Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2024 Pazartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları "Kuşların ve Yılanların Şarkısı"

 



KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins

Yayınevi: Dex Kitap

Yayın Yılı: 2020

Sayfa Sayısı: 646

TANITIM BÜLTENİNDEN

Onuncu Açlık Oyunları’nı başlatacak hasat gününün sabahı. Başkent’te, on sekiz yaşındaki Coriolanus Snow akıl hocası olarak katılacağı Oyunlar’a hazırlanıyor. Başarılı olmak istiyor ve bunun için tek bir şansı var. Bir zamanların görkemli Snow ailesi zor zamanlardan geçiyor ve ailenin kaderi, Coriolanus’un cazibesiyle, zekâsıyla, hamleleriyle diğer akıl hocalarını gölgede bırakıp haracını Oyunlar’ın galibi yapmasına bağlı.




Aslında başka bir kitap okuyordum ama bir anda buna geçtim. 😜 Yıllardır okumayı beklediğim bir #roman bu. #HungerGames serisine hepiniz aşinasınızdır, bu kitap Başkan Snow’un gençlik döneminde Açlık Oyunlarının 10. yılında geçiyor ve başrol elbette Snow’un kendisi. #Spoiler Snow ailesi savaş öncesi köklü ve zengin bir aile iken sonrasında fakirleşmiştir ve genç Snow ve ailesi bunu gizlemek için elinden geleni yapar. Daha lisede Başkan olmayı hedefine koyan Snow; son sınıfa geldiğinde 10. Açlık Oyunlarında yeni bir uygulama ile haraçlara atanan Akıl Hocalarından biri olunca bildiğimiz Oyunların geleceği de şekillenmeye başlar. İroniktir ki Snow’un haracı 12. Mıntıkadan Lucy isminde müzisyen bir kızdır ve zamanla bu kıza karşı romantik hisler de besleyecektir. Oyunların ilk halleri gladyatör dövüşlerini anımsatır cinstendir, Snow’un deneyimledikleriyle ileride oyunları daha insani hale getirdiğini söyleyebiliriz (ne kadar insani olabilirse artık!)

Snow’un daha vicdanlı ve insani olduğu bir dönemi okuyoruz ama içten içe gelecekteki Snow’un orada olduğunu gösteren düşünceleri görebiliyorsunuz. Bol bol Alaycı Kuş/ Katniss göndermeleri de var ki ana seride gördüğümüz bazı olay/hikayelerin köklerini de bu kitapta göreceksiniz. Yazar burada da bir ironi yapmış, ünlü idam edilen adam şarkısı, temelde Snow ve Lucy'nin şarkısıymış... tabi Snow azıcık bunu (bana göre biraz zorlama şekilde) kendilerine yorumladı. Tigris gibi karakterlerin kökenlerini de okuyacaksınız, Gül takıntısının da kökenleri burada… Kısacası okuyun bence, filmi de geldi geçti. 😉

Genel olarak başarılı, güzel bir kitap. Tabi zayıf olduğunu düşündüğüm kısımlar da var ve göze batan dil bilgisi hataları da.. Devamının yazılmasını isterim, Snow’un Başkan olma süreci de ilgi çekici olsa gerek. Kötü bir adamın doğuşu da kahramanların doğuşu kadar ilgi çekici bir hikayedir.






17 Mart 2019 Pazar | By: YeniAy M.

Ruhlar Üçlemesi "Gece'nin Gölgesi'


KÜNYE
Yazar  Deborah Harkness
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa672
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ

Tarih ile büyünün zengin dünyasında kök salan aşk hikâyesi, geçmiş ve tutkuyla örülmüş bir masala sürükleniyor. Düğüm yavaş yavaş çözülüyor…Her şey Cadıların Keşfi'yle başladı… Güçlü bir cadı ailesinden gelen tarihçi Diana Bishop ile vampir Matthew Clairmont, canlıları birbirinden ayıran doğa yasalarını bozmuştur. Diana, Bodleian Kütüphanesi'nde gizemli bir el yazması keşfettikten sonra Matthew'la kaderlerini birbirine bağlayan olaylar zincirini tetiklediği için cadı, iblis, vampir ve insanların bir arada yaşamasını sağlayan hassas bağ tehdit altına girmiştir.
Güvenli bir yer arayan Diana ile Matthew zamanda geri giderek 1590 Londra'sına yolculuk ederler. Ancak kısa süre içinde geçmişin aslında güvenli bir sığınak olmadığını anlarlar. Bir şair ve Kraliçe'nin casusu olarak eski kimliğine geri dönen vampir, Gece Okulu adındaki, radikal grupla tekrar bir araya gelir. Aralarında oyun yazarı Christopher Marlowe ve matematikçi Thomas Harriot'ın da olduğu bu toplulukta kural tanımaz iblisler ve dönemin yaratıcı zihinleri vardır.Matthew ile Diana, Ashmole 782 el yazmasını ve genç kadına olağanüstü güçlerini nasıl kontrol edeceğini öğretecek olan cadıyı bulmak için birlikte Tudor Londra'sının altını üstüne getireceklerdir.
 İki ayı geçkin zamandır yeni yorum hazırlamadım, biraz tembelliğin dibine düştüğümü itiraf ediyorum ama bu, kitap okumadığım manasına gelmiyor. Sadece yorumları yazmadığım manasına geliyor ama merak etmeyin, bu kitapla birlikte en az iki üç kitap yorumu daha gelecek arka arkaya inşallah.

İlk kitabından sonra ikinci kitabı da güzel bir başlangıç yapmış diyebilirim. Yazar, her zamanki güzel anlatımı ve akıcılığı ile ilerlemiş. Bizimkiler 1. Elizabeth'in ihtiyarlık döneminin İngiltere'sine gidiyor ve kendisi dahil bir hükümdarla daha tanışma fırsatı buluyoruz ki kendisi kendini Macaristan İmparatoru olarak da anan kral Rudolf. Biri şu adama o dönem Macaristan'ın Osmanlı toprağı olduğunu hatırlatsın. :D

Avrupa krallıklar tarihine pek vakıf değilim o yüzden yazar, o karakterleri vs. ne kadar iyi yansıtmış bilemem ama okurken kendimi o dönemlerde hissettiğim bir gerçek. Yer yer yazarın -ilk kitapta olduğu gibi- olaylara, tarihe Avrupa merkezci çarpık bakış açısıyla baktığını sezinlemeye devam ediyoruz aslında, bu bence serinin en büyük kusuru. Diğer yandan Matt'in tarihteki neredeyse tüm ünlü karanlık tiplerin ta kendisi olması da bilemiyorum; karaktere haddinden fazla harikalık katmak olmuyor mu acaba? Elbette bu kadar yaşlı ve gündemlere bu kadar ilgili bir vampirin her taşın altından çıkması çok şaşırtıcı olmasa gerek ama bilemiyorum, az biraz abartılmış gibime geliyor.

Diğer yandan Matt'in babasıyla da tanışıyoruz elbette ve söylemem gerek, kendisine bayıldım. Keşke ölmüş olmasaymış diyorum ama bir umut, belki 3. kitapta hortlayacağı tutar, bunu da okuyunca göreceğim artık inşallah.

