macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Eylül 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Lydia'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa336
Baskı Yılı: 2018
TANITIM BÜLTENİ


"Okura her şey yeni başlıyor dedirtecek, şoke edici bir devam kitabı." - USA Today


"Redmerski serinin yeni kitabında yine en başarılı olduğu şeyi yapıyor: Ters köşe!" -New York Times



"Lydia tüm ezberleri bozuyor. Ağzınızın açık kalacak!” - Kirkus Review



Katiller Çetesi'nin tüm dünyada merakla beklenen devam kitabı Lydia'da sular durulmuyor. Her ne kadar Izabel ve Naeva, yepyeni kimlikleriyle planlarını gerçekleştirmeye çalışsalar da, ikili türlü badireler yüzünden ayrı düşer ve Naeva’nın hayatı tehlikeye girer. Naeva’yı kurtarabilecek tek kişi Izabel'dir ama özgürlük için ödenmesi gereken bedel fazlasıyla ağırdır ve Izabel'in Birlik'ten gizlediği korkunç sırrın açığa çıkması dengelerin de değişmesine neden olur.

Fazla uzayan serileri -istisnalar hariç- çok sevmiyorum, bir şeyi tadında bırakmak gerektiğini düşünürüm; Katiller Çetesi de bitsin artık dediklerimden ama bu, her yeni kitapla birlikte heyecan ve tadın aşağıya indiği manasına gelmiyor, sadece artık bir "son" görmeyi beklememden kaynaklı.

Lydia ile gerçekten her şey yeni başlamış gibi görünüyor, hiç aklımıza gelemeyen şoke edici bir bilgiyle - yahut biriyle demek daha doğru - karşılaşıyoruz. Bundan sonrası azcık spoilera girebilir...

Bizimki kitaba kötü bir kazayla başlayıp tam da umduğu gibi arzu ettiği yere gidiyor ama hesapladığından farklı olarak bu sefer "eğitimci" konumuna yükseliyor, "köle" olarak görmüyoruz. Onu bu şekilde görmek bence güzel bir ironi de olmuş. Sonuçta bu kadın zamanında cinsel köle iken şimdi nefret ettiği o eğitmenler, efendiler gibi davranmak zorunda kaldığı için kendi içinde de biraz çatışma yaşıyor. Biraz diyorum ama biraz daha mı çatışma görseydik, bu kadar kolay kabullenme olmasa mıydı, diye düşünüyorum ama diğer yandan Izabel'in geldiği seviyeyi düşününce de sanırım malum seviyede bir çatışma olduğuna kanaate daha yakın gibiyim, yine de en zayıf noktası olduğu için belki bir tık daha? diye düşünmeden edemiyorum. Neyse, çok önemli bir ayrıntı değil, bu kısma okuyucudan ziyade roman yazan biri olarak yaklaştım sanırım. Devam edelim.

Şu gizemli suikastçıların başını hala arıyoruz ve bizimkisi için bu köle pazarı gösterisi onun için güzel bir fırsat, eğer ortaya çıkarsa... Kara Kurt kitabında gördüğümüz iğrenç köle pazarının daha düşük seviyelisini burada da görüyoruz, gerçekten dünyada böyle şeylerin olması korkunç bir şey, keşke her şey ayyuka çıksa da millet ayaklanıp bir şey yapsa; duymak ile görmek çok farklı etkiler yaratıyor. Hatta ABD'deki pazara da şöyle bir üstü kapalı değiniliyor kitapta; en son seçimlerde gerçekleşen Pizza Gates vakasını bilen bilir herhalde, ister istemez akla bu geliyor kafadan. 

Tanıtım yazısındaki yorumların abartılı olduğunu söylesem de... Kitap heyecanlı mıydı? Eh işte, güzel miydi? Evet. Şaşırtan kısımlar oldu mu? "Huaaa" demesem de oldu. Kitap boyunca Fredirick ve Niklas'ın kızı korumak için kendilerince bir şeyler yapması vs. açıkçası Izabel açısından cidden bıktırıcı bir şey, artık rüşdünü ispat etmiş olduğunu düşündüğüm biri çünkü. Diğer yandan Victor ile Izabel'in ilişkisi kitap sonunda resmi olarak sona eriyor; Niklas ve Izabel için bir şans olur mu acaba? Şahsen bu ikisini daha çok yakıştırır oldum Kara Kurt kitabında. Hoş yeni kitapta hepsinin bir araya gelmesi baya zaman alacak bence, her biri ayrı ayrı başını belaya soktu da...

Biz yeni kitabı daha bekleriz gibi, şu an tüm seri çevrilmiş durumda. O zaman ben başka kitap yorumlarına geçeyim. :) 

(İnternet sitelerinde net fiyatı farklılık gösterebilir.)




29 Nisan 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Victor'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa352
Baskı Yılı: 2018
TANITIM BÜLTENİ
Profesyonel katiller bile kafa dinlemeye ihtiyaç duyar ama Victor için Izabel’le çıkacakları tatil, sevdiği kadınla baş başa kalmaktan çok daha fazlası demektir. Çünkü bu, Victor için bir tür kendini aklama fırsatıdır. Onu Niklas’la neden İtalya’ya yolladığını, Nora’ya olan ilgisinin ardındaki gerçeği ve daha pek çok konuyu açıklığa kavuşturmak için yakaladığı bir fırsat... Fakat yaşanan olaylar bazıları için tatillerin de sadece boş bir hayalden ibaret olduğunu gösterecektir.

5. kitap sonunda Victor ve Izabel tatil kararı almıştı ama kitabın başında görüyoruz ki bu tatil hiç de tam olarak tatil amaçlı değilmiş. Zaten daha tatil yapma fırsatı bulamadan ikili başlarını belaya sokuyor.

Şu ana kadar Izabel, Niklas ve Fredirick'in iç dünyasını, geçmişini ve pişmanlıklarını okuduğumuz seri Victor'un da araya katılması ile devam ediyor. Bu sefer Victor'un geçmiş günahları ve pişmanlıkları; iç çatışmalarına odaklı bir kitap var. Neyse ki aşk meselesi hala 2. planda ama yine de bu kitap, Izabel ile olan ilişkisini sarsacak ve tekrar sorgulamaya itecek şeylere gebe.

Victor, geçmişten gelen düşmanları ile yüzleşin, Izabel de Victor'u daha iyi tanısın... Bu kitap ilk üçe giremez ama 4. sıradaki yerini alır. Kendisinden önceki iki kitaba göre nispeten daha az heyecanlıydı; Niklas'ın iç alemlerini görmeyi daha çok sevmiştim ama Fredirik'ten daha güzel olduğu da kesin. Bizim Victor'un Niklas ve Izabel ile ilgili bir planı da varmış, plan tutsa idi ben mutlu olurdum aslında. :D

Ayrıca geçmişten gelen tek şey düşmanlar değil...

Kitap sonunda daha önceki kitaplarda bahsi geçen Meksika görevi için bizim Izabel yola çıkıyor ve yanında da geçmişten gelen Victor ve Niklas'ın da tanıdığı 'ortak' kişi de var. Doğrusunu söylemek gerekir ise Izabel'in babası ile ilgili bir fikrim var ama bakalım, ancak 7. kitapta ortaya çıkacak. O da bir iki aya kadar geliyormuş, inşallah.

Bu arada kitap fiyatı ile ilgili bir eleştirim var; bir önceki iki kitap 368 ve 400 sayfa ve 27,5 liraya satılıyor ama bu kitap 352 sayfa, 29,30'a çıkmış fiyat. Ephesus, serinin popülerliğini kullanıp okuyucunun cebini suistimal etmez ise seviniriz, sonra millet korsan okuyor diye yaygara koparıyor yayınevleri ve yazarlar!

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)

23 Nisan 2018 Pazartesi | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kara Kurt'



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa400
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ



“Redmerski yine aklınızı başınızdan alacak!”
–USA Today


“Kara Kurt okurlara yine karanlık ve tutkulu dolu bir macera vadediyor.”
–NY Times


“Redmerski, Katiller Çetesi’nde çıtayı hep çok daha yükseğe koyuyor.”
–Publishers Weekly



Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir.


Kara Kurt kitabı ile Izabel, Nora ve serinin Kara Kurt'u olan Niklas ile İtalya'da bir maceraya çıkıyoruz. Görünüşe göre Nora çok hızlı bir şekilde ekibe uyum sağladı... Niklas'ın Izabel konusunda korumacı tavrının 4. kitapta hissedilir olduğu ve 5. kitapta daha ayyuka çıktığını söylemem gerekir. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bir romantik duygu sezinlendim hatta baya baya gördüm...

