mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mısır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2024 Pazartesi | By: YeniAy M.

Türk Memlüklerin Faziletleri

 


KÜNYE

Yazar: Ebu Muhammed el-Makdisi

Yayınevi: Yeditepe Yayınları

Yayın Yılı: 2019

Sayfa Sayısı: 96

TANITIM BÜLTENİNDEN

Türklerin meziyetleri hakkındaki eserlerden biri olan bu kitap Mısır memlükleri zamanında, Fatih devrinde yaşayan Muhibbeddin Ebu Hamid el- Makdisî (el-Kudsî) tarafından Hicri 881/ Miladi 1476 yılında yazılmıştır.

 

Yazar bu kitabında Mısır’da kurulan İslam devleti tarihinden kısaca bahsettikten sonra, ikinci kısmında Mısır’a getirilip memlük askeri yetiştirilen Türklerin meziyetlerinden bahseder. Onların kahramanlıklarını, Mısır toplumu içindeki ülke müdafaasındaki yerlerinden bahseder.
Öyle anlaşılıyor ki, bu devirde Mısır’da hüküm süren Kıpçak, Çerkes memlükleri Mısır’ın gerçek sahipleriydi. Mısır halkı sadece kendi işleriyle ilgilenip, barış ve sükûnet içinde yaşıyordu. Yazar bu arada Memluk Türklerin ahlaklarının, karakterlerinin yüksekliğinden, halk arasında sözlerinin geçerliliğinden, yaşadıkları lüks hayattan, Türklerin güzelliklerinden, bilhassa kadınların güzelliğinden, memlük düzeninin son zamanlarda bozulduğundan, memlüklerin şımardığından bahseder. Türklerle ilgili çalışmalarının son halkası olan bu kitabın okuyucular tarafından ilgiyle karşılanacağını umarız.


#TürkMemlüklerinFaziletleri isimli kitap, #Cahiz’in #TürklerinFaziletleri kitabına benziyor(aynı yayınevinden çıktı). Temel amaç zaten aynı, Türklerin sahip oldukları faziletleri anlatmak. Cahiz’in kitabı 800’lü yıllardan başlarken #muhibbeddinebuhamitmakdisi de Memlük Devleti dönemini Kıpçak Türklerini konu alıyor.

Kitabın ilk kısmı Mısır’da hüküm sürmüş hükümdarlar/devletleri ve kaba tarihi özetini yaparken ikinci kısımda asıl konumuza geliyoruz. Yazar, bir gece tefekkür edip; Allah’ın Türklere İslamı bahşedip bu topraklara getirmesinin hikmetini sorgulamış ve bu küçük kitabı yazmış. Kendisi de bir Arap olmasına rağmen biraz kendi halkının sosyokültürel durumunu eleştirmiş. Genel olarak beğendiğim bir kitap, ilgilinizi çekerse tavsiye ederim, zaten ince bir kitap, bir günde biter.

“Bil ki Allah, kullarına sayısız büyük nimetler bahşetti. Sadece O’nun insana verdiği İslam ile Mısır’a Türklerin getirilmesi nimet olarak bize yeter.”

“Onların özelliklerinden biri, kendilerinden olanlara veya KENDİLERİNE SIĞINANLARA aşırı bağlılıklarıdır.”

“Onların özelliklerinden biri çoğunda az görülen hasettir.”

“Onların üstün vasıflarından biri aralarında Allah’tan çok korkanların çıkmasıdır…”

“Onların meziyetlerinden biri cesaretleri, kalplerinin kuvvetli olması dolayısıyla ölümle karşılaşınca korkmamalarıdır.”



