hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2024 Pazartesi | By: YeniAy M.

Arzu ile Kamber

 




KÜNYE

Yazar: Anonim

Yayınevi: Ren Kitap

Yayın Yılı: 2022

Sayfa Sayısı: 88

TANITIM BÜLTENİNDEN


“Gönül yarası öyle kılıçla kesilen yaralara benzemiyordu. Acısı daha fazlaydı. Kılıç yarası iyileşiyor ancak aşk yarası iyileşmiyordu.”
 
Dilden dile dolaşan aşk hikâyelerinden biri olan Arzu ile Kamber birbirlerini kardeş sanarak büyüyen iki gencin hüzün dolu aşklarını anlatmaktadır. Arzu ile Kamber oldukça acıklı bir aşk hikâyesidir. Eser birçok açıdan Fuzuli mesnevisi olan Leyla ile Mecnun’a benzemektedir. ‘Hak âşığı’ olarak bilinen Kamber, saz çalıp şiir söylemeye başlar ve dağlara düşer. Arzu ile Kamber okurlara bir solukta okunacak ve gönüllerde iz bırakacak güzellikte bir hikâye sunacak.  

Bu sefer yorum olarak #RenKitap imzalı bir #şarkklasiği olan #ArzuİleKamber var. Leyla ile Mecnun hikayesinin aksine Anadolu’da günümüzde çok bilinmese de eski bir halk hikayesi/masalı olarak karşımıza çıkan bir #aşk öyküsü bu.

Kamber, babası ve anası ile beraber Hac için yola çıkar ve haydutların saldırısına uğrayarak öldürülürler, sadece Kamber ve hizmetçisi hayatta kalır; onları da Çavuş lakaplı bir adam bulur ve çocuğu evlat edinir. Bir süre sonra adamın da bir kızı olur ve bu ikisi kardeş gibi büyürler. Zaman içinde kardeş olmadıklarını öğrenirler ve Arzu, oğlana aşık olur ve aşkına karşılık vermesi için sürekli oğlanı darlar hatta öğretmenleri de resmen çöpçatanlık yaparak kızın bileziğine tılsım yapar, üstüne güzel tavsiyeler verir. Sonuçta oğlan da kıza aşık olur ve başlarlar aşk acısı çekmeye çünkü kızın anası(oğlanın da analığı oluyor) izin vermez ve etrafa ne deriz, diyerek hep engel olur hatta sonunda zorla kızı evlendirir. Bunun üstüne Kamber, kendini dağlara taşlara vurur. Çok geçmeden kızın kocası ölünce iki aşık tekrar bir araya gelir ve kavuşur ama orada can verir, ilahi aşka ulaşır.

Açıkçası bence bu aşk hikayesini önemsizleştiren kısım Kamber’in aşkının, kızın bileziğine yapılan tılsımla ateşlenmesi. Yani resmen büyü yaptılar oğlana. :D Bilmiyorum, genel olarak güzel bir halk hikayesi deniyor ama bu tür ayrıntılar pek de güzel eylemiyor bunu. Bu kısımları geçersek #şiir sevenler için oldukça zengin bir kitap. Hintlilerin müzikal filmlerine benzer şekilde burada da sürekli birbirleriyle şiir atışması yapıyorlar. Ben pek şiir sevmediğim için kitabın çok hakkını veremediğimi itiraf etmem gerekiyor ama dönemin algısı, cümle kurumu, deyimleri gibi şeyleri görmek adına hoştu. Aslında çok da yabancılık çekmeyeceksiniz, aradan geçen bunca yıldan sonra çok bir şey değişmemiş. 😝

Genel olarak ilgililerine tavsiye edeceğim bir #kitap, zaten ince bir şey. İlla bu yayınevinden almanız gerekmez, birkaç farklı yayınevinde daha basımı var. Anonim bir halk öyküsü olduğu için telife girmiyor, isteyen basabiliyor.






5 Şubat 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Arenya - Hayat Taşı

 "Fantastik dolu bir evrene yelken açmaya var mısınız? Masalsı bir hikaye sizi bekliyor."




KÜNYE
Yazar Ece Emine Çakıcı 
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa192
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Sessizce izliyordu, izlemek güzeldi… Her avcı avını uğursuz bir gölge gibi takip etmeliydi. Zehirli bir kan gibi dolaşmalıydı damarlarında… Ta ki onu eritip yok edene kadar… Zehiri taşıyan kadeh, kadehi sunan el, intikam ateşiyle yanıp kavrulan kömür karası bir yürek… Yıldız tozuyla kaplı, gümüş rengi tenleri Arenlerin hayatını aydınlatmaya yetecek miydi? Yoksa kadehi süsleyen zehir, damla damla içilmiş miydi?

Arenya, ortaokul ve üstü yaşa hitap edebilecek, hoş bir fantastik serinin ilk kitabı. Romandan ziyade hikaye serisi demeyi uygun görüyorum çünkü daha çok masalsı bir tadı var. 