Victor/Izabel hayranları kızmasın ama Izabel/Niklas'ı daha çok yakıştırır oldum. :P

İtalya görevi bir hayli zorlu bir görev; müşterileri yıllar önce kaçırılan kızını bulmalarını ve onu kaçıran kişiyi ona getirmelerini talep etmektedir... Köle ticareti yapan oldukça gaddar, güçlü ve tehlikeli bir kadının başında olduğu bir aile örgütü var karşımızda... Izabel için eski yaralar hatırlanacak ve onun için oldukça önemli bir sınav olacak.

Victor'un Niklas'ın sevdiği kadını öldürmesinin ortaya çıkmasından sonra Niklas'un bu görevden istifade edip ağabeyinden intikam almak uğruna Izabel'i kullanabileceğini düşünmüştüm ama pek de öyle olmadı, aslında bu da Niklas'ın ailesine hala ne kadar bağlı ve sadık olduğunu gösteren bir durum. Ayrıca Izabel'e verdiği değerin de bir göstergesi... Yine de ağabeyinin 'kumdan kalesine' tekme atmadan geri durmayacak, sonuçta Niklas bu, uslu duracağını kim söyledi? :)

4. kitaptan sonra en sevdiğim 2. kitap. Yani ilk üç sıralamada; 4-5-1 var... :) 7. kitap ile bu sıralamada değişiklik olabilir... Siz bu yorumu okuduğunuzda 6. kitabın yorumu da hazır olacak. Açıkçası son 3 kitabı 3 gün içerisinde bitirdim ama yorumu yazmak biraz daha vakit aldı. :)



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
20 Nisan 2018 Cuma | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kötülük Tohumları'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa368
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ


"Kötülük Tohumları'yla Redmerski, okurlarını yeniden tadına doyulmaz, karanlık bir maceraya çağırıyor."
-The New York Times-
"Redmerski, Katiller Çetesi'nin bu yeni kitabında da hedefi on ikiden vuruyor."
-USA Today-
"Kötülük Tohumları'nda karanlık sırlar tek tek ortaya dökülürken, çoktan bağımlılık yapmış bu seriye okurlar bir kez daha hayran kalacak."
-Wall Street Journal-
Victor Faust'un yeni Birlik'i hızla büyümektedir. Fakat çete üyeleri arasındaki ilişki, beklenmedik bir düşmanın, örgütteki kişilerin sevdiği insanları kaçırmasıyla derinden sarsılır. Düşmanın, kaçırdığı kişileri serbest bırakmak için çetenin karanlık sırlarını kendisine itiraf etme koşulu koymasıyla da işler iyice karışır.
Oysa Nora adında, genç ve güzel bir kadın olan bu son derece tehlikeli düşman, çete üyelerinin birbiriyle ilgili bildiklerinden çok daha fazla şeye vakıftır. Gelgelelim örgütün elinde bu kadına dair hiçbir ipucu yoktur. Üstelik çok geçmeden kadının gerçek niyeti tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıp Birlik’i yeni başlangıçlar yapmaya zorlayacak ve hatta yıkıma sürükleyecektir.

Hemen kafadan yazacağım; açık ara 6 seride en sevdiğim kitap, 4. kitap oldu. Oldukça hızlı bir giriş ile hikayemiz başlıyor; Nora denen kadın bizimkileri öyle bir sıkıştırıyor ve itiraflar alıyor ki Birlik içinde gerçekten ciddi yaralar, çatlaklar açılıyor; bilhassa Victor ve Niklas arasında. Bizim Izabel ise Nora'nın karşısında öyle bir sırrını açığa vuruyor ki son kitapta bu kısım açıklığa kavuşacak diye düşünüyorum(7. kitap yolda).

Şahsen gece başladım, ertesi gün en geç öğleden sonra bitirdim, yani 24 saat olmadan kitabı bitirdim ve bir diğerine başladım. Oldukça sürükleyici, eğlenceli ve heyecanlıydı; uzun zamandır beni böyle esir alan kitap okumamışım, yazarı tebrik ederim. Açıkçası 2. ve 3. kitap beklentimin altında ve sıradan gelmişti, bu yüzden sırf seriyi bitirme adına kitapları okumaya devam etme kararı almıştım ama 4. kitap ile beklentilerimi yeniden yükseltmeyi başardı.

İlk üç kitap karakterlerin iç dünyaları ve aşklarına odaklanmış iken 4. kitap ile artık Birlik/Örgüt vs. konularına giriyor, aşk 2. plana geçiyor... Yani kitap, isminin hakkını vermeye başlıyor. Bu şekilde yazmaya devam Bayan Redmerski! :) 



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)

25 Şubat 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Sırtımızdaki Hedef




KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ


Sözünü tutmanın en iyi yolu asla söz vermemektir.


Pek de uzun olmayan bir zaman önce, Vegas’ta bir şapelde, hayatımın geri kalanı boyunca Karissa’yı seveceğime dair yemin ettim. Fakat kimseye sonsuz yarınlar bahşedilmemişti. Kimseye sonsuzluk sözü verilmemişti. Bazen elimizde tek kalan bugündür.


Carpe Diem
Ânı yaşa.


Şimdiye dek her şey bitmiş olmalıydı, biz mutlu olmalıydık fakat insanlar huzur içinde yaşamamı güçleştiriyordu. Ellerimde öyle çok kişinin kanı vardı ki temizlenmesi asla mümkün değildi ve orada bir yerlerde, birisi yaptıklarımı bana ödetmeye kararlı gibiydi. Sonsuza dek mutlu, her zaman bir bedel ile birlikte gelirdi; her adamın ödemeye hazır olduğu bir bedel. Ancak bu olacakları oturup bekleyeceğim anlamına gelmiyordu.


Çünkü söz konusu sevdiğim kadın olduğunda… uğruna savaştığım yaşam olduğunda…


Kimse güvende değildi.

Canavar Serisinin 3. ve son kitabı. Tahmin ediyorum ki bundan sonra serinin devamı gelmeyecek. Şahsen gelmemesinden de yanayım çünkü ötesi fazla zorlama olur, her şeyi tadından bırakmak güzeldir.

Uzun bir aradan sonra Karissa ve Naz geri döndü! En son onları evli ve mutlu bırakmıştık; öncesinde yaşanan olayları düşünür isek ne kadar mutlu olunabilirse o kadar aslında. Naz, sevdiği kadın için eski hayatına sünger çekmeye çalışırken eski hayatı onu tamamen terk etmek niyetinde değildir. Naz ve Karissa yeni tehditlerle uğraşırken Naz'ın geçmişinden çıkagelen biri ortalığı karıştıracaktır; Lorenzo dost mudur yoksa düşman mıdır? Naz'dan istediği nedir? Hepsi ve fazlası Sırtımızdaki Hedef kitabında. Hareketlilik kitabın yarısından sonra başlıyor diyebilirim.

Üçlemeye şöyle bir göz gezdirdiğimde ortalamanın bir tık üstünde bir seri olduğunu söyleyebilirim sanırım. Ne çok iyi ne de kötü; zaman geçirmek için fena bir seçenek olmaz. Yalnız erotik kısımları sırf okuyucu istiyor diye sağa sola sıkıştırdığı izleniminden hala kurtulamadım. Yalan yok bu tür romanları ilk başlarda seviyor, zevkle okuyordum ama artık itici buluyorum. Kurgunun önüne geçen ve zorlama eklemeler gibi geliyor.

Serinin ilk kitapları hep 'canavar' lı olunca bu seferkinin isminin böyle olması da üçleme ismini bozmuş gibi, siz ne dersiniz? Şahsen yazarın farklı bir kitabı olduğunu düşünebilirdim.

Serinin ilk iki kitabı:
1. Gözlerindeki Canavar
2. Ruhumdaki Canavar


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)



21 Aralık 2017 Perşembe | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Kuğu ve Çakal'


KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa400
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ


“Muazzam bir kitap daha”
-The Book Enthusiast-


“Kesinlikle çok çarpıcı. Beklentilerimin çok ötesinde.”
-Nikki Arivel Larazo-


“Başından sonuna kadar harikaydı. Bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum.”
-Catherine Duffy-


Fredrik Gustavsson hiçbir zaman aşka inanmamış ve kimsenin karanlık hayatını kabul edebileceğini düşünmemiştir. Ta ki en az kendisi kadar tekinsiz Seraphina’yla karşılaşana dek... Fredrik ve Seraphina beraber dopdolu iki sene geçirmiş ve aşkın en karanlık halini tatmıştır. Fakat bir gün Seraphina Fredrik’i geride bırakıp kayıplara karışır.
Gelgelelim Fredrik Seraphina’yı bulmaya kararlıdır. Fredrik’in elindeki tek koz ise Cassia adında, hafıza kaybı yaşayan masum bir kızdan başkası değildir. Fredrik’in Cassia’nın yaşananları hatırlaması için çabalamaktan başka şansı yoktur. Ve bu esnada hiç umulmadık olaylar yaşanır ve Fredrik kendini türlü açmazın içinde bulur.
Katiller Çetesi’nde macera Sarai ve Izabel’in ardından devam ediyor, gerilim iyiden iyiye tırmanıyor. Kuğu ve Çakal J.A. Redmerski’nin dünya çapında büyük yankı uyandıran serisinin üçüncü kitabı.