 

11 Temmuz 2023 Salı | By: YeniAy M.

M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl

 




KÜNYE

Yazar: Eric H. Cline

Yayınevi: Bilge Yayınları

Yayın Yılı: 2023

Sayfa Sayısı: 288

TANITIM BÜLTENİNDEN

M.Ö. 12. yüzyılda, Doğu Akdeniz’i çevreleyen topraklarda hüküm süren uygarlıklar büyüyor, gelişiyor, savaşıyor ve tarihte izlerini bırakıyordu. Geç Tunç Çağı’nın bu büyük devletleri, tıpkı üç bin yıl sonra yerlerini alacak olan ülkeler gibi birbirleriyle iletişim kuruyor, ticaret yapıyor ve diplomatik ilişkiler sürdürmeye çabalıyordu: Hitit kralları Girit malı giyecekler giyiyor, Minoslu ustaların eserleri Mısır’daki sarayları süslüyor, krallar ve firavunlar siyasi nedenlerle komşu ülkelerin prensesleriyle evleniyordu.


Fakat tüm bu güçlü devletler, M.Ö. 1177 yılından itibaren domino taşları gibi yıkıldı. Mikenler, Hititler, Kenanlılar, Asurlular, Minoslular, hatta Mısırlılar tarihe gömüldü. Tarihçilere göre, bu uygarlıkların, yazının, teknolojinin ve mimarinin sonunu getiren, “Deniz Kavimleri” diye adlandırılan esrarengiz toplulukların saldırılarıydı. Ancak Deniz Kavimleri, bu kadar büyük bir çöküşe tek başına neden olmuş olamazdı. Gerçekte ne yaşandı?


Arkeolojik buluntuları, yazıtları ve mektupları kullanarak dönemi okurun gözünde ilgi çekici bir şekilde canlandıran Eric H. Cline, birbiriyle bağlantılı çok sayıda unsurun nasıl bu devletlerin sonunu getirdiğini anlatıyor. Cline, doğal afetler ve iklim değişikliği kadar, istilalar, savaş ve karşılıklı bağımlılık gibi insan eliyle gerçekleşen şartların da bu sona katkıda bulunduğunu ortaya koyarak, Geç Tunç Çağı’nın büyük devletlerinin yükselişi ve düşüşü ile ilgili canlı, renkli ve düşündürücü bir analiz sunuyor.


Hititler kitabını okuduktan sonra okumaya karar verdiğim tarihi araştırma buydu. Arkasını okuduğumda Deniz Kavimleri üstüne kurulu, gizemlerin, tamamen olmasan bile kısmen, aydınlatıldığı bir çalışma diye düşünmüştüm.


Peşinen söyleyim, kesinlikle öyle değil! Kitap, Tunç ve Geç Tun Çağı'nda varlığını sürdüren Antik Mısır'dan tutun Hititlere kadar tüm mevcut kadim krallıkları konu alan bir eser. Temel amaç ise Geç Tunç Çağında bir anda çöken bu medeniyetlerin çökme sebeplerini araştırıp bulmak. Bu açıdan hayal kırıklığı oldu, yani Deniz Kavimleri üstüne kurulu olmaması ama onlardan hiç bahsetmiyor demek değil. Aslında tarih öncesi devirle ilgili çok fazla gizem var ve bizim elimizde de yapboz parçası gibi çok az belge var.

Yazarın yaptığı ise tüm o belgeler ışığında ( Hitit kitabında olduğu gibi) kendi mantıklı çıkarımlarını yaparak sebepleri aramak oldu. Açıkçası oldukça ilginç bir dönem olduğunu söylemem gerekir ama kitapta anlatılanlar Anadolu-Akdeniz- Mezopotamya bölgesi ile sınırlı elbet. O zamanlar da oldukça küresel bir dünya olduğu çıkarımını yapmak mümkün görünüyor; ticaret ve politik ağlar oldukça sıkı örülmüşe benziyor ( ben öyle anladım en azından) hatta krallar arasındaki ilişki oldukça hoşuma gitti. Deniz Kavimleri olduğu (yahut başka bilinmeyen) düşman saldırıları karşısında birbirinden yardım isteyen hatta tavsiye alan/veren hükümdarların ilişkisi nedense kafamda sıcak bir ilişki canlandırdı. Elbet bu sizi yanıltmamalı, neticede bunlar her daim kendi ülkesinin çıkarlarına öncelik veren insanlar. Hitit kitabında da zaten büyük kral kardeşliği gibi bir şeyden bahsedilmişti, bu ilişki ağı da biraz bundan kaynaklı.

