prensesi olabilir miydim?" Saraya 35 kız girmişti, şimdi 6 kız var. Ve artık Elitler Prens Maxon’ın aşkını kazanmaya çok daha kararlı. Zaman America’nın aleyhine işliyor. Biran önce karar vermeli. Çocukluğundan beri birlikte gelecek hayalleri kurduğu Muhafız Aspen mi? Yoksa nefes kesici romantizmiyle başını döndüren Prens Maxon mı? Kimi seçerse seçsin, aklı diğerinde kalacak. Ve Asi Kuzeyliler bu peri masalının mutlu sona ulaşmaması için ellerinden geleni yapacak.

SONSUZA DEK

Seçim, America’nın hayatını tamamıyla değiştirmişti.


Illéa’nın prensesi olmak için yarışmaya katıldığından beri, ilk aşkı Aspen’e hissettikleri ve Prens Maxon’a karşı gün geçtikçe artan ilgisi arasında kalmıştı.

Şimdi America için gerçekten de karar verme zamanı.
Savunduğu doğrular için mücadele zamanı.
İstediği gelecek için savaşma zamanı.
Sonsuza dek seveceği erkeği seçme zamanı.


Yayınlandığı tüm ülkelerde çok satanlar listesine hızlı bir giriş yapan Sonsuza Dek, Beni Seç ve Elit’ten sonra Seçim serisinin üçüncü kitabı. Uzun süredir serinin hayranları tarafından beklenen Sonsuza Dek’te Kiera Cass distopik fantazyayı peri masalıyla birleştiriyor ve unutulmaz bir ihanete imza atıyor.


BENİ SEÇ YORUMU:

Sonunda bir #roman serisine başladım. #Selection (Seçim) serisinin ilk kitabı olan #BeniSeç fütüristki bir gelecekte Amerika kıtsında kurulmuş küçük bir ülkede yaşayan America isimli bir kızın, ülkenin prensine eş seçimi için yapılan bir yarışmaya katılması ile başlıyor. Ülke genelinde seçilmiş 35 kız, prensi kendine aşık etmek için çabalıyor.

#Spoiler İşin özünde bizim kızımız istemeye istemeye yarışmaya katılıyor, sevdiği oğlan kendisinden ayrıldığı ve ailesinin paraya ihtiyacı olduğu için… Aslında bu konuda prense de oldukça açık sözlü davranır ama elbette prens, zamanla kıza aşık olur. Bizim ki de eski aşkı ile prens arasında kalıyor ve ona hisler beslese de pek farkına varamıyor. Tüm bunlara ek olarak bir de ülkenin kuzeyli ve güneyli isyancılarıyla uğraşmak zorundalar.

Belki bu şekilde anlatınca basit bir konusu varmış gibi görünebilir, çok aksiyonlu da değil ama bence yazar, kurguyu sırıtmadan, oturaklı yazmış. Çok ahım şahım bir kitap değil ama bence okurken zevk alabileceğiniz, size hoş zamanlar geçirtecek bir hikaye.

ELİT YORUMU:

Kızların sayısı artık 6’ya inmiştir ve mücadele biraz daha kızışmış gözükse de aslında kızışan tek şey America’nın Prens Maxon ve ilk aşkı Aspen ile olan gel gitleri olmuştur. Gerçi haksızlık etmeyelim America’ya Kriss isminde bir rakip de çıktı. Kızımız beni resmen hasta etti; iki erkek arasında gelip gitmeleri, Maxon ile olan iletişimsizliği ve hemen sonuca atlamaları, bir türlü kime ne hissettiğini anlayamaması… ağız burun dalasınız gelebilir. Gerçi Maxon da bence çok farklı hareket etmiyor, bu açıdan bakarsak tencere kapak olmuşlar. Diğer yandan evren /ülke hakkında biraz daha bilgi edindik; bazı yönlerden 1984 romanı gibi. Tarihi maniple noktasında ondan esinlenmiş olabilir, prenses seçmeleri de zaten biraz pamuk prenses masalından ilham gibi. Bu arada kralın aslında ne kadar despot ve pislik olduğunu görüyoruz, kıza karşı tutumu iyice kötüleşiyor ama oğluna karşı tutumu daha kötü.


Genel olarak hikaye çok güçlü bir kurgu örneği olmasa da ilki gibi hoş zaman geçirmeyi biliyor.


SONUZA DEK YORUMU:

#Selection serisinin son cildi #SonsuzaDek kitabı ile karşınızdayım. Elit biter bitmez buna başladım ve ertesi gün bitti. Kabul etmem gerekir ki akıcı bir dili var ve okurken genelde sıkmıyor. Gerçi America’nın aşk üçgeni artık gına getiriyor ama bu son kitapta bunu daha az hissediyoruz gibi. Asiler meselesi birçok yönden açıklığa kavuşuyor ve ikilinin ilişkisi nihayete eriyor, gerçi son anda Aspen olayı (tahmin ettiğim gibi) saatli bomba gibi patladı. Gerçi ben oğlanın önceden anlamış olmasını bekliyordum ama anlamamış tam olarak. 🤷🏻‍♀️


Şimdi gömelim!


Son kitapta bazı şeyler kanımca biraz fazla oldu bittiye geldi, özellikle de son bölümler için söylüyorum. Yani biraz daha zamana yayarak daha ince işlenmeliydi, bazı duygu vuruşları eksik ya da anlamsız geldi hatta son kısımda (#spoiler) ölenlerin kimisi için bir şey söylenmedi bile ve bazı karakterlerin hikayesi nasıl sonlandı bilmiyoruz bile. Yani bazı şeyler anlamsızdı. Bir an önce bitireyim demiş gibi yazar. Hiç yazmayın böyle bir psikolojide iseniz, daha iyi. Bununla beraber #dexyayınları çeviri konusunda gerçekten kötü bir iş çıkarmış, en önemlisi son bölümde; serinin genelinde “yaptık ettik” şeklinde geçmiş/geniş zaman dili benimsenirken kapanış bölümü şimdiki zamandı “geliyor, gidiyor, oturuyor, ona söylüyor” Böyle bir roman dili yok yav! Çevirmen mi değiştirdiler son kısımda ne oldu, anlamadım. Yakışmadı yayınevinin imajına.

Fiyatlar (sitelere göre değişim gösterir.)

Beni Seç: 62,30 lira

Elit: 29,40 lira

Sonsuza Dek: (Satış şu an yok)


2 Eylül 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Lydia'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa336
Baskı Yılı: 2018
TANITIM BÜLTENİ


"Okura her şey yeni başlıyor dedirtecek, şoke edici bir devam kitabı." - USA Today


"Redmerski serinin yeni kitabında yine en başarılı olduğu şeyi yapıyor: Ters köşe!" -New York Times



"Lydia tüm ezberleri bozuyor. Ağzınızın açık kalacak!” - Kirkus Review



Katiller Çetesi'nin tüm dünyada merakla beklenen devam kitabı Lydia'da sular durulmuyor. Her ne kadar Izabel ve Naeva, yepyeni kimlikleriyle planlarını gerçekleştirmeye çalışsalar da, ikili türlü badireler yüzünden ayrı düşer ve Naeva’nın hayatı tehlikeye girer. Naeva’yı kurtarabilecek tek kişi Izabel'dir ama özgürlük için ödenmesi gereken bedel fazlasıyla ağırdır ve Izabel'in Birlik'ten gizlediği korkunç sırrın açığa çıkması dengelerin de değişmesine neden olur.

Fazla uzayan serileri -istisnalar hariç- çok sevmiyorum, bir şeyi tadında bırakmak gerektiğini düşünürüm; Katiller Çetesi de bitsin artık dediklerimden ama bu, her yeni kitapla birlikte heyecan ve tadın aşağıya indiği manasına gelmiyor, sadece artık bir "son" görmeyi beklememden kaynaklı.

Lydia ile gerçekten her şey yeni başlamış gibi görünüyor, hiç aklımıza gelemeyen şoke edici bir bilgiyle - yahut biriyle demek daha doğru - karşılaşıyoruz. Bundan sonrası azcık spoilera girebilir...

