Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Nisan 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Yazar Olmak İstiyorum



KÜNYE
Yazar:  Ömer Sevinçgül
Yayıncı: Carpe Diem Yayınları
Sayfa: 173
Baskı Yılı: 2017 (13. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Yağmur taşları eskitiyor, zaman yüzleri. Söylenmeyen her güzellik kalp ağrısına dönüyor. Yazılmamış her şiir ölüm oluyor sonunda. Sen, kalemde sakladıklarını beyaz kağıtlara anlatmalısın. Ki hiçbir çığlık, tutulan sırların sessizliği kadar sağır edici değil... Ve yazarsan kağıdın mürekkebi emmesi kadar tutkulu yazmalısın. Yaşamın anlamını bırakmalısın satır aralarına. Sevdalarını, korkularını, düşlerini, umutlarını, insanlığını… Ölmekle gömülmeyecek bir cümlen olmalı hayata dair… Senden geriye okunulası bir hayat kalmalı… Yaşamı saklamalısın kâğıtlarda. Bir kalemin ince ucundan sonsuzluğa doğru akmalısın. Yağmur taşları eskitiyor… Zaman, güncesini alınlarımızda tutuyor… Sen de yazmalısın! Çünkü bir şiir mevsimi ömrümüzde bizden geriye yalnız yazgılar kalıyor… Yaz! Yürek işçilerini kalem tutmak yormaz!

Ömer Hocam ile son İstanbul ziyaretimde yüz yüze tanışma şerefine nail oldum, gerçekten çok nazik ve ilgili biriydi. Yazar olarak örnek gösterilecek (bana göre) ender kişilerden biri, çünkü yazar var yazar var... değil mi? Kimi yazar sizin yüzünüze bakmaz iken çok ender olan birkaç kişi sizinle sohbet eder, ilgi gösterir hatta size tavsiyeler dahi verir, böylelerini bulunca öpüp başınıza koyun. Maalesef çevremde çok yazan çizen insan var ama herkes yazar değil işte.

Nitekim bu kitap da Ömer Hocamın bu yardımcı olma arzusundan doğan bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde bir çok insan yazmak istediğini ama bunu nasıl başaracağını, nereden başlayacağına dair bilgi sahibi değil; gençliğin yol gösterilmeye ihtiyacı vardır, bilirsiniz ama yukarıda da söylediğim gibi bunu yapacak yazar vs. bulmak da kolay değildir. Vakti zamanında Ömer Hocam da bu eksikliği çekmiş biri olarak bu ihtiyacı giderme adına bu kitabı kaleme almış.

Üslup akıcı ve sohbet tadında; yazar sanki karşınızdaymış duygusunu tüm kitap boyunca hissedeceksiniz ki bu da bence ciddi bir artı demek; samimiyet hissi şüphesiz ki çok önemlidir. Tavsiyeler net ve açık; size -bir çok kitapta olduğu gibi- kuramlar vs. yazıp çizip önünüze koyup kalıplara sokmuyor, onun yerine size sadece yön çiziyor. Kitap boyunca yazma tekniği geliştirmekten ziyade bir yazar adayı olarak beni duygusal ve zihinsel olarak eğitmeyi amaçladığını sezinledim, daha önce de yazarlıkla ilgili birkaç kitap okumuş, yorumlamıştım ve onlarda böyle bir şey hiç sezmedim, diğerleri daha çok kişinin yazma tekniğini geliştirmesi üzerine durmuştu. Oysa ne mesleği seçerseniz seçin insan ilk önce kişisel olarak kendini geliştirip, erdem sahibi olmalı...

Yazarlık tavsiyeleri deyince aklınıza sadece roman yazarlığı gelmesin; makale yazmak, söyleşi yapmak, oyun yazarlığı gibi bir çok çeşitli yazarlık alanında tavsiyeler söz konusu. Kesinlikle elinizin altında tutup arada bakacağınız bir kitap olacak. Sizi bilmem ama ben verimli ve sıcak buldum, yazar adaylarına ve yolun başındakilere tavsiye edeceğim bir kitap.

Kitaptan İnciler
"Fakat yetenek yetmez. Yazarlık sanatı emek ister. İstikrar ister, sabır ister, sebat ister..."
"Ham meyveyi kimse yemek istemez... eserin senin meyvendir."
"Okurun yüzüne sırıtmamalı mesaj. Meyvenin içindeki vitamin gibi olmalı."
"Cemal Meriç: 'Kalem, bütünüyle haysiyettir."



(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
1 Ocak 2018 Pazartesi | By: YeniAy M.

Manevi Rehberlik


KÜNYE

Yazar: Psk. Mehmet Küçük
Yayıncı: Ahir Zaman Kitap
Sayfa: 128
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ
Bütün genişliğine rağmen dünya insana dar geldiği zaman onun dayandığı en büyük sığınak dindir. İnsanların duygusal hassasiyetinin zirveye ulaştığı, manevi olarak en çok umut beklediği zamanlarda bu ihtiyacını karşılayamamaları, onlar için büyük bir eksikliktir. Özellikle hastalık, yaşlılık ve diğer musîbet zamanlarında inanmış oldukları dinin, onlar için ne tür mükâfatlar müjdelediğini bilmeleri büyük teselli kaynağıdır. Bu sebeple tarih boyunca insanlar manevi rehberliğe her dönemde müracaat etmişler farklı şekil ve formlarda bu ihtiyaçlarını tatmin etmişlerdir. Son yüzyılda insanların bu ihtiyaçları resmî olarak da karşılanmaya başlamış huzurevlerinde, yetimhanelerde, hapishanelerde ve hastanelerde maddi bakım ile birlikte, manevi rehberlik (spritüal care / seelsorge) uygulamaları da başlamıştır. Vurgusu genellikle maneviyat olan dinlerin manevi rehber konusuna yaklaşımı önemli bir araştırma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda son dinin peygamberi Hz. Muhammed’in (sav) manevi rehbere muhtaç kesime karşı yaklaşımı ve onlara ne tür manevi destekler verdiği önem arz etmektedir. Manevi desteğe sadece hastalar değil, sıhhatliler de sadece fakirler değil, zenginler de sadece yetimler değil, anne-babaya sahip çocuklar da sadece yaşlılar değil, gençler de muhtaçtır. Sadece sokak çocukları değil, evde internete bağımlı çocuklar da sadece boşanmış aileler değil, boşanmamış aileler de, sadece hapishanedekiler değil, dışardakiler de sadece işçiler değil, patronlar da sadece cahiller değil, âlimler de muhtaçtır. Hasılı toplumun her kesimi aslında manevi desteğe muhtaçtır.