Yazar, kendine özgü bir evren oluşturmuş. Anladığım kadarıyla da isimleri dahi kendi üretmiş. Hatta içeriğinde karakterlerin resimleri çizilmiş ve bazı sahneler resim olarak eklenmiş ki harika bir artı olduğu düşüncesindeyim. Anlatım dili bence çok hoştu; giriş şekli Shekspirvari bir havadaydı. Betimlemesi de bir o kadar yerinde ve kafamızda canlandırmamızı kolaylaştıran tarzdaydı. Şahsen genel olarak kitabı beğendim.

Lakin heyecan seviyesinden uzak, merak uyandırmayan ve tek düze başlayıp yine aynı şekilde biten bir hikaye olduğunu söylemem gerekir. Kitabın sonu da pek bir kafa karıştırır cinsten oldu; tam anlayamadım hala. 

Fakat dediğim gibi ağızda hoş bir tat bırakan, masalsı bir hikaye. Okunmasını tavsiye ederim.

DİPÇE: Artık ufak tefek imla hatalarına değinmediğimi fark etmişsinizdir? Yazmamam yok demek değil, sadece artık bahsetme gereği duymuyorum. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

4 Şubat 2016 Perşembe | By: YeniAy M.

Kraliçenin Işığı



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Daha önce hiç Fantastik Korku hikayeleri okudunuz mu?"


KÜNYE

Yazar: Metehan Ağya
Yayıncı: Uğur Tuna Yayınları
Sayfa: 205
Baskı Yılı: 2015

Bu kitabı oluşturan beş hikâyenin ilkinde, odasında hapsolmuş ve
polislerden kaçan bir gencin evine misafir oluyoruz. Hayatı neredeyse
bitmiş olan bu genç adam, yapabileceği son şey olarak alıcısına
ulaşmasının imkânsız olduğunu düşündüğü bir mektup yazmaya
başlıyor.

''Zaman güzel anılarımızı öldürürken, mutsuz anılarımızı besler.'' diyor
ikinci hikâye olan Kraliçenin Işığı'nın kahramanı ve diğer dört hikâyeye
konuk olmuş olan Kartal. Bu genç görünümlü yaşlı savaşçının, bizim
dünyamıza gelişi ve daha ilk gecesinden yaşadığı saldırı ikinci
hikâyenin konusunu oluşturuyor.

Üçüncü hikâye olan ''Mezarlıktaki Çocuk'' ise doksanlardan 21. yüzyılın
ortasına kadar uzanan bir gerilim hikâyesi. Doksanların sonunda
mezarlıkta başlayan hikâyemiz, yirmi birinci yüzyılın ortasında, yine
aynı mezarlıkta son buluyor.

Dördüncü hikâyemiz ise, üzerine zorla ''Baba'' kimliği verilen emekli bir
askerin hikâyesi. Bir yandan babalarını trajik bir şekilde kaybetmiş ve
telekinetik güçleri olan bir ailenin içinden kaçmaya çalışırken bir
yandan da ailenin küçük kızına beslediği duygular kahramanımızın
kafasının karışmasına neden oluyor.

Son hikâyede ise, seksen darbesinde kaybettiği lise aşkını unutamayan,
''Yüreğime Darbe'' isimli kitabın yazarı olan yaşlı bir adamın ikinci
baharı yaşamasına tanık olacağız.

Birbirine iğne ipliğiyle bağlı beş kısa hikâyeden oluşan 'Kraliçenin
Işığı'na'' hoş geldiniz.

Kitap elime geçtiğinde tam olarak nasıl bir şeyle karşılaşacağımdan emin değildim ama ön yargılı olduğumu da kabul etmeliyim; ama okurken hatalı olduğumu da gördüm. Kitabın türü romandan ziyade kısa hikayeler... Bu açıdan ilk defa kütüphanemde böyle bir türe yer verdiğimi belirtmek isterim.

Beş farklı fantastik kısa hikayeden oluşan kitap, konu itibari ile her biri İzmir'de geçiyor diyebilirim. Konuların tek ortak noktası bu. Tanıtımda "iğne ipliği ile bağlı hikayeler" dese de beşi arasında bir bağ kurmayı başaramadım. Bir tek BABA hikayesini KRALİÇE'NİN IŞIĞI hikayesi ile bağdaştırabileceğim bir sahnesi oldu gibi o kadar.

Hikayeler oldukça ilginç ve deli saçması konulara sahip, hele ki BABA hikayesi. Bana biraz Stephan King romanlarını anımsattı. O da böyle delice fantastik-korku romanı yazar. :D Yazarın dil akışkanlığı, beklediğimin aksine, oldukça güzeldi. Okurken zevk aldığımı söyleyebilirim.  Başarılı bulduğumu söylemem lazım. Hata arasam da bulamadım. :)

Güzel ve benim için farklı bir çalışma olmuş, yazarımızı tebrik ederim. Bundan sonra kısa hikayelerle mi devam edecek yoksa roman çalışması olacak mı? bilmem ama güzel bir konu ve kurgu ile harika bir fantastik(belki fantastik korku) romanı yazıp, Türkiye'nin Stephen King'i olmaya aday olabilir, kim bilir?


Puan. 10/10
Fiyat: 12 TL.