Geldik bir serinin yeni kitabına daha; Kuğu ve Çakal ismi, kitabın sonlarında daha bir anlam buluyor, gerçekten. Yani Cassia gerçekten tam bir Black Swan hikayesi; okuyunca demek istediğimi anlayacaksınız. Fredrik de zaten Çakal lakaplı biri olduğu için tam uymuş isim. Kafadan isim yorumuyla girdim. :P Yine de Kuğu'luğuna kitabın sonunda değil de başlarında ve ortalarında da birer kere değinseydi keşke. :)

Aslında isim açıklamasından ve tanıtım yazısından da anlayacağınız gibi 3. kitap tamamen Fredrik ve Cassia ikilisi üzerine odaklanmış. Elbette yer yer Victor, Izabel, Niklas  vs. ekibin hepsini görüyoruz... Bu açıdan bakar isek eğer 3. kitap Katiller Çetesi'nin o hareket ve entrikalarından uzak, daha çok Fredrik'in iç dünyası ve geçmiş sorunları üzerine yazılmış.

Kitaba ilk girişle birlikte Fredrik ve Cassia arasındaki halihazırda olan yakınlık, etkileşim okuyucu için kafa karıştırıcı hatta kurguda bir zayıflık gibi geliyor ama işin özünde, kitabın sonunda ortaya çıkan bir gerçekle birlikte meselenin özü de açığa çıkıyor. Cassia ile ilgili şüphelerim vardı ve aslında şüphelerimde nispeten haklı çıksam da bu şekilde bir şey beklemiyordum, yazarı tebrik ederim. Yazarın dili, anlatımı vs. diğer iki kitabın tadında ilerliyor ama açıkçası kurgu, diğer ikisinin heyecanını çok vermedi desem yeri. Ayrıca Fredrik karakterini de bir hayli abartı buluyorum, niyeyse yazarın en sevdiği karaktermiş izlenimi verdi, gerçi ben de seviyorum. 😃

Bunun dışında aradığım lezzeti tam bulamasam da genel olarak güzel, hoş vakit geçirten bir kitap oldu. Puanlarken 3 ila 3,5(ortalama ile iyi) arasında kaldım. Doğrusu 3,5 üstünde bir şey vermek de zor.
(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

27 Kasım 2017 Pazartesi | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Izabel'



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa368
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ

"Sayfaları çevirmekten kendimi alamadım. Muhteşem!"
-Kelly Mcbride-
"Izabel'i ilk kitap gibi çok sevdim. Biraz kan, biraz gözyaşı ve tabii ki bolca aksiyon."
-Devan Fox-
"Izabel'de karakterler öyle güçlü ve canlı ki onlarla vakit geçirmek insana tarifsiz bir zevk veriyor."
-Jennifer Kyle -

Onu esaretten kurtaran katiller çetesiyle karanlık bir hayat sürmeye kararlı olan Sarai, acımasız bir sadistten intikam almaya karar verir. Ama Sarai'ın pervasız halleri onu asla geri dönemeyeceği bir yola sürekler. Öte yandan Arthur Hamburg'un sağ kolu Willem Stephens da Sarai'ın peşindedir. Fakat Izabel kimliğine bürünen Sarai'ın geçmek zorunda olduğu bambaşka bir sınav vardır ve bu son sınav aynı zamanda genç kızın Victor Faust'a olan güvenini de sorgulamasına neden olacaktır. Sarai'ın devam kitabı olan Izabel okurları yine karanlık, ölümcül ve heyecan dolu bir serüvene çağırıyor.
Katiller Çetesi'ne bir sene sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sarai'yi en son Dina'nın yanında, sıradan ve sakin bir hayat sürerken bırakmıştık. Aradan geçen 8 ay sonra, Sarai, bu sıradan hayatın hiç de ona göre olmadığına karar verir. Dahası kanın tadını bir kere almış köpek balığı gibi, daha fazlasını arzulayarak yarım kalmış bir işi bitirmek için Los Angeles'a geri döner.

Elbette bu zaman zarfında Victor'dan tek bir haber dahi alamamış, en sonunda onu unuttuğuna ve umursamadığına ikna olmuştur. Yine de Sarai amacından vazgeçmeyecektir ve daha önce Victor'un vazifesi aracılığı ile tanıştığı sapkın iş adamını öldürmek için lokantasına geri döner. Lakin işler hiç de umduğu gibi gitmez.

Bundan sonraki yaşanan olaylar Sarai'nin Victor ile yeniden bir araya gelmesine ve bu Katiller Çetesi'nin içine daha fazla girmesine neden olacaktır. Elbet bir de Victor'un kardeşi 'Nikalas' sorunu var ki bu oğlanın olayını, doğrusu; başta anladım,lakin her şeyin açığa çıktığı olay öncesinde yaşananları görünce "Yok ya, öyle değilmiş herhalde." dedirtti yazar. Bu açıdan kendisi tebrik ederim, kendimden şüpheye düşürttü. :D

Aslında ilk kitabı ikinci kitaptan daha çok sevdiğimi ve daha başarılı bulduğumu söylemem gerekir; ilk kitaba 5 üzerinden 4 verirken; bu kitaba da 5 üzerinden 3,5 veriyorum. Neden tam olarak bilemiyorum(beklentim belki fazla yüksekti) ama olayların gidişatı ve karakterler arası konuşmalar bana biraz ortalama geldi; üzerinde biraz daha durulup, geliştirilseydi daha iyi olurdu. Karakterlerin konuşmasına da biraz taktığımı söylemem gerek; yani erkek karakterlerin hemen hemen hepsi de aynı tarz konuşması, sanki hepsinin aynı torbadan çıkmış gibi hava vermesine sebep olmuş; bu da karakterlerin kendilerine özgünlüklerini kaybettirmiş.  Sarai'nin kana susamışlığını da ancak son sayfalarda görüp, algılayabildim; öncesinde bana sadece intikam isteyen ve hayatı için kiralık katil olmayı seçen bir kadın portesi ötesini çizemedi. Sadece Victor'un sözleriyle kana susamışlığını 'biliyoruz' ama açıkçası 'göremiyoruz'... Sonuçta Victor da yeri geldiğinde intikam alan kiralık bir katil ama kana susamış değil. Fredirick'in deliliği bile daha iyi gösterilmiş.

Şimdilik söyleyeceğim bu kadar, inşallah 3. ve 4. kitaplar daha başarılıdır.
                                               (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
12 Ekim 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

Hayalet Serisi - 2 "Hayalet Üniversite"


"Akça'nın macerası kaldığı yerden devam ediyor!"


KÜNYE
Yazar Ayça Mutlucan
Yayıncı: Wattpad
Sayfa39 Bölüm
Yayın Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ

Akça, kendisi ve ailesi ile ilgili öğrendiği gerçeğin ardından hayatını sorgulamaya başlamıştır. Bunu yaparken de gerçeklerin başka kimse tarafından öğrenilmemesi için çaba sarf etmek zorundadır. Aksi halde hayatı tehlikeye girecektir. Yine de Akça hayatına devam etmelidir. Artık liseden mezun olmuştur ve arkadaşları ile beraber doğaüstülerin gittiği üniversiteye başlar. Bundan sonra yaşayacakları Akça'nın kendisi ve ailesi hakkında daha büyük sırların açığa çıkmasından başka bir şeye yaramayacaktır. Belki de sonsuza kadar doğaüstülerin dünyasından uzak kalmayı seçmelidir? Hayalet Lise'nin ardından Hayalet Serisi, Hayalet Üniversite ile devam ediyor.

Hayalet Serisinin 2. kitabı tamamlandı. Hayalet Lise birinci kitabıydı. Şimdilik iki romanı da wattpad'den okuyabilirsiniz ama kitap olarak yayınlandığında (inşallah) bölümlerin büyük kısmını sileceğim arkadaşlar. Bu yüzden hala şansınız varken okuyun. Fakat oy ve yorum ile katkı sağlamayı unutmayınız lütfen. ;)

Serinin son kitabına geçmedim. Hayalet Dünya'yı Allah nasip ederse 2017 yılının Şubat ayında yazmaya başlayacağım. O zamana kadar tarihi fantastik olan başka bir serimin 2. kitabını yazacağım inşallah.



2 Ekim 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Katiller Çetesi 'Sarai'




"Sarai, denize düşmüş ve kurtulmak için yılana sarılmak zorunda kalmış bir genç kız... Hem de katil bir yılan!"



