aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2013 Pazartesi | By: YeniAy M.

Aşk-ı Memnu



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 

Zengin bir yaşam mutluluk için yeterli mi? Arzularımızın peşinden gitmek bizim için selametli bir yol mu?


Türk Edebiyat tarihimizin en ünlü yazarlarımızdan Halid Ziya Uşakligil'in bir kitabı. Konuşmaların "konuşma çizgisi" ile ayrıldığı bir roman daha. :D Bu da Yaprak Dökümü gibi lise dönemlerimde okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap. Durun ya, bu kitabın dizisi ne zaman yayınlanmıştı? Neyse, o zaman okumuştum, işte! :D

Osmanlının son dönemlerinde, "fes başıma fes başıma püskülü ben olayım" dönemlerinde geçen bir kitap. Zengin bir asilzade beyefendisi(diyelim) ve genç bir kızın evlenmesi ile dönmeye başlayan dolapları konu alıyor. Aslında yer yer heyecanlandığınız, yer yer "Ya Nihal ya Bihter" şeklinde ikilemde kaldığınız ama çoğu zamanda "burada anlatılan asıl noktayı kaçırıyorsunuz!" seviyesine getiren bir kitap. Genelde kitapları okurken olayın kurgusunun heyecanına dalıp, bize anlatılmak isteneni gerçekten de kaçırıyoruz. Yozlaşma, kibir, hırsın ve benzeri duyguların aileleri ve kişileri ne denli param parça edip, hayatlarını yok ettiklerini anlatıyor usta yazarlarımız ama biz öyle kurgusuna takılıp "Bihter'le beraber olsun!" , "Hayır Nihal ile birlikte olsun!" diye taraflara ayrılıyoruz!

Neyse, konuya dönelim. Zengin ama yaşlı bir adamın eşi yıllar önce ölmüştür(Bu kişi Adnan Bey). Annesi yüzünden ailesinin adı çıktığı için(anası çapkın mı çapkın zevk düşkünü bir kadın. bencil bir şey işte) evde kalmaktan korkan ve aynı zamanda annesinden neredeyse nefret eden bir genç kızımız (bu da Bihter) karşılaşırlar. Yaşlı beyzademiz de hemen aşık olur ve evlenme talebini iletir ve Bihter, seve seve, hem zengin bir hayat sürmek hem de annesinden kurtulmak için, kabul eder. Ama zaten kendi kız çocuklarının güzelliklerini kendisine rakip kabul eden, bencil anne Firdevs hanım bu durumdan hoşlanmaz. Zaten içten içe Adnan beyi kendine isteyen en başta oydu ama tercih edilmedi. Nasıl içerlemiştir, siz hayal edin. :) Peyker yani Bihter'in ablası önceden evlenmiştir. Şimdi de küçük kızı evlenecektir, hem de zengin bir erkekle ama babası yaşındaki bir erkekle. Nitekim bu izdivaç olur ve Bihter Adnan Beyin konağına gelin olarak gelir. Ama evde tek başlarına değillerdir. Nihal ve Bülent isminde iki üvey çocuğu olmuştur Bihter'in. Bir de Adnan Beyin yeğeni Behlül vardır. Adnan Behlül'ün amcasıdır. Zaten yasak ilişkinin adama daha fazla koymasının da sebebi bu değil mi?

Diziye bakmayın, sanki işledikleri onca olay doğal, düzgün ve doğru da, bir gencin kendi öz amcasını aldatması ve kendi kuzeni ile evlenmesi iğrenç, pislik, yanlışmış bir hava verip "öz yeğen değil zaten" diyerek tüm dizi boyunca bunu işlemeleri komik...

Nihal elbette her çocuk gibi annesinin yerine geçecek bir kadını istemez. Ayrıca babasını bu yeni kadından kıskanır. Hele ki Bülent yatılı okula gönderilince iyice yalnız hissedecektir. Behlül desen zaten çapkın mı çapkın bir erkek. Aşk aramaz, sadece kadınlarla eğlenir. Heyecan, kaçamaklar, tehlike gibi adranelin dolu şeyler... Bihter'de böyle bir ilişki vaat ediyor. İşin özünde göreceksiniz ki kitabın aksine iki genç birbirlerine aşık değiller. Birinin derdi eğlenmek, diğerinin derdi sıkıcı evliliğine renk katmak ve gençliğinin getirdiği arzuları yaşamaktır. Behlül sağ olsun bu konuda iyi teşvik yapıyor ya!