Deniz Kavimlerine tekrar dönersek kökenleri tam bir muamma. Onlar hakkında net bilgi veren sadece Mısır kaynakları; birden fazla kavmin bir araya gelmesi ile oluşan bir çeşit göçmen halklar gibi görünüyor. Kavimlerine verilen isimlerden yazar(ve diğer araştırmacılar), o dönem bilinen bazı halklarla bağlantı kurmaya çalışmış ama bunlar tamamen isim yakıştırmasından başka bir şey değil, ikna edicilikten çok uzak. Bu sebeple hala gizemini koruyorlar. Muhtemelen iklim değişikliğinin tetiklediği bir çeşit kavimler göçü olmuş zira o dönemde iklim değişimi de oldu. Günün sonunda depremler, saldırılar, çöken sistem gibi birçok sebebin birleşimi, zaten küresel olarak birbirine de bağlı olan bu krallıkların arka arkaya çökmesine neden olmuşa benziyor ama bu da kesin değil fakat hem yazarın hem de okurken edindiğim kendi izlenimim bu oldu. Zira bahsedilen olası sebeplerin hiçbiri tek başına buna sebep verebilecek etkiye sahip değil ama hepsi ve bilinmeyen başka sebeplerle birleşince, gayet mümkün görünmekte. İşin ironik yanı ise okurken günümüzle de örtüşen bazı noktalar göreceksiniz ve "eyvah, tekerrür ediyor galiba," diyeceksiniz. Ben "s*çtık" dedim hani. ldnasndas

Kitap güzel, okurken hap gibi bilgileri yutmayın. Neticede yazar, kendi çıkarımını yapmış, size kendi fikrini dayatmasına izin vermeyin. Bu tür şeyler için çapraz okuma her zaman faydalıdır, diğer araştırmacılar ne diyor ve neye dayandırıyor... bunları da bilmek isterim. Bu arada kitap birçok ödül almış, kıymet verilen bir eserdir. Niyet edenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.






5 Aralık 2014 Cuma | By: YeniAy M.

Tarih Tıbbı Konuşturdu - 1


"İnsanlığın gizemli ölümleri, hastalıkları... Adım adım tarihsel otopsi."



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

SUİKASTLAR, SIR ÖLÜMLER, ESRARENGİZ OLAYLAR... BU KİTAPTA TÜM BUNLARA CEVAP BULACAK MISINIZ? OKUMADAN BİLEMEZSİNİZ. ;)

Tarihe aşığım, özellikle Türk tarihine. Lakin gelin görün ki her tarihçinin kitabına müptela gibi yaklaşamıyorum. Sonuçta bir romandan bahsetmiyoruz, tarih anlatımından bahsediyoruz. Bu da bilgi kadar anlatım becerisinin de yüksek olmasının gerekliliğini gösteriyor. Bu yüzden tarihçiler arasında en çok sevdiğim ve dinlerken çok keyif aldığım yegane kişi Talha Uğurluel'dir. Ayrıca bilgisine de çok güvenirim. Bilmediği bir şey varsa da açık seçik "O konuda maalesef bilgi sahibi değilim." diyecek kadar da açık bir insandır.  Aynı açıklılığı tüm tarihçilerimizden bekleriz. Sonuçta bilmiyorsanız bilmiyorsunuzdur, ayıp değil ya, gidip araştırır öğrenir anlatırsınız. Varlık amacınız bu sonuçta. Neyse, gelelim kitabımıza. Talha ağabey, B.Muhammer Kayatekin ile birlikte özel bir kitap hazırlamış. Kendisi hekimdir. Zaten tarih ve tıp iç içe ise yanınızda bu konuda uzman birinin gerekliliği de kaçınılmazdır.