Manevi Rehberlik eseri, anladığım kadarıyla bir tez çalışmasının kitaplaştırılmış hali. Temel konu; gerek bedensel hastalıklarından kaynaklı gerekse yaşamlarının sıkıntısından kaynaklı ruhsal sıkıntı ve hastalıkları olan insanların manevi/dini rehberlik/destek ile hastalığının giderilmesinde destek olmak ve bunun yöntemleri üzerine...

Bu çalışmada da temel manevi rehberlik; İslam dini ve Hz. Muhammed'in hayatındaki uygulamlar/hadisler/sünnetler üzerine yapılmış. Kur'an ayetleri ve Hz. Peygamberin hastalara yaklaşım şekli ve onlarla iletişimlerini genel olarak özetlemiş, ana başlıkları/kilit noktaları vermiş ve ihtiyaç halinde hastalara aynı şekilde- uyarlayarak- manevi rehberlik yaparak destek olunabileceğini açıklamaya çalışmış. 

Genel olarak kitabı başarılı ve faydalı buldum, kesinlikle bu konuda daha çok akademik çalışmalar yapılmalı çünkü yazarın da kitabında belirttiği gibi batıda bu yönde çalışmalar uzun yıllardır mevcut. Ülkemiz bu konuda biraz geri kalmış, oysa en çok İslam ülkelerinde bu konuda bir gelişmişlik beklemek gerekir, zira bu konuda temelimiz, batıdan daha çok sağlam. Aslında bizim ülkemizde de hastanelerde din adamlarından destek alma uygulamasını hayata geçirdi geçiriyorlar ama maalesef bazı kesimlerce çok eleştirildi; laiklik adı altında. Oysa çalışmada da belirtildiği gibi insanların bu tarz manevi destek arzuları ve bunun giderilmesi İNSAN HAKLARI çerçevesinde de yasal bir zorunluluktur ve aksi yönde bir hareket de bu yasal insanı hakkın ihlalidir; doğal olarak cezai işlem gerektirir.

İnşallah ülkemizde bu yönde daha çok olumlu adım atılır. Değerli bir çalışmaydı, teşekkür ederim. 

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
15 Aralık 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Dirilt Kalbini



KÜNYE

Yazar: Nouman Ali Khan
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 224
Baskı Yılı: 2017(1.baskı)

TANITIM BÜLTENİ

“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu. 
Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor. 
Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.
Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz: 
‘Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)”

Taha Kılınç

En az bir buçuk ila iki yıl arası Nouman Ali Khan'ın videolarını takip ediyorum. Kendisinin 7'den 70'e herkese hitap eden tarzıyla Kur'an ayetleri üzerinde verimli ve başarılı bir çalışma yapıyor. Şöyle söyleyebilirim ki onun anlatım tarzını anlamayan insan çok azdır, diye düşünüyorum. Verdiği örnekler gündelik ve halkın anlayacağı şekilde... Size sizi anlatan, sizden biri... Sizi anlıyor, sizi tanıyor; çünkü kendini tanıyor... Kendisi bir imam veya şeyh vb. bir şey değil, zaten kendini hiçbir şekilde öyle tanımlamıyor; Kur'an talebesi ve öğretmeni olarak tanımlıyor... Kur'an'ın en iyi şekilde anlaşılmasını arzuluyor. Şahsen kendisinin anlatımı ile bir çok şeyi öğrenme fırsatım oldum, Allah razı olsun.

Bu kitap da onun konferans ve hutbelerinden alıntılarla, onun gözetiminde hazırlanmış. Toplamda iki kitabı mevcut, ilkini okuma imkanı bulduk, ikincisini de buluruz inşallah diye umuyorum. Kitap, dua nedir, ne değildir? Nasıl edilmelidir gibi sorularla başlamış ve eleştiri tutkumuz ile devam ederek parasal konulardaki tavrımız ve de güncel diğer bazı meselelerle sonlandırmış. Elbette tüm bu tefekkür ve inceleme Kur'an temelli olarak gerçekleştirilmiş ve bizde Kurânı bir bakış açısı yerleştirmeyi amaçlamış. Beğenerek okudum, videoları görmeyen, görme imkanı olmayan kişiler (bilhassa belli yaş üstü yetişkinler için) için onun konuşmalarından hazırlanmış kitapların çoğaltılmasını isterim. Ayrıca öğrettiği şeyleri somut olarak elde tutmak da ayrı bir önemli diye düşünüyorum. Sonuçta videolara her daim erişemeyebiliriz ama kitap, çoğu zaman elimizin altında.