Sonuçta Behlül gene kişiliğine göre hareket eder ve kadından sıkılarak gider kadını başkasıyla aldatır. Üstüne bir de Nihal ile evlenmeye kalkınca kıskançlık tavan yapar ve her şey ortaya çıkar. Tamam aşk yok ama kıskançlık sadece aşktan kaynaklanmaz. Sonunda herkes her şeyi öğrenerek Bihter anası gibi bir kadın olmanın getirdiği utançtan da diyelim hadi, intihar eder. Behlül her defasında olduğu gibi "kaçar" ve bir de bizim siyah hizmetkar Beşir'imiz var, Nihale aşık olan. O da hastalanıp ölür. Zaten ilişkiyi önce bu öğreniyor ama bir şey diyemiyor. Sonunda aile Behlülsüz bir ömür yaşamaya başlarlar ama ağır duygusal yaralar eşliğinde. Zaten kitap da orada bitiyor. :)

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Dizi fazla uzatılmasaydı kısmen kitaba baya sadıktı denebilirdi. Bir de dönem kitapları neden günümüze uyarlarlarsa! Neyse, kitabın dili eski Türkçe ama olabildiğince sadeleştirilmiş; ahengi bozulmadan. Okuyucuların bilmediği kelime ve kavramları anlatan dip sözlükler de var. Bu sayede Türkçe haznenizin gelişmesine de katkı sağlıyor. Bu yüzden bu tarz kitapları seviyorum. Kitap güzel bir dil ve harika bir kurguyla anlatılmıştı. Kitap sayfası da doyurucu.

Kitap Okuma Önerisi: Almanız şart! Unutmayın ki bu kitap Türk edebiyatında tarz olarak çığır açmış bir kitap olarak tabir edilir.

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 28 (aslında bu tarz klasikler son derece uygun fiyata satılıyorlar-dı... diziler popüler olunca fiyat arttı. Ben ucuza temin etmiştim.)

KARAKTERLER
 
Sırasıyla Nihal, Matmazel(Fransız bir dadı), Firdevs Hanım, Behlül ve Bihter... Bunun dışında Adnan Bey, Bülent ve Beşir vardır. Benim tercihim kitap ile birebir olduğundan kitabın filminin resmini eklemek oldu. Kitabı okuyun bir de filmini izleyin ama asla diziyi izlemeyin. Eserleri mahveden dizilerden biri; Yaprak Dökümü gibi.

Yaprak Dökümü


 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 

Zamane dünyasında namuslu ve idealist kalmak ne kadar da zor değil mi? Ama bence en zoru bu yönde çocuklarınızı yetiştirmek.

 

Kitabımız Ali Rıza Efendi ve ailesinin son dönem yaşamlarını konu alıyor. Ali Rıza Efendi küçük bir bürokrattır. Annesi ve kardeşleri ölene kadar İstanbul'da yaşamış daha sonra, onların ölümü üzerine, İstanbul'u terk ederek 25 yıl boyunca Anadolu'da görev yapmış, evlenmiş ve aile kurmuştur. Bir oğlu ve dört kız çocuğu sahibi olmuştur. Daha sonra ise bir vesile ile tekrar İstanbul'da yaşamak için geri dönüş yapar. Elbette bunca zaman içerisinde emekli de olmuştur.
 
Yalnız İstanbul'a döndükten sonra hiçbir şey Ali Rıza Efendinin arzuladığı gibi gitmez. Ali Rıza Bey gelenekçi bir insandır ve idealist, ahlak kurallarına düşkündür. Gelin görün ki değişen zamanda çocukları, özellikle de kızları, babalarının dayattığı geleneksel yaşam ile, zamanın getirdiği ve daha ilgi çekici olan ahlaksal olarak gerilemiş yaşam tarzı arasında çatışma yaşarlar.  Daha Türkçesi Türk yaşam tarzı ile modern olduğuna inanılan Batı yaşam tarzı arasındaki yozlaşmış hayatları konu alıyor diyelim.
 
