Sanat Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Şubat 2018 Perşembe | By: YeniAy M.

Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i Aksa



KÜNYE

Yazar: Talha Uğurluel 
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 344
Baskı Yılı: 2016 

TANITIM BÜLTENİ
Kitapları, televizyon programları ve geileriyle binlerce insanı keyifli bir tarih yolculuğuna çıkaran Talha Uğurluel anlatıyor.
Arzın Kapısı Kudüs ilk defa kullanılan fotoğraflar ve şehir haritasıyla sizi şehrin damarlarında gezdiriyor, tam bir görsel şölen sunuyor.
Kudüs… Dünyada hiçbir şehir dinler tarihi açısından Kudüs'le yarışamaz. Üç semavi dinin de bu beldeyi aziz tuttuğunu, onun için mücadele ettiğini biliyoruz.
Ya bilmediklerimiz… Anlatılmayanlar… Görülmeyenler…


İsrailoğullarını Kudüs'e taşıyan peygamber kimdi? Hz. Musa Kudüs'ü görmüş müydü?

Hz. Süleyman'ın kabri nerede?

Mardinli Artuk Bey'in Kudüs'te ne işi vardı? Kudüs Türk hâkimiyetinde neler yaşadı?

Selahaddin Eyyubi'nin Kadınlar Mescidi geçmişte Tapınak Şövalyeleri'nin yönetim merkezi miydi?

Osmanlı'yı arkadan vuran Şerif Hüseyin ve oğullarının akıbeti ne oldu?

Hitler, Yahudi sürgünü fikrini Roma İmparatoru Hadrian'dan almış olabilir miydi?

Filistin devletinin temellerini atan, Çanakkale gazisi Muhammed Emin el-Hüseyni Türkiye'ye neden kaçak girmek zorunda kaldı?
Bu kitabı okuduğunuzda Taht-ı Süleyman'dan Antonia Kulesi'ne, Mescid-i Aksa'dan Kubbetü's-Sahra'ya birçok mekânı görmüş gibi olacaksınız.

 Kudüs, İslam'ın kanayan yaralarında biridir; lakin Türkiye ve Türk insanı olarak Kudüs ve tarihi hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Çevremde Kudüs'ün Filistinlilerin sorunu olduğunu ve başlarına geleni hak ettiklerini dillendiren bazı tanıdıklarım var; gerçekten haklılar mı? Kudüs sadece Filistinlilerin sorunu, sadece Filistinlilere ait bir yer mi? Bir Türk olarak orada hiç hakkım, emeğim ve izim yok mu?

Bu kitabı okuyana kadar bu yukarıdaki sorulara cevap veremezdim. Bir Müslüman olarak bu kutsal şehre sahip çıkılması gerektiğinin bilincindeydim elbette ama bir Türk olarak da sahip çıkmam gerektiğini, Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i Aksa kitabını okuyarak anladım. Zira Büyük Selçuklu'dan Artuklulara; Memluklerden Osmanlı'ya kadar bir çok Türk-İslam Devleti bu kadim-kutsal şehre sahip çıkmış, korumuş, muhafaza etmiş ve dahası eserleri ile burayı donatmıştır.   

Büyük Selçuklu komutanı Atsız Bey tarafından fethedilen Kudüs şehrine Mardinli Artuk Bey muhafaza etmiş ve mezarı hala oradadır; Kudüs'te Mardinliler ismiyle anılan bir mahalle bile var. Sultan Melikşah'ın kardeşi Tutuş'un Mescid-i Aksa'yı onardıktan sonra Zekeriya Mihrabına kondurduğu kitabesi bugün üzeri kapatılmış vaziyette yeniden gün yüzüne çıkmayı beklemekte. Peki, niye kapalı? İngilizlerin şehri işgal eder etmez yaptıkları ilk üç şeyden üçüncüsü bu olmuştur, zira Türklerin buradaki varlığını silmeleri ve unutturmaları elzemdir. Maalesef başarılı olmuşlar ve bugün biz bile Kudüs'teki varlığımızı unutmuşuz.

Hatta Dulkadiroğulları bile bu kutsal şehre izini bırakmıştır. Memluklu Sultanların ve Osmanlı Sultanlarının eserlerinden bahsetmiyorum bile. Mescid-i Aksa Camisinin ünlü minberini bilirsiniz? Bizzat Nurettin Mahmut Zengi tarafından yaptırılmıştır ve hayali, Kudüs'ü Haçlı işgalinden kurtarıp minberi de yerine fethin simgesi olarak yerleştirmektir ama ömrü buna yetmemiştir. Lakin minberi,  vasiyeti olarak ileride onun adına ait olduğu yerine koyacak biri vardır. Peki, kimdir bu kişi? Selaheddin Eyyubi. Nurettin Mahmut Zengi kimdir? derseniz onu da söyleyelim. Kendisi Büyük Selçuklu Atabeyi'dir ve Selaheddin Eyubi'yi yetiştiren, eğiten zattır ta kendisidir.

Sizi bilmem ama Kudüs, unutulacak ve tek başına kaderine terk edilecek bir şehir değil; bir simge ve bir emanetten bahsediyoruz; hakkını vermemiz gereken bir emanet. Birilerinin söylediği gibi bizi alakadar etmeyen, bizim işimizin olmadığı bir yer değil. Ecdadımızın kanını hatta ve hatta mezarlarının, eserlerinin olduğu bu şehri unutmayacağız ve unutturmayacağız. İnşallah ecdadımızın bir zamanlar yaptığı gibi Kudüs, özgürlüğüne kavuşturacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun.