KÜNYE
Yazar J. A. Redmerski 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa416
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Sarai henüz on dört yaşındayken annesi tarafından Meksika’daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanmıştır. Fakat Sarai, normal bir hayatın ne demek olduğunu unutmasına rağmen, zorla alıkonulduğu evden kaçma umudunu da hiç yitirmemiştir.
Soğukkanlı bir katil olan Victor da tıpkı Sarai gibi çocukluğundan beri hep ölüme ve şiddete tanık olmuştur. Victor öldüreceği yeni hedefiyle ilgili bilgi almak için Sarai’ın bulunduğu yere geldiğinde genç kız ,buradan kaçabilmek için elindeki tek fırsatın bu adam olduğunu anlar. Ne var ki, işler Sarai’ın planladığı gibi gitmez ve tehlikeli bir adamın elinden kaçarken, kendini Tucson’a giden bir kamyonun arkasında değil, bambaşka tehlikelerin içinde bulur.
Firar sırasında Victor içgüdülerinin etkisindeki kişiliğinden sıyrılır, vicdanının sesini dinler ve Sarai’a yardım etmeye karar verir. Çift birbirine gittikçe yakınlaşırken, Victor kızı korumak için her şeyini, hatta herkes gibi Sarai’ın ölmesini isteyen erkek kardeşi Niklas’la aralarındaki ilişkiyi bile tehlikeye atar.
Victor ve Sarai birbirlerine olan güvenlerini arttırırken, aralarındaki uyuşmazlıklar da zamanla azalmaya başlar. Peki Victor’un kaba kuvvete dayanan yetenekleri ve tecrübesi Sarai’ın hayatta kalmasına yetecek midir?


Bu kitap Sarai ve Victor’un hikâyesidir.
Yeni bir seri. :)

Yazarın dilinin akıcılığı ve kurgusu güzel. Kitabı hızla okuyup bitirdim. Hasta yatağımda vaktin hemencecik geçmesini sağladı. :) Tanıtımda konusu oldukça açık, bu yüzden içeriğine girmeyeceğim.

Kiralık bir katilin yaşamını kitap olarak daha önce okumadığım için kurgusu ilgimi çekti ve konuyu yazar, iyi işlemiş diyebilirim. Hatta bana benzer bir şey için ilham bile verdiğini söyleyebilirim. Kim bilir, belki ileride bu türde bir roman yazarım? :D

Sarai, Victor'dan çok daha ilginç bir karakter aslında. Victor tipik bir kiralık katil kişiliğini yansıtıyor ama Sarai de ona uygun bir eş portresi çiziyor. Eş derken sadece karı koca ilişki bağlamında değil; iş ortaklığı manasında da söylüyorum. Victor ve Sarai'nin birlikte bir işe çıktıkları bölüm çok eğlenceliydi. Kitabın sonundan anladığım kadarı ile sıradan bir hayat Sarai için uygun değil ve yarım kalmış bir işi tamamlamak için harekete geçerek; Victor'un alemine tamamen giriş yapacak. :P

Evet, ikinci kitabı da okumak isterim. Beklemedeyiz. ;)

Olumsuz eleştirdiğim bir yer var mı? Pek yok aslında. Sadece gözüme bir iki kelime hatası denk geldi ama kolayca göz ardı edilecek kadar az. Bir iki tane dedim ya zaten. :P

Sarai'nin bu hikayesine 4 puan veriyorum. Çok güzel bir kitap evet, ama ortalamanın çok çok üstünde de değil. Elbette benim bakış açımdan konuşuyoruz. ;)



   (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
10 Ağustos 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

The 100: Eve Dönüş - 3. Kitap




"Artık Dünya'dan başka gidecekleri bir yer yoktu."


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa328
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
İnsanoğlu Eve Dönüyor!
100 ekibi Dünya'ya inişlerinden haftalar sonra nihayet bir düzen kurmayı başarmıştır ama Kolonicileri taşıyan yeni iniş gemilerinin Dünya'ya gelmesiyle birlikte, hassas dengeler yavaş yavaş bozulmaya başlayacaktır.
Dünya'ya acil iniş yapan Koloniciler arasındaki GLASS yeni bir başlangıç umuduyla geldiği bu gezegende, hayallerindekinden çok farklı gerçeklerle karşı karşıya kalacaktır. Yaralı Koloniciler için canla başla çalışan CLARKE'ın aklında tek bir şey vardır: Dünya'da bir yerde yaşama ihtimali olan anne ve babasını bulmak. Wells, Yardımcı Şansölye ve muhafızlarının gelişiyle sarsılan otoritesini korumaya çalışırken Bellamy geride bıraktığını sandığı suçuyla yüzleşmekle kaçıp gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. 100 ekibi ya Dünya'da buldukları özgürlükleri için mücadele edecek ya da sahip oldukları her şeyi ve sevdikleri herkesi kaybedecektir.
Üçüncü kitabımızla birlikte seriye, şimdilik, veda ediyoruz. Sanırım yazar, 4. kitabı da yazmış ama daha Türkçe'ye çevrilmediği için 3. kitap bizim için hikayenin sonu olacak. Bundan sonra yazılanlar arasında dizi ve kitap hakkında bilgi içerebileceğini unutmayınız.

Aslında içimden bu son kitap hakkında çok bir şey demek gelmiyor. Diğer iki kitaba nazaran biraz durgun ve sıkıcı geçtiğini düşünüyorum. Bizi şaşırtan ve aaa dedirten bir olay, kitabın genelinde zaten yok ama nedense bu sefer bol bol sıkıldım. Aslında sıkılma sebebim kitabın daha çok Glass ve Wells gözü ile anlatılmasından kaynaklı. Yani yazar, sanki sevmeyeceğim içine doğmuş gibi 3. kitabın ağırlıkta bu ikisinin gözünden anlatmış. Glass'ın POV'larının ilk iki kitap boyunca Koloni Gemisinde olan biteni az çok öğrenmek adına-onu da tam öğrendiğimizi söyleyemeyeceğim; yetişkinler ne halt ediyor bilsek daha iyi olurdu- gerekliydi tamam ama 3. kitapla birlikte çok gereksiz bir karakter Glass ve Luke. Yani bence hikayeye gereksiz yük olmuşlar ama inatla Glass'ın POVLARI Belalmy ve Clarke'dan daha çok gibi görünüyordu. Bence kitapta ölen karakter yerine bunları öldürseler daha iyi idi.

Bir de Glass ile başlıyor ise Wells; Wells ile başlıyor ise Glass'ın POV'una geçiyor seri genelinde. Bu yüzden karakterleri sevmediğim için sıkılmış olabilirim. Besbelli ki dizi yapımcıları da sevmemiş ki Wells'i ilk yılın başlarında öldürdüler. Glass'ı da koymak yerine Raven'ı koyup Luke'u da Finn yapıp Dünya'ya gönderdiler. :)

He kitap bitti ama Bellamy ve Wells'in babasının durumu hala bilinmiyor. En son hala komada idi ve gemide kaldı. Dizideki gibi 4. kitapta kalan birkaç kişi ile birlikte gelebilir.

Seriyi genel olarak güzel bulduğumu söylemeliyim. 5 üzerinden 3,5 veriyorum ki bu da 3. kitap konusunda fazla hoşnut olmamaktan kaynaklı yoksa 4 verirdim.


DİPÇE: Belirtmem gerekir ki Go Kitap, kitap kapaklarını çok güzel yapmış. Daha önce görmediğim tarzda bir cilteme olmuş. Beğendim. Tebrikler. :)


              (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
8 Ağustos 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

The 100: 21. Gün - 2. Kitap


"Onlar Dünya'da yalnız değillerdi!"


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa300
Baskı Yılı: 2014

TANITIM BÜLTENİ
DÜNYA’DA YALNIZ OLDUKLARINI SANIYORLARDI YANILMIŞLARDI Yüz grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi… WELLS, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken CLARKE diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, BELLAMY ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır. New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
Ve serimizin ikinci kitabı ile karşınızdayım. Kafadan söyleyeyim; ilk yorumda olduğu gibi kitap ve dizi içeriği hakkında oyunbozan bilgi içerir. Sonra bana kızmayın. :)

İlk önce uyuz olduğum noktayı yazayım. İlk kitapta olduğu gibi Glass ve Wells POV'larını ve karakterlerin sürekli geriye dönmesini sıkıcı buluyorum. Fakat geçmiş olaylara dönüşün kurgu gereği gerekli olduğunun da farkındayım. Öyle ki bu kitapta iki karakter ile ciddi bir bağ kuruldu. Devam.