Kesinlikle alıp okumanızı tavsiye ederim, gündelik bazı sorunlarımıza ve hatalarımıza dikkat çekici konular seçildiği için çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

Kitabın bana göre rahatsız edici bir kusuru varsa o da imla konusunda fazla özen göstermemiş olmaları. Bir de kapakta kullanılan fotonun çözünürlüğü biraz düşük, Timaş gibi bir yayınevinden beklenmeyecek bir şey bana göre.

                                                             (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
31 Ekim 2017 Salı | By: YeniAy M.

Ruhun Deşifresi




"Yeteneklerimizi Kısıtlayan Duyularımızın Eseri Olmamak İçin..."



KÜNYE

Yazar: Mehmet Ali Bulut
Yayıncı: Hayat Yayınları
Sayfa Sayısı: 336

Baskı Yılı: 2016(36. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Bu kitap, bir yeniden ayağa kalkma kitabıdır. "İnsan-ı kâmil"e giden yolun bir egzersizidir. Mevcut insan varlığımızla medeniyet kurma imkânımızın kalmadığına inanan yazar, medeniyet kurucusu olabilecek insan tipinin yeniden inşası denemesine girişir bu eserinde. Bu eser aynı zamanda, "akıl midesi"nin sağlıklı beslenmesi üzerine yapılmış bir çalışmadır. 

Bu kitapla; 
Yeteneklerimizi kısıtlayan duyularımızın hapishanesinden kurtularak,
Beynimizin kapasitesini ve potansiyelini keşfederek, 
Uçsuz bucaksız bir deniz gibi olan zekâmızı ve zihnimizi tanıyarak,


Hafızamızın ve düşüncemizin sınırlarını zorlayarak ruh-beden ilişkisine yolculuk yapacağı


Benim elimdeki kitap, ilk baskısı; yıllar evvel aldım ama kendimce sebeplerden -daha sonra okurum- diyerek yarım bıraktığım ama ancak şimdi geri dönüş yapabildiğim kitabı sonunda yorumlamak nasip oldu. Şükür Rabb'ime. Mehmet Hoca'nın yorumlayacağım ikinci kitabı ama satın aldığım ilk kitabı. :P Başlayalım.

Öncelikle kitabın ilk basım, yani 2008 yılına ait olduğunu (haliyle başka bir yayınevinden) belirtmek isterim. O zamanlar 12 liraya almışım, şimdi 20 tl olmuş. Net fiyatı daha düşük elbette. :)

Kitap, aslında özünde insanın kendisini ve kabiliyetlerini fark etmesini/tanımasını amaçlamış. Yazar, bunca yıldır, gerek çevre gerekse yaşadığımız olumsuz tecrübelerin getirdiği basmakalıp yanlış ve hatalı bakış açısını düzenleyip, daha doğru ve olumlu bir bakış açısına çevirme gayretinde. Yer yer şüpheyle yaklaştığım veya katılmadığım birkaç kısım olsa da genel olarak faydalı bilgilerin olduğu kanaatindeyim. Sizi bilmem ama kitabı okuduğum dönem biraz huzursuz ve üzüntülü olduğum bir döneme denk geldiğinde faydasını gördüm, yanlış olduğunu fark ettiğim bazı düşünce tarzımı değiştirmeye çalıştım, şimdi daha iyiyim hamdolsun Rabb'ime. Hocama vesile olduğu için teşekkür ederim. İnşallah kitaptaki tavsiyeleri uygulamayı başarırım ve ben de hayalini kurduğum izleri bırakır, öyle göçer giderim bu alemden hayırlısıyla. :)

Kitap dili genel olarak sade ve anlaşılır (bazı bilinmeyen ya da az bilinen kelimeler de var ama o kadarını netten bakıp öğrenebilirsiniz.). Konular, başlıklar haline ayrılmış. Güzel ve başarılı bir çalışma bana göre. Okumanızı tavsiye ederim.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
13 Haziran 2017 Salı | By: YeniAy M.

Yazma Sanatı ve Yazma Teknikleri


"Yazma sanatını temelden öğrenmek istemez misiniz?"


KÜNYE

Yazar: Selçuk Alkan
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 144
Baskı Yılı: 2017(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
İyi bir yazma işlemi, anadilimizde düşünülen şeyleri doğru, anlaşılır, etkili ve sistematik bir şekilde kâğıda dökmektir aynı zamanda. Bu nedenle yazmak, aynı zamanda düşünce becerisini de geliştirmeye yol açar. Herkes yazı yazar ama düşüncelerini bir sisteme koyup, gerçekten ifade edilmek isteneni doğru sözcüklerle eşleştirip kâğıda dökebilenler gerçek anlamda yazı ortaya koyarlar. Yazma işlemi, öncelikli olarak iyi bir dil becerisini gerektirir. Bunun hemen ardından, düşünceleri, fikirleri, duyguları planlayabilme, bir araya getirebilme, birbirine dönüştürebilme ve tüm bunları tekrar gözden geçirme gibi birtakım bilişsel kontrol yeteneği de gerektirir. Bu anlamda yazmak, üst düzey düşünmeyi gerektiren bir faaliyet olarak da anlaşılabilir. Yazdıkça öğreneceksiniz ve her yazdığınız, bir öncekinden daha güzel olacak. Hatta ilk yazdıklarınızı beğenmemeye başlayacaksınız. Bir yazar, kendi yazdıklarını beğenmemeye başlamışsa, doğru yoldadır demektir. Çünkü daha iyisini yazacaktır, bunun için gayret edecektir. Gelişim bir ömür boyudur; ilim, beşikten mezara kadardır. “Ben oldum, ben çok iyi yazarım” deyip kenara çıkanlar değil, her daim kendini geliştiren, daha iyisini yazmaya çalışanlar, yazarlık dünyasında kalıcı oluyorlar. Belki bir yazar olmak istiyorsunuzdur kim bilir? Size bir sır vereyim: Her yürek bir yazardır aslında… Mühim olan, kalbinizle iletişime geçmek ve beyninizi yazarlığa hazırlamaktır.
Sürekli takip edenler bilirler ki daha önce de yazma teknikleri ile ilgili birkaç kitap okumuş ve burada yorumlamıştım. Söz konusu bir konu hakkında tek bir kaynak yerine birden fazla uzmanın fikir, tecrübe ve bilgisine danışmak akıllı insanın yapacağı şey olduğundan imkan dahilinde olduğunda bu konu üzerine kitapları alıyorum. Zira ben de roman yazarı olmak istediğim için kendimi geliştirme fırsatını kaçırmak istemiyorum.

