Hristiyanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hristiyanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2016 Salı | By: YeniAy M.

Terör'ün ve Cihad'ın Retoriği


"Dünya barışının sağlanması için siyasi menfaatlerle yönlendirilen retoriğin durdurulması gerekli."




KÜNYE
Yazar Caner Taslaman
Yayıncı: İstanbul Yayınları
Sayfa80
Baskı Yılı: 2015

TANITIM BÜLTENİ

Felsefenin sadece soyut konularla ilgili olmadığı ve günümüz dünyasında insanları etkileyen en önemli sorunlarla ilgili olarak felsefi irdelemenin ne kadar önemli olduğu bu kitapta gösteriliyor. Dünya barışının sağlanması için, siyasi menfaatlerle yönlendirilen retoriğin durdurulması gerektiği ve felsefeye, dünya barışına giden yolda önemli bir görev düştüğü, bu kitaptaki makalelerin yazarlarının ortak kanaatidir. Elinizdeki kitapta bir yandan Habermas, Derrida, Huntington, Foucault, Kant, Edward Said, Chomsky gibi önemli düşünürlerin fikirlerine atıflar yapılıyor, bir yandan kitabın konusuyla ilgili Kuran ayetleri irdeleniyor, bir yandan da dünyada hepimizin tanıklık ettiği olgular felsefi bir bakışla ele alınıyor.

Caner Taslaman hocayı TV'de takip etmeye özen gösteririm. Herkesin anlayacağı bir dilden ve temeli sağlam konuştuğu için dinlerken zevk alırım. İlk defa onun bir kitabını okuyorum, muhtemelen de okumaya devam edeceğim, zira anlatım dilinden gayet memnun kaldım. Belki sosyolojik ve felsefi kavramlara aşinalığı olmayanlar için tek tük de olsa anlaşılmayan noktalar olabilir ama internetten kavramları araştırırlar tüm sorun ortadan kalkar(Ben bile şöyle bir baktım, unutmuşum bazı kavramları :D ). Genel olarak anlaşılmayacak, ağır dille yazılmış bir kitap değil, aksine herkesin anlayabileceği dille yazılı, rahat olun. 

İsterseniz önce kavram ile başlayalım ki kitapta Caner hocam, ne demek istemiş, ne anlatmış bir fikir oluşsun kafanızda.

RETOİK; Dilin ikna edici biçimde; belli menfaatleri, özellikle de siyasi hedefleri gerçekleştirmek için kullanılması.
Yani algı yönetimi yapıp, insanları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme meselesi diye de açıklayabiliriz bu kavramı. Kitapta ise Terör ve Cihad kavramlarının bu amaçla nasıl ve ne sebeple kullanıldığı irdelenmiş ve bilhassa cihad kavramının bu amaçla kullanılmasının Kur'an-İslam temelinde aykırılığını ayetler eşliğinde anlatmış. Ağırlıkta cihad meselesi üzerinde durulmuş. 

Terör kavramının retorikleşmesini Coady'nin güzel bir şiiri ile özetlemek istiyorum.

Bomba atmak kötüdür,
Bombardıman ise iyidir,
Lafın özü; terörün anlamı,
İktidar tacını kimin giydiğine bağlıdır.

Kur'anda,  cihadın hangi temeller sebebinde meşru kabul edilebileceği; Kur'anda savaş ahlakının nasıl olduğuna dair güzel bir çalışma da yapılmış. Bu temelle yaklaşırsak ve bilinçli olur, cihad kavramını retorikleştirenlere karşı eleştirel olur isek İslam'ı ve cihadı bu amaçla kullananlara imkan vermemiş oluruz.

Unutmayın ki kavramlar oldukça güçlü birer silahtır. Kavramlara yüklenen değerler ve bu değerlerin mutlak üstünlük haline getirilmesi ile bir çok şey meşrulaştırılabilmektedir. Gerek Cumhuriyet Türkiye'sinden gerekse günümüzde Fransa'sında 'laik' kavramı ile ilgili buna güzel bir örnek vardır. Laiklik kavramına yüklenen değerler ve bunun mutlak üstünlüğü ve korunması gerekliliği bunun için her türlü hak çiğnenmesinin veya yeri geldiğinde zulmün meşru olduğu yönünde bir çarpık mantığı doğurmaktadır. 

Kitabı herkese tavsiye ederim, muhakkak okunması ve okutulması gereken bilinçlendirici bir kitap. Okurken su gibi akıp gidiyor. :)




         (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
8 Ekim 2013 Salı | By: YeniAy M.

Misyonerlik

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Misyonerlik Nedir? Psikolojisi ve Faaliyetleri Ne Şekilde? Müthiş bir temel bilgi kaynağı!

 
 
Prof. Dr. Şinasi Gündüz'ün Misyonerlik isimli çalışması, bizlere Misyonerliğin ne olduğunu, kısa bir tarihçesini ve günümüzde bu hareketin kullandığı yöntemleri anlatmakta. Elbette sunulan bilgilerin KAYNAK bölümü de olduğundan, güvenilir bir kitap olarak görmekteyim.
 