Bizimki kitaba kötü bir kazayla başlayıp tam da umduğu gibi arzu ettiği yere gidiyor ama hesapladığından farklı olarak bu sefer "eğitimci" konumuna yükseliyor, "köle" olarak görmüyoruz. Onu bu şekilde görmek bence güzel bir ironi de olmuş. Sonuçta bu kadın zamanında cinsel köle iken şimdi nefret ettiği o eğitmenler, efendiler gibi davranmak zorunda kaldığı için kendi içinde de biraz çatışma yaşıyor. Biraz diyorum ama biraz daha mı çatışma görseydik, bu kadar kolay kabullenme olmasa mıydı, diye düşünüyorum ama diğer yandan Izabel'in geldiği seviyeyi düşününce de sanırım malum seviyede bir çatışma olduğuna kanaate daha yakın gibiyim, yine de en zayıf noktası olduğu için belki bir tık daha? diye düşünmeden edemiyorum. Neyse, çok önemli bir ayrıntı değil, bu kısma okuyucudan ziyade roman yazan biri olarak yaklaştım sanırım. Devam edelim.

Şu gizemli suikastçıların başını hala arıyoruz ve bizimkisi için bu köle pazarı gösterisi onun için güzel bir fırsat, eğer ortaya çıkarsa... Kara Kurt kitabında gördüğümüz iğrenç köle pazarının daha düşük seviyelisini burada da görüyoruz, gerçekten dünyada böyle şeylerin olması korkunç bir şey, keşke her şey ayyuka çıksa da millet ayaklanıp bir şey yapsa; duymak ile görmek çok farklı etkiler yaratıyor. Hatta ABD'deki pazara da şöyle bir üstü kapalı değiniliyor kitapta; en son seçimlerde gerçekleşen Pizza Gates vakasını bilen bilir herhalde, ister istemez akla bu geliyor kafadan. 

Tanıtım yazısındaki yorumların abartılı olduğunu söylesem de... Kitap heyecanlı mıydı? Eh işte, güzel miydi? Evet. Şaşırtan kısımlar oldu mu? "Huaaa" demesem de oldu. Kitap boyunca Fredirick ve Niklas'ın kızı korumak için kendilerince bir şeyler yapması vs. açıkçası Izabel açısından cidden bıktırıcı bir şey, artık rüşdünü ispat etmiş olduğunu düşündüğüm biri çünkü. Diğer yandan Victor ile Izabel'in ilişkisi kitap sonunda resmi olarak sona eriyor; Niklas ve Izabel için bir şans olur mu acaba? Şahsen bu ikisini daha çok yakıştırır oldum Kara Kurt kitabında. Hoş yeni kitapta hepsinin bir araya gelmesi baya zaman alacak bence, her biri ayrı ayrı başını belaya soktu da...

Biz yeni kitabı daha bekleriz gibi, şu an tüm seri çevrilmiş durumda. O zaman ben başka kitap yorumlarına geçeyim. :) 

(İnternet sitelerinde net fiyatı farklılık gösterebilir.)




29 Nisan 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Victor'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa352
Baskı Yılı: 2018
TANITIM BÜLTENİ
Profesyonel katiller bile kafa dinlemeye ihtiyaç duyar ama Victor için Izabel’le çıkacakları tatil, sevdiği kadınla baş başa kalmaktan çok daha fazlası demektir. Çünkü bu, Victor için bir tür kendini aklama fırsatıdır. Onu Niklas’la neden İtalya’ya yolladığını, Nora’ya olan ilgisinin ardındaki gerçeği ve daha pek çok konuyu açıklığa kavuşturmak için yakaladığı bir fırsat... Fakat yaşanan olaylar bazıları için tatillerin de sadece boş bir hayalden ibaret olduğunu gösterecektir.

5. kitap sonunda Victor ve Izabel tatil kararı almıştı ama kitabın başında görüyoruz ki bu tatil hiç de tam olarak tatil amaçlı değilmiş. Zaten daha tatil yapma fırsatı bulamadan ikili başlarını belaya sokuyor.

Şu ana kadar Izabel, Niklas ve Fredirick'in iç dünyasını, geçmişini ve pişmanlıklarını okuduğumuz seri Victor'un da araya katılması ile devam ediyor. Bu sefer Victor'un geçmiş günahları ve pişmanlıkları; iç çatışmalarına odaklı bir kitap var. Neyse ki aşk meselesi hala 2. planda ama yine de bu kitap, Izabel ile olan ilişkisini sarsacak ve tekrar sorgulamaya itecek şeylere gebe.

Victor, geçmişten gelen düşmanları ile yüzleşin, Izabel de Victor'u daha iyi tanısın... Bu kitap ilk üçe giremez ama 4. sıradaki yerini alır. Kendisinden önceki iki kitaba göre nispeten daha az heyecanlıydı; Niklas'ın iç alemlerini görmeyi daha çok sevmiştim ama Fredirik'ten daha güzel olduğu da kesin. Bizim Victor'un Niklas ve Izabel ile ilgili bir planı da varmış, plan tutsa idi ben mutlu olurdum aslında. :D

Ayrıca geçmişten gelen tek şey düşmanlar değil...

Kitap sonunda daha önceki kitaplarda bahsi geçen Meksika görevi için bizim Izabel yola çıkıyor ve yanında da geçmişten gelen Victor ve Niklas'ın da tanıdığı 'ortak' kişi de var. Doğrusunu söylemek gerekir ise Izabel'in babası ile ilgili bir fikrim var ama bakalım, ancak 7. kitapta ortaya çıkacak. O da bir iki aya kadar geliyormuş, inşallah.

Bu arada kitap fiyatı ile ilgili bir eleştirim var; bir önceki iki kitap 368 ve 400 sayfa ve 27,5 liraya satılıyor ama bu kitap 352 sayfa, 29,30'a çıkmış fiyat. Ephesus, serinin popülerliğini kullanıp okuyucunun cebini suistimal etmez ise seviniriz, sonra millet korsan okuyor diye yaygara koparıyor yayınevleri ve yazarlar!

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)

23 Nisan 2018 Pazartesi | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kara Kurt'



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa400
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ



“Redmerski yine aklınızı başınızdan alacak!”
–USA Today


“Kara Kurt okurlara yine karanlık ve tutkulu dolu bir macera vadediyor.”
–NY Times


“Redmerski, Katiller Çetesi’nde çıtayı hep çok daha yükseğe koyuyor.”
–Publishers Weekly



Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir.


Kara Kurt kitabı ile Izabel, Nora ve serinin Kara Kurt'u olan Niklas ile İtalya'da bir maceraya çıkıyoruz. Görünüşe göre Nora çok hızlı bir şekilde ekibe uyum sağladı... Niklas'ın Izabel konusunda korumacı tavrının 4. kitapta hissedilir olduğu ve 5. kitapta daha ayyuka çıktığını söylemem gerekir. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bir romantik duygu sezinlendim hatta baya baya gördüm...

Victor/Izabel hayranları kızmasın ama Izabel/Niklas'ı daha çok yakıştırır oldum. :P

İtalya görevi bir hayli zorlu bir görev; müşterileri yıllar önce kaçırılan kızını bulmalarını ve onu kaçıran kişiyi ona getirmelerini talep etmektedir... Köle ticareti yapan oldukça gaddar, güçlü ve tehlikeli bir kadının başında olduğu bir aile örgütü var karşımızda... Izabel için eski yaralar hatırlanacak ve onun için oldukça önemli bir sınav olacak.

