sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ağustos 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

F. William Engdahl Küresel Tam Hakimiyet






UYARI: Kitap hakkında ayrıntılı bilgi içerebileceğini unutmayınız!

"2008 Yılı En İyi Sansür Ödülü"

KÜNYE

Yazar: F. William Engdahl
Yayıncı: Bilim+Gönül Yayınları
Sayfa: 311
Baskı Yılı: 2009

William Engdahl, Sahte Domiz Gribi ve Sahte Gıdalar kitabından sonra, bizlere ABD'nin Dünya'ya hakim olmak için tertiplediği oyunlar, araçlar ve ülke dış politikaları hakkında ciddi veriler sunuyor. Şunu söyleyebilirim ki bu kitabı okuduktan sonra Dünya Politikalarında cereyan eden olayları çok daha farklı gözle bakacak, eylemlerin altında yatan sebeplere mana vereceksiniz. Bu yüzden muhakkak okumanızı tavsiye ettiğim bir kitap.

Kitap uzun uzadıya bir çok konuda bilgi verip, siyasi oyuncuların kendi dilleri ile itiraf gibi açıklamalarına da yer verdiği için olabildiğince kısa özetler sunacağım. Doğrusu hangi birini yazsam bilemediğim için nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bismillah.

Zbigniew Brzezinski, 1970'lerin sonunda Sovyetler Birliğine karşı Afganistan'da başlatılan savaşın mimarlarından biriydi. Bu savaşı kışkırtarak ve planlayarak belki Henry Kissinger hariç, 2.Dünya Savaşı sonrası stratejistlerinin hepsinden çok Amerikan imparatorluğunun askeri güçle yayılmasına katkıda bulundu.

Brzezinski yumuşak biri değildi. Ateşli bir Amerikan emperyalistiydi ki, bu kişilere Vaşington'da "gerçekçi" deniyordu. Amerikan sömürgeci hegomanyasının demokrasi adı altında gizlense dahi, küresel gücünü korumak ve satranç tahtası olaran anılan Avrasya'yı kontrol etmek için müttefiklerine ilgi göstermesi gerektiğini biliyordu. Diğer güçler ise, ABD tahakkümüne rakip olabilecek iktidarların engellenmesi için idare edilecek ve yönlendirileceklerdi. Bu bağlamda 1997'de oldukça tartışılan kitabı Büyük Satranç'ta ABD müttefikleri Almanya ve Japonya'dan bile sürekli 'tebaa' olarak bahsetti.

ABD'nin RAND ŞİRKETİ askeri stratejistleri, Paristeki 1968 öğrenci ayaklanmaları gibi başarılı siyasi protesto hareketlerini incelemekteydi. Bu hareketleri sivil toplanma olarak adlandırdılar. ABD'nin vergi mükelleflerinden sağlanan milyonlarca dolarla 'silahlanarak', 'şiddet içermeyen değişiklikler' için bölgelere yöneldiler.

Sırbistan'da Miloseviç'in düşürülmesi; tarihin sayfalarına ilk kez anketler ve hedef gruplara yapılan deneylerin kullanıldığı devrim olarak anılacaktı. Her ne kadar 'görünürde', anlık bir sokak ayaklanmasının doğurduğu bir sonuç gibi görünse de olayın perde arkasında Batılı danışman ve araştırmacıların dikkatle oluşturdukları stratejiler yatıyordu.

Gerisini kitaptan resimlerle sunuyorum. (Bunlar konulardan sadece biri ve benim en çok dikkatimi çekenlerden. Zira başta ülkemiz olmak üzere çevremizde bu eylemleri hep görüyoruz.)








Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 18 TL 
4 Ağustos 2015 Salı | By: YeniAy M.

Sahte Domuz Gribi, Sahte Gıdalar







UYARI: Kitap hakkında ayrıntılı bilgi içerebileceğini unutmayınız!