Kitapta görüyoruz ki 11 Eylül saldırıları arkasından Orta Doğu ve Asya bölgelerindeki misyonerlik faaliyetleri hız almış, özel bir önem verilir olmuş. Yazar önce bize Misyonerlik kavramların öğretiyor; evanjelizm, misyon, misyonerlik, şehitlik, tanıklık, beyan gibi Hristiyan terimbiliminde önemli kavramlar... Misyonerlerin kendi özel kavramlarını, bulundukları kültürün diline uyarlayarak onların terimlerini kullandığını görüyoruz. Açıkça yapılan bir misyonerlik faaliyetinden önce, psikolojik temelini kurduklarını anlıyoruz. Böylece faaliyete başladıklarında doğrudan veya çok sert bir şekilde direnç ve karşılık görmeyi engellemeye çalışıyorlar. Akıllıca...
 
Sonra misyonerliğin Hristiyan kitabındaki yerine değiniyor yazar. İlerleyen bölümlerde aralarda İslami tebliğin nasıl olduğunu ve misyonerlikle farkını da ortaya koyarak herhangi bir yanlış anlamaya ve karıştırmaya mahal vermiyor. Benim kitapta özellikle işaretlediğim yerlere değinirsek eğer; ilk olarak Yeni Ahitte hristiyanların "Tarihsel İsa" ve " İlahi Oğul İsa Mesih" şeklinde iki ayrımın olduğunu ve tercihlerini ikinciden yana yaptıklarını görüyoruz. Bunu da Pavlus'un mektuplarında dillendirdiği pasajlarla destekliyor. Aslında ilerleyen sayfalarda örneklerde de görüyoruz ki 2.İsa resmi, tamamen Pavlus ve yandaşlarının çizdiği, yeniden yarattığı ve bizim Hz.İsa ile ilgili olmayan bir İsa şeklidir. İlk Hristiyanlık dönemindeki Hz.İsa ile de ilgisi yok hali ile... Zaten tarihte Hz.İsa'yı sadece bir insan ve elçi olarak kabul eden bir mezhebin varlığından ama Katolikler tarafından yok edildiklerini söyler(şu ana tek tük bireysel olarak varlar.). Hatta İznik Konsülü dönemlerinde bir papazın sırf bunu savunduğu için öldürüldüğünü de biliyoruz.
 
Pavlus kendi yarattığı İsa ve Hristiyan resmini öyle denli savunmaktadır ki mektuplarında da yazdığı gibi "Gökten melek inse ve size benim öğrettiklerimden başkasını öğretse... lanet olsun ona!" diyerek, SADECE Allah'ın emrini yerine getirmekle görevli olan meleklere bile lanet ederek, sözlerini ilahi bir konuma yükseltme cesaretine girmiş. Aslında Hz.Cebrail'in indiğini ve onun öğrettiğinden başka bir öğretiyi elçimize bildirdiğini düşünürsek eğer(Hristiyanlarda da başka elçinin geleceği bilgisini de eklersek), Pavlus bir sonraya gelecek elçinin önünü kesmeye çalışıyor gibi. Göreceğiniz gibi kitap Pavlus'a çokça değinmiş çünkü günümüzdeki Hristiyan-İsa-Misyonerlik anlayışı ve hareketi tamamen onun öğretilerine göre düzenlenmiştir.
 
Diğer bölümlerde misyonerlerin İslami ülkelerdeki terim seçimlerini bize anlatıyor. Örneğin üçlemedeki Baba yerine Allah, kitaplarındaki pasajlar için "ayet", yeni antlaşma yerine "incil" veya "incili şerif", Hristiyan yerine "İsevi", Kilise yerine "Mescidi İsa" terimini kullanıyorlar. Son yıllarda da Papaz-Peder yerine Pastör tercih edilmiş durumda. Vaazlarında Yeni Ahit ile çelişmeyen hatta doğrulayan Kur'an Ayetleri kullanarak aktardıkları görüşü destekleyip, bilinç altına yerleştirmeye çalışıyorlar "Kuran bile bizi doğruluyor. Görün işte, bizim öğretilerimiz doğru ve hak" demeye getiriyorlar. Bunları, örneğini internetteki Hristiyan sitelerinde görebiliriniz.... Hem İslam'ı kötülerler hem de kendi konularını desteklemek için çelişmeyen-destek veren ayetlerimizi kullanırlar. Baba yerine forum kategorilerinde ALLAH yazar(çoğunda tıkladığın zaman Allah yehova falan olur) ama terimi gene reddederler yazılarında(ilginç bir zihin).... Papaz değil pastör deyip duruyorlar kendilerine. Zaten İslam hakkında da konuşamazsınız, sizi atıyorlar. Tüm iletiler onların denetiminden geçmek zorunda. Hepsi de dış kaynaklardan destekli misyonerlik siteleridir. Kabul etmek gerek, imkanları iyi kullanıyorlar.
 
Kitap hakkındaki genel görüşüm:  Yolda giderken bile okuyordum kitabı. Misyonerlik ve faaliyetleri, psikolojisini öğrenmek adına çok içi temel bir bilgi kaynağı olmuş. Daha üst çalışmaları varsa kesinlikle okumak isterim ama temel bilgi edinmek için muhakkak alın. İnsan bilinçleniyor.
 
Kitap Okuma Önerisi: Şiddetle tavsiye!

Puan: 10/10
 
Kitap Fiyatı: 4 tl (diyanet yayınları)