Victor'un Niklas'ın sevdiği kadını öldürmesinin ortaya çıkmasından sonra Niklas'un bu görevden istifade edip ağabeyinden intikam almak uğruna Izabel'i kullanabileceğini düşünmüştüm ama pek de öyle olmadı, aslında bu da Niklas'ın ailesine hala ne kadar bağlı ve sadık olduğunu gösteren bir durum. Ayrıca Izabel'e verdiği değerin de bir göstergesi... Yine de ağabeyinin 'kumdan kalesine' tekme atmadan geri durmayacak, sonuçta Niklas bu, uslu duracağını kim söyledi? :)

4. kitaptan sonra en sevdiğim 2. kitap. Yani ilk üç sıralamada; 4-5-1 var... :) 7. kitap ile bu sıralamada değişiklik olabilir... Siz bu yorumu okuduğunuzda 6. kitabın yorumu da hazır olacak. Açıkçası son 3 kitabı 3 gün içerisinde bitirdim ama yorumu yazmak biraz daha vakit aldı. :)



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
20 Nisan 2018 Cuma | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kötülük Tohumları'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa368
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ


"Kötülük Tohumları'yla Redmerski, okurlarını yeniden tadına doyulmaz, karanlık bir maceraya çağırıyor."
-The New York Times-
"Redmerski, Katiller Çetesi'nin bu yeni kitabında da hedefi on ikiden vuruyor."
-USA Today-
"Kötülük Tohumları'nda karanlık sırlar tek tek ortaya dökülürken, çoktan bağımlılık yapmış bu seriye okurlar bir kez daha hayran kalacak."
-Wall Street Journal-
Victor Faust'un yeni Birlik'i hızla büyümektedir. Fakat çete üyeleri arasındaki ilişki, beklenmedik bir düşmanın, örgütteki kişilerin sevdiği insanları kaçırmasıyla derinden sarsılır. Düşmanın, kaçırdığı kişileri serbest bırakmak için çetenin karanlık sırlarını kendisine itiraf etme koşulu koymasıyla da işler iyice karışır.
Oysa Nora adında, genç ve güzel bir kadın olan bu son derece tehlikeli düşman, çete üyelerinin birbiriyle ilgili bildiklerinden çok daha fazla şeye vakıftır. Gelgelelim örgütün elinde bu kadına dair hiçbir ipucu yoktur. Üstelik çok geçmeden kadının gerçek niyeti tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıp Birlik’i yeni başlangıçlar yapmaya zorlayacak ve hatta yıkıma sürükleyecektir.

Hemen kafadan yazacağım; açık ara 6 seride en sevdiğim kitap, 4. kitap oldu. Oldukça hızlı bir giriş ile hikayemiz başlıyor; Nora denen kadın bizimkileri öyle bir sıkıştırıyor ve itiraflar alıyor ki Birlik içinde gerçekten ciddi yaralar, çatlaklar açılıyor; bilhassa Victor ve Niklas arasında. Bizim Izabel ise Nora'nın karşısında öyle bir sırrını açığa vuruyor ki son kitapta bu kısım açıklığa kavuşacak diye düşünüyorum(7. kitap yolda).

Şahsen gece başladım, ertesi gün en geç öğleden sonra bitirdim, yani 24 saat olmadan kitabı bitirdim ve bir diğerine başladım. Oldukça sürükleyici, eğlenceli ve heyecanlıydı; uzun zamandır beni böyle esir alan kitap okumamışım, yazarı tebrik ederim. Açıkçası 2. ve 3. kitap beklentimin altında ve sıradan gelmişti, bu yüzden sırf seriyi bitirme adına kitapları okumaya devam etme kararı almıştım ama 4. kitap ile beklentilerimi yeniden yükseltmeyi başardı.

İlk üç kitap karakterlerin iç dünyaları ve aşklarına odaklanmış iken 4. kitap ile artık Birlik/Örgüt vs. konularına giriyor, aşk 2. plana geçiyor... Yani kitap, isminin hakkını vermeye başlıyor. Bu şekilde yazmaya devam Bayan Redmerski! :) 



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)

25 Şubat 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Sırtımızdaki Hedef




KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ


Sözünü tutmanın en iyi yolu asla söz vermemektir.


Pek de uzun olmayan bir zaman önce, Vegas’ta bir şapelde, hayatımın geri kalanı boyunca Karissa’yı seveceğime dair yemin ettim. Fakat kimseye sonsuz yarınlar bahşedilmemişti. Kimseye sonsuzluk sözü verilmemişti. Bazen elimizde tek kalan bugündür.


Carpe Diem
Ânı yaşa.


Şimdiye dek her şey bitmiş olmalıydı, biz mutlu olmalıydık fakat insanlar huzur içinde yaşamamı güçleştiriyordu. Ellerimde öyle çok kişinin kanı vardı ki temizlenmesi asla mümkün değildi ve orada bir yerlerde, birisi yaptıklarımı bana ödetmeye kararlı gibiydi. Sonsuza dek mutlu, her zaman bir bedel ile birlikte gelirdi; her adamın ödemeye hazır olduğu bir bedel. Ancak bu olacakları oturup bekleyeceğim anlamına gelmiyordu.


Çünkü söz konusu sevdiğim kadın olduğunda… uğruna savaştığım yaşam olduğunda…


Kimse güvende değildi.

Canavar Serisinin 3. ve son kitabı. Tahmin ediyorum ki bundan sonra serinin devamı gelmeyecek. Şahsen gelmemesinden de yanayım çünkü ötesi fazla zorlama olur, her şeyi tadından bırakmak güzeldir.

Uzun bir aradan sonra Karissa ve Naz geri döndü! En son onları evli ve mutlu bırakmıştık; öncesinde yaşanan olayları düşünür isek ne kadar mutlu olunabilirse o kadar aslında. Naz, sevdiği kadın için eski hayatına sünger çekmeye çalışırken eski hayatı onu tamamen terk etmek niyetinde değildir. Naz ve Karissa yeni tehditlerle uğraşırken Naz'ın geçmişinden çıkagelen biri ortalığı karıştıracaktır; Lorenzo dost mudur yoksa düşman mıdır? Naz'dan istediği nedir? Hepsi ve fazlası Sırtımızdaki Hedef kitabında. Hareketlilik kitabın yarısından sonra başlıyor diyebilirim.

Üçlemeye şöyle bir göz gezdirdiğimde ortalamanın bir tık üstünde bir seri olduğunu söyleyebilirim sanırım. Ne çok iyi ne de kötü; zaman geçirmek için fena bir seçenek olmaz. Yalnız erotik kısımları sırf okuyucu istiyor diye sağa sola sıkıştırdığı izleniminden hala kurtulamadım. Yalan yok bu tür romanları ilk başlarda seviyor, zevkle okuyordum ama artık itici buluyorum. Kurgunun önüne geçen ve zorlama eklemeler gibi geliyor.

Serinin ilk kitapları hep 'canavar' lı olunca bu seferkinin isminin böyle olması da üçleme ismini bozmuş gibi, siz ne dersiniz? Şahsen yazarın farklı bir kitabı olduğunu düşünebilirdim.

Serinin ilk iki kitabı:
1. Gözlerindeki Canavar
2. Ruhumdaki Canavar


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)



21 Aralık 2017 Perşembe | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kuğu ve Çakal'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa400
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ


“Muazzam bir kitap daha”
-The Book Enthusiast-


“Kesinlikle çok çarpıcı. Beklentilerimin çok ötesinde.”
-Nikki Arivel Larazo-


“Başından sonuna kadar harikaydı. Bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum.”
-Catherine Duffy-


Fredrik Gustavsson hiçbir zaman aşka inanmamış ve kimsenin karanlık hayatını kabul edebileceğini düşünmemiştir. Ta ki en az kendisi kadar tekinsiz Seraphina’yla karşılaşana dek... Fredrik ve Seraphina beraber dopdolu iki sene geçirmiş ve aşkın en karanlık halini tatmıştır. Fakat bir gün Seraphina Fredrik’i geride bırakıp kayıplara karışır.
Gelgelelim Fredrik Seraphina’yı bulmaya kararlıdır. Fredrik’in elindeki tek koz ise Cassia adında, hafıza kaybı yaşayan masum bir kızdan başkası değildir. Fredrik’in Cassia’nın yaşananları hatırlaması için çabalamaktan başka şansı yoktur. Ve bu esnada hiç umulmadık olaylar yaşanır ve Fredrik kendini türlü açmazın içinde bulur.
Katiller Çetesi’nde macera Sarai ve Izabel’in ardından devam ediyor, gerilim iyiden iyiye tırmanıyor. Kuğu ve Çakal J.A. Redmerski’nin dünya çapında büyük yankı uyandıran serisinin üçüncü kitabı.