İkinci kitap, birinci kitabın hızında devam ediyor. Aynı güzellikteki anlatım tarzı ve dil akışkanlığı ile kitap bir çırpıda bitiveriyor. Olay döngüsü güzel ilerliyor ve 'saçma' dediğiniz bir nokta yok. Clarke ve Bellamy artık resmi olarak iki aşık. :) Bellamy'nin dizideki hali ile kitaptaki hali biraz farklı. Kitapta gene güçlü falan ama dizideki gibi 'kral' unvanlı biri değil. Bu unvan nispeten Wells'e ait. Liderlik vs. Dizide Dünya'lılar ile ilk bağlantı Octavia'nın aşık olduğu Lincoln yerine Sasha ismindeki kız ile oluyor. Sanırım Wells ile Sasha için son kitapta bir aşk görünüyor. Şu ana kadar Lexa da yok. Komutan-Heda muhabbetleri de bilesiniz. Hali ile Clarke ile arasında bir anda -öyle bir yönleri olduğunu mucizevi eseri fark ettikleri- eşcinsel bir aşk falan doğma olayı yok. Bu kısım dizide saçmalığın daniskasıydı. Dedim ya dizideki Clarke'ın karakteri uyuz bir şekilde evrilmiş; kitapta bu daha iyi.

Clarke, kitabın sonlarına doğru ailesi ile ilgili güzel bir haber alıyor ve Bellamy ile Wells'in akrabalık bağlarını keşfediyoruz. Doğrusu dizide bu pek mümkün olmaz idi eğer Wells'in yaşatsalardı; zira malum şansöyle siyah ve Bellamy beyaz. :P He evet, bu durumda Bellamy kendi ailesinden birini vurmuş oluyor. Gerçi bu akrabalık bağının derinliğini anlamışsınızdır ama yine de açık yazmayayım. :P

He hazır bu konuda konuşuyorken bunun ortaya çıkışı ve Wells'in lak diye bundan bahsedip "Ya böyleymiş, biliyor musun?" havasındaki açıklaması vs. oldukça oldu bittiye gelen, üstün körü geçilmiş bir bölümdü. Daha ayrıntılı ve ne bileyim böyle şoklu falan anlatması lazım değil miydi? Karman çorman duygularla öylece bir duygu anlatımı beklerdim. Bu yönden bir eksi puan veriyorum.

Kitap, genel olarak güzel ve zevkliydi. Tavsiye ederim.


              (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
7 Ağustos 2016 Pazar | By: YeniAy M.

The 100 - 1. Kitap



"Onlar ölümcül bir görev için seçilen bir öbek suçlu çocuktu!"


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa300
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
Onlar Yalancı, Onlar Hırsız, Onlar Asi, Onlar Kahraman Onlar İnsanlığın Kaderini Belirleyecek 100 Genç... Yaşanan nükleer felaket dünyanın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür. Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyle ki çocuk suçlular on sekiz yaşına geldiklerinde idam edilmektedir. Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir. Koloninin geleceği, onların elindedir. 100 kişinin farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır.

The 100 serisini bilmeyen var mı, bilemiyorum ama dizisinden sonra kitabını okumaya karar verdiğim kitaplardan biri... İlk önce kitap hakkında fikrimi yazıp daha sonra dizi ile karşılaştırmasını ve farklılıklarına değineceğim. Bu yüzden bundan sonra yazılan çizilen şeylerin oyunbozan bilgi içerdiğini unutmayın. ;)

Kitabımız Clarke'ın hapishane hayatı ve ardından gizli bir görevle, kendin gibi 100 suçlu çocukla beraber, Dünya'ya gönderilmesi ile başlıyor. Uzay Kolonisi hayatta kalmak için o kadar gaddar kurallar uygulamak zorunda kalıyor ki ahlak ve hayatta kalma arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya iten bir durum olduğu kanısındayım. Yani olağan şartlarda ölüm verilmeyecek suçlara bile sırf oksijen tasarrufu olsun diye ölüm cezası veriliyor. Şahsen öyle bir hayat sürmekten ise Dünya'da bombalar altında can vermeyi tercih ederim. Zaten kimse beni kolay kolay uzayda yaşamaya gönderemez. Neyse.

Kitap dili oldukça akışkan ve yazarın kafasındaki Dünya'yı bize sunuş şekli de oldukça takdire şayan. En ince ayrıntısına kadar insanın kafasında canlanmasını sağlayan güzel bir yazım tekniği var. Lakin her karakter POV'unda kişinin kolonideki yaşadığı dönemlerde bir sahne sunması ilk başlarda çok kafamı karıştırdı. Örneğin Glass, hapse düşmüş çocuklardan biri ama gemi kalkar iken kaçıyor ve sonra onun yaşadıklarını anlatıyor. Hapse düşüş sebebini anlatırken ben onu şimdiki zamanda yaşadığı şeyler falan sandım. Yani böyle kafa karışıklığı oldu ama editör de öyle karar vermiş olacak ki bunun önüne geçmek için geçmiş sahneleri farklı bir yazı tipinde ayarlamış ve uzun çizgiler ile geçmiş ve şimdiyi ayırmış. Şahsen zırt pırt geçmiş sahnelere gidilen bölümleri sevmiyorum, Labirent Serisinin yeni üçlemesindeki kitapta da buna değinmiştim.

Sizi bilmem ama ben Glass ve Wells POV'larını çok sıkıcı buluyorum. Glass daha çok kolonide olanları anlatmak için eklenen bir karakter havası veriyor. Dizide sık sık koloni sahneleri görsek de kitapta sadece Glass'ın sahneleri ile yetinmek zorundayız. Bu yüzden yönetimin neler yaptığı konusunda bihaberiz. Bu ikisi dışındaki yegane POV'lar da Bellamy ve Clarke. Sadece bu ikisi olsa razıyım. :D Kitabı yarım günde bitirdim. Bu derece akıcı işte. :)

Gelelim dizi ve kitap arasındaki farklara.

İlk olarak dizide Bellamy ve Clarke arasındaki çatışma kitapta yok ve dizinin aksine ilişkileri hızlı bir şekilde ilerliyor ve 2. kitapta bir nevi adı konmamış bir ilişkileri var.

Bellamy'nin Şansölyeyi vurduğu sahne dizide gizli kapaklı olurken kitapta tüm çocukların gözü önünde oluyor ve 2. kitaba geçmeme rağmen hala durumu hakkında bilgi sahibi değiliz.

Dizide Clarke'ın sadece annesi yaşarken ve babası az oksijen kaldığı haberini duyurmaya kalkarken yakalandığı için idam edilmişken kitapta bu çok başka bir sebeple meydana geliyor ve hem annesi hem babası ölüyor.

Dizide babasını ihbar eden Wells gibi görünüp annesi çıksa da kitapta tüm suç Wells'in.

Dizide Wells ve Clarke bir nevi yakın dost gibi olsa da kitapta eski sevgililer.

Dizide yer alan Jasper, Finn ve Monty, Raven ve Marcus gibi karakterler kitapta yok. En azından şimdiye kadar görünmüyor. Marcus, dizide şansöyle yardımcısıyken kitapta bu iş çok başka bir karakterde ve kötü biri gibi görünüyor ama Clarke'ın ailesinin yargılanma sahnesi dışında kendisini göremedik.

Dizideki baş belası kötü çocuk Murphy; kitapta Graham isimdeki çocuk yerine geçmiş.

Genel fikrim neden böyle gereksiz karakter değişim ve eklemelere gidilmiş bilmiyorum. İlk kitap, dizinin ilk yılı için, nispeten, az hareket içerdiği için ufak değişiklikler ve eklemeleri olağan görüyorum ama bu şekilde pek hoşlaştığımı söyleyemem. Neyse. Bir de dizideki Clarke karakterinin geldiği noktayı hiç sevmedim. Kitapta daha iyi. Kitabı diziden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.


             (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
19 Temmuz 2016 Salı | By: YeniAy M.

Hayalet Serisi - 1 "Hayalet Lise"



"Olağanüstü bir maceraya hazır olun! Bu okul, sizin bildiğiniz okullara benzemez!"




KÜNYE
Yazar Ayça Mutlucan
Yayıncı: Wattpad
Sayfa47 Bölüm
Yayın Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ



Akça, babası tarafından büyütülmüş, kendi halinde genç bir kızdır. Hayata dair çok tecrübesi yoktur ve bu onu rahatsız etmektedir. Bir gün öğrendiği gerçek ile hayatı değişmiştir. Akça ve babası, Doğaüstü Varlıklar Dünyasına ait bir soyun üyesidir. Fakat 'Bastırılmış Gen' dedikleri bir şey yüzünden kurt adam soyundan olmalarına rağmen, insan özellikleri gösterirler. Yine de bu varlıkların gittiği Hayalet Liseye kabul edilir ve Doğaüstü Dünya'ya ilk adımını atmış olur. Bundan sonra Akça, hem kendini hem de üyesi olduğu bu alemi keşfedecek, yeni arkadaşlar edinecek ve bunu yaparken de kendini ciddi bir tehlikenin içinde bulacaktır.


Belki de babası ile birlikte insan dünyasında kalmalıydı?

Wattpad'de yazmaya başladığım ikinci romanım. İlki Elementer Savaşları idi.