Kitap, okuduğum kitaplar arasında en temelden başlayan, sıfırdan sizi yönlendiren ve her yaşa, bilhassa genç yaşlara, uygun güzel bir kitap. Temel bazı Türkçe dil bilgisi(en çok hata yaptığımız yazım hataları ile ilgili) kuralları dışında uygulama teknikleri ile de yazar olmaya ilk adımı atmamız için bizi cesaretlendiriyor.

Genel olarak yararlı bulduğum, bilhassa daha yazmamış veya yeni yeni yazmaya başlamış, işin birazcık daha tekniğini öğrenmek isteyen ve uygulama yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı. Genç yazar adayı arkadaşlara duyurulur.

Tek eleştirim; verilen örnekler konusunda 'Allahlar' şeklinde verilen bir cümle... Allah isim olarak özel bir isim olması yanında sadece tek bir KİŞİ/VARLIĞA ait bir isim olduğu ve başkaları tarafından da kullanılamayacağı için böyle 'Allahlar' şeklinde bir cümle yazım bilgisi açısından facia bir örnektir. Dini konuya değinmiyorum bile.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

18 Nisan 2017 Salı | By: YeniAy M.

Konuşmanızla Hipnoz Edin

     "Topluluk önünce hipnoz edici bir konuşma nasıl yapılır?"



KÜNYE

Yazar: İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2015(4. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Elinizde tuttuğunuz kitaba ödediğiniz parayı bir yatırım olarak düşünün. Dünyadaki en önemli kişiye, yani size yapılan bir yatırım. Bizi bu kitabı yazmaya iten şey, topluluk önünde konuşmanın yalnızca doğuştan hatip olan kişilere özgü olmaması, yeteneğin NLP ile modellenebilmesidir. Bu kitap, değişim için fırsat yaratacak, topu yuvarlamaya başlayacak ve siz ilerlerken, size adım adım rehberlik edecektir. Fakat fırsatı değerlendirecek, kendi iyiliği için gereken eforu sarf edecek ve sonunda da golü atması gereken kişiler sizlersiniz.
İnci ve Özlem isminde iki kız kardeşin bir araya gelerek tecrübelerini kitaplaştırdığı bu eserde, topluluk önünde konuşma sorunu çeken ve çok daha iyi bir konuşmacı olmayı hayal edenlere kılavuz olma güdüsüyle hareket ediyorlar.

Oldukça ayrıntılı ve tatmin edici anlatımlarını tecrübe ve NLP gibi psikolojik yöntemlerle birleştiren AKTAŞ kardeşler, uygulamaya geçirmeniz halinde başarılı sahibi olacağını söylüyor.

Anlatım dili akıcı ve anlaşılabilecek seviyede ama nedense kitabı bitirmem biraz zamanımı aldı, sanırsam tamamen kendimden kaynaklı bir durum. Kitabı beğendim ve faydalı buldum. Yöntemleri uygulamayı becerirsem topluluk önünde konuşma sorunumu çözeceğimi ümit ediyorum inşallah; mükemmel bir konuşmacı olma derdinde değilim sonuçta. Kendimi ifade edebilecek kadar olsa yeter. :D

Bu arada ölümden sonra insanların en çok korktuğu şey topluluk önünde konuşmaymış. Tek değilmişim, sevindim. :D

Gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğim bir kitap.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
11 Şubat 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Etkileyiciliğin Psikolojisi

"İnsanları etkileme sanatını öğrenmek ister misiniz?"



KÜNYE
Yazar: Erhan Aydın
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa: 192
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
"Hayat bir çizgidir; ilgi bekler. İnsan ise bu ilgiyi göstermeyi hak eden bir değerdir."
Ve hayatı hak etmişti insan. Ancak, arıyordu bir şeyleri. Aslında aradığı o şeyler tek bir sorunun cevabında gizliydi: Nasıl daha iyi olabilirdi hayatı? Yazılan binlerce başarı ya da hedef reçeteleriyle mi yoksa tamamen kendine özgü bir bakış açısıyla mı yaşamalıydı hayatı? İyi iletişim kurmak için, etkileyebilmek için sonu gelmeyen nasihatler mi dinlemeliydi? Yoksa hayata meydan okuyup, kendi bakış açılarıyla mı inşa etmeliydi her şeyi? Bu kitapta etkileyici bir birey olmak, etkileyici bir iletişim kurabilmek temelleriyle, bunları elde edebilmek için çeşitli bakış açıları sunulmuştur. Kitabın temel özelliği, size kural ya da reçeteler sunmaktansa, kendi kurallarınızı kendi bakış açılarınızla oluşturmanızı sağlamasıdır. Bu yüzden düz (bilgilendirici) bir ifade tarzıyla birlikte kimi bölümlerde duygulara hitap edici bir anlatım tekniği kullanılmıştır.
Kişisel gelişim kitapları, genelde hayatımda çok yer almaz. Fakat şu sıralar hafiften ilgimi cezbetmeye başladılar. En azından psikoloji vb. alanlarda yazılan kişisel gelişimlere ilgi duyuyorum.