Geldik bir serinin yeni kitabına daha; Kuğu ve Çakal ismi, kitabın sonlarında daha bir anlam buluyor, gerçekten. Yani Cassia gerçekten tam bir Black Swan hikayesi; okuyunca demek istediğimi anlayacaksınız. Fredrik de zaten Çakal lakaplı biri olduğu için tam uymuş isim. Kafadan isim yorumuyla girdim. :P Yine de Kuğu'luğuna kitabın sonunda değil de başlarında ve ortalarında da birer kere değinseydi keşke. :)

Aslında isim açıklamasından ve tanıtım yazısından da anlayacağınız gibi 3. kitap tamamen Fredrik ve Cassia ikilisi üzerine odaklanmış. Elbette yer yer Victor, Izabel, Niklas  vs. ekibin hepsini görüyoruz... Bu açıdan bakar isek eğer 3. kitap Katiller Çetesi'nin o hareket ve entrikalarından uzak, daha çok Fredrik'in iç dünyası ve geçmiş sorunları üzerine yazılmış.

Kitaba ilk girişle birlikte Fredrik ve Cassia arasındaki halihazırda olan yakınlık, etkileşim okuyucu için kafa karıştırıcı hatta kurguda bir zayıflık gibi geliyor ama işin özünde, kitabın sonunda ortaya çıkan bir gerçekle birlikte meselenin özü de açığa çıkıyor. Cassia ile ilgili şüphelerim vardı ve aslında şüphelerimde nispeten haklı çıksam da bu şekilde bir şey beklemiyordum, yazarı tebrik ederim. Yazarın dili, anlatımı vs. diğer iki kitabın tadında ilerliyor ama açıkçası kurgu, diğer ikisinin heyecanını çok vermedi desem yeri. Ayrıca Fredrik karakterini de bir hayli abartı buluyorum, niyeyse yazarın en sevdiği karaktermiş izlenimi verdi, gerçi ben de seviyorum. 😃

Bunun dışında aradığım lezzeti tam bulamasam da genel olarak güzel, hoş vakit geçirten bir kitap oldu. Puanlarken 3 ila 3,5(ortalama ile iyi) arasında kaldım. Doğrusu 3,5 üstünde bir şey vermek de zor.
(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

27 Kasım 2017 Pazartesi | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Izabel'



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa368
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ

"Sayfaları çevirmekten kendimi alamadım. Muhteşem!"
-Kelly Mcbride-
"Izabel'i ilk kitap gibi çok sevdim. Biraz kan, biraz gözyaşı ve tabii ki bolca aksiyon."
-Devan Fox-
"Izabel'de karakterler öyle güçlü ve canlı ki onlarla vakit geçirmek insana tarifsiz bir zevk veriyor."
-Jennifer Kyle -

Onu esaretten kurtaran katiller çetesiyle karanlık bir hayat sürmeye kararlı olan Sarai, acımasız bir sadistten intikam almaya karar verir. Ama Sarai'ın pervasız halleri onu asla geri dönemeyeceği bir yola sürekler. Öte yandan Arthur Hamburg'un sağ kolu Willem Stephens da Sarai'ın peşindedir. Fakat Izabel kimliğine bürünen Sarai'ın geçmek zorunda olduğu bambaşka bir sınav vardır ve bu son sınav aynı zamanda genç kızın Victor Faust'a olan güvenini de sorgulamasına neden olacaktır. Sarai'ın devam kitabı olan Izabel okurları yine karanlık, ölümcül ve heyecan dolu bir serüvene çağırıyor.
Katiller Çetesi'ne bir sene sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sarai'yi en son Dina'nın yanında, sıradan ve sakin bir hayat sürerken bırakmıştık. Aradan geçen 8 ay sonra, Sarai, bu sıradan hayatın hiç de ona göre olmadığına karar verir. Dahası kanın tadını bir kere almış köpek balığı gibi, daha fazlasını arzulayarak yarım kalmış bir işi bitirmek için Los Angeles'a geri döner.

Elbette bu zaman zarfında Victor'dan tek bir haber dahi alamamış, en sonunda onu unuttuğuna ve umursamadığına ikna olmuştur. Yine de Sarai amacından vazgeçmeyecektir ve daha önce Victor'un vazifesi aracılığı ile tanıştığı sapkın iş adamını öldürmek için lokantasına geri döner. Lakin işler hiç de umduğu gibi gitmez.

Bundan sonraki yaşanan olaylar Sarai'nin Victor ile yeniden bir araya gelmesine ve bu Katiller Çetesi'nin içine daha fazla girmesine neden olacaktır. Elbet bir de Victor'un kardeşi 'Nikalas' sorunu var ki bu oğlanın olayını, doğrusu; başta anladım,lakin her şeyin açığa çıktığı olay öncesinde yaşananları görünce "Yok ya, öyle değilmiş herhalde." dedirtti yazar. Bu açıdan kendisi tebrik ederim, kendimden şüpheye düşürttü. :D

Aslında ilk kitabı ikinci kitaptan daha çok sevdiğimi ve daha başarılı bulduğumu söylemem gerekir; ilk kitaba 5 üzerinden 4 verirken; bu kitaba da 5 üzerinden 3,5 veriyorum. Neden tam olarak bilemiyorum(beklentim belki fazla yüksekti) ama olayların gidişatı ve karakterler arası konuşmalar bana biraz ortalama geldi; üzerinde biraz daha durulup, geliştirilseydi daha iyi olurdu. Karakterlerin konuşmasına da biraz taktığımı söylemem gerek; yani erkek karakterlerin hemen hemen hepsi de aynı tarz konuşması, sanki hepsinin aynı torbadan çıkmış gibi hava vermesine sebep olmuş; bu da karakterlerin kendilerine özgünlüklerini kaybettirmiş.  Sarai'nin kana susamışlığını da ancak son sayfalarda görüp, algılayabildim; öncesinde bana sadece intikam isteyen ve hayatı için kiralık katil olmayı seçen bir kadın portesi ötesini çizemedi. Sadece Victor'un sözleriyle kana susamışlığını 'biliyoruz' ama açıkçası 'göremiyoruz'... Sonuçta Victor da yeri geldiğinde intikam alan kiralık bir katil ama kana susamış değil. Fredirick'in deliliği bile daha iyi gösterilmiş.

Şimdilik söyleyeceğim bu kadar, inşallah 3. ve 4. kitaplar daha başarılıdır.
                                               (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
12 Kasım 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Bitmeyen Aşk


KÜNYE


Yazar: Gail Carson Levine
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 256
Baskı Yılı: 2009(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Aşık olmak kolaydır...
Günlerinin sayılı olduğunu bilen Kezi için bile aşık olmak kolaydı. Her ne olursa olsun, Akkan Rüzgar Tanrısı Olus'a sırılsıklam aşık olması kaçınılmaz olan kezi'nin aşkı daha yeni bulmuşken ölümü kabul etmesi ise zor olacaktır.
Olus açısından bakıldığındaysa, Rüzgar Tanrısı'nın,Hyte şehrinin ölümlü güzeli olan yetenekli dansçı ve halı dokuma ustası Kezi'ye aşık olması da kolay olacaktır. Ancak Kezi'nin ölüme yaklaştığını görmek onun için dayanılmaz hale gelir.
Aşk, Kezi'ye kaderiyle savaşma arzusu verirken Olus da korkularıyla yüzleşme gücü kazanır. Kezi kaderini sorgulayarak karanlık yerlerde doğruyu aramaya başlar. Ama tek taraflı çaba yetmez ve Olus da kendi sınavının acısını çeker. Ayrı ayrı yerlerde, demir ağlı örümcekler, ölüler diyarının zalim hükümdarı, gizemli Kader Tanrısı ve Akkan tanrılarının sınavlarıyla mücadele etmeye başlar. Eğer başarılı olurlarsa, birlikte olacaklardır; başaramazlarsa, Olus bir kayıpla yüzleşecek ve Kezi en yüce fedakarlığı yapmak zorunda kalacaktır.