Kitap boyunca sadece 1500'lerin Avrupa'sını görmüyoruz elbette birkaç kere kısa aralıklarla günümüze gelip, ailenin neler yaptığını da görüyoruz ama o kadar parça parça ki tam olarak ne işler karıştırıp, neler döndüğünü anlamakta biraz zorlanıyoruz. Hele ki ikili sonunda döndüklerinde yaşanmış olan bir olayın ardındaki kaybı anlamaktan zorlanmak elde değil. Diana'nın üvey vampir oğlanın bir insan manitası yapması ama ilk tanıştıkları an dışında hiçbir şey gösterilmeden oldu bittiye getirilmiş olması gibi şeyler hep 2. kitabın eksisi olarak kalıyor. İkili arasındaki gereksiz gerginlik kısımları da azıcık sıkmış olabilir.

Diana ikinci kitapta güçlerine dair daha çok öğreniyor ve biraz daha hakimiyet kuruyor, ayrıca sonunda büyülü bir hayvanı da oluyor. Eh, vakti gelmişti yavrucum. Genel olarak beğendiğim, güzel vakit geçirdiğim bir kitap oldu. Üçüncü kitapla görüşmek dileği ile Allahaısmarladık.


9 Ocak 2019 Çarşamba | By: YeniAy M.

Buz Ejderhası - GRRM


KÜNYE

Yazar: GRRM
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 120
Baskı Yılı: 2018 

TANITIM BÜLTENİ

Küçük ve cesur bir kız olan Adara buz ejderhasını ilk kez ne zaman gördüğünü hatırlamıyordu. Sanki ejderha hep orada, hep onun hayatındaydı. Diğer çocuklar soğuktan kaçarken Adara karda oynar, buz ejderhasını uzaktan izlerdi.
Soğuktan korkmuyordu.

Kış çocuğuydu o, atalarının bile hayatlarında gördükleri en korkunç kışta doğmuştu.
Dört yaşındayken ejderhaya dokunabildi.

Beş yaşındayken onun geniş, soğuk sırtına ilk defa bindi. Sonra, yedi yaşına bastığında, sakin bir yaz günü, kuzeyden gelen ateş ejderhaları Adara’nın yaşadığı huzurlu çiftliğe saldırdı. Burayı sadece bir kış çocuğu ve onu seven buz ejderhası koruyabilirdi.
Filme de uyarlanacak olan BUZ EJDERHASI, kaçırılmayacak, arşivlik bir eser.

GRRM'in Buz ve Ateşin Şarkısı (Game Of Thrones) serisini bilmeyen varsa, fantastik tür sevenler için söylemem gerekir ki çok şey kaybetmiştir. Tolkien gibi Asoiaf da kesinlikle okunması gereken baş yapıtlardan biridir çünkü yazım tekniği ve kurgudaki deha insana şapka çıkartacak cinsten.

Buz Ejderhası da GRRM'in asoiaf yok iken peydah ettiği bir çocuk masalı (gariptir ki Hobbit de Tolkien'in masalıydı.) ama bence yetişkinlerin dahi okuyabileceği türden bir masal, şahsen kısa olmasına rağmen gayet beğendim. Kitabın ciltli olması ve içeriğindeki çizimler de çok başarılı ve güzel, kütüphaneye eklenecek cinsten ama dediğim gibi oldukça kısa bir masal aslında, yarım saate biter. İnsan ister istemez keşfe biraz daha uzatsaymış diyor, tek eksi yanı bu bence. Çünkü yayınevleri kısalığı kapamak için çizim ve ciltleme ile albenili hale getirmiş ve yedirmiş de yani, yiyorsunuz. :D

Kısacası akşam uyumadan önce çocuğunuza/yeğenlerinize okuyabileceğini bir masal diye düşünüyorum. Bir çok asoiaf okuyucusu (ben buna dahilim) bu kitabın GoT evreni ile bağlantılı olduğuna inanıyor. Buz Ejderhası ve Buz ve Ateşin Şarkısı evreni ile ilgili benzerliklere Game Of Throne Türkiye forumunda yayımladığım yazıyla değindim, okumak isterseniz tarayıcınızdan "Buz Ejderhası Kitabı ve ASOIAF" yazarak da ulaşabilirsiniz.



2 Kasım 2018 Cuma | By: YeniAy M.

Ruhlar Üçlemesi "Cadıların Keşfi'



KÜNYE
Yazar  Deborah Harkness
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa672
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
Olağanüstü güçlere sahip bir cadı, imkânsızlıklara direnen yasak bir aşk ve her şeyi başlatan gizemli bir elyazması.

Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'ndeki kitap raflarının arasında araştırma yapan genç akademisyen Diana Bishop, tesadüfen simyacılıkla ilgili eski bir elyazması bulur. Köklü ve seçkin bir cadı ailesinden gelen Diana'nın yaptığı bu keşif yeraltında doğaüstü bir karışıklığa sebep olarak iblis, cadı ve vampirlerin kısa sürede kütüphaneye doluşmasına yol açar. Diana, yüzyıllardır aranan bir hazine keşfetmiştir ve her şeyi yoluna koyabilecek tek kişi de yine kendisidir. Bu zorlu mücadelede en büyük destekçisi ise onu hiç yalnız bırakmayan, her türlü fedakârlığı göze alıp kendi soyunun karşısında duran meslektaşı, vampir Matthew olacaktır.


Ruhlar Serisini, "Cadıların Keşfi" ismiyle yayınlanmaya başlayan dizisi ile tanıdım. İlk başta romanı alıp almama konusunda ciddi kuşkularım olduğunu belirtmem gerekir çünkü yorumlar (olumlu-olumsuz) başa baş gidiyordu. Genelde de yorumlara bakarak kitap almamaya özen göstersem de bu sefer, beni kararsızlığa itti. Sebep olarak roman için "romantik" ağırlıkta denmiş olması. Oysa ben cadılar vb. şeylerin olduğu fantastik ağırlıkta bir kitap okumak istiyordum ve dahası 50-60 kiralık bir kitap olduğu göz önüne alındığında insanı birkaç kez düşünmeye itiyor bu durum. Yine de diziyi izlemeye devam ederken dayanamadım ve 2. el olarak sipariş ettim(mümkün değil veremem o fiyatı.) ve okudum.

Ben gibi yorumları okuyanlar için şunu söylemem gerekir ki iki şekilde yorum yapanlar da haklı. Romanın ilk kitabı(muhtemelen de diğer iki kitabı da) iki karakter arasındaki romantizm ağırlığında ilerliyor ama bu, fantastik hiçbir şey yok demek değil ama öyle aşırı bir hareket yok. Diğer yandan buna rağmen gayet akıcı ve sıkılmadan okuyacağınız bir üslup ile yazılmış, şahsen bilgisayar dahi açmadan romanı bitirmeye odaklı bir iki gün geçirdim. Sayfa sayısı göz önüne alındığında da gayet doyurucu bir roman sizi bekliyor.

Romanın kurgusunu başarılı buldum, bilimsel-tarihsel temelli bir çok sohbet, bilgi ile harmanlanması... yani ayrıntılar da güzel işlendiği için zengin içerikli olduğunu düşündüğüm bir roman var karşımızda. Genel olarak çok beğendim ve ikincisinin de siparişini vereceğim inşallah. Yine de alıp almama konusunda kararsız iseniz eğer bu durumun tamamen sizin beklentileriniz ile ilgili olduğunu unutmayın. Eğer etrafta büyülerin, vampir saldırılarının vs. uçuştuğu fantastik macera kitabı arıyorsanız büyük ihtimal ile bu kitap size göre değil ama romantizm, tarih, bilim ve fantastikle harmanlanmış bir roman arıyorsanız kesinlikle size göre. Yalnız bazı uygunsuz olduğunu düşündüğüm noktalar yüzünden +18 bir seri olduğunu söyleyebilirim, hayır cinsellik değil. Bulamazsınız bu kitapta, diğerlerini bilmem elbet.