ÜSTÜN IRK YARATMA - DÜNYA NÜFUSUNU AZALTMA PROJELERİ

KÜNYE

Yazar: F. William Engdahl
Yayıncı: Bilim+Gönül Yayınları
Sayfa: 185
Baskı Yılı: 2009

A Haber'de Ergün Diler'in Cumartesi akşamı yayınlanan YazBoz isimli programını izlerken bu yazarı tanıdım. Kitaplarını vs. araştırıp birkaçını listeme attım. Bu, okuduğum ilk kitabı. Şimdiden uyarayım, bu kitap komple kuramı vs. değildir. Bilimsel ve gerçek belgelere dayanan şeylerdir.

Kitabın ismi ve başlığı, içerik hakkında hatırı sayılır bilgiler veriyor zaten ama içerik konusunda daha fazla bilgi vermek istiyorum. Çünkü bunlar çok önemli şeyler. Doğrusu oldukça geniş içerikli bilgiler verdiğinden nasıl toparlayıp küçük bir özet çıkartsam size bilemedim. Deneyeceğim. İkiye bölelim; aşılar ve gıdalar.

SALGIN HASTALIKLAR VE AŞI TEDAVİLERİ (Domuz-Kuş Gribi)

2005 yıllarında, Dünya Kuş Gribi alarmı verdi. Göçmen kuşlara bulana ölümcül bir virüs, göç yolundaki ülkelerdeki kanatlı hayvanlara ve oradan da temas ettiğinde insanlara bulaşarak kitlesel ölümlere sebep verebilecek (mutasyona uğrayıp) kadar tehlikeli olduğu iddiası ile korku dalgası yayıldı.

Aşı üreticileri de hemen böyle bir virüse karşı tedavi amaçlı aşı ürettiklerini açıklamaya başladı. Bunların ilki ve başında Tamiflu isimli bir ilaç vardı. Öyle ki deli gibi depolanmaya başlandı. Hatırlayanlar varsa ülkemizde de aşıya tonla para verilmesi ve kullanılması ile ilgili ciddi tartışmalar çıkmıştı. İlaç ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in eski şirketi Gilead Sciences'a ait.  Şirket bu aşı sayesinde sayısız milyon dolarlar kazandı.

Millet tam rahatladı derken bu sefer de 2009 yılında Meksika'nın Vera Curz eyaletinin küçük bir kasabasında Kuş Gribine benzerlik gösteren, başka bir grip vak'ası görüldü; Domuz Gribi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) birkaç ay içerisinde FAZ 6 seviyesine çıkartıp, salgın hastalık olarak dünyaya duyurdu. Hali ile para kazanmaya hevesli aşı şirketleri hemen devreye girip, aşı ürettiklerini; önleyici ve koruyucu olduklarını iddia ettikleri, tam manası ile denetlenmemiş, ciddi yan etkileri ile insanlara zarar veren, koruma-önleme işlemini dahi yapmayan aşıları hemen piyasaya sürüp yine sayısız milyonlar kazandı. Sorun şuydu ki bahsi geçen Domuz Gribi vak'asının belirtileri, sıradan griplerden farklı değildi. Ayrıca hiçbir bilimsel otorite, bu virüsü resmedememiş, kimyasallarını ayrıştıramamış ve özellikleri belirlenememiştir. Hali ile insan merak ediyor; panzehir için zehir gereklidir. Aşı için de düstur aynıdır. Virüs alınır, gerekli işlemlerden geçirilir ve kullanılır. Maddesel olarak hiçbir lab da tespit edip, elinize alamadığınız, gözünüzle göremediğiniz bir virüse karşı nasıl aşı ürettiniz? Ve nasıl olası mutasyonları için şimdiden hazırlıklara başlayıp patent alıyorsunuz? Onu da geçtim, nasıl olur da görüp koklayamadığın bir virüsün varlığından haberdarsın? 