Tanıtım yazısı hikaye hakkında yeterli bilgi verdiği için ben doğrudan kurgunun kalitesi hakkında yorum yapacağım. Açıkçası romanı beğenmedim; 1. tekil şahıs, şimdiki zaman dilimi kullanılmış(geliyorum, gidiyorum, yapıyorum, görüyorum şeklinde olmuş hep) ve bu da benim tercih edeceğim bir zaman kalıbı değil; çevirenden mi kaynaklı yoksa yazarın kendisinden mi bilmiyorum; Uyumsuz serisi de bu şekildeydi ama kurgu güzel olduğu için, fazla göze batmıyordu ama maalesef bu kurgu yalın, düz ve üstün körü bir şekilde tasarlanmış; her şey oldu bittiye geliyor. Betimlemeler deseniz minimum seviyede tutulmuş. Genel olarak başarısız bulduğum bir çalışma, wattpad'de bile bundan kat ve kat güzel kurgular ve yazım dili kullanılmış romanlar var, buna harcanacak zamanı onlara verseler daha iyiymiş. Biraz ağır eleştirmiş olabilirim ama gerçek bu.

Şahsen kapak resmini de beğenmedim, biraz daha özenli ve daha ilgi çekici olsaydı keşke, epsilona yakışmıyor böyle kapaklar. Bu kitabın yazarının New York en çok satanlar listesinde olması ama Türkiye'de bu kadar ilgi görmemesi bana bir kez daha her yazarın ya da yazdığının 'best seller' olmaya layık olmadığını da hatırlatıyor aslında. Kaldı ki zaten x ülkede çok sattı diye bizim ülkede de satacak diye bir kaide yok ama her kitabı da alıp çevirmediklerine göre beğeneceğimizden emin oldukları kitaplara yatırım yapıyorlar. Büyük olasılıkla yayınevi için de hayal kırıklığı uğratan bir kitap olmuş olmalı. Hikaye içeriğine vs. bakınca nasıl böyle bir hata yapmışlar şaşıyorum. Verdiğim paraya da harcadığım zamana da değmedi.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

25 Şubat 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 2

 "Sihirli Bahçenin mucizeleri devam ediyor."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa320
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ
Herkes, o gizli bahçeye girmeli ve aşkın tadına bakmalı...


Küstah CEO Kim Joo Won ile gururlu dublör Gil Ra Im’in şans eseri tanışmaları ve vücut değiştirmeleriyle başlayan son derece komik, bir o kadar da romantik olan hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor!


Aşkları, Deniz Kızı gibi köpüğe mi dönüşecek, yoksa kendilerini Harikalar Diyarında mı bulacaklar? Heyecan dolu bu modern peri masalı, ikinci kitabıyla sonuca ulaşıyor.


Yanlışlıkla kendini Ra Im’in hayatında bulan Joo Won, bu tatlı sert kadına karşı gelişen hislerine anlam vermeye çalışırken kendisiyle de hesaplaşmaya başlamıştır.
Ra Im, gönlünü kazanmaya çalışan bu yakışıklıya rest çekmekte ve kendi duygularını inkâr etmekte ısrarcıdır.



Kavga ettikçe daha çok yakınlaşan çift, farklılıklarının üstesinden gelmeye uğraşırken bir yandan da geleceklerini etkileyecek pek çok farklı mücadeleye girerler.


Zengin, yakışıklı ve zeki Joo Won ile fakir, güzel ve yetenekli Ra Im’in gelgitli aşklarında karmaşa ve sorunlar son bulmazken çevrelerinde de yine aşk, gurur ve gözyaşı hüküm sürmektedir.


Âşık olmak belki de bahçeyle ilgilenmek gibidir. Sizin bahçenizde de güzel çiçeklerin açması dileğimle. Hafif hoş rüzgârların esmesi dileğimle. Parlak güneş ışığının parlaması dileğimle. Ayrıca bazen sihir gibi yağmurun yağması dileğimle.

Serinin ikinci ve son kitabı. En son bizimkiler tekrar eski vücutlarına geri dönmüşlerdi. Sonunda kendi hayatlarına geri dönmeyi başarmışlarsa da yavaş yavaş Joo Woon ve Ra Im birbirinden kopamaz hale geleceklerdir ama Woon'un annesi, bu ilişkiyi onaylamayıp engellemek için elinden geleni yapacaktır.

Diğer yandan Oska da kendi sorunları uğraşmakta eski sevgilisinin açtığı yaranın tamamen kapanmadığını idrak ederek artık karşı saldırıya geçme kararı alacaktır, diğer yandan da kariyeri ile ilgili sorunlarla boğuşacaktır.

Son kitapta neden Woon ve Ra Im'in bedenlerinin değiştiğine ve bunun ardındaki kişiye de tanık oluyoruz. Kitabın sonunda ise ikilinin ilişkisi ya tamamen son bulacak ya da tamama erecek. :)

Woon'un annesine o kadar sinirim ki feodal dönemlerde yaşadığını zanneden kibirli bir pislik! Gerçi oğlu da Ra Im ile karılaşana değin ona benzer bir kişilik sergiliyor olsa da anası kadar kötü değildi ve Oska... Tatlı ve samimi Oska'mız kesinlikle bu aileye ait olamaz. Ben Oska'nın yanındayım. :D

Genel olarak kitap, bir öncekinin akıcılığında ve temposunda devam ediyor. Betimleme konusunda yaptığım şikayeti bu kitapta yapmayacağım, neden bilmem ama bu sefer öyle çok eksikliğini hissetmedim; alıştığım için mi tarzına? Emin değilim ama birkaç kelime hatasına denk geldim. Ayrıca kafam karıştı, biri beni aydınlatsın. Gizli Bahçe, bizimkilerin Jeju Adasında denk geldikleri lokantanın olduğu yer değil miydi? Woon'un evi de Water House değil miydi? Evinin bir bölümüne Gizli Bahçe ismini mi verdi bu oğlan da kaçırdım okurken? Woon, çok kez Gizli Bahçe'de betimlendi ama evinden bahsediyordu. Genelde dikkatli bir okuyucu olsam da hata bende mi yoksa çeviri de mi? O kısmı çözemedim. Ya da yazarın kendisinde?

Genel olarak seri hakkında fikrime gelince; okumaktan zevk aldığım, bana hoş zaman geçirten bir seri olmasına karşın betimleme gibi konularda daha fazlasını beklerdim. Senaryoya birkaç betimleme ekleyerek düz metin haline koyup yazmışlar gibi. Genelde kitaplar, film ve dizilerden daha ayrıntılı ve daha farklı sahneler de içerir. Eğer dizi/kitap arasındaki ilişki birbirinin aynısı olacak ise bir daha bir Kore dizisinin kitaba dönüşmüş halini almama gerek yok. Zira zaten izlediğimin birebir aynısını sunacaklar, salak mıyım ben?

