Az Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Az Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Dikkat Güldürür!



KÜNYE

Yazar: Kader Güneş
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 128
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ


Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş: — Ne oldu Doktor Bey? Ne kadar ömrüm kaldı?” Doktor cevaplamış: — 10…
Bizimki sormuş: — Ne 10’u doktor bey, gün mü, ay mı, sene mi?” Doktor: — 9, 8, 7, 6...”


Öğretmen, Ayşe’ye sormuş: - Hiç yemin eder misin Ayşe?
- Vallahi billahi etmem öğretmenim.


İki kişi balık tutuyordu. Yalnız biri, tuttuğu küçük balıkları torbaya bırakıyor, büyük balıkları suya geri atıyordu. Bu durum, yandaki balıkçının dikkatini çekti. Dayanamadı sordu:
— Yav arkadaş, sen deli misin? Neden balığın küçüğünü torbaya, büyüğünü suya geri atıyorsun?
Adam cevap verdi: — Kızartma tavam küçük.


Temel’in evinde temizlikçi kadın temizlik yaparken birden fare çıkmış. Kadın bağırmış. Temel’in eşi de fareyi görünce eşine seslenmiş: —Temel, fare, fare! Temel eşine cevap vermiş:
— Beni niye çağırıyorsun hanım, ben kedi miyim?


Öğrenci tahtada, öğretmenin sorduğu soruyu yapıyordu. Öğretmen uyardı: - Yanlış yapıyorsun!
- İyi de öğretmenim madem sonucu biliyorsunuz, beni neden uğraştırıyorsunuz?


Okul bitmiştir fakat Temel’in karnesinde zayıflar cirit atmaktadır. Bunu gören babası: “Bu ne biçim karnedir, değil beş, dört bile yok! Atatürk senin yaşındayken sınıf birincisiydi.” der.
Temel, bunun üzerine:
- Biliyrum oni baba. Sen de şuni unuttin; Atatürk senun yaşundayken de cumhirbaşkanuydi!

Gülmek Bedava kitabıyla bizleri temiz mizaha davet eden Kader Güneş ablamın bir nevi devam kitabı niteliği taşıyan Dikkat Güldürür kitabı da ilki gibi temiz mizah ile yola devam etmekte. İlki daha çok internet şakalarının derlemesi iken 2. kitap ağırlıkta fıkra derlemesi olarak beğenimize sunuluyor.

Mizahın, insan psikolojini rahatlattığı ve stresten uzaklaştırdığı bilinen bir gerçektir; stres de günümüzün psikolojik hastalıklarının hatta fiziksek hastalıklarının bir kısmına hatta belki de bir çoğuna neden olan bir olaydır. Bu açıdan mizahın varlığı hayatımızda önemli bir yeri var. Lakin küfür ve bel altı ile yapılan şakaların ve anlatılan fıkraların kişiye pek bir şey katmadığı gerçektir. Ayrıca ahlaki açıdan da kişi/leri yozlaştıran bir şeydir. Bilhassa belli yaştaki gençleri/çocukları bu tarz sözde mizahlardan korumamız gerekiyor.

İşte bu yüzden Gülmek Bedava ve Dikkat Güldürür! gibi temiz mizah anlayışı ile yolan çıkan kitapların kıymeti daha bir önem arz eder hale geliyor. Bu hassasiyetle yaklaştığı için Kader GÜNEŞ ablama ve onun gibi temiz mizah ile güldürmeyi amaçlamış herkese teşekkürleri bir borç bilirim. 😊

Doğrusu ikinci kitabın kapağını daha çok sevdim, ayrıca kalınlığı da ilkinden daha fazla. Elimdeki kitapta bir köşede küçük bir baskı hatası var ama o kadar kusur, kadı kızında da olur. Bir de fıkralarından birinde tarihsel bir hata var ki tarih delisi bir insan olarak demezsem olmaz. 😋



                                      (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
13 Haziran 2017 Salı | By: YeniAy M.

Yazma Sanatı ve Yazma Teknikleri


"Yazma sanatını temelden öğrenmek istemez misiniz?"