Söylemem gerekir ki Diana'nın teyzelerinin evine bayıldım. Evde cadı ruhları yaşıyor ve kendi kendine kararlar veriyor. :D

Yukarıda söylediğim gibi tarihsel bilgilerin de olduğu bir roman, karşımızda 1500 yaşında bir vampir olunca bu kaçınılmaz oluyor elbette ve ben de tarihe ilgili bir kişi olarak tarihsel bazı konulara ciddi bir muhalefet damarım kabardı okurken. Misal çiçek aşısını bilmem kimin bulduğu ile ilgili bir yorum yapılmış, elbette batılı birinin ismi söz konusu ama Lale Devri döneminde zaten Türkler, çiçek aşısını keşfetmiş ve uygulamaya koymuştu. Hatta buna kaynak olarak İngiliz bir sefirin karısının (oldukça da ünlü biridir)  yazdıklarını gösterebiliyoruz. Kendi çocuğuna da yaptırmıştır ve bunu, İngiltere'ye götürmeye niyetlendiğini belirtmiştir. Diğer yandan Harvey'in kalp damar sistemini keşfettiği yazmış ama biz biliyoruz ki 1100'lerden kalma illustrasyonlar(ve 1400'lerden) mevcut ve orada kas, sinir ve kalp-damar sistemine kadar (hatta hamile bir kadının atardamar sistemine kadar) keşifler, çizimler mevcuttur. Kısacası batıdan çok önce Müslüman bilim insanları insan anatomisini çözmüş, bunu resmetmiş ve çalışmalar yapmıştır. Hatta göz anatomisi, nasıl gördüğümüze dair çalışmalar da buna dahildir ve elbette fazlası. Bunun için Fuat Sezgin'in TANINMAYAN BÜYÜK ÇAĞ kitabını okumanızı tavsiye ederim. Batılılar kendilerinden başka herkesi barbar görürken üstüne bütün keşifleri de kendilerinin yaptığına inanıyorlar, yazarımız da bu kafada... Gerçi onlara kızmamak gerek, biz kendi ecdadımıza sahip çıkmaz ise bizden çalarlar ve kendileri yapmış gibi kakalarlar.

Diğer muhalefet ettiğim bilgi ise romanda bolca göreceğimiz Lazarus Şövalyeleri'nin "kendini koruyamayanları koruruz. Kudüs'te (ve birkaç yer daha sayarak) bunu yaptık." demeleri... Bu tarikat Haçlı dönemlerinde kurulmuş bir tarikattır. Hayır, bir de yeni Haçlı Dönemi kitabı okudum, kimi kimden kurtarmış bu arkadaşlar, merak ettim. Haçlı savaşları başladığı andan itibaren Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlara kadar önüne geleni öldürmüş, yağma edip, çalıp çırpmış insanların bilhassa Kudüs'te Müslüman ve Yahudilere soykırım yapmış bu insan görünümlü yaratıkların, kimi kimden kurtardığını merak ettim, yazarımız bize bu konuda bilgi verirse seviniriz. Romandır, çok tepki vermeye gerek yok diyen olabilir ama özür dilerim de Nazileri romanda "iyilik meleği" gibi göstermeye benziyor bu, katledilen onca masuma hakaret, haksızlık, adaletsizlik olmaz mı? Doğu Hristiyanlarına bile zulüm ettikleri düşünürsek yalanın dik alasını romanda kurgu adı altında bize satmasın. :)

İkinci kitap, 1500'lerde geçiyor; bakalım muhtemelen başka şeylere de muhalefet edeceğim. :D


 
                                                         (İnternet sitelerinde net fiyatı farklılık gösterebilir.)
12 Kasım 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Bitmeyen Aşk


KÜNYE


Yazar: Gail Carson Levine
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 256
Baskı Yılı: 2009(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Aşık olmak kolaydır...
Günlerinin sayılı olduğunu bilen Kezi için bile aşık olmak kolaydı. Her ne olursa olsun, Akkan Rüzgar Tanrısı Olus'a sırılsıklam aşık olması kaçınılmaz olan kezi'nin aşkı daha yeni bulmuşken ölümü kabul etmesi ise zor olacaktır.
Olus açısından bakıldığındaysa, Rüzgar Tanrısı'nın,Hyte şehrinin ölümlü güzeli olan yetenekli dansçı ve halı dokuma ustası Kezi'ye aşık olması da kolay olacaktır. Ancak Kezi'nin ölüme yaklaştığını görmek onun için dayanılmaz hale gelir.
Aşk, Kezi'ye kaderiyle savaşma arzusu verirken Olus da korkularıyla yüzleşme gücü kazanır. Kezi kaderini sorgulayarak karanlık yerlerde doğruyu aramaya başlar. Ama tek taraflı çaba yetmez ve Olus da kendi sınavının acısını çeker. Ayrı ayrı yerlerde, demir ağlı örümcekler, ölüler diyarının zalim hükümdarı, gizemli Kader Tanrısı ve Akkan tanrılarının sınavlarıyla mücadele etmeye başlar. Eğer başarılı olurlarsa, birlikte olacaklardır; başaramazlarsa, Olus bir kayıpla yüzleşecek ve Kezi en yüce fedakarlığı yapmak zorunda kalacaktır.

Tanıtım yazısı hikaye hakkında yeterli bilgi verdiği için ben doğrudan kurgunun kalitesi hakkında yorum yapacağım. Açıkçası romanı beğenmedim; 1. tekil şahıs, şimdiki zaman dilimi kullanılmış(geliyorum, gidiyorum, yapıyorum, görüyorum şeklinde olmuş hep) ve bu da benim tercih edeceğim bir zaman kalıbı değil; çevirenden mi kaynaklı yoksa yazarın kendisinden mi bilmiyorum; Uyumsuz serisi de bu şekildeydi ama kurgu güzel olduğu için, fazla göze batmıyordu ama maalesef bu kurgu yalın, düz ve üstün körü bir şekilde tasarlanmış; her şey oldu bittiye geliyor. Betimlemeler deseniz minimum seviyede tutulmuş. Genel olarak başarısız bulduğum bir çalışma, wattpad'de bile bundan kat ve kat güzel kurgular ve yazım dili kullanılmış romanlar var, buna harcanacak zamanı onlara verseler daha iyiymiş. Biraz ağır eleştirmiş olabilirim ama gerçek bu.

Şahsen kapak resmini de beğenmedim, biraz daha özenli ve daha ilgi çekici olsaydı keşke, epsilona yakışmıyor böyle kapaklar. Bu kitabın yazarının New York en çok satanlar listesinde olması ama Türkiye'de bu kadar ilgi görmemesi bana bir kez daha her yazarın ya da yazdığının 'best seller' olmaya layık olmadığını da hatırlatıyor aslında. Kaldı ki zaten x ülkede çok sattı diye bizim ülkede de satacak diye bir kaide yok ama her kitabı da alıp çevirmediklerine göre beğeneceğimizden emin oldukları kitaplara yatırım yapıyorlar. Büyük olasılıkla yayınevi için de hayal kırıklığı uğratan bir kitap olmuş olmalı. Hikaye içeriğine vs. bakınca nasıl böyle bir hata yapmışlar şaşıyorum. Verdiğim paraya da harcadığım zamana da değmedi.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

17 Eylül 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı 5 - Ejderhaların Dansı


"Westeros'un kuzeyinde hava iyice soğumaya başlarken; Essos'da hava ısınıyor!"


KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1232
Baskı Yılı: 2013(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Kötülüğün yükseldiği bir vakitte olaylar; kanunsuzların, rahiplerin, askerlerin, derideğiştirenlerin, asillerin ve kölelerin büyük roller oynadığı bir sahnede geçmektedir. En zorlu dans, Ejderhaların Dansı başlamaktadır.

Daenerys Targaryen, toz ve ölüm dolu topraklar üzerinde hüküm sürmektedir. Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır. Donmuş kuzeyde Jon Kar, Sur'un ötesinden gelen buzdan düşmanlarla ve en yakınları arasından hasımlarla karşı karşıyadır.

Yedi Krallık'ın akıbeti, uçurumların kenarındadır...

Ve işte benim en sevdiğim kitap! Seri boyunca en çok 5. sevdim(1. de ikinci sırada yer alıyor.). Bol bol Jon'u görüyoruz ve dahası onun Lord Kumandan olduktan sonraki karakter değişimi(olgunlaşması vs.) çok güzel yansıtılmış. Artık genç kumandanımız büyüyor! Jon, ötekilerin geldiğinin farkında ve elinin altında harabeden bir Sur var; dahası Stannis'in askerleri ve esir edilen yabanılların bir kısmını da sayar ise ileride açlık tehlikesi de mevcut. Bunlardan daha önemlisi Jon, kız kardeşi Arya'nın Bolton piçi ile evlendirildiği haberini alır ve durum iyice içinden çıkılmaz hale girer(elbet biz onun Arya olmadığını biliyoruz.). Ayrıca Theon POV'ları sayesinde Arya(sahte) ve Piç'in bölümlerini vs. de görüyoruz.

Dany ciddi bir sıkıntı içerisinde zira Meeren'de işler yolunda gitmiyor; Harpiyan'ın Oğulları sonu gelmeyen cinayetler ve başkaldırmalar ile Dany'nin saltanatını zora sokuyor. Tyrion ise onun yanına gitmek için yola çıkmış bile. Yolculuğa Varys'ın eski dostu olan Volantisli bir peynir tüccarı(1. kitapta Dany ve abisine yardım ettiğini görmüştük) vesilesi ile başlıyor ve bu yolculukta hiç umulmadık bir karakter ortaya çıkıyor; işler baya değişecek gibi.

Jaimie, Brinnie ile buluştuğundan beri ortalıkta değil ve Cersei, İnanç takipçileri tarafından hapis edilmiş durumda ve kurtulması için bazı itiraflarda bulunması gerekmekte. 

En başta da söylediğim gibi en sevdiğim kitap bu oldu ve oldukça heyecanlı bir yerde bitti; bilhassa Jon'un sonu baya yürek kanatan cinsten(mecaz kullanmıyorum :D ). Onun kız kardeşine düşkünlüğünü okumak güzeldi, zaten ikisi de seri boyunca birbirlerini 42/48 defa düşünmüşler. Diyeceksiniz ki bir de oturdun saydın mı? Yok yav, başkası üşenmemiş saymış. Neden? Şey, aslında bu da ayrı bir kuram. :P (Seri, dizideki gibi ilerleyecek ise bu ikisi aslen ku.... haydi diziyi izlemeyenler için demiyorum. :D ).

Serinin bitmesine 2 kitap kaldı ve yazar, 6. kitabı 6 senedir yazıyor. Bitirmekten de aylarca uzakmış dede efendiye bak hele! Birkaç ön okuma niyeti ile bölüm paylaştı ama o kadar uzun sürdü ki kitabın bitmesi yetmez oldu haliyle. 2018 çıksa inşallah, ya o ölecek ya biz bu gidişle.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

Buz ve Ateşin Şarkısı 4 - Kargaların Ziyafeti

"Kral'ın Şehrinde dengeler değişiyor!"


KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1008
Baskı Yılı: 2012(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
George R. R. Martin, imgesel kurguya yeni bir soluk getiren abidevi serisinin uzun zamandır beklenen dördüncü cildi Kargaların Ziyafeti ile şaheserine devam ediyor.

Yedi Krallık'taki çetin mücadelelerde hayatta kalmayı başaranlar, emelleri için yeni savaşlara girişir. İnsan suretindeki kargalar, ziyafet için bir araya gelerek yeni komplolar hazırlar ve tehlikeli ittifaklar kurar. Asiller ve sıradan insanlar, askerler ve büyücüler, katiller ve bilgeler; bahtları ve elbette hayatları uğruna bir araya gelir...

Kargaların ziyafetinde çoğu misafirdir fakat azı nefes almaya devam edebilecektir...

Kargaların Ziyafeti, serinin 4. kitabı olma şerefine nail olmakla birlikte ağırlıkta Kralın Şehrinde olan bitenlere odaklanmış. Sur ya da Essos hakkında hiçbir POV yok, haliyle Jon ya da Dany veyahut Tyrion hakkında neler olmuş bitmiş bilmiyoruz. Sur ile ilgili sadece Sam'in bir POV'u ile Jon'u bir kez görüyoruz ama sonrasında o da yok. Doğal olarak Jon Snow'un olmadığı bir kitap, benim için en sıkıcı kitap olmaya aday. Onsuz olmaz kardeş, cidden hoşlanmıyorum onsuz bir şeyi. Haliyle serinin acı-tatlı sonu Jon'suz olur ise bundan da hoşlanmayacam George dede, anladın? :D

Evet, 3. kitap baya korkunç olaylara gebe olmuştu ; Ygritte öldü(umurumda değilsin kızım), Robb korkunç bir şekilde öldü(üzdü), Joff öldü(çok sevindik) ve evet, Tywin de öldü(baya rahatladık Stark destekçileri olarak. Aferin Tyrion.).

Cersei POV'ları sayesinde hem onun geçmişi hem de Robert hakkında hatta Lannisterlar hakkında kayda değer bazı şeyler öğreniyoruz, bu açıdan Cersei POV'larını sevdiğimi söylemem gerekir. Sam POV'ları ile Braavos'u ve Hisar'ı gördük; Arya da hala orada ve eğitim görmeye devam ediyor; onu da gördük(zaten o da olmasa kitap toptan bayabilirdi beni; Jon'dan sonra desteklediğim 2. karakter). 

Jaimie POV'ları sevdiğim bölümlerden oluşmakta, karakter ve geçmişi hakkında gene güzel şeyler öğreniyoruz. Brinnie ile kurduğu saygı/dostluk ilişkisi neticesinde biraz adam olmuşa benziyor ve iç muhasebe yapıp duruyor. Bu arada bu kadının povları çok sıkıcı geldi hızlı hızlı geçtim. Dorne sahneleri de gördük ki Prens Doran hiç de sandığımız gibi bir adam değil, bunu göreceğiz. :)

Genel olarak(Jon olmasa da) güzel ve entrika dolu bir kitap olmuş. Yazarın kurgu ve betimlemeleri her zamanki gibi güzeldi. Siz bunu okurken ben 5. kitabın yorumunu yazacağım. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)



Buz ve Ateşin Şarkısı 3 - Kılıçların Fırtınası


"Kılıçların gölgesinde kanlı geceler devam ediyor!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1232
Baskı Yılı: 2012(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
George R. R. Martin'in muhteşem serisi, Kılıçların Fırtınası ile modern fantastik edebiyatın istisnai başyapıtlarından biri konumuna geliyor, imgesel kurgunun büyük eserleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. 
İktidar mücadelesindeki beş savaşçıdan birinin ölmüş, bir diğerinin gözden düşmüş olmasına rağmen savaş tüm şiddetiyle sürmektedir. Yedi Krallık'ın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht'ta oturmaya devam etmektedir. En amansız düşmanı Stannis, takip ettiği büyücü kadının kurbanı olmuş ve bozguna uğramıştır. Nehirova'daki Genç Robb, Kuzey'e hükmetmekte; Daenerys yaşayan son ejderhalarla beraber kana bulanmış bir kıtayı katetmektedir. Rakipler son hesaplaşma için harekete geçerken büyük bir yabanıl ordusu, efsanevi Ötekiler'le birlikte medeniyetin merkezine doğru ilerlemektedir. 

