Kur'an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kur'an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Hz. Peygamber ve Namaz



KÜNYE
Yazarİsrafil Balcı
YayıncıAnkara Okulu Yayınları
Sayfa272
Baskı Yılı: 2015

TANITIM BÜLTENİ

Kur’an-ı Kerim her dinî topluluğun yöneldiği bir kıblesi olduğuna işaret ederek bir bakıma kıblenin o dine mensup insanlar için birleştirici ve aynı zamanda diğerlerinden ayırt edici bir mahiyeti olduğunu vurgulamıştır. Bize göre Kâbe’nin kıble olarak belirlenmesi sembolik değil, İslam’ın ve müminlerin en belirleyici ve ayırt edici vasfıdır.

İsrafil Hocanın okuduğum ilk kitabı. Konusu; isminden de anlaşıldığı üzere Hz. Peygamber ve Namaz.

Hz. Muhammed ilk zamanlar nasıl ve nerede namaz kılıyordu?
Hz. Peygamberin namaz kılışı nasıldı? Müslümanlar olarak nasıl örnek almalıyız?
Namaz ilk ne zaman ve nerede farz haline geldi?
Namaz günümüzdeki şeklini ne zaman aldı?
Namazların rekat sayısına kim karar verdi? ... gibi bir sürü soruya cevap niteliği taşıyor. Ayrıca sizi bilmem ama çok güzel namaz duaları da öğrendim. :) 

Kitabı okumak bende namaz konusuna biraz daha farklı bakmamı, öncesinden daha bilinçlenmemi sağladı, vesile olanlardan Allah razı olsun. 

Baştan sona namaz sürecini bu kitapta okuyabileceksiniz. Şahsen eksi olduğunu düşündüğüm bir nokta; çok sık tekrarlara gidilmiş olması, bazen de kısa aralıklarla. Belki çok sık tekrar, akılda kalıcılığı arttırır düşüncesi ile yapılmıştır, bilemiyorum ama bende baygınlık oluşturdu, gereksiz fazla geldi. Bunun dışında dili akıcılığı güzel, sıkmadan kendini okutuyor. Size de tavsiye ederim.



                                                 (İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)


21 Haziran 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Zülkarneyn: Kur'an'da Uzaya Seyahati Anlatılan İnsan




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Hz. Zülkarneyn uzaya seyahat etmiş olabilir mi?"


KÜNYE

Yazar: İskender Türe
Yayıncı: Ötüken Yayınları
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 1998(İlk Basım)

Bundan önce okuduğum ve tam bir hayal kırıklığı olan Zülkarneyn kitabımdan sonra, bu kitap, düşmüş çıtamı yükseltebilmek adına olumlu bir etkiye sahip. Yine de ilk yarısının bana sıkıcı geldiğini peşinen söylemek isterim. Asıl hareket bundan sonra başlıyor. Lakin yazarın ilk başta Zülkarneyn hakkındaki rivayetleri ve yorumları dillendirmesi çok uygun bir başlangıç noktası oluşturmuş. Yine de sıkıcı geldi zira beklentim gereği daha başka şekilde bir giriş bekliyordum. Neyse.

Yazarın en baştaki tezi; Zülkarneyn'in, Kur'anda bahsedilen batı ve doğu; Yecüc Mecüc olaylarının, kısacası Zülkarneyn'in yaşadığı maceranın Dünya'da değil, uzayda meydana geldiği şeklinde. İlk başta oldukça uçuk ve bilim kurgu havasında geldiğinin farkındayım ama sizi ikna etmesine izin verin. Ön yargılı davranırsanız hiçbir şey gelişmez ve gerçekler de asla bulunamaz. Ha kitabın sonunda ikna oldum mu? %100 değil. Lakin 'olasılık' çerçevesinde değerlendirdim. İmkansız değil, mantıklı savları var. Olabilir. Yine de en doğrusunu Allah bilir, elbette!

Zülkarneyn'in kim olduğu konusunda İskenderci takıntıları hiç anlamıyorum; kitapta bu konuya yer vermiş. Tüm destekleyici ve karşı görüşleri dillendirmiş. Yazarın kendisi ise bu şahsın Hz.İdris (Tevratta Hanok olarak bahsediliyormuş Hz.İdris'ten: )olabileceği yönünde farklı-daha önce hiç duymadığım- bir görüşü var. %100 demiyor ama olasılığın yüksek olduğu görüşünde.