Bu türü seven arkadaşların, kitabı beğeneceğini düşünüyorum. Zira oldukça farklı bir doğaüstü romanı sizi bekliyor. En azından okuyanların genel olarak yaptığı yorum "çok farklı" ve "çok güzel" idi. Kitap KURT ADAM bölümünde ilk 5'lerde geziniyor hatta bir ara 2. sırayı dahi gördü. Ayrıca wattpad ÖNE ÇIKANLAR LİSTESİ'ne koymak için bizzat iletişime geçti ve şu an orada da yayınlanmakta.

Hesabı olanlar sadece okuyup geçmesin; oy ve yorumlarını da eksik etmesin lütfen. Beğenmeniz takdirinde de başkalarının görmesi için lütfen paylaşın. :)


DİPÇE: Evet, Ramazan'dan bu yana çok zamandır gündeliği güncellemediğimin farkındayım. Bunun sebebi bir türlü başladığım kitabı bitirememem. Arkadaşım "yaz bunalımına" girmişsindir dedi, bilemeyeceğim artık. En kısa sürede yeni kitaplarla karşınızda olacağım inşallah. Bir sürü kitap var. :P 
18 Mayıs 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

Ruhumdaki Canavar



"Canavar geri döndü!"



KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa480
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum. İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık…

Karissa.

Benim bir canavar olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.

Onların yanına bile yaklaşmıyorum.

Tanrı bana yardım etsin ki onu seviyorum.

Seviyorum işte.

Ve Tanrı, onu benden almaya çalışan herkese de yardım etsin.

Gözlerindeki Canavar kitabından sonra serinin ikinci cildi ile karşınızdayız. Belki haberiniz olmamış olabilir çıktığından, doğrusu ben de kitapları takip eden biri olarak ilk kitaba göre tanıtımını çok sönük buldum. Neyse. 

Kitap, kaldığımız yerden devam ediyor. Bildiğiniz gibi ilk kitapta Ignazio, bizim kızın babasını öldürüyordu. Sebep? 20 yıl önce hamile karısını öldürüp, kendisini de öldürmeye kalktığı için intikam istiyor ama kaderin ironisine bakın ki aynı adam ve kadının kızlarına aşık oluyor.

Maalesef bizim oğlanın eski kayınpederi, mafya babası olan Ray, kızın varlığından rahatsızdır ve ölmesini istiyordur ama Naz'ı karşısına almak istemediğinden ona bir zarar vermeye yanaşmayacaktır. Şimdilik. Bunun dışında Naz'ın da intikam planı bitmemiştir, sırada Karissa'nın annesi vardır. Sorun şu ki babası ile yaşananların etkisinden sonra yavaş yavaş ilişkileri toparlandıktan sonra Karissa, annesinin ölümü için ne tepki verir? Naz bunu yapabilecek midir? Dahası onu Ray'den koruyabilecek midir?

İlk kitaptaki çevirisinden kaynaklı devrik cümle sorunu yok, su gibi akıp gitti. Bir günde bitti gene. Yazarın dili akışkan ve sıkmadan okutmasını biliyor. Bu sefer kitap Iganzio'nun ağzından anlatılmış, sevindim. Fakat elbette yine cinsel kitap furyasının bir devamı ama açıkçası bu sefer oldukça abartılı noktalar söz konusu yani okuyucuların fantazisine cevap vermek için hususi uğraştığı vs. belli. Bu da abartı ve yapay bir tat bırakıyor ağızda.

3. kitap çıkar mı bilmem, genelde seriler üçlü olur malum. Kitabın sonu tam bitmelik ama kasar ise 3. kitaplık bir konu da çıkartması zor olmayacaktır. Bu tarz kurguları sevenlere tavsiye ederim. Aslında Karissa tam nörolojik ve psiokolojik olarak incelenecek bir kız. :D


           (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

12 Temmuz 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Gözlerindeki Canavar






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Ya masaldaki yakışıklı prens, kötü adamın ta kendisiyse...?


KÜNYE

Yazar: J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 443
Baskı Yılı: 2015(İlk Basım)

Çıktığı andan beri dikkatimi çeken bir kitaptı. Nasip kısmet oldu da okuduk; bir günde bitti. Ne ara bitti, anlamadım. :D

Kitap genel olarak Karissa ismindeki genç bir üniversiteli (18 yaşında) kızımızın Ignazio ismindeki bir adamla tanışmasıyla başlıyor. Kısaca Naz diyor kız buna. Komik, zira bizim dilde Naz iki manadadır; kız ismi ve nazlanmak. :D Neyse. Karissa bir anda bu yakışıklı ama kendisinden 20 yaş büyük çekici erkeğin dünyasına kapılır ve aşık olur. Annesi çok pimpirikli bir kadın olduğu için ona söylemez ama yakın arkadaşının haberi vardır(onların hep var zaten :D ). Lakin onun kendisini şımartması, kendisine bağlamasının neticesinde Ignazio'nun gerçek yüzünü de yavaş yavaş öğrenecektir.

Öğrendiği gerçekle nasıl başa çıkacağını ben de merak ediyorum. Zira tam da kitabın sonlarında öğrendi ve Naz öyle bir şey yaptı ki yani ben olsam ne yapardım, inanın bilmiyorum. Ha sanmayın ki adam bu kızı sevmiyor. Muhtemelen kızımızı hayatta tutan yegane şey de bu sevgi olacak diyerek bir ipucu da vermiş olayım. :D

Akıcılık ve kurgu güzel. Grinin Elli Ton'u serisinden esinlendiğini söylemek güç değil, karakterler ve olaylar zincirinde ufak da olsa onun etkisini görmek mümkün. Aksiyon, macera ancak sonlarda biraz ama sıkıcı bir tür değil. Bu yüzden rahat olun. Lakin devrik cümlelere sık rastlıyorsunuz; özneyi çok kez sona fırlatmış çevirmen. Türkçe dil bilgisini yeniden gözden geçirmesinden fayda var; İngilizceye çevirmiyorsunuz hanımefendi. Gerçi İngilizce'de de özne sonda değildir. :)

İşin özü ticari kitap sınıfına giren bir kitap. Elli Ton serisi ile başlayan bir furya; cinsel ağırlıklı kitaplar. Burada da esas oğlanın iç dünyası, yaşamı vs geride kalmış önde cinsellik var. Bu yüzden bir macera hareket anlamında heyecan falan yok. Cinsellik sattırır düsturu ile harekete geçen kitaplar iyi kurgulandığı ve akıcı olduğu sürece insana kendini okutturuyor ama bir noktadan sonra da "Yeter! Başka bir tür ile gelin karşıma!" diyorsunuz.

Öpüldünüz.

Puan: 10/6

Kitap Fiyatı: 23 TL
31 Mayıs 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Sherlock Holmes - Tek Kitap



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Suç Ayrıntılar Gizli!


KÜNYE

Yazar: Sir Arthur Conan Doyle
Yayıncı: Martı
Sayfa: 1136
Baskı Yılı: 2014

Sherlock Holmes'un ilk beş kitabı, Martı Yayınları aracılığı ile tek bir kitapta biz okuyuculara sunuluyor.

Sherlock Holmes, müthiş dehası ve kendine has araştırma yöntemleri ile ün salmış bir dedektiftir.  O kendisini daha çok “Danışman Dedektif” olarak tanımlar.  Bu açıdan türünün ilk ve tek örneğidir. Sherlock bu şekilde belli bir yere bağlı olmadan, kısıtlayıcı kurallardan uzak bir şekilde özgürce yeteneklerini konuşturur ve en zorlu davaları bile çözebilir.  Gözlem yeteneği onun en önde gelen özelliğidir. Bu sayede hiçbir ipucunu kaçırmaz ve topladığı ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışır. 

Sherlock, her ne kadar kiralayabileceğiniz bir dedektif gibi görünse de onun asıl derdi mevcut zekâsını ve becerisini kullanabileceği imkânlar bulabilmektir. Bu yüzden paranızın olup olmaması çok da önemli değildir; ilginç bir davanız olsun yeter. Davalar onun için birer bulmacadır ve bu bulmacalar ne kadar zor ve karmaşık ise o kadar zevkli, ilgi çekici ve uğraşmaya değerdir. Onun tabiri ile kendisi “yüksek nitelikli bir sosyapat”tır.  Eğer tüm bunları onu elinden alırsanız muhtemelen Sherlock sıkıntıdan ölür gider. Veya daha kötüsü de olabilir. Ve bu konuda mübalağa yapmadığımızdan emin olabilirsiniz.

Sherlock Holmes, 1880-1914 yılları arasında İskoçyalı bir yazar olan, Sir Arthur Conan Doyle tarafından kaleme alınmıştır. Yazar, bu ünlü dedektifi kaleme alırken üniversite yıllarından tanıdığı profesörü Dr. Joseph Bell’den ilham almıştır. Bunu da şu sözleri ile dillendirir: “Sherlock Holmes’u kesinlikle size borçluyum. Holmes’un analitik çalışmaları, sizin ayakta tedavi kliniğindeki gösterilerinizle karşılaştırıldığında kesinlikle bir abartı görünmüyor.”