Serinin 3. kitabıyla birlikte Westeros ve Essos'a geri dönüyoruz. Kral Joffrey (Lannisterlar) ve Robb Stark arasındaki mücadele hızla devam ederken; Kuzeyin Kralı, Freylere verdiği sözü dayısı aracılığı ile gerçekleştirme niyetiyle harekete geçerken sancaktarlarından Karstark'ların desteğini kaybetmeye neden olacak bir hamleye imza atacaktır. 

Jaimie Lannister hala Kral'ın Şehrine dönmeye çalışmaktadır ama bu yolculukta ağır bir kayıp verecektir. Lakin kendisini ciddi bir değişimin ortasında bulduğunu ve bu kaybın ve bir senelik esaretin olumlu bir etkisi olacağını söylemek güç değil. 

Dany ise Essos'da köleleri serbest bırakma arzusu ile hareket ederken ejderhaları gibi destekçileri de büyümeyi sürdürmekte ama bir o kadar da düşman kazanmaktadır. 

Jon Snow ise Yabanılların arasından kaçarak Castle Black'e geri döner ve saldırı haberini vererek kara kardeşliği bilgilendirir ama bazıları onun bir hain olduğunu ileri sürerek cezalandırılması gerektiğini düşünür.

Stannis ise Karasu felaketinden sonra kızıl rahibenin tavsiyesi ile kuzeye; Sur'a yürüyecek.

Tyrion için ise işler pek iyi gitmiyor; ailesi ile arası ciddi bir şekilde geriliyor ve kopma noktasına geliyor. Hatta kellesi her zamankinden daha çok tehlikede desek yeridir.

Kitap boyunca sayfaları çevirmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz ve evrenin o büyülü havasını içinize çekerek daha fazlası için yalvarıyorsunuz. Betimlemeler, anlatım tarzı ve kurgunun harikalığına kusur bulmak mümkün değil ama editörlerin imla konusunda biraz daha özenli olmasını isterdim. Serinin geneli boyunca bu konuda bana göre özensiz davranılmış. Epsilon gibi bir yayınevinden 1. sınıf iş beklediğimden bu eksi bir özellik olmayı sürdürüyor.


 
(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)




19 Mayıs 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 2 'Kralların Çarpışması/ Kısım 2'



      "Kralların Savaşı devam ediyor!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
BUZ VE ATEŞİN ŞARKISI, II
Krallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
"Martin, birinci ciltteki vaadini fazlasıyla yerine getiriyor ve yazılmış en iyi fantastik eser olmaya aday serisine devam ediyor."
The Denver Post
"George Martin kesinlikle destansı fantastik edebiyatın yeni ustalarından."
Katharine Kerr
"Kendisinden her zaman en iyi işleri beklediğim George R. R. Martin beni asla şaşırtmıyor."
Robert Jordan
"Muhteşem bir öykü, muhteşem bir tarihi fantastik yapıt! Göz kamaştırıcı."
Anne McCaffrey
"Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi epik fantastik eser."
Marion Zimmer Bradley

Bir önceki kitap, Renly ve Stannis arasındaki savaşın başlayacağı yerde bitmişti. Kralların Çarpışması 2 de yine kaldığı yerden devam etmiş. Diziyi izlememiş olanlar muhtemelen iki kardeşin birbiriyle olan savaşı göreceğini düşünecektir ama işler hiç de sandığımız gibi ilerlemiyor. Bu kitapta Robb'u hiç görmedik ama yaptığı şeyleri sık sık duyduk. Diğer yandan Kral'ın Şehri saldırı altında ve onu korumak için liderlik edecek yegane kişi Tyrion Lannister gibi görünüyor... Sansa için kaçma umudu doğmuştur ama sabretmesi gereken en az bir iki ayı daha vardır... Arya, Harrenhall'da Jaqen ve Gendry ile kaçma planları yapadursun, Jon da duvarın ötesinde yabanıllar ile karşılaşsın ve hayatının en önemli vazifesini üstlensin... Bran ise kendi güçlerini kabullenecek ve Kışyarı'nı Theon'un ellerine bırakmak zorunda kalacaktır. Bundan sonra uzun süre evine geri dönemeyeceği kesin...

Kitap, kaldığı yerden eski hızıyla devam ediyor. Aynı hareket, aynı heyecan ve aynı sürükleyicilik... Okurken yazarın aslında ne kadar kolaya da kaçtığını gördüm. GoT serisinin bol ayrıntıya sahip olduğunu herkes bilir ama bu ayrıntıdan kasıt olaylar örgüsü için değil diyarın tarihi ve karakterlerin geçmişi vb. hakkında. Olay örgüsündeki ayrıntılardan belli karakterlerin gözünde POV yazarak kurtulmayı başarmış. Yani Robb'un onca gerçekleştirdiği savaşı bize göstermek yerine sonucu sağdan soldan kişilerin ağzı ile anlatıp, etkilerini göstermiş. Akıllıca. Kesinlikle bir eksi olarak düşünmüyorum, 2. tekil şahıs yazarı bir çok ayrıntıdan kurtarıyor, yükünü hafifletiyor. Bilmeyenler için 2. tekil 1. tekil ile aynı mantıkla ama karakterin ağzından değil yine sizin ağzınızdan anlattığınız ama sadece karakterin gördüklerini ve düşündüklerini yazdığınız ve çok da yaygın olmayan bir anlatım tekniğidir. 1. var iken 2. tekilden neden yazalım diye düşünen varsa da hemen söyleyeyim; 1. tekil kullanarak genelde tek bir karakterin ağzından hikaye anlatılır ve bu karakter sayısının artışı pek alışıldık değildir ve şahsen ben hoşlanmıyorum, ters bir etki yaptığı görüşündeyim. Bu yüzden 2. tekil anlatım tarzı bu yönden idealdir.

Genel olarak kitabın 2. kısmını da beğendim, sıkılmadım ve kısa sürede bitirdim hatta daha fazla okumak istedim ama Haziran ayını beklemem gerekiyor. Diziden daha iyi ve ayrıntılı ilerlediği için çok farklı bir tat veriyor, daha güzel bir tat. Yavaş yavaş da dizi ile frekansları değişmeye başlamış bu kitapta. Misal Harrenhal Tywin'in elinde iken ve Arya da onun hizmetinde iken kitapta el değiştirip Bolton'lara geçiyor ve Arya da Roose Bolton'un emrine giriyor ve kendine Nymeria diyor. Bir sonraki kitapta olacakları bildiğimden muhtemelen çok akılıca bir hareket.