Tevratta: Allah ile yürüdü ve gözden kayboldu. 
Kur'anda: Kitapta İdris'i de an. Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükseltmiştik.

İki kitap'da yazan bu ayetlere göre onun uzaya çıkmış olan Zülkarneyn olabileceğini düşünmektedir.

Daha sonra ise kitabın ikinci yarısından sonra neden Zülkarneyn'in macerasının uzaydaki gezegenlerde gerçekleşmiş olabileceği konusunda sebeplerini dillendiriyor. Bunun içinde ayetlerde geçen kelimelerin kelime anlamlarını ve Kur'an da daha önce geçen o kelimelerin ne manada kullanıldığı konusunda çözümlemeler yaparak görüşlerine ışık tutmakta. Zaten %100 olmasa da beni olasılıklar arasına almaya iten neden de yazarın böyle bir yöntemi kullanarak bu sonuca ulaşması. İlk bakışta oldukça mantıklı ve akla yatkın geliyor.

Bir eleştirim var. Bir konu gereği SUR'a üflenmesi ile ilgili bir kısım geçti. Orada Hz.İsrafil'in sur'a üç kere üfleyeceği yazılmış; başka yerde de böyle gördüm. Lakin Kur'an okuyunca orada her zaman iki kere üfleneceğine dair bir çıkarım yapıyorum. Ölüm ve dirilmeden önce meydana geleceği iddia edilen sur'a üfleme nereden geçmektedir? Bilen varsa beni de aydınlatsın.

“Sur’a üflenince, Allâh’ın diledikleri müstesnâ olmak üzere, göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölmüş olacaktır. Sonra ona bir daha üflenince, hemen ayağa kalkıp bakakalacaklardır.”[Zümer sûresi, 39/68] 

Üçüncü bir üflemeye işaret eden ayete daha rastlamadım. Rastladım da ben mi göremedim acaba?

Puan: 10/7

Kitap Fiyatı: 17,5 TL

Yazarın, kitabın konusuna değindiği iki program videosu. Gündem Ötesi videosu, 2016 yılında geçen daha güncel bir program.






8 Ekim 2013 Salı | By: YeniAy M.

Misyonerlik

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Misyonerlik Nedir? Psikolojisi ve Faaliyetleri Ne Şekilde? Müthiş bir temel bilgi kaynağı!

 
 
Prof. Dr. Şinasi Gündüz'ün Misyonerlik isimli çalışması, bizlere Misyonerliğin ne olduğunu, kısa bir tarihçesini ve günümüzde bu hareketin kullandığı yöntemleri anlatmakta. Elbette sunulan bilgilerin KAYNAK bölümü de olduğundan, güvenilir bir kitap olarak görmekteyim.
 
Kitapta görüyoruz ki 11 Eylül saldırıları arkasından Orta Doğu ve Asya bölgelerindeki misyonerlik faaliyetleri hız almış, özel bir önem verilir olmuş. Yazar önce bize Misyonerlik kavramların öğretiyor; evanjelizm, misyon, misyonerlik, şehitlik, tanıklık, beyan gibi Hristiyan terimbiliminde önemli kavramlar... Misyonerlerin kendi özel kavramlarını, bulundukları kültürün diline uyarlayarak onların terimlerini kullandığını görüyoruz. Açıkça yapılan bir misyonerlik faaliyetinden önce, psikolojik temelini kurduklarını anlıyoruz. Böylece faaliyete başladıklarında doğrudan veya çok sert bir şekilde direnç ve karşılık görmeyi engellemeye çalışıyorlar. Akıllıca...
 