Kitabın kısaca özetini yaparsam eğer,

Fatih Sultan Mehmet öldürüldü mü, yoksa ecel mi?

Hürrem Sultan ve Kanuni neden öldü?

Büyük İskender'in ani ölümünün arkasında yatanlar nelerdir?

Savaş alanında insanların neden susuzluk çekerdi?

Yemen türküsünün arkasında yatan o bilinmezlik nedir? gibi bir çok soruya bu kitapta cevap aranmış.
Hatta Aşil konusuna bile değinilmiş. Yani, o adam gerçekten de ayak tendonuna ok yediği için ölmüş olabilir mi ki? Yoksa mit uydurmalarından biri daha mı?

Osmanlı mumyalama sanatı ile Mısır mumyalama sanatı arasındaki farklar nedir? Bu arada evet, gerçekten mumyalanmış padişahlar söz konusu. :)

Bu kitapta benim en ilgimi çeken konu mumyalama ve Mısır piramitlerindeki bir ayrıntı oldu. Osmanlı resmi kayıtlarında Piramitler için "Yusuf Ambarları" deniyormuş. Hz.Yusuf'un yaşam öyküsünü hepiniz biliyorsunuzdur: Mısır'a vali olarak atanmasını sağlayan bir rüyayı yorumlaması ve öngörülen yedi yıllık kıtlıkla başa çıkabileceği güvencesini vermesiydi. Başak arpalarının yedir yıl boyunca bozulmadan korunmasını nasıl sağladı? Yaptırdığı ambarların özelliği neydi ki? Piramitler gerçekte bu ambarların ta kendisi mi? Çünkü yapılan bazı deneylerde piramitlere konan gıdanın bozulmadan uzunca süre kalabildiğini biliyoruz.

Şahsi düşünceme gelince, piramitler, bahsi geçen o ambarlar değil. Lakin piramitler o ambarların mühendisliğine göre inşa edilmiş yapılardır. Bildiğiniz Allah'ın Hz.Yusuf'a öğrettiği teknolojik bilgiyi bunlar almış cesetleri ve daha nice şeyleri korumak için şaşalı mezarlara çevirmişler. Eh, bu da benim kanaatim.

Mısırdan konu açılmışken, mumyaların batıda sözde şifa kaynağı olarak kullanıldığınız biliyor muydunuz? Mumyalardan alınan parçalar satılıyor ve toz haline getirilerek kullanılıyormuş. Daha önce kan ve insan eti yiyerek de şifa kaynağı aradıklarını tarih dergilerinden okumuştum. Yamyamlık Afrika insanına özgü değil anlayacağınız.

Anlatılacak çok şey var, kısa özet geçtim. Benim kısa özetim de bu oluyor ama gerçekten bu sefer çok daha kısa oldu. :D

Kitap hakkındaki genel görüşüm:
Genel olarak kitabı başarılı buldum. Gerek içeriğindeki bilgiler gerekse kaliteli tasarımı ve sayfaları ile bu kitap kütüphanenizde olmak zorunda. Talha Uğurluel'in kitaplarını sevme sebeplerimden biri de sadece o güzel anlatımı ve bilgi aktarımı değil; kitabın kaliteli kağıtlara, renkli resimli basılması. Tam koleksiyonluk bir görüntüsü var. Kitap delisi biri olarak da koleksiyonluk kitaplara ayrı bir sevgim var. Böyle yan yana hepsini sıralayınca harika bir görüntü oluşturuyorlar, sizce de öyle değil mi? ;)

Sadece küçük bir olumsuzluk var, bana göre. O da kitaptan beklentimi ne kadar yüksek tutmuşsam artık, bütün o muamma bazı olaylara %100 cevap bulacağımı sanıp, onun yerine yüksek oranlı varsayımlarla karşılaşmış olmam. Eh, tarihi belgeler de bir yere kadar götürüyor insanı, bunu idrak etmiş oldum. :)

Kitap Okuma Önerisi:  Muhakkak alın.

Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 17,5