DİPÇE: Şu parantez içinde cümle yazma işi devam ediyor, açıkçası bu yöntem hiç alışılmadık bir yöntem. Genelde -...- kullanılır, zira makale vs. yazılmıyor. Neyse, muhtemelen diğerlerinde de aynen devam ettiğinden bir daha bunu belirtme gereği duymayacağım. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

26 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 2 'Kralların Çarpışması/ Kısım 1'

      "Kralların Savaşı başladı!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Buz ve Ateşin Şarkısı IIKrallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
Ned Stark'ın ve Kral Robert'ın ölümüyle beraber Westeros tam manasıyla bölünmüş ve savaşın eşiğine gelmişti. İkinci kitabımızda ise bu savaş artık tam manasıyla yaşanmakta; bilhassa Kuzeyin Kralı ilan edilen Robb Stark ve Tywin Lannister'ın güçleri savaşırken diğer yandan kendini Kral Robert'ın hak varisi ile eden Stannis ve Renly de kral olduğu iddiası ile birbirlerine karşı mücadele vermekte. Jon ise Sur'da amcası Benjen'i bulmak için gece bekçileri ve lord kumandan ile yola çıkar. Arya da eve dönmek için erkek kılığında kuzeye doğru ilerlemektedir. Sansa ise esir hayatına devam etmekte. Dany de kendi yolunu çizmeye çalışmakta.

İlk kitap tek bir ciltten oluştuğu için hikaye, kopmadan ve tatmin edici bir şekilde bitmişti. Fakat bundan sonraki kitaplar iki kısma ayrılarak devam ettiği için hikayenin ortasında bitmiş havası vererek ilerliyor. Daha doğrusu tatmin etmiyor. Keşke ilki gibi diğerleri de tek bir ciltte toplansa ama sanırım daha fazla para kazanmalarına engel olacak bir şey. :)

Kurgu her zamanki gibi güzel ve eğlenceliydi. Betimlemeler her şeyi kafanızda oluşturacak kadar güçlü ve yaşanan olaylar çok uzatılmadığı için sizi sıkmıyor. İlkinin seviyesinde devam ediyor yani.

Yalnız ilk kitapta bahsettiğim baskı kayması dediğim bu kitapta da vardı ama bu sefer çok ama çok azdı. Ayrıca oldukça garip ve bu ünde bir kitaba yakıştıramadığım () içinde açıklama kısımları gördüm. Sanki senaryo okuyoruz ya da kompozisyon, makale yazıyoruz. Romanlarda olacak şey değil bu. Çeviriden kaynaklı olabileceğini düşünüyorum.


  (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
18 Nisan 2017 Salı | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 1 'Taht Oyunları'

"Taht Oyunları ile Westeros topraklarına yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? İhanet, hırs, siyaset ve ejderhalar ile daha fazlası bu kitapta!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 850
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
1. ve 2. Kısım Tek Kitapta
Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı'nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık'ı koruyan Sur'un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar'ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.

George R. R. Martin türünün sınırlarını zorladığı Taht Oyunları ile bir şaheser ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki fantastik edebiyat okurlarını kesinlikle memnun edecek epik serinin ilk cildi gizem, entrika, aşk ve macera dolu sayfalarıyla büyülüyor.
Yıllar evvel dizisine başladıktan sonra okumuş ve içerik hakkında da neredeyse anlatmadığım hiçbir şeyin kalmadığı bir yorum yapmış ve devamını uzun süre almayacağımı söylemiştim. Neden? Çünkü dizinin ilk yılı ile ilk kitabı %99 uyumluydu. Haliyle alma gereği duymamıştım ama dizi ilerledikçe ciddi bir kopma yaşandı ve doğal olarak kitaba geri dönüş yaşadım. :)

İlk okuduğum andan daha zevk alarak okuduğumu ve bir çok ayrıntıyı unuttuğumu ve biraz üzerinde düşününce bazı şeylerin farklı şekilde olduğunu gördüm. %1'lik farklı kısım işte. 800 küsur sayfa olunca tatmin seviyesi de en üst seviyede bir kitap oluyor. Harita konusunda fikrimi biliyorsunuz; gerçeklik kattığı için bayılıyorum. Bu kitapta da haritalar mevcut.

Seri, insana ilham veren ve kurgu yeteneğini geliştirmek isteyenler için güzel bir öğretmen olmaya aday aslında; okuma sebeplerimden biri de bu. LOTR sonrası GoT serisini okumamak yazar adayı olan ben için kayıp olurdu.

Kitap, diziden daha edepli, bunu söylemem gerekli ama yine de bir +16/17 sınırlaması koyardım. Sonuçta tek mesele edep değil.

İlk yorumumu okumak isteyen olursa buyursun ama unutmayın, baştan aşağı kitabı yazmışım. :D

DİPÇE: Kitap hakkında bir eleştirim var; basımdan kaynaklı harflerde kayma olmuş ve sonlara doğru birkaç kez tekrar etmiş, okurken gözleri rahatsız eden bir bulanıklık oluyor. Sonraki basımlarda dikkat edilmesi gereken bir şey. Neyse ki okunmayı imkansız kılan bir hata değil ama hoş da değil.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

25 Şubat 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 2

 "Sihirli Bahçenin mucizeleri devam ediyor."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa320
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ
Herkes, o gizli bahçeye girmeli ve aşkın tadına bakmalı...


Küstah CEO Kim Joo Won ile gururlu dublör Gil Ra Im’in şans eseri tanışmaları ve vücut değiştirmeleriyle başlayan son derece komik, bir o kadar da romantik olan hikâyeleri kaldığı yerden devam ediyor!


Aşkları, Deniz Kızı gibi köpüğe mi dönüşecek, yoksa kendilerini Harikalar Diyarında mı bulacaklar? Heyecan dolu bu modern peri masalı, ikinci kitabıyla sonuca ulaşıyor.


Yanlışlıkla kendini Ra Im’in hayatında bulan Joo Won, bu tatlı sert kadına karşı gelişen hislerine anlam vermeye çalışırken kendisiyle de hesaplaşmaya başlamıştır.
Ra Im, gönlünü kazanmaya çalışan bu yakışıklıya rest çekmekte ve kendi duygularını inkâr etmekte ısrarcıdır.



Kavga ettikçe daha çok yakınlaşan çift, farklılıklarının üstesinden gelmeye uğraşırken bir yandan da geleceklerini etkileyecek pek çok farklı mücadeleye girerler.


Zengin, yakışıklı ve zeki Joo Won ile fakir, güzel ve yetenekli Ra Im’in gelgitli aşklarında karmaşa ve sorunlar son bulmazken çevrelerinde de yine aşk, gurur ve gözyaşı hüküm sürmektedir.


Âşık olmak belki de bahçeyle ilgilenmek gibidir. Sizin bahçenizde de güzel çiçeklerin açması dileğimle. Hafif hoş rüzgârların esmesi dileğimle. Parlak güneş ışığının parlaması dileğimle. Ayrıca bazen sihir gibi yağmurun yağması dileğimle.

Serinin ikinci ve son kitabı. En son bizimkiler tekrar eski vücutlarına geri dönmüşlerdi. Sonunda kendi hayatlarına geri dönmeyi başarmışlarsa da yavaş yavaş Joo Woon ve Ra Im birbirinden kopamaz hale geleceklerdir ama Woon'un annesi, bu ilişkiyi onaylamayıp engellemek için elinden geleni yapacaktır.

Diğer yandan Oska da kendi sorunları uğraşmakta eski sevgilisinin açtığı yaranın tamamen kapanmadığını idrak ederek artık karşı saldırıya geçme kararı alacaktır, diğer yandan da kariyeri ile ilgili sorunlarla boğuşacaktır.