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
15 Şubat 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 1

 "Birbirine iki zıt kişinin ruhları yer değiştirir ise ne olur? Erkek bedeninde bir kadın; kadın bedeninde bir erkek... Gizli Bahçe, dizisinden sonra şimdi de roman olarak beğenimize sunuldu."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa280
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Diziyi sevdiyseniz, kitaba bayılacaksınız! Önceden fark edemedikleri benliklerini, ancak ruhları yer değiştirdikten sonra fark eden iki kişinin kendi vücutlarını geri almak için girdikleri aşk kokan yarış.
"Parasız, tipsiz bir erkeği affetsem bile yumruğu yavaş bir erkeği affetmem." İstese de gizleyemeyeceği, ucuz makyaj yapsa bile göz alıcı bir güzelliğe sahip,
"Neden aksiyon dublörlüğü yapıyorsun?" diye sorulduğunda "Kaderim." diye yanıtlayıp gülümsemesiyle ışıldayan, Yemek yedikten sonra kendi hesabını kendi ödeyen, Kaba ve kötü biriyle karşılaştığında ona sert bir uçan tekme atan kız. Gururum incinse de, bu garip kızı sürekli özlüyorum.
"Tanrı kesinlikle kadın olmalı. Bu yüzden beni yarattı." Zaman ve duygu israfı yapmak istemeyen, anlaşmalı evliliğin en iyi romantizm olduğuna inanan; düşüncesiz, olgunlaşmamış ve şeytani fikirlerine bakılırsa, Tanrı'nın bu insanı yaratırken bir an uyukladığı kesin. Başkasının acısını umursamayan, başkasının duygularını hiç umursamayan bu adam, tatlı ama bir o kadar da tehlikeli.
Secret Garden, Onedio.com'un "İzlemeniz Gereken 15 Kore Dizisi" listesinde 1. sırada yer alıyor. Güney Kore'nin en fazla bilinen ve sevilen dizisi. Karakterleri Gil Ra Im (Ha Ji won) ve Kim Joo Won (Hyun Bin)'un canlandırdığı; zaman zaman güldürecek, zaman zaman ağlatacak mükemmel bir dizi. İtinayla Tavsiye Edilir!
-Onedio.com-

İzlediğim ilk Kore dizileri arasında yer alan Gizli Bahçe'nin kitabının da yazıldığını duyunca bir hoş oldum. İlk başta alıp almama konusunda kararsız kalsam da romanlaşmış halini merak ettiğimden aldım. Ayrıca dizi ile alakalı çok fazla şeyin aklımda kalmadığı için sıfırdan izliyormuş gibi olacağını düşündüm.

Gerçekten de sıfırdan izler gibi oldu ama elbette okudukça bazı sahneler aklımda canlandı. Bazı şeyleri ise tamamen unutmuşum. Örneğin Oska'nın nasıl göründüğü, yaşı ve genç yönetmen/müzisyen çocuk... Gizli Bahçeye nasıl gittikleri gibi şeyler... Okuması zevkliydi, hem okuduğum ilk Kore romanı olduğu için de ayrı bir heyecan duydum. Genelde dizilerini sevdiğimden romanlarının da çevrilmesi gerektiğini düşünmeye başlıyorum. Yayınevlerine duyurulur. :)

Genel olarak kitabı beğendim; dil akıcı idi ve hoş bir de kurgu olduğu bir gerçek. Lakin... Buraya koca bir LAKİN koyuyorum.... Kitabın ciddi bir eksiği var; betimleme. Bu ciddi bir eleştiri noktası olmak zorunda. Çünkü benim için çok büyük bir şey. Dahası eminim bir çok ciddi okuyucu için de büyük bir şey. Çünkü betimleme, karakterler ile özdeşmemiz, ortama akabilmemiz için çok önemli bir şeydir ki zaten kitabı, kitap yapan da betimlemedir. Böyle bir eksiği cidden beklemiyordum. Şaşırdım. Biraz rahatsızlık duysam da bende devamını okuma isteğini alıp götürmedi. Yine de büyük eksiklik olduğunu tekrar vurgulamam gerekir. Çünkü gerek çevre gerekse karakterlerin iç seslerinin betimleme eksiği her şeyin bir çırpıda olmuş bitmiş havası vermesine neden olmuş. Sanki senaryoyu almışlar, biraz ekleme yaparak roman diye kastırmışlar havası vermiş. Yazarın bilgilerine bakınca daha önce ciddi bir roman çalışması yapmışlığı yok gibi. Genelde oyun ve kısa hikayeler yazmış... Acemiliğinin kurbanı mı oldu ki? Yoksa çeviri ile mi alakalı? Bilemiyorum. Biz artık ikinci kitaba yol alırken, bu yorumun sizi hevesinizi kaçırmanıza izin vermeyin. Bu, sadece kitabın önemli eksiği olarak vurgulamak istediğim bir durum. Kurgunun güzelliğini bozmamış. Rahat olun. :)

DİPÇE: Kapak tasarımı, posterler ve cildi de çok hoş. Kitap, baya hafif geldi elime ki neden bilmem bu bana hoş bir his verdi.

Teşekkürler. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
9 Şubat 2017 Perşembe | By: YeniAy M.

Secdedaş

 "Aşığın aşkına gönlünden, ruhundan, özünden sözler, şiirler... Aşk ile, sevda ile... Masumca ve en önemlisi GERÇEK. Sureti değil, ruhu sevmek. Nefis için değil Allah için sevmek."



KÜNYE
YazarNail Azbay
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa192
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Evlenirken sadece "eş" almayın!
Bir ömür secdeye birlikte varacağınız "secdedaş" alın. 
Buluşma adresiniz, "secde" olsun.
Günde beş vakit buluşun.
Aralara teheccüd ve kuşluk vakitlerini de sıkıştırın.
Dua edin, şükredin, Yaradan'a (c.c.) hamd mesajları gönderin.
Bir demlikte demlenen çay misali, ömrünüzü birlikte demleyin.
Birbirinize sadece eş değil, "secdedaş" olmanız duası ile...

Deneme yazıları ve şiir, benim sevdiğim tür arasında son sırada bile yer almıyor ama bu demek değil ki asla okumam. Nail Bey, nezaket gösterip kitabını imzalı bir şekilde bana ulaştırdı ve elbette ki bana da kitap kurdu biri olarak, okumak düştü.

İsmi baya bir ilgimi çekti, bu yüzden itiraf etmem lazım ki kitabı, okumam için öne çeken ana nedenlerden biri oldu. İlk sayfalardan itibaren kitap, resmen aşk kokuyor; sevdiğine ve sevdiğini gönlüne yerleştiren Rabb'ine. 

Tasavvuf Deneme Yazısı olarak da tabir edebileceğimi bu kitap, Nail Bey'in sevdiği hanıma karşı duygularını; yazı ve şiire dökerek itiraf etmesini dahası evlenme teklifi etmesine şahit oluyoruz. Bir nevi bu evlenme teklifine ve aşka; okuyucularını da Allah ile birlikte şahit tutmuş.

Bir hanım olarak oldukça romantik bulduğumu ve kolay kolay hiçbir hanımın da bu teklife ret cevabı veremeyeceğini düşünüyorum. Duyguların sözlere ve mısralara dökümü de beni etkiledi, kalbime hiç dokunmadı dersem yalan olur. Hanım kardeşimiz oldukça kısmetli, maşallah. Bu kitap, güzel de bir anı olmuş oldu onun için. İnşallah ikisi birlikte mutlu mesut yaşarlar hem bu ömrü hem de ahiret ömrünü. 

Böyle güzel bir kitabı, herkese tavsiye ederim. Bilhassa erkeklere; insan nasıl sevmeli? sorusuna güzel bir cevap olmuş. Teşekkürler Nail Bey.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
17 Ekim 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

Ejderha Serisi - Ejderin Büyüsü

"Özgür olmayı seven Keita ve Yıldırım Ejderi Kurnaz Ragnar; diğer yandan Diyar'a yaklaşayan tehlike... Ejder ailesinin maceraları devam ediyor ve hız keseceğe benzemiyor."



KÜNYE
Yazar G. A. Aiken 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa445
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
Bana baktığınızda ne gördüğünüzü biliyorum. Dünyanın en güçlü iki ejderha soyundan doğan, çekici ve tatlı dilli bir kadın. Bu durum, bana ilgi duyan herhangi birini kuyruk mesafesinde tutabilmem için, en sağlam savaş zırhlarından bile daha güçlü bir kalkan yaratıyordu. Ta ki onunla karşılaşana dek. Issız Kuzey Elleri'nden gelen savaşçı, büyücü ve barbar savaş beyi, Kurnaz Ragnar. Ragnar ondan öncekilerin aksine, parmak ısırtan çekiciliğim ve çarpıcı gülümsememe teslim olmayı reddediyor. Yavan, faydasız ve her ne kadar cinlerimi tepeme çıkarsa da, aptal biri olduğumu düşünüyor ve beni başından savmaya çalışıyor. Ama ben hiçbir erkeğin beni görmezden gelmesine izin vermeyeceğim. Ona insafsızca sataşmam, işkence etmem ve en sonunda, yani tuzağım tamamlandığında, onu dizlerinin üzerine çöktürmem için beni tahrik etmekten çekinmeyen şu Kurnaz Ragnar, pek yakında değerimin, yeteneklerimin ve güçlü irademin farkına varacak. Hem de zor yoldan.