Yazar, bizlere insanları nasıl etkileyeceğimize dair bir takım ipuçları vermiş ve yer yer de gerek afaki gerekse kendi hayatından örneklerle de pekiştirmiş. Giriş olarak; başarı ve başarısızlık nedir? ne değildir? sorularının cevaplarını vererek ve bir nevi bizleri de motive ederek kitaba başlamış. Başarı konusunda şu an biraz daha farklı bir bakış açımın olduğunu söylemem gerekir. Kitabın ilerleyen bölümlerinde de insanları etkilemek için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini anlatmış. Genel olarak bize; basma kalıp bilgiler ve formüller yerine olayın genel hatlarını çizerek bilgi sunmuş. Bunu yaparken niyeti de bizlerin, kendimizi sınırlı alanlara hapsetmemek. Temeli alarak kendi kişiliğimize, becerilerimize ve anlayışımıza göre temel üstüne inşa etmemizi istiyor, anladığım kadarıyla. Eh, mantıklı. Sonuçta her insanın kişiliği farklıdır; yaşama farklı bakar. Her hastalığın tedavisi bellidir ama her hastaya aynı dozaj verilmez ve bazen ana ilacın yanında başka ilaçlarla da takviye edilmesi gerekebilir. Benim bakış açım bu. Neyse.

Genel olarak kitabı çok sevdim, dolu dolu geldi. Zevkle okudum. Kendisi de oldukça açıklayıcı ve akıcı bir dille yazmış. Birkaç kez okunacak bir kitap. Herkese rahatlıkla tavsiye edebilirim. Bilhassa başarı konusunda takıntısı olanlara. Çünkü bu kitaptan çıkardığım sonuç; insanları etkilememiz için ilk önce kendimize değer vermeli, saygı duymalıyız ve doğal olarak da kendimizi geliştirmeli, kısacası yatırım yapmalıyız. Kendiniz geliştirmeden başkalarını da etkilemek pek mümkün değil.

Yalnız 5. bölümde bir hata olduğunu düşündüğüm nokta var; Çin Atasözü olarak verilen alıntı, bir duadır. Atasözü o şekilde olmaz. Dahası Hz. Celaleddin Rumi'ye atfedildiği gibi Hitit Duası diyen de var. Lakin ben en sağlam olarak 'anonim söz' olarak dipçe düşülmesi taraftarıyım. Çünkü kime ait olduğu kesin değil gibi.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
11 Nisan 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

Fıtrat Pedagojisi



 "Adetlerle Değil Ayetler İle Çocuk Eğitimi"


KÜNYE

Yazar: 
Yayıncı:  Hayy Yayınları
Sayfa: 174
Baskı Yılı: 2015


Kur'an'ı Kerim'i hayatınızın süsü yapıp duvara mı astınız? Allah'ın yarattığı, farklı fıtratlarla boyadığı ve emanetçiliğinize bıraktığı evlatlarınızın fıtrat programını, yine o fıtratı yazan Kudretin kaleminden okumaktan geri mi duruyorsunuz? 1400 yıl öncesinden parlayan sünnetin düsturlarından haberdar değil misiniz? Modern pedagogların çoğu zaman birbiriyle çelişen sözlerini, hakikatten uzak âdetleri kanun saymayı maharet bilirken, "asıl kanunu" yok saydığınızın farkında mısınız?

Öyleyse, satırdan ve sadırdan okuyarak başlayacağınız ebeveynlik yolunun her bir durağında Rabbimizin yardımını dilemenin, Kur'an ayetlerinin yorumlarını ve asrısaadete doğru açılan kapıdan günümüze süzülen menkıbelerle hadisi şerifleri okumanın tam zamanıdır!

Nasr 'yardım' demektir… Allah'ın kuluna ettiği yardım… Bu kitabın her bir satırı çocuk eğitimine ayet penceresinden bakmaya çalışırken, aynı zamanda bu yolda durmaya çalışan anne-babaların 'yardım çağrısı' hükmünde kaleme alındı. Zira Müslüman'ın görevi bilmek ve ifa etmektir ama hem bilmek hem ifa edebilecek iradeyi gösterebilmek ancak yüceler yücesi Allah'ın yardımıyla mümkün olabilir.
2015 yılı boyunca almayı istediğim bir kitap. Nice zamandır aklımda iken kuzenim Esra'nın doğum günü vesilesi ile kitabı onun için aldım(yeni doğum yaptı da. :) ). Hali ile vermeden önce okumamazlık edemezdim. :)

Kitabı elime aldığımda ne bekliyordum, emin değilim ama düşündüğüm eğitim kitapları gibi gelmedi. Sanırım böyle madde madde neler yapmam gerektiğini vs. anlatmasını bekliyordum. Bunun yerine ayetler atarak başlıklara ayırmış ve içeriği açıp, nasıl bir yön çizmemiz gerektiğini gerek Peygamber efendimizin sünneti ile gerekse yaşanmış başka hayatlar ile örneklendirmiş. 

Kur'an okuyanlarınız iyi bilir, okuruz ama çoğu zaman okuduğumuzun üzerinde düşünmeyiz ya da tam anlayamadığımızı fark etmeden, yüzeysel bakar geçeriz. Büyük hata. Kur'an okunmak, anlamak ve hayata tatbik etmek için vardır, duvara süs olsun, ölülerin arkasından okunsun diye değil. Kur'an sanıldığın aksine insanın leşi ile uğraşmaz, dirisi ile uğraşır; hitap alanı dirisidir. Bu yüzden bu kitap, ayetler üzerinde daha derinlemesine düşünmemiz gerektiği konusunda ders verici niteliğinde olmuş.