Son kitapta neden Woon ve Ra Im'in bedenlerinin değiştiğine ve bunun ardındaki kişiye de tanık oluyoruz. Kitabın sonunda ise ikilinin ilişkisi ya tamamen son bulacak ya da tamama erecek. :)

Woon'un annesine o kadar sinirim ki feodal dönemlerde yaşadığını zanneden kibirli bir pislik! Gerçi oğlu da Ra Im ile karılaşana değin ona benzer bir kişilik sergiliyor olsa da anası kadar kötü değildi ve Oska... Tatlı ve samimi Oska'mız kesinlikle bu aileye ait olamaz. Ben Oska'nın yanındayım. :D

Genel olarak kitap, bir öncekinin akıcılığında ve temposunda devam ediyor. Betimleme konusunda yaptığım şikayeti bu kitapta yapmayacağım, neden bilmem ama bu sefer öyle çok eksikliğini hissetmedim; alıştığım için mi tarzına? Emin değilim ama birkaç kelime hatasına denk geldim. Ayrıca kafam karıştı, biri beni aydınlatsın. Gizli Bahçe, bizimkilerin Jeju Adasında denk geldikleri lokantanın olduğu yer değil miydi? Woon'un evi de Water House değil miydi? Evinin bir bölümüne Gizli Bahçe ismini mi verdi bu oğlan da kaçırdım okurken? Woon, çok kez Gizli Bahçe'de betimlendi ama evinden bahsediyordu. Genelde dikkatli bir okuyucu olsam da hata bende mi yoksa çeviri de mi? O kısmı çözemedim. Ya da yazarın kendisinde?

Genel olarak seri hakkında fikrime gelince; okumaktan zevk aldığım, bana hoş zaman geçirten bir seri olmasına karşın betimleme gibi konularda daha fazlasını beklerdim. Senaryoya birkaç betimleme ekleyerek düz metin haline koyup yazmışlar gibi. Genelde kitaplar, film ve dizilerden daha ayrıntılı ve daha farklı sahneler de içerir. Eğer dizi/kitap arasındaki ilişki birbirinin aynısı olacak ise bir daha bir Kore dizisinin kitaba dönüşmüş halini almama gerek yok. Zira zaten izlediğimin birebir aynısını sunacaklar, salak mıyım ben?

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
15 Şubat 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gizli Bahçe - 1

 "Birbirine iki zıt kişinin ruhları yer değiştirir ise ne olur? Erkek bedeninde bir kadın; kadın bedeninde bir erkek... Gizli Bahçe, dizisinden sonra şimdi de roman olarak beğenimize sunuldu."



KÜNYE
YazarKang Yi-eul
Yayıncı: Olimpos Yayınları
Sayfa280
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Diziyi sevdiyseniz, kitaba bayılacaksınız! Önceden fark edemedikleri benliklerini, ancak ruhları yer değiştirdikten sonra fark eden iki kişinin kendi vücutlarını geri almak için girdikleri aşk kokan yarış.
"Parasız, tipsiz bir erkeği affetsem bile yumruğu yavaş bir erkeği affetmem." İstese de gizleyemeyeceği, ucuz makyaj yapsa bile göz alıcı bir güzelliğe sahip,
"Neden aksiyon dublörlüğü yapıyorsun?" diye sorulduğunda "Kaderim." diye yanıtlayıp gülümsemesiyle ışıldayan, Yemek yedikten sonra kendi hesabını kendi ödeyen, Kaba ve kötü biriyle karşılaştığında ona sert bir uçan tekme atan kız. Gururum incinse de, bu garip kızı sürekli özlüyorum.
"Tanrı kesinlikle kadın olmalı. Bu yüzden beni yarattı." Zaman ve duygu israfı yapmak istemeyen, anlaşmalı evliliğin en iyi romantizm olduğuna inanan; düşüncesiz, olgunlaşmamış ve şeytani fikirlerine bakılırsa, Tanrı'nın bu insanı yaratırken bir an uyukladığı kesin. Başkasının acısını umursamayan, başkasının duygularını hiç umursamayan bu adam, tatlı ama bir o kadar da tehlikeli.
Secret Garden, Onedio.com'un "İzlemeniz Gereken 15 Kore Dizisi" listesinde 1. sırada yer alıyor. Güney Kore'nin en fazla bilinen ve sevilen dizisi. Karakterleri Gil Ra Im (Ha Ji won) ve Kim Joo Won (Hyun Bin)'un canlandırdığı; zaman zaman güldürecek, zaman zaman ağlatacak mükemmel bir dizi. İtinayla Tavsiye Edilir!
-Onedio.com-

İzlediğim ilk Kore dizileri arasında yer alan Gizli Bahçe'nin kitabının da yazıldığını duyunca bir hoş oldum. İlk başta alıp almama konusunda kararsız kalsam da romanlaşmış halini merak ettiğimden aldım. Ayrıca dizi ile alakalı çok fazla şeyin aklımda kalmadığı için sıfırdan izliyormuş gibi olacağını düşündüm.

Gerçekten de sıfırdan izler gibi oldu ama elbette okudukça bazı sahneler aklımda canlandı. Bazı şeyleri ise tamamen unutmuşum. Örneğin Oska'nın nasıl göründüğü, yaşı ve genç yönetmen/müzisyen çocuk... Gizli Bahçeye nasıl gittikleri gibi şeyler... Okuması zevkliydi, hem okuduğum ilk Kore romanı olduğu için de ayrı bir heyecan duydum. Genelde dizilerini sevdiğimden romanlarının da çevrilmesi gerektiğini düşünmeye başlıyorum. Yayınevlerine duyurulur. :)

Genel olarak kitabı beğendim; dil akıcı idi ve hoş bir de kurgu olduğu bir gerçek. Lakin... Buraya koca bir LAKİN koyuyorum.... Kitabın ciddi bir eksiği var; betimleme. Bu ciddi bir eleştiri noktası olmak zorunda. Çünkü benim için çok büyük bir şey. Dahası eminim bir çok ciddi okuyucu için de büyük bir şey. Çünkü betimleme, karakterler ile özdeşmemiz, ortama akabilmemiz için çok önemli bir şeydir ki zaten kitabı, kitap yapan da betimlemedir. Böyle bir eksiği cidden beklemiyordum. Şaşırdım. Biraz rahatsızlık duysam da bende devamını okuma isteğini alıp götürmedi. Yine de büyük eksiklik olduğunu tekrar vurgulamam gerekir. Çünkü gerek çevre gerekse karakterlerin iç seslerinin betimleme eksiği her şeyin bir çırpıda olmuş bitmiş havası vermesine neden olmuş. Sanki senaryoyu almışlar, biraz ekleme yaparak roman diye kastırmışlar havası vermiş. Yazarın bilgilerine bakınca daha önce ciddi bir roman çalışması yapmışlığı yok gibi. Genelde oyun ve kısa hikayeler yazmış... Acemiliğinin kurbanı mı oldu ki? Yoksa çeviri ile mi alakalı? Bilemiyorum. Biz artık ikinci kitaba yol alırken, bu yorumun sizi hevesinizi kaçırmanıza izin vermeyin. Bu, sadece kitabın önemli eksiği olarak vurgulamak istediğim bir durum. Kurgunun güzelliğini bozmamış. Rahat olun. :)

DİPÇE: Kapak tasarımı, posterler ve cildi de çok hoş. Kitap, baya hafif geldi elime ki neden bilmem bu bana hoş bir his verdi.