İşin özü, Domuz Gribi vak'ası, bahsi geçen yerdeki fabrika çiftçiliği haline getirilmiş bir domuz çiftliği artıklarının yarattığı mikropsal bir hastalıktır. Nitekim bu olay patlak vermeden önce de yerli halk rahatsızlıklardan ve kirlilikten şikayetçiydi; protestolar yapmaktaydılar. 

Fabrika Çiftçiliği, daracık yerlerde hayvanları kıpırdamaya dahi izin vermedikleri bölmelerde tutulması, ağır ilaçlarla vs. beslenerek hem olası hastalıklardan korunması hem de hızlı gelişmesi ile üretimi arttırmadır.... Domuzlar yetişkin bir insanın 3 katı atık üretir ve bahsi geçen ilaçlı beslenme ile bu atıklar ağır hastalıklara gebe bırakan çevre kirliliğine yol açmaktadır. İnsanlar bu yüzden hastalanmaktadır. Tahmin edersiniz ki hükümetler bu adamları hep koruyor.

Aşılardan kaynaklanan bir yan etki-ölüm halinde şirketlerin hiçbir yasal sorumlulukları yok; dava açamıyorsunuz! 

ABD'de bildiğimiz gripten her yıl on binlerce insan ölüyor; bahsi geçen kuş ve domuz gribi vak'asının oldukça üzerinde bir ölüm oranıdır ama kimse salgın var deyip panik yapmıyor, değil mi?

Aşılar, söz konusu hastalıkların kendisinden daha tehlikeli ve ölümcüldür.

Bu virüsler, 1918 salgını (ispanyol gribi) yeniden dirilterek oluşturulmaktadır ki bu grip dahi ABD'den aşılanan genç askerler aracılığı ile yayılmıştır.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR (GDO)

Gates, Rockefeller gibi vakıfların bilhassa desteklediği; nüfus azaltma gibi amaçları olan oldukça öldürücü, tehlikeli bir projedir; GDO.

Biyo-teknoloji ismiyle şirin gösterilmeye çalışılan gdo, kısırlık, sakatlık gibi olaylara sebep verilmektedir. ABD'nin gıda piyasasının %70'i GDO'lu ürünlerdir. Ürünlerin üzerinde gdo'lu ya da değil diye bir ibare konmasının zorunlu olmadığına dair bir yasa çıkartılınca insanlar ne yediklerini bilememektedirler. Ayrıca tohumların uzun dönem etkilerini araştırma vs. de yasak. Bağımsız araştırmacılar, başka ülkelerde bunu yapıyor ve yukarıda bahsettiğim olaylara sebebiyet verildiği tespit edilmiştir.

Ready Up ürününün tohumu ve böcek ilacı bu zararların en başındaki üründür. Sahibi Monsanto şirketidir. Zaten GDO'LU tohumlar ürün vermede doğal olanlara nazaran daha düşük verimlidir ve öldürücüdür. Bunlar tespit edilmiş belgelenmiş verilerdir.

Şu ana kadar mısır, soya, mısır darısı, pamuk tohumu'nun ve şeker kamışının gdo'su vardır.

Açık konuşmak gerekirse herkes bu kitabı okumalı ve konuları araştırmalı ve gereken tepkiyi vermeli ama bilhassa devlet yetkilileri bu kitabı okuyarak bir şeyler yapmalı ve tohum ithalatı vs gdo'su olan ürünlerin ithalatını yasaklatıp, böcek ilaçları konusunda da ciddi kısıtlamalar vs. getirmeleri gerekmektedir. 

Bildiğiniz zehir yiyoruz!

Ayrıca bu GDO'Lu ürünlerin belli süre tüketiminden sonra Morgellon Hastalığı denen garip bir hastalık ortaya çıkıyor. ABD'de yıllardır bu vakalar görünmekte. İçinizden bir şeyler yürüdüğünü, akıp gittiğini hissettiğiniz; mavi siyah vs. renklerde liflerin çıktığı cins bir hastalık. Bu liflerin, gdo yapımında kullanılan zehirli bir mantar türüne ait olduğu ortaya çıkmıştır!