KÜNYE

Yazar: Selçuk Alkan
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 144
Baskı Yılı: 2017(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
İyi bir yazma işlemi, anadilimizde düşünülen şeyleri doğru, anlaşılır, etkili ve sistematik bir şekilde kâğıda dökmektir aynı zamanda. Bu nedenle yazmak, aynı zamanda düşünce becerisini de geliştirmeye yol açar. Herkes yazı yazar ama düşüncelerini bir sisteme koyup, gerçekten ifade edilmek isteneni doğru sözcüklerle eşleştirip kâğıda dökebilenler gerçek anlamda yazı ortaya koyarlar. Yazma işlemi, öncelikli olarak iyi bir dil becerisini gerektirir. Bunun hemen ardından, düşünceleri, fikirleri, duyguları planlayabilme, bir araya getirebilme, birbirine dönüştürebilme ve tüm bunları tekrar gözden geçirme gibi birtakım bilişsel kontrol yeteneği de gerektirir. Bu anlamda yazmak, üst düzey düşünmeyi gerektiren bir faaliyet olarak da anlaşılabilir. Yazdıkça öğreneceksiniz ve her yazdığınız, bir öncekinden daha güzel olacak. Hatta ilk yazdıklarınızı beğenmemeye başlayacaksınız. Bir yazar, kendi yazdıklarını beğenmemeye başlamışsa, doğru yoldadır demektir. Çünkü daha iyisini yazacaktır, bunun için gayret edecektir. Gelişim bir ömür boyudur; ilim, beşikten mezara kadardır. “Ben oldum, ben çok iyi yazarım” deyip kenara çıkanlar değil, her daim kendini geliştiren, daha iyisini yazmaya çalışanlar, yazarlık dünyasında kalıcı oluyorlar. Belki bir yazar olmak istiyorsunuzdur kim bilir? Size bir sır vereyim: Her yürek bir yazardır aslında… Mühim olan, kalbinizle iletişime geçmek ve beyninizi yazarlığa hazırlamaktır.
Sürekli takip edenler bilirler ki daha önce de yazma teknikleri ile ilgili birkaç kitap okumuş ve burada yorumlamıştım. Söz konusu bir konu hakkında tek bir kaynak yerine birden fazla uzmanın fikir, tecrübe ve bilgisine danışmak akıllı insanın yapacağı şey olduğundan imkan dahilinde olduğunda bu konu üzerine kitapları alıyorum. Zira ben de roman yazarı olmak istediğim için kendimi geliştirme fırsatını kaçırmak istemiyorum.

Kitap, okuduğum kitaplar arasında en temelden başlayan, sıfırdan sizi yönlendiren ve her yaşa, bilhassa genç yaşlara, uygun güzel bir kitap. Temel bazı Türkçe dil bilgisi(en çok hata yaptığımız yazım hataları ile ilgili) kuralları dışında uygulama teknikleri ile de yazar olmaya ilk adımı atmamız için bizi cesaretlendiriyor.

Genel olarak yararlı bulduğum, bilhassa daha yazmamış veya yeni yeni yazmaya başlamış, işin birazcık daha tekniğini öğrenmek isteyen ve uygulama yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı. Genç yazar adayı arkadaşlara duyurulur.

Tek eleştirim; verilen örnekler konusunda 'Allahlar' şeklinde verilen bir cümle... Allah isim olarak özel bir isim olması yanında sadece tek bir KİŞİ/VARLIĞA ait bir isim olduğu ve başkaları tarafından da kullanılamayacağı için böyle 'Allahlar' şeklinde bir cümle yazım bilgisi açısından facia bir örnektir. Dini konuya değinmiyorum bile.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

18 Nisan 2017 Salı | By: YeniAy M.

Konuşmanızla Hipnoz Edin

     "Topluluk önünce hipnoz edici bir konuşma nasıl yapılır?"



KÜNYE

Yazar: İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2015(4. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Elinizde tuttuğunuz kitaba ödediğiniz parayı bir yatırım olarak düşünün. Dünyadaki en önemli kişiye, yani size yapılan bir yatırım. Bizi bu kitabı yazmaya iten şey, topluluk önünde konuşmanın yalnızca doğuştan hatip olan kişilere özgü olmaması, yeteneğin NLP ile modellenebilmesidir. Bu kitap, değişim için fırsat yaratacak, topu yuvarlamaya başlayacak ve siz ilerlerken, size adım adım rehberlik edecektir. Fakat fırsatı değerlendirecek, kendi iyiliği için gereken eforu sarf edecek ve sonunda da golü atması gereken kişiler sizlersiniz.
İnci ve Özlem isminde iki kız kardeşin bir araya gelerek tecrübelerini kitaplaştırdığı bu eserde, topluluk önünde konuşma sorunu çeken ve çok daha iyi bir konuşmacı olmayı hayal edenlere kılavuz olma güdüsüyle hareket ediyorlar.