Necla ve Leyla arasındaki zenginlik ve hırs kapışmasının getirdiği aile felaketi ve kendi sonlarını hazırlamaları. Babasına en çok benzediği sanılan Şevket'in evli bir kadınla ilişki yaşayıp, evlenmesi ve çalıştığı bankadan para çalıp hapse düşmesi. Fikret'in, evin en büyüğü, tüm bu parçalanmışlardan ve huzursuzluktan kaçmak için kendisinden yaşça biriyle evlenip evden ayrılması gibi parçalanmışlar görüyoruz. Bana göre olan en çok Ayşe isimli evin en küçük çocuğuna oldu. Tüm bunlara maruz kalıp ruhsal olarak çökmüştür kız. Yazarımız onun iç dünyasına pek değinmese de tahmin etmek zor olmasa gerek? Kısacası bu kitap batı kültürüyle yozlaşan bir ailenin nasıl param parça hale geldiğini, kendi eden kendi bulur sözünün de güzelce canlandırılmış olduğu bir eser.
 
Kitap hakkındaki genel görüşüm: Yazar bize, bana göre, modernlik sayılan Batı kültürünün aile hayatlarımızı, insanlarımızı, toplumlarımızı nasıl da yozlaştırdığını, mahvettiğini tek bir aile üzerinden bize güzelce göstermiş. Kitabın geçtiği dönem çok eski dönemler ama okuduğunuzda günümüz ile aynı ahlaki yozlaşmaların hatta daha fazlasının olduğuna şahitlik edeceksiniz. Kitabı okuyanın çıkartması gereken dersin iki şey olduğuna inanıyorum: İlki Batı kültüründen uzaklaşın, kendi özünüze dönün aksi halde ahlaki yozlaşma ile kendi hayatını çökertirsiniz; ikincisi ise ebeveynler ne isterlerse istesinler, nasıl yetiştirirlerse yetiştirsinler, çocukların gelişimine ancak bir noktaya kadar katkı sağlayabiliyorlar. O noktadan sonra ip avucunuzdan kaçıp gidiyor, yapacak bir şey olmuyor. Ailelere tavsiyem çocukları kendi istediğiniz şekilde yoğurmaktan ziyade onlara vermeniz gereken belli başlı ahlaki değerleri doğar doğmaz aşılamaya başlarsanız ve iyi ile kötüyü onlara gösterirseniz çocuklarınızı ahlaki yozlaşma ve çöküşten koruma şansınız yüksek olacaktır.
 
Kitap eski dönem dili ile yazıldığından şimdiki nesil için ağır kaçabilir ama zaten "panpa (!)gençliği" Türkçe bilmediği için dilin hangi günümüzde yazıldığı pek önem arz etmiyor. Onlar için "şyle br ktp ckrtsk nsl olr?"


Bu arada söylemeden geçmeyim. Kitabımızın düzeni: konuşmaların ( - ) ÇİZGİ ile ayrılmasını seven arkadaşlar için güzel bir örnek çalışma ama artık konuşmalar bu şekilde ayrılmıyor. ;)
 
Kitap Okuma Önerisi:  Gençlere muhakkak tavsiye ederim. Hem Batı kültürünü bir bok zannetmemeleri gerektiğini öğrenmeleri için hem de Türkçe haznelerinin, cümle kuruluşlarını öğrenmeleri için. Ayrıca yazar ve kitap bir klasiktir. Tolstoydan önce kendi klasiklerimizi okuyalım. Kitap kalınlığı hayli bir ince. Bir günde biter.

Puan: 10/9
 
 Kitap Fiyatı: 16

KARAKTERLER

 
 
Sırasıyla evin en büyük çocuğu FİKRET, Leyla ve Necla, Ferhunde ve Şevket, evin annesi ve babası ve en küçükleri Ayşe.
 
 
Bu kitabın dizisi yapıldı, biliyorsunuz. Hangisi derseniz elbette KİTAP derim. Çünkü yapılan dizi sadece yozlaşmış bir aileyi anlatmıyor, aynı zamanda dizi yapımcılarının vs. de ne denli yozlaşmış olduğunu gösteriyor. Bir kerede tek bir trajedi yeter de artar bile.