Bütün olarak Kur'an'a baktığımızda da gerçekten de çocuklarımızı nasıl yetiştirmemiz gerektiği konusunda sayısız ayet olduğunu görüyoruz. Biz genelde sanıyoruz ki "Çocuklar için şöyle şöyle yapın, şunu yapmayın." tarzında doğrudan bir ayet var veya olmalı. Hayır, aksine çocuk dediğimiz insan yavrusu büyüdüğü zaman bir yetişkine dönüşecek ve hali ile yavru veya yetişkin her insan evladı ayetlerdeki yasak ve emirlerden sorumlu olacaktır. Hali ile ayetlerde bahsi geçen güzel hal ve davranışlara bakarak, çocuklarımızı bu doğrultuda yetiştirmemiz gerekmekte. Temeli sağlam atılmış bir çocuk, belli bir yaşa gelince kendi katını da sağlam temeller üzerine çıkmaya devam edecektir, inşallah.

Yazar, ayetleri ve uygulanış biçimini bizlere verirken çoğu zaman yaptığımız hataları da yüzümüze çarpmış. Doğru sandığımız, atamızdan gördüğümüz hal ve hareketlerin yanlışlığını(hepsi olmasa da elbette) gözler önüne sererek alışagelmişin dışına çıkartmaya çalışmakta. 

İnşallah, ileride çocuğum olur ise Allah'ın istediği doğrultuda çocuklarımı yetiştirebilirim. Zira ileride ortaya çıkacak eserin muazzam olacağına şüphem yok, çok şükür. :)

Yazarımıza bu değerli kitabı hazırladığı için can-ı gönülden teşekkür ederim. Ben de çocuğum olursa, onu nasıl İslam'i doğrultuda yetiştirebilirim? diye yıllarca kendime soruyordum. :)



     (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
26 Mart 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Yazarlık Okulu


  UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 "İddia ediyorum, herkes yazar olabilir!"

KÜNYE

Yazar: 
Yayıncı:  Kaldırım Yayınları
Sayfa: 272
Baskı Yılı: 2013
Araba kullanmayı, yüzmeyi, bisiklete binmeyi, resim yapmayı, bağlama çalmayı, ayakkabı boyamayı, film çekmeyi annesinin karnında öğrenen biri var mı? Ya da doğuştan kasap olarak, piyanist olarak doğan biri?Hiç kimse anasının karnından badana yapmayı, topa röveşata vurmayı, yankesicilik tekniklerini öğrenemez. Bunların hepsi belirli bir süreçte, çeşitli eğitim ve uygulamalarla öğrenilmiş şeylerdir. Maradona'nın gol kralı, Picasso'nun soyut resimler yapan bir ressam, Tarkan'ın bir pop star olarak doğması çok inandırıcı olmadığına göre, bir kişinin yazar olarak doğması da beklenilemez.Fakat yazarlık da birçok meslek ve uğraş gibi sonradan, çeşitli çalışmalarla, uygulamalarla, üstün bir çabayla elde edilebilecek bir kazanımdır.İşte "Yazarlık Okulu bu gerçeklerden hareketle sana yazarlığın şifrelerini veriyor!Bu kitap, konuşmayı bilen herkesin yazar olabileceğini ispat ediyor!

Sen de yazar olabilirsin!
Bu kitabı tevafuk ya, bir kitap çekilişi sayfasında gördüm ve hemen yarışmasına katıldım; nasip kısmet ki kazandım ama kitap, yayınevinin işgüzarlığı sayesinde aylar sonra elime ulaştı. Şu ana kadar beş kitap yazmış, şu an 6. kitabını yazan bir yazar adayı olarak bu kitabı görür görmez sahip olmak istememi kimi okuyucum garip karşılayabilir.

"Bir kitabın basıldı, 2. çıkmak üzere inşallah ve 6 kitap yazmışsın; niye gerek duyuyorsun ki böyle bir kitaba?" diyen olabilir. Olsun, deyin. Makul bir soru. Verebileceğim en tatmin edici cevap; bilgiye aç bir insan olarak yazarlık adımımı atarken bir eğitim vb. şeyden geçmemiş olmamdır. Yani yazarken güvendiğim tek şey yeteneğim ve bunca yıldır okuyucu olarak gözlem yeteneğimle edindiğim bilgilerdi. İstediğiniz kadar Allah vergisi bir yeteneğiniz olsun, işin tekniğini bilmediğiniz sürece her zaman yarım bir şeyler kalacaktır. Ha zamanla, tecrübe edinerek o yarımı tamam edebilirsiniz belki ama ne gerek var onca yıla? Oturun küçük de olsa bir eğitimden geçin ve işin tekniğini öğrenin. Ben de aynen böyle yapmak istedim.

Kitap, umduğumdan çok daha iyi çıktı; isminin hakkını gerçekten veriyor. Yazar, sayısız bölümü olsa da aslında kitabı iki bölüme ayırmış; işin felsefesini ve tekniğini anlattığı iki ana kısım var kitapta. Yani önce işin erdemini anlatıp bizi yazmaya motive ediyor, sonra yazma tekniklerini öğretiyor.

Başlıkta da gördüğünüz gibi yazar, "Herkes yazabilir." diyor. Ben hemen şunu düşündüm; "yetenek gerekmez mi?"