Bunar ip vs. değil. Bahsettiğim bedenden çıkan liflerin ta kendisi.


Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 15 TL



17 Şubat 2015 Salı | By: YeniAy M.

Kilo Vermede Diyetsiz Devrim: Beden Aklıyla Zayıfla








UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Diyet stresi yok! Miktar kısıtlaması yok! Aç kalmak yok! Sindirime yardımcı olmanız ve yediklerimizin sırası ve saatini ayarlamamız yeterli!


KÜNYE

Yazar: Dr. Fevzi Özgönül
Yayıncı: Hayykitap
Sayfa: 128
Baskı Yılı: 2014


Bir diyet kitabı ile daha karşınızdayım. Sanırım bu üçüncü diyet kitabı. Diyet diyet nereye kadar! Ah ah zayıflıyoruz ama geri alıyoruz. Aslında bunda en büyük sebep bizim nasıl yememiz gerektiğini bilmememizden kaynaklanıyor. Öğrensek bile yaşam tarzı haline getirmiyoruz. Aylardır fazlam olan 10-12 kg'yu vermeye çalışıyorum, almadım ama veremedim de. Nasıl almamam gerektiğini öğrendim, şimdi zayıflamada sıra diyorum. Bunu deneyeceğim bu sefer. :P

Yazarımız bir hekim. Zamanında kendisi de fazla kilolarından şikayet edip bir türlü veremeyince kendi zayıflama yöntemini buluyor. O kadar başarılı oluyor ki zayıflama merkezi kuruyor ve 10 bin kişiyi zayıflatmayı başarıyor. Yazarımızın mantığı çok basit ve anlaşılır; sindirim ve saatinde yemek!

Anlayamadınız veya nasıl yapacağınızı idrak edemediniz mi? Hemen biraz daha açayım. Yazara göre kilo almamızın veya veremememizin sebeplerinin başında yemekleri hangi sıra ile yiyeceğimi bilmemek ve sindirim düzenimizi bozarak, beden aklımızı bozmamız olduğunu söylüyor.

Birkaç sene önce haberde bedenin bir saati olduğu, buna göre sindirim yaptığını, sporu vb. şeyi buna göre ayarlamak gerektiğini dinlemiştim. Bu açıdan bakınca yazarın söylediği şey son derece akla mantığa bilime yatkın bir durum. Zaten kitabın başlarında bize ayrıntıyla bunları anlatıyor; bedenin nasıl çalıştığı, neden kilo aldığı veya veremediği, beden aklının ne olup nasıl çalıştığı...gibi nice şeyler ile önce mantığımıza, vaat edilen şeyin temelsiz olmadığını öğretiyoruz. Daha sonra da bunu nasıl yapacağımızı anlatıyor. Aslında kitapta uzun uzun açıklamış, size kısaca yazacağım ama ayrıntı için kitabı almanız daha uygun kaçacaktır.

ENERJİYİ DENGELEMEK İÇİN (beden aklını düzene sokmak için) KURALLARA UYUN(aslında ben kuralları toptan yazdım), 15 GÜNDE BİR BEDEN KÜÇÜLÜN!

1- Sabah kahvaltısı en geç 8:30 da olmalı (9 oldu mu bitmiş olmalı). Uyanınca ilk önce ODA SICAKLIĞINDA bir bardak su için ve hafif bir egzersiz yapın(bana göre hafif bir zıplama ve mekik etkili olacaktır. Zaten aç karnına öyle yürüyüş spor vs. yapmamızı istemiyor.). KAHVALTI SONRASI da bir yürüyüş iyi gelir 1 saat falan.

2-Kahvaltımızda BİR DİLİM EKMEK dışında ekmek yemeyin hatta ilerleyen haftalarda onu yarım dilime indirin(ben hiç yemiyorum). Meyve yiyecekseniz eğer sonunda değil kahvaltı ile birlikte yiyin. Hamur işinden uzak durun her öğünde. Kahvaltının yanında çiğ(kavrulmamış) fındık, ceviz, badem falan yiyin. Gevrek falan yemeyin. Bunlar tok hissettirir ama beslemez sonra acıkırsınız.