Sherlock gerek ilk yayınlandığı döneminde gerekse günümüzde birçok kişiyi etkisi altına almış ve kendine hayran bırakmış bir karakterdir. Öyle ki çok yönlülüğü ile bilinen ve hafiyelik teşkilatına da çok değer verip Yıldız İstihbarat Teşkilatını kuran Sultan 2.Abdülhamit Han’ın sıkı bir Sherlock Holmes hayranı olduğu bilinmektedir. Yeni kitaplar çıkar çıkmaz Türkçeye çevirtip okuyan ilk kişidir. Ne dersiniz, acaba padişah hafiye teşkilatını kurarken ondan mı ilham almıştır?

Sherlock Holmes, sadece edebiyat tarihinde çığır açan bir karakter değildir. Onu basit bir kurgusal karakter olarak görmeyin zira suç biliminin gelişmesinde onun da katkısı var. 120 yıl sonra kullanılan teknikleri uygulayan ilk kişi Sherlock Holmes’du. Uzmanlar onun yöntemlerini, akıl yürütme mantığını kullanarak bugün davaları çözüyor. Kurgusal bir karakterin gerçek dünyaya, bilhassa bilim dünyasına, bu kadar etki yapması gerçekten de şaşırtıcıdır. Gelecekte onun kadar ünlü başka bir karakter doğar mı sizce?

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 50 TL (İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz. Benim kısmetime %50 indirimli almıştım. 30 tl'ye d&r'de satılıyor.)


5 Mayıs 2015 Salı | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları- Alaycı Kuş




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Son Savaş, Son Mücadele ve Son Kayıp... Artık her şeyin sonuna gelindi!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 416
Baskı Yılı: 2014


Bir kitap serimizin sonuna daha geldik! Katniss, ikinci kitapta arenadan kurtarılır ve bir isyanın içinde bulur kendini. 13. Mıntıka söylendiği gibi 75 yıl önce tamamen yok edilmemiştir. Hayatta kalanlar yer altına şehirlerini kurmuşlar ve yaşama savaşı vermişlerdir. Lakin toparlanmaları haddinden uzun sürmüş, ilk fırsatta isyan etmişlerdir. 

Lakin isyan ateşini daha da coşturmak, isyanı diri tutmak ve mıntıkaları birleştirmesi için Alaycı Kuşa ihtiyaç vardır. Katniss, Peeta'nın kaybı ve mıntıkasının yok olması yüzünden darmadağan olmuştur. Bu yüzden ilk başta teklife sıcak bakmasa da Başkan Snow'u yok etmek için kabul eder.

Katniss, isyanın yüzü haline gelirken mıntıkalar da onun çevresinde birleşmeye başlar ama Peeta'nın hayatta olduğunu öğrenmesi ve görünürde Başkan Snow'a destek çıkıyor olması onun için hem hüzünlü hem sevindirici bir durumdur. Çok geçmeden Peeta'nın işkence gördüğü ama bununla kalmadığı, onu canlı yayında uyarması sayesinde, anlayacaklardır. Peeta ve diğer şampiyonlar kurtarılır ama Peeta çok değişmiştir.

Katniss bir yandan sevdiği kişiyi kendine getirmeye çalışırken diğer yandan Başkan Snow'u öldürmek için harekete geçer. Lakin bu yolda kayıpları da olacaktır.

GENEL YORUMUM: Mutlu sonları severim. Geleneksel mutlu sonumuz bu kitapta da kendini gösteriyor. Lakin ne yalan söyleyeyim benim için üzücü olan kitaptaki kayıplar oldu. Hele ki birine çok çok üzüldüm. Ne gerek vardı ki? Yani o kadar gereksiz karakter dururken ne diye o? Ha, sorarım sana Suzanne!



Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


13. Mıntıkanın lideri Alma Coin. Askeri disiplin ile yetişmiş, otoriter ve Snow'dan en az Katniss kadar nefret ediyor. Lakin Katniss'i de pek sevdiği söylenemez. Bana kalırsa Snow'dan çok farklı bir kadın değil. Nitekim Katniss'in elinden çekeceği var! ;)

Cressida. Capitol vatandaşı bir kameraman-yönetmen gibi bir şey. Katniss'i kayda alıp propaganda işini yapan bu hatun. Tipi zaten asi, asilere katılması çok şaşırtıcı değil. İşini iyi yaptığı da bir gerçek. :)


23 Nisan 2015 Perşembe | By: YeniAy M.

Göbekli Tepe Muhafızı




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Her şeyden önce inanç vardı.


KÜNYE

Yazar: Yonca Eldener
Yayıncı: Altın Kitap
Sayfa: 351
Baskı Yılı: 2015(2.baskı)

Yazardan imzalı olarak kitabı temin ettim. Kendisine özel olarak teşekkür ederim. İmzalı kitaplar her zaman daha kıymetlidir. :)

Kitabın ismine ve kapağına bakınca fantastik bir şeyler bekliyordum ama yakından uzaktan ilgi alakası yok. Ama gizem var. Bu da ona yakın bir şey benim için. :)

Hikayemiz, Milas'da yaşayan Musevi bir dil bilimci olan Eren Hanım'ın ölmesi ile başlıyor. Oldukça iyi bir hacker olan oğlu Kamil, annesinin ölümünün ardından gizemli bir adamın evini satın almak istemesi ve ertesi güne ölü bulunmasıyla kendisini çıkmaz sokakta bulmasıyla başlıyor. Zira yabancıyı gören, konuşan tek kişi Kamil'dir ve ondan başka bir şüpheli yoktur.

Milas'ın komiseri Bekir de zaten ezelden Kamil'e gıcık olan biridir. Bu yüzden zannınca o çoktan hüküm giymiştir. Geriye sadece kanıt bulması gerekmektedir. Fakat Kamil eli kolu bağlı oturacak bir adam değildir. Başta ölen adamın kızı olmak üzere, bu adam ile bağlantılı olduğunu-olabileceğini düşündüğü herkesi takibe alır.

Diğer yandan babasının ölümüne anlam vermeyen Ada, Milas'a gelerek durumu soruşturmaya ve babasının ölümünün ardındaki gizemi aralamaya çalışır. İlginç bir şekilde olaylar bu iki genci Göbekli Tepeye ve değerli bir heykele götürecektir. Peki, Kamil'in annesi Eren'in bu olaylardaki rolü nedir?

GENEL YORUM: Kurguyu beğendim. Kendini tekrar eden gereksiz sahneler yok. Dil ve anlatım akışkan, baymıyor. Tarihi sevdiğim için bunun üzerine kurgulanmış kitapları severim. Lakin kitabı okurken ancak yarısına geldikten sonra merakım arttı, o ana kadar öyle çok heyecanlandığım söylenemez. O da Kamil ve Ada'nın bir araya nasıl gelecekleri konusuydu... Kitabın sonunda hiç ummadığım kişi ummadığım şekilde işe karışmış, güzel bir ters yüz etme olmuş. :)

Kitabın sonunda bazı listeler, tablolar var. O konuda eleştirim var. Peygamberlerin akrabalıkları ile ilgili bir tabloda (Levent Sepici'nin Göbekli Tepe kitabından alınmış)  Hz. Muhammed sanki hepsinden ayrı bir soy gibi gösterilmiş. Hz. Adem'den Hz.İsa'ya kadar hepsi aynı soy çizgisinde ama Hz.Muhammed sağ köşeye koparılmış bir şekilde duruyor. Oysa biliyoruz ki Hz.İbrahim'in Hz.İsmail isimli oğlundan gelmedir. Gerçi onun hemen karşısında ama çok uzakta bir şekilde konmuş. Tabloyu ben mi yanlış okudum acaba?

En kıl kaptığım ve gerek tarihsel gerekse günümüz jeopolitik gerçeklere aykırı olarak resmedilmiş şey ise Türkiye ve çevresindeki Orta Doğu ülkelerinin resmedilmesinde Filistin yer almamış, sanki hiç yokmuş gibi onun yerine işgalci siyonist katil İsrail tüm Filistin topraklarının sahibi gibi gösterilmiş. Bu harita bir yerden alıntı değil. Sanırım kalan azıcık toprağı da kafalarında çoktan işgal etmişler. Eh, haksızlar diyemem niyetlerini ortaya koymuşlar sonuçta.

Bu iki konuyu şiddetle kınadığımı söylemem gerekir.