Kitap dostum serinin kitaplarını göndermeye devam ediyor. Fakat sanırım ilk kitaptan sonra küçük bir hata yapıp son kitabı göndermiş ve ben, diğer kitapların gelmesini bekleyebilecek kadar sabırlı hissetmiyorum. Bu yüzden elimdeki kitap biter bitmez hemen bu kitaba geçtim. Zaten Gölge Varlıklar Serisi gibi; Fearghus ve kardeşleri için birer kitap şeklinde yazılmış. Yani her bir kitap, kendilerine özel bir macerayı konu alıyor ama önceki kitaplarda okuduğumuz karakterler ve olayları ile de dirsek temaslı gidiyor. İç içeler yani. Yine de öyle büyük bir kopukluk yaşamadım. Sadece -doğal olarak- tanımadığım birkaç karakter seriye dahil olmuş ama bağlantıyı kurmak da zor değil. Bu yüzden son kitabı okumak bende sorun olmadı.

Ejderin Büyüsü(4.kitap) ilk kitaba göre daha hareketli ve diğer karakterlerin de işin içinde olduğu dolu dolu maceraların yaşandığı bir roman olmuş. Karakterlerin birbirleri ile olan ilişkisi hoş bir mizahi yön katmış ve elbette ki kendilerine ait özgün kişilikleri de çok güzel bir artı. Şahsen bu Fearghus ve ailesini ve de dahi eşlerini çok sevdim. Yazar, oldukça güzel bir evren kurgulamış ve sırıtan tek bir yanı dahi yok.

Sekiz kitaplık Ejderha Serisinin şu ana dek 5 tanesi çevrilmiş vaziyette. Darısı diğer kitapların da başına. Seri yarım kalmamalı, değil mi? :)

DİPÇE: Sonunda gönlüme göre bir kitap puanlama cetveli buldum ve aşırıp kullanmaya başladım. Nasıl? Bu şekilde artık buçuklu puanları da daha kolay vereceğim. Yakında puan cetvelini güncellerim. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

7 Ekim 2016 Cuma | By: YeniAy M.

Ejderha Serisi - Ejderin Aşkı


"Bir ejder ve bir insanın aşkı... Görünürde imkansız olan bu aşkın sonu nasıl bitecek?"


KÜNYE
Yazar G. A. Aiken 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa391
Baskı Yılı: 2013
TANITIM BÜLTENİ
İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınız.
Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.
Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?
Despot ağabeyini öldürmenin peşindeki Kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.
Kanlı Annwyl gibi bir lakaba sahip olmak, kadın bir savaşçı için de olsa, hiç kolay değildir. Erkekler ya korkuyla titrer ya da saygıyla selam verir.
Ama arada sırada bir erkekle, Yok edici Feraghus'la konuşabildiği gibi konuşabilmeyi arzulamaktadır.
Fakat ne yazık ki Fearghus bir ejderhadır. Büyük, pullu ve ölümcül.
Fearghus'un onu savaş için eğitmek üzere ayarladığı sert, küstah şövalyeye karşı uyanan duygularından çok farklı bir şekilde, Annwyl onunla kendini güvende hisseder. Günlerini onu vahşi, kuvvetli bir arzuyla dolduran adamla dövüşerek, gecelerini ise bir köyü sadece nefesiyle yıkabilecek sihirli bir varlıkla geçirerek harcayan Annwyl, hayatın daha da garipleşemeyeceğinden emindir.
Ama yanılıyordur...
Daha önce ejderha gibi efsanevi bir canlının insana dönüşüp bir insana aşık olduğu bir hikayeyi okumamıştım. Genelde kurt adam veya vampirlerin hatta elflerin insanlara aşık olmasına alışığız- ne de olsa onlar da özünde insan- ama ejderha? Bir ağacın insana dönüşüp bir insana aşık olması gibi bana göre... Veyahut köpek. Aslında geçen aylarda Bay Ruffles isimli bir kitap okumuştum; oyuncak bir ayının aşık olduğu insanla beraber olmak için çabasını anlatıyordu. O da insana dönüşüyordu. O daha ilginçti aslında. :D

Neyse. Ejderhalarımızın olduğu bu gezegen neresi ise bizim Dünya'mız değil belli ki; iki güneşin olduğu bir gezegende geçiyor. Orta Dünya dönemi halim... Ejderhalar oldukça üstün güçlere sahip ve istedikleri zaman insana dönüşebilen asil canlılar. Kraliyet soyundan gelen Fearghus da sakin, yalnız yaşamını Annwyl için tehlikeye atacaktır. Zira bu kıza aşık olmuştur.

Annwyl  oldukça zorlayıcı ve güçlü hatta kana susamış -bence- psikopat eğilimleri olan bir kız. Boşa Kanlı Annwyl  demiyorlar. Fearghus da ona yaraşır bir aşık olacağını gösteriyor diyebilirim. Aslında Fearghus ve ailesi toptan garip; kitabın ikinci kısmında Fearghus 'un anası ve babasının tanışması ve evlenmesi anlatılıyor. Şu büyükbaba nasıl görünüyor merak ettim. :P

Dilinin akışkanlığı ve kurgu gayet yerinde. Fakat çeviriden kaynaklı çok fazla devrik cümle var. Bir de tüm kitap boyunca karakterlerin ya annesi ya da babası -hatta ailenin geri kalanıyla- sürekli sorunlu ve birbirine karşı küfürlü denebilecek tarzda konuşmaları dikkatimden kaçmadı. Yazarlar, kendi yaşamlarından ve kişiliklerinden bir parçayı da muhakkak kitaba ve karakterlere ekler. Bu yüzden ister istemez yazar hanımın ailevi sorunları olduğunu düşünmeden edemedim. Umarım tüm kitap serisine bunu yansıtmamıştır. Bu biraz kendini tekrar eden, boğucu bir döngüye sebep olur. Okuyucu açısından olumsuz bir şey.

DİPÇE: Efem seri +18 yaş üstüne hitap ediyormuşşşş. Ona göre. +18 yazısını görünce abaza gibi atlayacak olanlar var, biliyorum. Yapmayın kendinize bunu, lütfen.

Serinin tamamı:
Ejderha Serisi: Ejderin Aşkı (*)
Ejderha Serisi: Ejderin Arsuzu (*)
Ejderha Serisi: Ejderin Tutkusu (*)
Ejderha Serisi: Ejderin Büyüsü (*)

    (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
2 Ekim 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Sarai'




"Sarai, denize düşmüş ve kurtulmak için yılana sarılmak zorunda kalmış bir genç kız... Hem de katil bir yılan!"



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa416
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Sarai henüz on dört yaşındayken annesi tarafından Meksika’daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanmıştır. Fakat Sarai, normal bir hayatın ne demek olduğunu unutmasına rağmen, zorla alıkonulduğu evden kaçma umudunu da hiç yitirmemiştir.
Soğukkanlı bir katil olan Victor da tıpkı Sarai gibi çocukluğundan beri hep ölüme ve şiddete tanık olmuştur. Victor öldüreceği yeni hedefiyle ilgili bilgi almak için Sarai’ın bulunduğu yere geldiğinde genç kız ,buradan kaçabilmek için elindeki tek fırsatın bu adam olduğunu anlar. Ne var ki, işler Sarai’ın planladığı gibi gitmez ve tehlikeli bir adamın elinden kaçarken, kendini Tucson’a giden bir kamyonun arkasında değil, bambaşka tehlikelerin içinde bulur.
Firar sırasında Victor içgüdülerinin etkisindeki kişiliğinden sıyrılır, vicdanının sesini dinler ve Sarai’a yardım etmeye karar verir. Çift birbirine gittikçe yakınlaşırken, Victor kızı korumak için her şeyini, hatta herkes gibi Sarai’ın ölmesini isteyen erkek kardeşi Niklas’la aralarındaki ilişkiyi bile tehlikeye atar.
Victor ve Sarai birbirlerine olan güvenlerini arttırırken, aralarındaki uyuşmazlıklar da zamanla azalmaya başlar. Peki Victor’un kaba kuvvete dayanan yetenekleri ve tecrübesi Sarai’ın hayatta kalmasına yetecek midir?