Yazara göre zaten o yeteneğe sahipsin. Sadece buna inanmak ve işin tekniğini biraz kapıp, uykuda tuttuğun becerilerini uyandırmak ve geliştirmen gerekiyor. Açıkçası kitabı bitirince, yazarın haklı olduğu görüşüne hakim oldum. Eh, söylediği şeyleri yapan herkes yazabilir. İşin özünde de mantılı değil mi? Hepimiz konuşuyoruz, değil mi? Kendimizi iyi ya da kötü bu şekilde ifade edebiliyoruz? Bazılarımız hatip olmuştur zira kendini geliştirdiği için daha iyi konuşur. O zaman aynı şey yazmak için de geçerli olmalı? Konuşmak mı zor yazmak mı? Konuşmayı öğrenmektir asıl sancılı süreç; öğrendikten sonra da gelecek her şey daha kolay olmalıdır.

Allah'ın dediği gibi "ilk yaratma mı daha zordur yoksa yeniden diriltme mi?" Yani her şeyin ilki, mantıken, daha zorlu bir şeydir; yoktan var edersin ama sonrası, yeniden yeniden yaratması, daha kolaydır. Allah'ın bir ayetini örnek kullandığım için biraz uç bir örnek gibi gelebilir ama işin özünü görmeye çalışın. :)

Yazarımıza çok teşekkür ederim, bildiğim şeyleri daha ayrıntılı bir şekilde yeniden gözden geçirme imkanı verdiği gibi bilmediğim nice şeyi de öğrenmemi sağladı. Bilhassa yayınlatma aşamasında ünlü yazarların yaşamlarından kıssalar vererek vazgeçmeyip, umutsuzluğa kapılmadan yılmadan devam etmeyi öğretti; motive etti. Açıkçası bu konuda bir sıkıntım vardı ve şimdi daha iyi hissediyorum. :) Allah razı olsun, hocam. Bakarsın bir gün kitabımı senin için imzalarım. ;)


    (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
8 Mart 2016 Salı | By: YeniAy M.

Hazır Mısın?



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
"Kendini yeniden yarat!"

KÜNYE

Yazar: 
Yayıncı: Sokak Kitap Yayınları
Sayfa: 152
Baskı Yılı: 2015



Önemli uyarı!
Bu kitabı okumaya başlayan, bitirdiğinde aynı kişi olmayacak…
Bir tek bunun garantisini verebilirim. Onun dışındakiler benim garanti kapsamım dışında olanlardır. Bu yüzden bu kitaba ilk temas eden kişilere kitabın olası etkilerinden ve yan etkilerinden bahsetmek isterim. Bakalım bu etkiler ve yan etkiler neymiş.
Etkileri
- Sorgulama
- Empati
- Kendini olduğu gibi kabul etmek
- Hiçbir öğretiye, inanca bağımlı
kalmadan kendini hep daha iyi
olasılığa doğru genişletmek.
- Her gün yeniden öğrenmek ve
hükmü bitmiş inançların yenisiyle
yer değiştirmesine izin vermek.
Yan Etkileri 
- Öfke
- Hayal kırıklığı
- Alınganlık
- Suçluluk
- Ön yargı
- Acıma duygusu
- Cezalandırılma korkusu
- Günah, ayıp, kötü, kirli tabuları
- Beklenti, vb…

Tam olarak nereden başlasam, bilemedim. Genelde kişisel gelişim kitapları okumadığımdan kitap hakkındaki izlenimlerimi nasıl toparlayıp, kelimelere dökeceğimi bilemiyorum. Oysa kitap, kitaptır, değil mi? Ama maalesef öyle değil işte. Her kitabın kendine has bir tarzı, bilgi içeriği vs. var. Hali ile onlarla ilgili izlenimleri toparlayıp cümlelere dökmek farklı düşünme şekli gerektiriyor. Çünkü her şeyden önce izlenim, bir bilgiye dayalı edinimlerimden oluştuğundan, toparlamak zaman alıyor. 

Sanırım bu da bizi düşünme şekillerine götürüyor.(Konuya bir yerden girip, bağlamam gerekliydi. :D ) Düşünme tarzımız bizim hayatımızı olumlu veya olumsuz yönde etkileyen yabana atılmayacak bir erk, yani güçtür. Hali ile olumsuzluğa kafayı takmış bir insanın yaşamı da olumsuzluklar, hastalıklar, aksiliklerle dolu olacakken; olumlu olmaya odaklanmış bir kişi daha mutlu, olaylar karşısında daha sabırlı ve daha az hasta olan bireyler olacaktır. Aslında edindiğim izlenime göre, kişisel gelişim kitaplarının temeli; düşünme şeklimizi değiştirmekten başlıyor. Hali ile yazarımız da bu yönde vurgular yapmakta. Kitabın ilk yarısının buna odaklı olduğunu söyleyebilirim; yaşanmışlıklar üzerinden örneklendirerek anlattığı için ilgi çekici bir anlatım tarzı oluşturmuş. Bence en iyi anlatma yöntemi, yaşamdan örnekler vermektir; insanın anlamasını kolaylaştırıyor.

Kitabın ikinci yarısı ise daha çok ilgimi çekti; eril-dişil enerji ve elektra döneminde anlattıkları oldukça bilgilendirici oldu, benim için. Elektra dönemini vs. okuduğum sosyoloji yüzünden biliyordum ama yüzeysel geçtikleri için bu dönemdeki çocuklara ne kadar dikkatli yaklaşılması gerektiğini anlayamamışım. Yazarın, kendi çocukluğundan verdiği örnek beni etkiledi; bir çocuk için bu kadar yıkıcı bir etkisi olacağı hiç aklıma gelmezdi. 