Puan: 10/6

Kitap Fiyatı: 20
30 Mart 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları - Ateşi Yakalamak


UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Alaycı Kuş Katniss için her şey daha yeni başlıyor!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2014


Katniss ve Peeta'nın 74. Açlık Oyunlarından galip ayrılmasının üzerinden aylar geçmiştir. Artık daha iyi yaşam koşullarına sahiplerdir ve ailelerinin açlıktan ölmesi gibi bir dertleri yoktur. Yine de Katniss avlanmakta ısrarcıdır, zira babalarının maden kazasında öldüğü günden beri aileleri için birlikte avlanan Gale'in ailesi ile ilgilenmek istemektedir. Bilhassa öleceğinden emin olarak gittiği oyunlarda, ailesinin bakımını Gale üstlenmişken, bu kadarını yapma ihtiyacı hissetmektedir. Lakin Gale bundan rahatsızlık duymakta ve oyunlarda Peeta ile arasında olanların olumsuz hislerini taşımaktadır. Katniss ise ne Peeta'ya ne de Gale'e karşılık verecek halde değildir. Bu yüzden ikisi ile de, bilhassa Peeta ile, mesafelidir. Zaten istese de Gale ile çok vakit geçirememekte zira madenlerde çalışmak Gale'in tüm vaktini almaktadır.

75. Çeyrek Açlık Oyunlarına birkaç ay kala, şampiyonların tüm mıntıkaları dolaşmak gibi gelenekleri vardır. Bu yüzden Katniss ve Peeta eski dostları Effie ve Cinna ile yeniden buluşurlar. Ama buluşmadan önce Başkan Snow'un onu görmeye gelmesi ve aşık numaralarına inanmadığını, diğer mıntıkaların da inanmadıklarını ve yaptıkları şeyin bir çeşit ayaklanma için cesaret yarattığını söyleyerek herkesi Peeta'ya aşık olduğunu inandırmasını söyler. Aksi halde Katniss ve Peeta'nın ailesi ve Gale öldürülecektir. Tur sırasında Peeta evlenme teklif ederek durumu daha inandırıcı kılmaya çalışır ama Başkan Snow, mıntıkalarda devam eden ayaklanmaları göz önüne alarak başarısız olduğunu ima edince Katniss endişe ile 12.mıntıkaya döner.

Döndükleri akşam, Snow 75.Açlık Oyunları ile ilgili konuşma yapar ve "En güçlülülerinizin bile güvende olmadığını bilmelisiniz..." diyerek şu ana kadar şampiyon olmuş tüm açlık oyunları galiplerini yeniden oyunlara çağırır. Böylece her mıntıkanın şampiyonları arasında yeni haraçlar seçilerek Katniss ve Peeta yeniden oyunlara dahil olurlar. Bu seferki Açlık Oyunları daha canice ve daha tehlikeli olacaktır, zira oyuncuların hepsi uzman katillerdir. Kolay yem değillerdir. Bu yüzden ittifak kurarak hareket etmeleri yaşama şanslarını arttıracaktır ama Katniss ittifak olarak çok da güçlü olmayan kişileri istemektedir. Effie oyunlardan önce aralarında bağ kurmak için Peeta'ya ve Haymitch'e altın birşeyler takar. Böylece aralarında bağı simgeler. Oyunlar başladığında Katniss görecektir ki hiç de ummadığı kişiler onun yerine ittifak olarak seçilmiştir. 4.Mıntıkadan Finnick isimli genç ve güçlü oğlan ve onun akıl hocalığını yapmış-sevdiği kızın yerine gönüllü olmuş olan- yaşlı kadın Mags... Bunu da Effie'nin verdiği altın bileklik ile ispatlar. 

Katniss en başta bu ittifaktan emin olmasa da Peeta'nın hayatını kurtarması dahil bir çok yararlılığı sayesinde Finnick'e nispeten güvenmeye başlar. Zira Katniss'in tek niyeti Peeta'yı hayatta tutmaktır ve ilginç bir şekilde kendilerine sonradan katılan başka bir kadın şampiyon olan Johanna ve daha önceden ittifak kurmak istediği bilgisayar dahileri iki kişi olan Wiress ve Beeta bu konuda ona azami yardım edeceklerdir. Ortada garip şeylerin döndüğünü farkında olan ama bir türlü mana veremeyen Katniss, oyunlar ilerledikçe Capitol ve düzene karşı kin ve nefretini daha da büyütmektedir. Bu oyunların amacının kendisinin ve Peeta'nın ölmesi olduğunun farkındadır ama en azından Peeta'yı hayatta tutup galip ilan ederek hem ona olan borcunu ödemiş hem de başkaldırıya devam etmiş olacaktır. Her ne kadar kendisi ölmüş olsa da. 

Ama işler çok karışır ve Beeta sayesinde arenanın zayıf noktasını bulurlar. Katniss güç alanını yok eder ve tüm arena çöker. Kendine geldiğinde her şey daha anlamlı hal alır. Oyun kurucu Plutarck onu, Beeta ve Finnick'i kurtarmıştır. Haymitch ve Gale de gemidedir ve doğruca yıllar önce yok olduğuna inanılan 13. mıntıkaya doğru ilerlemektedir. Kurulan tüm bu ittifakın sebebi de onu hayatta tutup arenadan çıkarmaktır. Fakat Peeta ve Johanna Capitol tarafından esir alınmıştır. Dahası 12.Mıntıka yok edilmiştir.

GENEL YORUM: İlk kitabın güçlü kurgusu ve akıcılığı aynen devam ediyor. Bu kitapta çok ilginç karakterler bize katılıyor. Bu yüzden söylemem gerekir ki seveceğiniz yeni karakterler var. Misal ben Finnick'i çok sevdim. :D Johanna da biraz asabi ama iyi kız. :P  Katniss ben bu oğlanı nasıl öldürebilirim ki falan derken aynı endişeyi biz de taşıyoruz, yani nasıl ölecek, ölmesin diyorsunuz ama neyse ki öyle bir sorun yok. Rahatız yani. Zaten filmi izlediğinizi farz ederek çok da büyük olmayan bir bilgi vermekte beis görmüyorum. Ayrıca yukarıda uyarmışım bilgi var kitapta, dikkat diye. Dikkat yani! :P

Kitap Okuma Önerisi:  İlkini seven ikinciyi hayli hayli sever. :P

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


4. Mıntıkadan Finnick ve Mags.

Finnick, Capitol'un sevgili çocuğudur. Poseidon gibi mübarek. :D Çok genç yaşta şampiyon oldu ve bunun tüm getirilerinden de yararlandı. Oyunların en güçlü adayı. 4.Mıntıka balıkçı memleketi. Arena da bu oğlana göre düzenlenmiş dersek isabetli yorum yaparız. Zira Katniss için büyük rakip olması ve onun ölmesi için bu çocuğa göre düzenlemiş Snow arenayı ama, elbette Katniss'i hayatta tutup, ayaklanmaya katıldığını nereden bilebilirdi ki? :D
Mags, artık ne zaman şampiyon olmuşsa bilemedim. Herhalde ilk oyunlarda şampiyon olmuş baya yaşlı bir hatun öyle ki konuşmakta bile zorlanıyor. Fakat Finnick'in sevdiği kız seçilince onun yerine gönüllü oluyor. Zamanında ikisine de akıl hocalığı yapmış. Birbirlerine bağlılar. Tatlı bir kadın.


Johanna. Finnick ile yıllara dayanan bir dostluğu var. Tehlikeli bir hatun. Asabi de. Oyunlardan dolayı muhtemelen. Mıntıkasını hatırlamıyorum, 3 olabilir. Ama odun-kereste temin eden bir mıntıka olduğunu hatırlıyorum. Bu yüzden baltayı çok iyi kullandığını söylemem gerek. Katniss'in ittifakından ve onun için Beeta ve Wiress'ı hayatta tuttu. Sevdiğim bir diğer karakter kendisi.



Cinna. Capiton tasarımcısı. İki oyundur Katniss'in stilistliğini yapıyor. Onu destekçilerinden ve dostu. Olağanüstü kostümler yaparak tüm dikkatleri bizim ikilinin üzerine çeken bey bu. Bence Panem'in dahi tasarımcısı bu adam. Gerçi Snow, verdiği destek yüzünden ona bunu ödetiyor. Ümit ederim ki hayatta kalmıştır. 3.kitapta göreceğiz. Filmin ilk bölümünde durum iç açıcı değildi. :(


Gale. 12. Mıntıkadan. Katniss'in dostu ve ona aşık. Birlikte avlanarak ailelerine bakıyorlar. Madenlerde çalışıyor ve Capitol'e büyük nefreti var. İsyana katılıyor ve mıntıka yok edilmeden önce kendi ve katniss'in ailesi dahil bir çok kişiyi vakti zamanında dışarı çıkartıyor. Peeta ve Katniss taraftarı biri olarak Gale de iyi bir çocuktur ama gitsin başkasını bulsun. Misal asabi olmasına rağmen Johanna olabilir. :D