3-KAHVALTIDA KEPEKLİ EKMEK YEMEYİN. Çocuklarda yasaktır zira demir ve kalsiyumu bağırsaklardan emilmesini engeller. Bunun yerine TAM TAHIL veya BUĞDAY ekmek yiyin.

4-Kahvaltıda ayran, süt, kahve, çay, %100 meyve suyu falan içebilirsiniz. Kahve ve çay şekersiz olmalı ve asla tatlandırıcı kullanmayın.( şekeri azaltın zaman içinde bırakın, birkaç hafta içinde şekersiz içebildiğinizi görürsünüz.)

5-ARADA ÇOK ÇAY-KAHVE içmeyin

6- Arada HİÇBİR ŞEY YEMEYİN. ARA ÖĞÜN yasak. Kahvaltıdan sonra 5-6 saat içerisinde acıkırsınız, önceden acıkırsanız kahvaltıda eksik-yanlış bir şey yapmışsınız demektir. Kahvaltı sindirimi 4-6 saat sürer.

7- ÖĞLE YEMEĞİ en geç 14:30'da yenmeli. Öğlen mutlaka etli ama yanında sebze ile yenmeli. Suda kolay çözülen denen hamur, pilav, makarna gibi şeyler yenmemeli. Yanında çiğ badem-fındık vs. yenmeli. Çorba içilecek ise(kesin tavsiye ederim :D ) yemeğin sonunda içilecek.

8- ÖĞLE YANINDA KAHVALTI DA olduğu gibi doğal içecekler için. Kahve çay da şekeri keserken ilk 15 gün içerisinde azaltıp kesebilirsiniz ama ondan sonra muhakkak kesin şekeri ve asla tatlandırıcı kullanmayın. BOL BOL SU TÜKETİN GÜN İÇERİSİNDE(biliyorsunuz en az 2 litre)

9-AKŞAM yemeğinden önce muhakkak yürüyüş yapın (en az 20 dk falan)veya hareket yapın (dışarı çıkmak istemiyorsanız ZUMBA DANSI yapın ;) )

10- AKŞAM YEMEĞİ: Amaç gündüz yemeklerin iyi sindirilmesi. İlla öğleden sonra 5-6 saat sonra yemek yemek zorunda değilsiniz. Ne kadar acıktıysanız o kadar yiyin. Örneğin çok aç değilsiniz, bir çorba ile işi bitirebilirsiniz de ama ASLA SALATA, ÇEREZ, SIRF ET YEMEĞİ VE MEYVE YEMEK YOK. Bunları zor sindiriliyor akşamları. Çorba veya PİŞMİŞ sebze yemeği iyi olur. Hiç aç değilseniz yemeseniz de olur.

11- AKŞAM yatmadan önce 5 dk zıplayın( tavsiyem: kollar yukarı kalksın ve sadece topuklarınızı kaldırıp indirerek zıplayın, ip atlar gibi değil.

Gerisini kitaptan okuyacaksınız. :P Aslında diyetsiz kilo verin demesine rağmen tatlı, hamur işi yedirmemesi bu nasıl diyetsiz diye sorduruyor. :D Ama fark ettiyseniz eğer doyana kadar ye, miktar kısıtlama yok, aç kalma diyor. :)  Ama haklı, hamur işi vs. insanı hemen acıktırır bu yüzden fazla yemek istersiniz sık yersiniz böylece kilo veremezsiniz. Haydi bismillah, başladık. :)

Kitap Okuma Önerisi:  Deneyin.

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 12 TL


BU KİTABA DA GÖZ ATIN: SULTANLARIN GÜNLÜĞÜ- AY ve GÜNEŞİN SALTANATI