DİPÇE: İşin güzel yanı bu kitabı bitirdikten sonra Talha Hoca'nın Antalya'ya bu konu üzerine konferansa geleceğini öğrenmiş olmam oldu. Kendisi ilk defa canlı bir şekilde görüp dinleme imkanı buldum hamdolsun. Oldukça da güzel ve verimli bir konferans oldu, Talha hocamıza teşekkür ederiz. :)

Konferanstan bazı konuları videoya aldım. Yazar sayfamdaki videolar kısmından erişebilirsiniz. 

Talha Hocanın yorumlanan diğer kitapları.

Talha Uğurluel: Osmanlı'nın Şifreleri
Talha Uğurluel: Selçuklu'nun Şifreleri
Talha Uğurluel: Tarih Tıbbı Konuşturdu - 1(*)
Talha Uğurluel: Tarih Tıbbı Konuşturdu - 2 (*)
Talha Uğurluel: Dünyaya Hükmeden Sultan: Kanuni(*)
Talha Uğurluel: Dünyaya Hükmeden Sultan-2: Kanuni'nin Akıl Oyunları(*)
Talha Uğurluel: Çanakkale Savaşları ve Gezi Rehberi
Talha Uğurluel: Bir Dehanın İzleri '2. Abdülhamid Han'
Talha Uğurluel: Taşlar Yerine Oturdu


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)




13 Kasım 2017 Pazartesi | By: YeniAy M.

Taşlar Yerine Oturdu




KÜNYE

Yazar: Talha Uğurluel 
Yayıncı: Motto Yayınları
Sayfa: 232
Baskı Yılı: 2016 

TANITIM BÜLTENİ

Bize hep aynı masalları anlatarak kendi kültürümüze uzak durmamızı sağladılar. "Orta Asya'da çobanlık yapıyor ata biniyor, koyun güdüyor, çadırda yaşıyordunuz. Tamam, iyi savaşıyordunuz ama yağmacıydınız, kültürsüzdünüz, medeniyetten uzaktınız, heykelleriniz ballallarınız kurganlarınız vardı ama bunlar hep geçici oldu kalıcı bir şey bırakamadınız" dediler.
Bu göçebe edebiyatını Anadolu'ya göç sürecine bağladılar. Hatta "Anadolu'ya geldiklerinde doğru dürüst İslam'ı bile bilmeyen yarı şamanist bir duruşları vardı" dediler.

Bunun gibi sonu gelmeyen iftira ve iddialara laf kalabalığı ile cevap vermeye gerek yoktur. Onlara verilecek en güzel cevap bizim hem Orta Asya hem de Anadolu'da ortaya koyduğumuz eserlerdir. "Çadırda yaşadığınız için taş ile hiçbir işiniz olmadı" diyenlere inat devasa bir medeniyetin yapılarıyla kapı gibi cevabımız olsun istedik.
Elinde tuttuğunuz Taşlar Yerine Oturdu adlı eser Talha Uğurluel'in ilk Sanat Tarihi kitabı özelliğini taşımakta. Taşın hayatımızdaki yerini ve taşı ruhu ile yontan atalarımızın eserlerini bu kitapta en etkili şekilde ortaya koymaya çalıştık. Lütfen susalım! Artık konuşma sırası taşlarda…

Talha Hocamın ilk sanat tarihi üzerine kitabı. Şahsen benim de okuduğum ilk sanat eseri kitabı. Kitapta, ağırlıkta Osmanlı dönemi eserleri üzerine incelemeler yapılmış; Selimiye Camiisinden tutun Nazlı Mahmud Efendi Camiisi; Takkeci İbrahim Ağa Camiinden deniz üzerine kurulan Kılıç Ali Paşa camiisine kadar nice eseri görmek mümkün olacak ve elbette yapılış hikayelerini de öğreneceksiniz.

Genel olarak güzel bulduğum bir çalışma olmuş, her zamanki gibi güzel anektodlar ve renkli fotoğraflarla anlatımını desteklemiş. Efsane olarak kulaktan kulağa gelen; ters lale ve haç motifli ayak taşı gibi meselelerin de aslını anlatarak bize doğrusunu öğretmiş, sağ olsun.

Kitabı genel olarak sevsem de biraz yetersiz bulduğumu söylemek istiyorum. Talha Hocam ağırlıkta İslam Tarihi Eserleri üzerinden uzman biri, misal tarihin en başından başlayarak; atıyorum, Selçuklu Öncesi sanat eserlerini, sonra Selçuklu ve sonrasında da Osmanlı eserlerini vs. anlattığı uzun soluklu bir çalışma dizisi şeklinde hazırlasaydı daha iyi olurdu gibime geliyor. Elbette sadece camiler de değil, herhalde koskoca Türk-İslam medeniyeti cami ve külliyelerden ibaret değildir. Kitabı okumadan önce Türk ve İslam tarihindeki eserleri genel olarak okuyacağımı düşünmüştüm ama neredeyse tamamı Osmanlı camiileri üzerine.

Elbette haksızlık olmasın, kitabın giriş bölümü olan Kubbenin Sultanları kısmı, kubbeler tarihini içerdiği için Selçuklu, Anadolu Beylikleri ve Antik Dönem kubbelerini de kapsıyor.

Bir de Mimar Sinan'ın etnik kökeni ile ilgili kafa karıştırıcı bir bilgi var; son araştırmalar neticesinde Karaman Türklerinden olduğunu yazmış ama kendisi yeniçeri olduğuna göre devşirilmiş ki bu da kitapta yazıyor. O dönemler Enderun'a gayrmüslimler dışında kimse alınmıyor ise nasıl Türk kökenli olabilir ki?

İlk sanat tarihi kitabımı okumama vesile olduğu için Talha hocama ve kitabı bana gönderen yazar dostum Meryem Seyda Parlak'a teşekkür ederim. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)