Oldukça ayrıntılı ve tatmin edici anlatımlarını tecrübe ve NLP gibi psikolojik yöntemlerle birleştiren AKTAŞ kardeşler, uygulamaya geçirmeniz halinde başarılı sahibi olacağını söylüyor.

Anlatım dili akıcı ve anlaşılabilecek seviyede ama nedense kitabı bitirmem biraz zamanımı aldı, sanırsam tamamen kendimden kaynaklı bir durum. Kitabı beğendim ve faydalı buldum. Yöntemleri uygulamayı becerirsem topluluk önünde konuşma sorunumu çözeceğimi ümit ediyorum inşallah; mükemmel bir konuşmacı olma derdinde değilim sonuçta. Kendimi ifade edebilecek kadar olsa yeter. :D

Bu arada ölümden sonra insanların en çok korktuğu şey topluluk önünde konuşmaymış. Tek değilmişim, sevindim. :D

Gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğim bir kitap.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
12 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gülmek Bedava

    "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."



KÜNYE

Yazar: Kader Güneş
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ
Anne: Odanı topla oğlum.
Çocuk: Anne, ben toplama bilmiyorum.
Anne: Ama ben, çok güzel çarpma biliyorum!
Çocuk: Topladım bile anne.
*
Sırf köpek korkmasın diye karşı yola geçip yürüyen biriyim. Tamamen o yüzden yani.
*
Okulda;
- Kanka, senden bir şey isteyeceğim.
-Ne?
- Param yok, kulaklığım bozuk, sakızım bitti, şarjım az.
*
- Kimya dersi kaldırılıyormuş.
- Neden?
- Kim olduğunu bulmuşlar.
*
- Oğlum sınav çok kolaydı.
- Evet, ama arka sayfa biraz zordu.
- Arka sayfa mı?
*
Babam, “Takdir getir bilgisayarını yenileyeceğim.” dedi, ben de getirdim. Geldi F5’e basıp gitti!
*
- Geç bunu.
- Bunu da geç.
- Bu zaten kolay...
- Bunu biliyorum.
- Bunu sormaz.
- Bunu yaparım…
(Sınavdan 20 aldı.)
Gülmek Bedava 7'den 77'ye hepimizi güldüren, eğlendiren sevimimli mi sevimli bir kitap. Hadi durmayın bedavadan gülmeye başlayın:)

Güzel ablam Kader GÜNEŞ, ilk kitap denemesini gerçekleştirdiği bu eserde; temiz mizah düsturuyla hareket ederek günümüz gençlerin, başta internet ortamı olmak üzere, eğlenceli ve zihin geliştiren esprilerin bir kısmını bu kitapta bizler için derledi.

Gülmek, insanın ruh halini değiştiren; bulaşıcı bir mutluluk pınarıdır. Bu pınarın kaynakları arasında da şüphesiz şakalar, espriler gelmekte. Bu eser de bize bunu vaat ediyor.

Belli bölümlere ayrılmış ve hemen hemen bir çok konuda esprili sözlerin yer aldığı bu kitap, hem eğlendirecek hem güldürecek hem de insana, şaka yapmak için bel altı ve argo kullanması gerekmediğini gösterecek.

Atalarımız boşa dememiş; "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."

Tamam, elbette ki bir Nasrettin Hoca fıkraları değil ama en azından gençlerimizin tamamını şaka diye küfrü bellemediğini de gösteriyor. Bu kitabı değerli kılan şeylerden biri de bu kanımca; küfürden, argodan uzak bir mizah hedeflemesi. Bu yönüyle 7'den 70'şe herkese hitap eden ve arkadaşlarınızla birbirinize yapabileceğini veya sosyal medyada paylaşıp bol bol beğeni alacağınız ( :D ) şakalar sizi bekliyor. 