Aynı şekilde insanın içindeki eril ve dişil enerjilerin anlatımı da oldukça ilginçti, daha önce karşıma çıkmayan bir konuydu. Sanırım kendi içimdeki eril ve dişil enerji kişiliklerimle bir istişareye yatmam gerekli. Her daim eril yönüm olduğunu ve dişil yönüme daha az odaklandığımın farkındaydım ama bu şekilde nedenler, etkiler vb. şeyleri okumak, yani detaylı açıklanması bende farkındalık yarattı. :)

Aynı şekilde olumsuz duyguların bile 'haz' etkisinin olduğunu öğrendim. İşte bu çok ilginçti. Zira zaman zaman çok üzüldüğümde(ki olumsuz duygulardan bilhassa hüzün ve kederden, huzursuzluktan kaçmaya çalışırım) içten içe bundan haz duyan bir parçam olduğunu fark ettim, hali ile 'ruhsal mazoşist miyim ben ya?' dedim. Ama tam konduramadım zira daha baskın yanım bundan nefret edip, hep gülmek istiyordu. Kısacası içimizde psikopat bir yön de var; Türklerin neden ağlamak için müzik dinleyip, acıklı dizi/film izlediğini merak ederdim, demek haz duyuyormuşuz. :D

Kitabın son bölümündeki bir eyleme geçerken ki 'korku' ve 'heyecan' kısmı tam bana hitap ediyor. Bu konuda ciddi sorunum var. Aşağı yukarı yapmam gerekeni anladım da yapması, söylemekten zor. :P

Uzun lafın kısası, kitap bana bir şey vermez diye ön yargılı yaklaşıp okudum ama aksine oldukça bilgilendirici şeyler öğrenip, fark etmediğim veya tam mana veremediğim şeyleri anlamaya başladım. Yazarımıza can-ı gönülden teşekkür ederim, oldukça verimli oldu. :)


  (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)




24 Ocak 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Olmaz Diye Bir Şey Yoktur!



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi asla tükenmez. Tolstoy"


KÜNYE

Yazar: Şerife İncel
Yayıncı: Uğur Tuna Yayınları
Sayfa: 172
Baskı Yılı: 2015

Bazen insanlar istedikleri olmayınca, fakat(ları) çok olur.
Çaba gösterdiniz mi?
Ne kadar mücadele ettiniz?
Ya da ne kadar istediniz?
Gözyaşı döktünüz mü hiç?
Çaresizliği hiç yaşadınız mı?
Ya da başkalarının olmaz(lar)ına boyun mu eğdiniz?
- Hayal kurma boş yere olmaz o mu dediler?
- Sen hayallerde geziyorsun çok mu film izledin
- Bırak bu boş işleri.
- Paran var mı bu işleri parasız nasıl yapacaksın?
- Sen yapamazsın.
- Senden adam olmaz.
- Ne zaman gerçeğe döneceksin?
- Güldürme beni son çare bu mu şimdi?
- Elindekilere sahip çık yeter.
- Seni hep kandırırlar bu kafayla
-Sen de çok iyi niyetlisin ama hayat öyle değil
Bu dünyada kimseden hayır gelmez. Kimseye güvenme.
Bunlara benzer ne kadar olumsuz cümle varsa ve size söylenmişse bu laflar; üzülmeyin ve bilin ki boş yere sizdeki cevheri göremiyorlardır.
Kişisel gelişim bölümüne giren bu kitapta yazarımız, bizlere bu hayatta istediğimiz şeyleri yapabileceğimizi güzel örnekler ve yollar ile anlatmış. Kitabın ismi de zaten içerik hakkında çok şey anlatıyor. Benim "İmkansız diye bir şey yoktur." düsturumun farklı bir söyleniş şekli işte.

Yazar baymadan, sıkmadan, çok ayrıntıya girip boğmadan bize maddeler halinde güzelce nasıl hareket edip, düşünmemiz gerektiğini anlatmış. Karamsarlıktan uzak, olumlu bir bakış açısı ve yapabileceğinize inanarak ve en önemlisi Allah'a sığınıp, dua ederek ve sabır ederek, vesveselere kulak vermeden yolunuzda kararlı bir şekilde yürümeniz gerektiğini tavsiye etmiş. Bunları belirtirken de gerek kendi yaşamından gerekse tanıdığı insanların yaşamından örnekler vererek de desteklemiş.

Şahsen yazarımızın değindiği her bir noktaya katılıyor, imzamı atıyorum. Mutlu olmak ve başarılı olmak sandığımız gibi imkansız ve zor değildir ama bu demek değildir ki başarılı olmak zahmetsiz bir yoldur. Aksine zahmet edeceksiniz; emeksiz ekmek olmaz. Ama siz bir adım atıp ilk engelde pes ediyorsanız zaten kalben o işi başarmayı dilemiş bile değilsiniz. Yazar kitapta aşık olmak ile hoşlanmak arasındaki farkı çok açık bir şekilde belirtmiş; aşk vazgeçmeyip, kaybetmemek için uğraşmaktır; hoşlanmak ise... bugün beğenirsin üç gün sonra vazgeçersin... Kalben dilediğiniz şeye aşık mısınız yoksa sadece hoşlanıyor musunuz? Buna karar vermek gerek önce. Yani maymun iştahlı mısınız?

Mutluluk ve başarı yolunda kendinize nasıl tenkitlerde bulunmanız gerektiğini, yanlış düşüncelerinizi nasıl olumlu düşüncelere çevireceğinizi anlaşılır, sade bir dil ile anlatmış yazar. Bilhassa sürekli karamsar ve umutsuzluk içerisinde iseniz, size hususi tavsiye ederim. Bu kitabı okursanız hiçbir şey kaybetmezsiniz, aksine çok şey kazanırsınız.

Kitabın tek kusuru; devrik cümlelerin akışkanlığı biraz etkilemiş olması.

Şerife Hanım'a bu güzel kitabı okuma fırsatı verdiği için can-ı gönülden teşekkür ederim. :)

Puan: 10/9

Fiyat: 15 TL.