Bu kitap Sarai ve Victor’un hikâyesidir.
Yeni bir seri. :)

Yazarın dilinin akıcılığı ve kurgusu güzel. Kitabı hızla okuyup bitirdim. Hasta yatağımda vaktin hemencecik geçmesini sağladı. :) Tanıtımda konusu oldukça açık, bu yüzden içeriğine girmeyeceğim.

Kiralık bir katilin yaşamını kitap olarak daha önce okumadığım için kurgusu ilgimi çekti ve konuyu yazar, iyi işlemiş diyebilirim. Hatta bana benzer bir şey için ilham bile verdiğini söyleyebilirim. Kim bilir, belki ileride bu türde bir roman yazarım? :D

Sarai, Victor'dan çok daha ilginç bir karakter aslında. Victor tipik bir kiralık katil kişiliğini yansıtıyor ama Sarai de ona uygun bir eş portresi çiziyor. Eş derken sadece karı koca ilişki bağlamında değil; iş ortaklığı manasında da söylüyorum. Victor ve Sarai'nin birlikte bir işe çıktıkları bölüm çok eğlenceliydi. Kitabın sonundan anladığım kadarı ile sıradan bir hayat Sarai için uygun değil ve yarım kalmış bir işi tamamlamak için harekete geçerek; Victor'un alemine tamamen giriş yapacak. :P

Evet, ikinci kitabı da okumak isterim. Beklemedeyiz. ;)

Olumsuz eleştirdiğim bir yer var mı? Pek yok aslında. Sadece gözüme bir iki kelime hatası denk geldi ama kolayca göz ardı edilecek kadar az. Bir iki tane dedim ya zaten. :P

Sarai'nin bu hikayesine 4 puan veriyorum. Çok güzel bir kitap evet, ama ortalamanın çok çok üstünde de değil. Elbette benim bakış açımdan konuşuyoruz. ;)



   (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
15 Eylül 2016 Perşembe | By: YeniAy M.

Yalnızlık Cesaret İster


"Yaralı ve soğuk Arel ile cesaretli ve inatçı Rüya birbiri için mi yaratılmış?"


KÜNYE
Yazar Merve Deniz
Yayıncı: İndigo Yayınları
Sayfa448
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
Birbirlerine yasladıkları tek şey bedenleri değildi; tüm umutları, umutsuzlukları o gece koyun koyunaydı. Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu? Başarılı, genç ve güzel bir kadın olan Rüya, ta ki âşık olduğu adamla aynı adaya düşene kadar bu sorunun yanıtını hiç düşünmemiştir. Gönlünü, çalışanların "Otoriter Despot" ismini verdiği yöneticisi Arel Bozan'a kaptıran Rüya, Arel'in kendisini fark etmesi için sonsuz bir çaba içindedir, ama ne yaparsa yapsın bir türlü Arel'in dikkatini çekmeyi başaramaz. Çıkacakları Hindistan geziyse Rüya'nın son şansıdır: Ya devam edecek ya da vazgeçecektir. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmez ve kendisini âşık olduğu adamla birlikte ıssız bir adada bulur. Acaba hayatta kalmak için büyük bir mücadele verdikleri bu ıssız adada Rüya, Arel'in duvarlarını yıkabilecek midir?

Nereden başlasam bilemiyorum. Aslında üzerine çok yorum yapabileceğim bir kitap değil. Genel olarak kurgu, anlatım dili ve konu yer yer ortalama yer yer de ortalama üstüydü diyebilirim. Mükemmel diyemem ama kötü olduğunu da söyleyemem. Fena vakit geçirmedim ama beni çok da açmadı.

Karakterlere pek ısınamadım. Issız Ada meselesi ve yan konusu, her ne kadar son okuduğum - gördüğüm romanlardan daha özgün olsa da karakterler ve kişilikleri klişeydi. Keza karakter çatışmaları da sıradan geldi. Yani okuduğum diğer aşk temalı konuların çoğunda benzer inişli çıkışlar görmüş insanım hatta çatışmalı karakterler artık bana baygınlık dahi veriyor.

Ayrıca yayınevi yazı boyutunu - kağıttan tasarruf yapmak adına- küçük tutmuş. Az biraz gözleri bozuk olan insanları da düşünseler ya!

Neyse, dediğim gibi; genel olarak kitap fena değil. Konusu ilginizi çekti ise ve aşk konusunu seviyorsanız bir okuyun. Fakat öyle karmaşık bir kurgu örgüsü ve çok özgün karakter beklemeyin. Heyecan tavan da yapmadı bende. Açıkçası kitapta az yer işgal eden Ümit ve bazen İnci karakteri bile daha kendine özgü ve ilgi çekici geldi. :)

Yine de ortada bir emek var ve takdiri hak ediyor. Ara ara tekrar etmekte yarar var diye düşünüyorum. Olumlu eleştiri kadar olumsuz eleştiri de vardır ve olumludan daha yararlıdır. Maksat eksikleri görüp geliştirmek ve daha iyi işler ortaya koymak. Çünkü insan kendi eksiğine gözü kördür.

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

18 Mayıs 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

Ruhumdaki Canavar



"Canavar geri döndü!"



KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa480
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum. İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık…

Karissa.

Benim bir canavar olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.

Onların yanına bile yaklaşmıyorum.

Tanrı bana yardım etsin ki onu seviyorum.

Seviyorum işte.

Ve Tanrı, onu benden almaya çalışan herkese de yardım etsin.

Gözlerindeki Canavar kitabından sonra serinin ikinci cildi ile karşınızdayız. Belki haberiniz olmamış olabilir çıktığından, doğrusu ben de kitapları takip eden biri olarak ilk kitaba göre tanıtımını çok sönük buldum. Neyse. 

Kitap, kaldığımız yerden devam ediyor. Bildiğiniz gibi ilk kitapta Ignazio, bizim kızın babasını öldürüyordu. Sebep? 20 yıl önce hamile karısını öldürüp, kendisini de öldürmeye kalktığı için intikam istiyor ama kaderin ironisine bakın ki aynı adam ve kadının kızlarına aşık oluyor.

Maalesef bizim oğlanın eski kayınpederi, mafya babası olan Ray, kızın varlığından rahatsızdır ve ölmesini istiyordur ama Naz'ı karşısına almak istemediğinden ona bir zarar vermeye yanaşmayacaktır. Şimdilik. Bunun dışında Naz'ın da intikam planı bitmemiştir, sırada Karissa'nın annesi vardır. Sorun şu ki babası ile yaşananların etkisinden sonra yavaş yavaş ilişkileri toparlandıktan sonra Karissa, annesinin ölümü için ne tepki verir? Naz bunu yapabilecek midir? Dahası onu Ray'den koruyabilecek midir?

İlk kitaptaki çevirisinden kaynaklı devrik cümle sorunu yok, su gibi akıp gitti. Bir günde bitti gene. Yazarın dili akışkan ve sıkmadan okutmasını biliyor. Bu sefer kitap Iganzio'nun ağzından anlatılmış, sevindim. Fakat elbette yine cinsel kitap furyasının bir devamı ama açıkçası bu sefer oldukça abartılı noktalar söz konusu yani okuyucuların fantazisine cevap vermek için hususi uğraştığı vs. belli. Bu da abartı ve yapay bir tat bırakıyor ağızda.

3. kitap çıkar mı bilmem, genelde seriler üçlü olur malum. Kitabın sonu tam bitmelik ama kasar ise 3. kitaplık bir konu da çıkartması zor olmayacaktır. Bu tarz kurguları sevenlere tavsiye ederim. Aslında Karissa tam nörolojik ve psiokolojik olarak incelenecek bir kız. :D


           (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)