Kitabın oldukça ilgi gördüğünü ve ilk baskısının tükendiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Başarılarının devamını dilerim Kader ablacım. Bu güzel kitap için teşekkür ederiz. :)

Beni güldüren şakalardan birkaçı:

"Silgi, doğada 300 yıl, sınıfta 10 dk.'da kayboluyor." (Sadece silgi değil kalem de; tecrübe edilmiştir. :D )

"Boş kağıt verdim, kanka." havasında olan öğrencilerden biri de bendim. Elbet boş kağıt değil de kötü geçti be deyip en az 60- 70'i çakıyordum. Kısacası bu tarz şakalarda kendimi gördüm. :D 

Ayrıca İngilizce bölümünü ayriyeten sevdim; zaten iki dil arasındaki telaffuz benzerliği hep eğlenceli ve etkileyici gelmiştir.  (HappyMiss Car TheShe's= tuttum bunu :D )

Yalnız sanırım ilk şakada bir hata var; yav he he'nin çevirisi olarak yavsheshe denmiş ama yavhehe olması gerekmez mi? Veyahut ben şakayı anlamadım, o da ihtimal. Biri beni aydınlatsın. :D 

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
11 Şubat 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Etkileyiciliğin Psikolojisi

"İnsanları etkileme sanatını öğrenmek ister misiniz?"



KÜNYE
Yazar: Erhan Aydın
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa: 192
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
"Hayat bir çizgidir; ilgi bekler. İnsan ise bu ilgiyi göstermeyi hak eden bir değerdir."
Ve hayatı hak etmişti insan. Ancak, arıyordu bir şeyleri. Aslında aradığı o şeyler tek bir sorunun cevabında gizliydi: Nasıl daha iyi olabilirdi hayatı? Yazılan binlerce başarı ya da hedef reçeteleriyle mi yoksa tamamen kendine özgü bir bakış açısıyla mı yaşamalıydı hayatı? İyi iletişim kurmak için, etkileyebilmek için sonu gelmeyen nasihatler mi dinlemeliydi? Yoksa hayata meydan okuyup, kendi bakış açılarıyla mı inşa etmeliydi her şeyi? Bu kitapta etkileyici bir birey olmak, etkileyici bir iletişim kurabilmek temelleriyle, bunları elde edebilmek için çeşitli bakış açıları sunulmuştur. Kitabın temel özelliği, size kural ya da reçeteler sunmaktansa, kendi kurallarınızı kendi bakış açılarınızla oluşturmanızı sağlamasıdır. Bu yüzden düz (bilgilendirici) bir ifade tarzıyla birlikte kimi bölümlerde duygulara hitap edici bir anlatım tekniği kullanılmıştır.
Kişisel gelişim kitapları, genelde hayatımda çok yer almaz. Fakat şu sıralar hafiften ilgimi cezbetmeye başladılar. En azından psikoloji vb. alanlarda yazılan kişisel gelişimlere ilgi duyuyorum.

Yazar, bizlere insanları nasıl etkileyeceğimize dair bir takım ipuçları vermiş ve yer yer de gerek afaki gerekse kendi hayatından örneklerle de pekiştirmiş. Giriş olarak; başarı ve başarısızlık nedir? ne değildir? sorularının cevaplarını vererek ve bir nevi bizleri de motive ederek kitaba başlamış. Başarı konusunda şu an biraz daha farklı bir bakış açımın olduğunu söylemem gerekir. Kitabın ilerleyen bölümlerinde de insanları etkilemek için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini anlatmış. Genel olarak bize; basma kalıp bilgiler ve formüller yerine olayın genel hatlarını çizerek bilgi sunmuş. Bunu yaparken niyeti de bizlerin, kendimizi sınırlı alanlara hapsetmemek. Temeli alarak kendi kişiliğimize, becerilerimize ve anlayışımıza göre temel üstüne inşa etmemizi istiyor, anladığım kadarıyla. Eh, mantıklı. Sonuçta her insanın kişiliği farklıdır; yaşama farklı bakar. Her hastalığın tedavisi bellidir ama her hastaya aynı dozaj verilmez ve bazen ana ilacın yanında başka ilaçlarla da takviye edilmesi gerekebilir. Benim bakış açım bu. Neyse.

Genel olarak kitabı çok sevdim, dolu dolu geldi. Zevkle okudum. Kendisi de oldukça açıklayıcı ve akıcı bir dille yazmış. Birkaç kez okunacak bir kitap. Herkese rahatlıkla tavsiye edebilirim. Bilhassa başarı konusunda takıntısı olanlara. Çünkü bu kitaptan çıkardığım sonuç; insanları etkilememiz için ilk önce kendimize değer vermeli, saygı duymalıyız ve doğal olarak da kendimizi geliştirmeli, kısacası yatırım yapmalıyız. Kendiniz geliştirmeden başkalarını da etkilemek pek mümkün değil.