Sonra misyonerliğin Hristiyan kitabındaki yerine değiniyor yazar. İlerleyen bölümlerde aralarda İslami tebliğin nasıl olduğunu ve misyonerlikle farkını da ortaya koyarak herhangi bir yanlış anlamaya ve karıştırmaya mahal vermiyor. Benim kitapta özellikle işaretlediğim yerlere değinirsek eğer; ilk olarak Yeni Ahitte hristiyanların "Tarihsel İsa" ve " İlahi Oğul İsa Mesih" şeklinde iki ayrımın olduğunu ve tercihlerini ikinciden yana yaptıklarını görüyoruz. Bunu da Pavlus'un mektuplarında dillendirdiği pasajlarla destekliyor. Aslında ilerleyen sayfalarda örneklerde de görüyoruz ki 2.İsa resmi, tamamen Pavlus ve yandaşlarının çizdiği, yeniden yarattığı ve bizim Hz.İsa ile ilgili olmayan bir İsa şeklidir. İlk Hristiyanlık dönemindeki Hz.İsa ile de ilgisi yok hali ile... Zaten tarihte Hz.İsa'yı sadece bir insan ve elçi olarak kabul eden bir mezhebin varlığından ama Katolikler tarafından yok edildiklerini söyler(şu ana tek tük bireysel olarak varlar.). Hatta İznik Konsülü dönemlerinde bir papazın sırf bunu savunduğu için öldürüldüğünü de biliyoruz.
 
Pavlus kendi yarattığı İsa ve Hristiyan resmini öyle denli savunmaktadır ki mektuplarında da yazdığı gibi "Gökten melek inse ve size benim öğrettiklerimden başkasını öğretse... lanet olsun ona!" diyerek, SADECE Allah'ın emrini yerine getirmekle görevli olan meleklere bile lanet ederek, sözlerini ilahi bir konuma yükseltme cesaretine girmiş. Aslında Hz.Cebrail'in indiğini ve onun öğrettiğinden başka bir öğretiyi elçimize bildirdiğini düşünürsek eğer(Hristiyanlarda da başka elçinin geleceği bilgisini de eklersek), Pavlus bir sonraya gelecek elçinin önünü kesmeye çalışıyor gibi. Göreceğiniz gibi kitap Pavlus'a çokça değinmiş çünkü günümüzdeki Hristiyan-İsa-Misyonerlik anlayışı ve hareketi tamamen onun öğretilerine göre düzenlenmiştir.
 
Diğer bölümlerde misyonerlerin İslami ülkelerdeki terim seçimlerini bize anlatıyor. Örneğin üçlemedeki Baba yerine Allah, kitaplarındaki pasajlar için "ayet", yeni antlaşma yerine "incil" veya "incili şerif", Hristiyan yerine "İsevi", Kilise yerine "Mescidi İsa" terimini kullanıyorlar. Son yıllarda da Papaz-Peder yerine Pastör tercih edilmiş durumda. Vaazlarında Yeni Ahit ile çelişmeyen hatta doğrulayan Kur'an Ayetleri kullanarak aktardıkları görüşü destekleyip, bilinç altına yerleştirmeye çalışıyorlar "Kuran bile bizi doğruluyor. Görün işte, bizim öğretilerimiz doğru ve hak" demeye getiriyorlar. Bunları, örneğini internetteki Hristiyan sitelerinde görebiliriniz.... Hem İslam'ı kötülerler hem de kendi konularını desteklemek için çelişmeyen-destek veren ayetlerimizi kullanırlar. Baba yerine forum kategorilerinde ALLAH yazar(çoğunda tıkladığın zaman Allah yehova falan olur) ama terimi gene reddederler yazılarında(ilginç bir zihin).... Papaz değil pastör deyip duruyorlar kendilerine. Zaten İslam hakkında da konuşamazsınız, sizi atıyorlar. Tüm iletiler onların denetiminden geçmek zorunda. Hepsi de dış kaynaklardan destekli misyonerlik siteleridir. Kabul etmek gerek, imkanları iyi kullanıyorlar.
 
Kitap hakkındaki genel görüşüm:  Yolda giderken bile okuyordum kitabı. Misyonerlik ve faaliyetleri, psikolojisini öğrenmek adına çok içi temel bir bilgi kaynağı olmuş. Daha üst çalışmaları varsa kesinlikle okumak isterim ama temel bilgi edinmek için muhakkak alın. İnsan bilinçleniyor.
 
Kitap Okuma Önerisi: Şiddetle tavsiye!

Puan: 10/10
 
Kitap Fiyatı: 4 tl (diyanet yayınları)