Yalnız 5. bölümde bir hata olduğunu düşündüğüm nokta var; Çin Atasözü olarak verilen alıntı, bir duadır. Atasözü o şekilde olmaz. Dahası Hz. Celaleddin Rumi'ye atfedildiği gibi Hitit Duası diyen de var. Lakin ben en sağlam olarak 'anonim söz' olarak dipçe düşülmesi taraftarıyım. Çünkü kime ait olduğu kesin değil gibi.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
9 Şubat 2017 Perşembe | By: YeniAy M.

Secdedaş

 "Aşığın aşkına gönlünden, ruhundan, özünden sözler, şiirler... Aşk ile, sevda ile... Masumca ve en önemlisi GERÇEK. Sureti değil, ruhu sevmek. Nefis için değil Allah için sevmek."



KÜNYE
Yazar: Nail Azbay
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa: 192
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Evlenirken sadece "eş" almayın!
Bir ömür secdeye birlikte varacağınız "secdedaş" alın. 
Buluşma adresiniz, "secde" olsun.
Günde beş vakit buluşun.
Aralara teheccüd ve kuşluk vakitlerini de sıkıştırın.
Dua edin, şükredin, Yaradan'a (c.c.) hamd mesajları gönderin.
Bir demlikte demlenen çay misali, ömrünüzü birlikte demleyin.
Birbirinize sadece eş değil, "secdedaş" olmanız duası ile...

Deneme yazıları ve şiir, benim sevdiğim tür arasında son sırada bile yer almıyor ama bu demek değil ki asla okumam. Nail Bey, nezaket gösterip kitabını imzalı bir şekilde bana ulaştırdı ve elbette ki bana da kitap kurdu biri olarak, okumak düştü.

İsmi baya bir ilgimi çekti, bu yüzden itiraf etmem lazım ki kitabı, okumam için öne çeken ana nedenlerden biri oldu. İlk sayfalardan itibaren kitap, resmen aşk kokuyor; sevdiğine ve sevdiğini gönlüne yerleştiren Rabb'ine. 

Tasavvuf Deneme Yazısı olarak da tabir edebileceğimi bu kitap, Nail Bey'in sevdiği hanıma karşı duygularını; yazı ve şiire dökerek itiraf etmesini dahası evlenme teklifi etmesine şahit oluyoruz. Bir nevi bu evlenme teklifine ve aşka; okuyucularını da Allah ile birlikte şahit tutmuş.

Bir hanım olarak oldukça romantik bulduğumu ve kolay kolay hiçbir hanımın da bu teklife ret cevabı veremeyeceğini düşünüyorum. Duyguların sözlere ve mısralara dökümü de beni etkiledi, kalbime hiç dokunmadı dersem yalan olur. Hanım kardeşimiz oldukça kısmetli, maşallah. Bu kitap, güzel de bir anı olmuş oldu onun için. İnşallah ikisi birlikte mutlu mesut yaşarlar hem bu ömrü hem de ahiret ömrünü. 

Böyle güzel bir kitabı, herkese tavsiye ederim. Bilhassa erkeklere; insan nasıl sevmeli? sorusuna güzel bir cevap olmuş. Teşekkürler Nail Bey.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
5 Şubat 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Arenya - Hayat Taşı

 "Fantastik dolu bir evrene yelken açmaya var mısınız? Masalsı bir hikaye sizi bekliyor."




KÜNYE
Yazar:  Ece Emine Çakıcı 
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa: 192
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Sessizce izliyordu, izlemek güzeldi… Her avcı avını uğursuz bir gölge gibi takip etmeliydi. Zehirli bir kan gibi dolaşmalıydı damarlarında… Ta ki onu eritip yok edene kadar… Zehiri taşıyan kadeh, kadehi sunan el, intikam ateşiyle yanıp kavrulan kömür karası bir yürek… Yıldız tozuyla kaplı, gümüş rengi tenleri Arenlerin hayatını aydınlatmaya yetecek miydi? Yoksa kadehi süsleyen zehir, damla damla içilmiş miydi?

Arenya, ortaokul ve üstü yaşa hitap edebilecek, hoş bir fantastik serinin ilk kitabı. Romandan ziyade hikaye serisi demeyi uygun görüyorum çünkü daha çok masalsı bir tadı var. 

Yazar, kendine özgü bir evren oluşturmuş. Anladığım kadarıyla da isimleri dahi kendi üretmiş. Hatta içeriğinde karakterlerin resimleri çizilmiş ve bazı sahneler resim olarak eklenmiş ki harika bir artı olduğu düşüncesindeyim. Anlatım dili bence çok hoştu; giriş şekli Shekspirvari bir havadaydı. Betimlemesi de bir o kadar yerinde ve kafamızda canlandırmamızı kolaylaştıran tarzdaydı. Şahsen genel olarak kitabı beğendim.

Lakin heyecan seviyesinden uzak, merak uyandırmayan ve tek düze başlayıp yine aynı şekilde biten bir hikaye olduğunu söylemem gerekir. Kitabın sonu da pek bir kafa karıştırır cinsten oldu; tam anlayamadım hala. 

Fakat dediğim gibi ağızda hoş bir tat bırakan, masalsı bir hikaye. Okunmasını tavsiye ederim.

DİPÇE: Artık ufak tefek imla hatalarına değinmediğimi fark etmişsinizdir? Yazmamam yok demek değil, sadece artık bahsetme gereği duymuyorum. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

13 Ekim 2016 Perşembe | By: YeniAy M.

Osmanlı'yı Osmanlı Yapanlar


"Tarihini bilmeyen kendini bilemez; kendini bilmeyen varlığını sürdüremez."


KÜNYE
Yazar:  Mehmet Akbulut
Yayıncı: Az Yayınları
Sayfa: 368
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
Yazar, Osmanlı İmparatorluğu'nun, cihana bir güneş gibi saçtığı cihanşümul değerlerin kurucularından ve timsallerinden gözünüzü bir an olsun alamayacağınız latif bir anlatımla bahsediyor. Osmanlı gaza geleneğinin en müspet örneklerini verirken de Devlet-i Aliyye'nin kurucu doktrininin, 'Nizam-ı Âlem' olduğunu hakkaniyetle vurguluyor. Kitabı okurken, Osmanlı'nın tüm bu muvaffakiyetlerinin, ancak ve ancak ortak bir 'üst kimlik ve kültür' inşa etmekle mümkün olabileceğini hissediyorsunuz. Daha önce hiçbir devletin mutlak manada barış sağlayamadığı coğrafyalarda, huzurlu ve adil bir düzenin nasıl tesis edilebildiğini anlamak gözlerinizi yaşartıyor.
Sayfaların arasında soluksuz ilerlerken, kültürel değerlerimizi, 'anı yakalamak' ve 'anlamaya çalışmak' gibi iki sezgisel süreçle birleştirebildiğinizi de mutlulukla fark ediyorsunuz. Kimi büyülü dakikalarda beliren o idrak anı, saklı anlamların eflatun rüyalarıyla bir araya geliyor. O zaman cesaret ama nezaketle yaklaşılan bir sırrın eşiğinde hissediyorsunuz kendinizi. Sert rüzgârlarda kıvrılıp bükülen bir duman gibi anlık ve huzursuz bir sezişle irkiliyorsunuz. İşte o zaman, akıl yüklü satırların arasından beliren mazinin son ışıklarını doya doya izlemeye başlıyor ve baktığınız derin ufkun ardında bir yerlerde büyülenip kalıyorsunuz.
-Okay Tiryakioğlu-
Kitap, üç bölümden oluşuyor; kişiler, olaylar ve mekanlar. Neden bilmem ama üçüncü bölümü diğer iki bölümden daha çok sevdim. Belki de kişiler ve olayları daha önce defalarca okuduğum için olabilir. Beni takip eden bilir ki tarihe karşı bir düşkünlüğüm vardır. Fakat aynı düşkünlüğü tarihi mekanlara karşı göstermediğimi fark etmedim desem yalan olur. Aslında müzeleri gezmeyi falan çok severim de onlara öylece bakıp geçmekten öteye gitmemiştim. Yanlarına yazılan küçük bilgileri okusam da aklımda çok kalıcı yer edinmiyorlar ve kabul edelim ki yetersiz de. Böyle yerleri işi bilen biriyle gezmek ve onun ağzından hikayelerini dinlemek lazım. İşte, bu kitap da bir nevi bize ballandıra ballandıra 'o hikayeleri' anlatıyor.

Kitabı elime ilk aldığımda çok sıradan geldi. "Birkaç kitap oku, sonra gel toparla yaz. Ben de yapayım madem." dedim. Okumaya devam ettikçe tam da öyle olmadığını gördüm. Yani bu kitabı bu şekilde tanımlamak pek doğru gelmiyor. Okudukça bilmediğim noktaları öğrendim; gördüm ve keşfettim. Elbette bilmediklerim kadar bildiklerim de vardı ama yazar, öyle güzel bir dil ile tüm bunları anlatmış ki sanki karşımıza geçmiş, Eski Türklerdeki 'hikayeciler' gibi; o beceriyle bize tek tek anlatıyor ve anlatırken de öz eleştirimizi yapmayı ihmal etmiyor.

Kitap, Osmanlı Deryasında küçücük bir damla elbette ama bence içilmesi gereken bir damla. Öyle ki bu damla size bu deryadan daha fazla içme isteği uyandırabilir. Ders kitaplarının o ağır, boğucu anlatımından uzak bir anlatım tarzı seçmiş olması da zaten en büyük artısı. Tarih derslerinin her daim 'hikayeci' gözünden anlatılması gerektiğini düşünmüşümdür. Öğrenciyi, resmi tarihin soğuk cümlelerinden kurtarması gerekir ki kişi, tarihi sevsin ve fazlasını istesin. Tabiri caiz ise ne soğuk en sıcak değil; ılık su içitmek gerekir öğrencilere. Aksi halde ya hasta olurlar ya da içtikleri sudan iğrenirler.

Kitabın olumsuz kısmı; bazı bilgilerin, basma kalıp ders kitaplarından hafızada yer edinmiş gibi durması ve bir iki yanlış sayılabilecek bilgi içermesi.

Örneğin; "Mimar Sinan'ın köken olarak devşirme olduğu söylense de Türk olabileceği de söyleniyor." demiş. Bu kitabı ben yazsam, bunu söyleyen biri varsa da yazmam zira gerçek bir bilgi olmadığı aşikar. Sebep? Çünkü zaten Mimar Sinan'ın Enderundan çıkma olduğu, yeniçeri olduğu ve oradan Has Mimarlığa geçtiği biliniyor ve bu kitapta da işleniyor. Enderun, bir döneme kadar sadece devşirme çocukların eğitildiği bir okul olduğu için Mimar Sinan'ın Türk olma olasılığı bulunmamaktadır. Hatta bazı tarihçiler, doğum yerine bakarak, Ermeni kökenli olabileceğini söylemiştir. Eh, bizim için önemli olan etnik köken değildir; verdiği hizmet ve kalbinde yaşattığı Allah aşkıdır. Bilmeyenler için de bir bilgi ekleyeyim; maalesef Mimar Sinan'ın kafa tası şu an kayıptır. Sebep? Cumhuriyetin ilk yıllarında "Sinan, Türk mü değil mi?" tartışması yapılmış ve bildiğiniz kafatasçı bir zihniyetle mezarı açılıp kafa tasını ölçmek ve Türk kafasına uyup uymadığını öğrenmek istemişlerdir. Kavimcilik yapmak, cahiliye döneminden kalma bir alışkanlıktır. Bir kişinin genetik olarak Türk olmasının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Bu bir üstünlük vesilesi değildir. Allah için üstünlük TAKVA ile olur. Unutmayın ki İBLİS de cin ırkının en alim ve üstün mertebesinde olan bir kişiydi. Hatta rivayet odur ki meleklere öğretmenlik yapacak konuma getirilmişti. Fakat kibir ile ırkçılık yapmış ve Allah, onu kovmuştur. İblisin hatasına düşmeyin.

Diğer yanlış sayılabilecek bilgi de DÜNDAR BEYİN, Osman Gazi tarafından öldürülmesi. Hatta onun tekfurlarla (prenslikler) iş yapması... Tarihçilerin çoğu böyle bir olayın olmadığı konusunda hemfikirdir, hatta bu kitabında başında da buna değinmiş yazar ama sonra 'Kardeş Katli Meselesi' bölümünde böyle bir bilgi vermiş.

Neyse. Toparlar isek tarihe ilgi duyanların okumasını tavsiye ettiğim bir kitap. Ben beğendim. :)


     (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)