Teşekkürler. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
5 Şubat 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Arenya - Hayat Taşı

 "Fantastik dolu bir evrene yelken açmaya var mısınız? Masalsı bir hikaye sizi bekliyor."




KÜNYE
Yazar Ece Emine Çakıcı 
Yayıncı: Az Kitap Yayınları
Sayfa192
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Sessizce izliyordu, izlemek güzeldi… Her avcı avını uğursuz bir gölge gibi takip etmeliydi. Zehirli bir kan gibi dolaşmalıydı damarlarında… Ta ki onu eritip yok edene kadar… Zehiri taşıyan kadeh, kadehi sunan el, intikam ateşiyle yanıp kavrulan kömür karası bir yürek… Yıldız tozuyla kaplı, gümüş rengi tenleri Arenlerin hayatını aydınlatmaya yetecek miydi? Yoksa kadehi süsleyen zehir, damla damla içilmiş miydi?

Arenya, ortaokul ve üstü yaşa hitap edebilecek, hoş bir fantastik serinin ilk kitabı. Romandan ziyade hikaye serisi demeyi uygun görüyorum çünkü daha çok masalsı bir tadı var. 

Yazar, kendine özgü bir evren oluşturmuş. Anladığım kadarıyla da isimleri dahi kendi üretmiş. Hatta içeriğinde karakterlerin resimleri çizilmiş ve bazı sahneler resim olarak eklenmiş ki harika bir artı olduğu düşüncesindeyim. Anlatım dili bence çok hoştu; giriş şekli Shekspirvari bir havadaydı. Betimlemesi de bir o kadar yerinde ve kafamızda canlandırmamızı kolaylaştıran tarzdaydı. Şahsen genel olarak kitabı beğendim.

Lakin heyecan seviyesinden uzak, merak uyandırmayan ve tek düze başlayıp yine aynı şekilde biten bir hikaye olduğunu söylemem gerekir. Kitabın sonu da pek bir kafa karıştırır cinsten oldu; tam anlayamadım hala. 

Fakat dediğim gibi ağızda hoş bir tat bırakan, masalsı bir hikaye. Okunmasını tavsiye ederim.

DİPÇE: Artık ufak tefek imla hatalarına değinmediğimi fark etmişsinizdir? Yazmamam yok demek değil, sadece artık bahsetme gereği duymuyorum. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

2 Şubat 2017 Perşembe | By: YeniAy M.

Ejderha Serisi: Ejderin Ateşi

"Dişilerin zayıf olduğunu düşünen Kuzeyli bir Ejdersavaşçı ve Korkusuz bir savaşçı olan Güneyli bir dişi ejderha... "



KÜNYE
Yazar G. A. Aiken 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa465
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
Rhona zorlu mücadeleler için yetiştirilmiş, savaşçı bir ailenin ilk kızı olarak şöhretini güçlükle elde etmişti. Fakat şimdi, bir dişinin sadece doğurmaya ve mağarada beklemeye yaradığını düşünen, Kuzeyli erkek ejderhaların yanında savaşmak durumunda. Ama Rhona'ya göre sadece aptallar ve deliler onu en iyi yaptığım şeyden,yani türünün düşmanlarını yok etmekten alıkoymaya çalışabilir.

Bu yüzden Rhona Vigholf'un onun için yapabileceği en akıllıca şeyin, düşman bölgesindeki ölümcül görevlerinde, onlar her şeyi tehlikeye atmışken, karşısına çıkmaması olacağını düşünüyor. Vigholf'un becerikli ya da çekici oluşu ya da Rhona'ya abayı yakması da Rhona'nın umurunda değil. Her ne kadar genç Cadwaladr, Vigholf'un onu zor durumlara sokup, görev bilincini sınayarak çok eğlendiğine inansa da, Vigholf'un öz güvenine meydan okumanın, planlarını bozmanın ve onu kendine tutsak etmenin tadına varacağı anı düşlüyor.

Annwyl ve Talaith'in çocukları ciddi bir tehlike içindeyken savaş da gelip çatmıştır. Beş yıl süren savaşın sonunda taraflar son bir karşılaşma için hazırlanırken Annwyl, savaşı kazanmasına yardım edeceğine inandığı 'İsyancı Kral'ı ikna etmek için Izzy ile birlikte ortadan kaybolmuş, Rhona ve Vigholf ise Briec ve Fearghus'tan habersiz bir şekilde onları bulmak zorundadır. Bir de çocukları öldürmek için Kara Ovalara saldıran vahşi kabileleri unutmamak lazım...

Dört kitap boyunca Fearghus ve kardeşlerinin aşkının merkezinde gelişen bir dizi olaya şahitlik ederken bu sefer Fearghus'un baba tarafından kuzeni olan Rhona ve kız kardeşi Keita'nın eşi Ragnar'ın erkek kardeşi arasındaki ilişki merkeze alınarak olaylar şekilleniyor. Diğer ilişkilerin gelişim aşamasına bakarsak bu sefer Rhona'nın diğer dişilere nazaran daha kolay lokma olduğunu ve çok direnç göstermediğini gördüm. Gerçi beş yıldır zaten birbirlerini tanıyan iki ejderin, ne gerekçe ile direnç göstermesi gerekir ki? Vigholf bu zaman boyunca zaten kıza aşıktır ve Rhona da ilgisine daha fazla direnç gösteremiyor...  Bu sefer +18 çok yoktu. Yani diğer kitaplarda oldukça kendini hissettirmiş bu cinsel havayı bu kitapta nispeten hafiflemiş gördüm. Maalesef genel olarak konunun önüne geçiyorlar ama artık savaş ciddi manada başladığı için büyük olasılık ana konuyu öne çekmeye karar vermiş yazar. Bir sonraki kitaplarda da daha çok önde olmasını ve +18'in neredeyse hiç denecek seviyede olmasını isteriz.

Beşinci kitap da güzel ve hoştu hatta bir hayli oldu bitti her şey, sıkılmadım, tempo biraz daha yüksekti... Lakin Fearghus'un kardeşlerine alıştığımdan herhalde bu sefer kuzenlere geçmesini az biraz yadırgadım. Şu ana kadar en sevdiğim Fearghus ve Briec'in ilişkisiydi... Acaba altıncı kitapta neler var. :D Eibher mi neydi mavi ejder, küçük kardeşleri, o da artık büyüdü ama Izzy ile ilişkisi ne olacak meraktayım. Kitabın sonunda öyle bir konuşma gerçekleşti ki sanki bir daha bu ikisinden bir şey olmayacak gibi sezdim ama zaten en başından beri de bir şey yoktu. Biz olmasını ummuştuk.

6. kitabı bekliyoruz Ephesus! :D



     (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
28 Ocak 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Ejderha Serisi: Ejderin Tutkusu

"Bozguncu Gwenvael ve Canavar Dagmar sizce ne kadar uyumlu olabilir?"


KÜNYE
Yazar G. A. Aiken 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa520
Baskı Yılı: 2013
TANITIM BÜLTENİ
Hayatımı, kanatlarımı ve üstün güzelliğimi tehlikeye atarak, yalnızca sevdiklerim uğruna, bu acımasız Kuzey Elleri’ne girdim. Ama kıymetimi bildiler mi? Hayır. ‘Yakışıklı Gwenvael, en iyimiz sensin, tüm ejderhaların en güzelisin’ dediler mi? Hayır! Ailem asırlardan beri, doğuştan gelen ihtişamım ve alçak gönüllülüğümü bir türlü kabullenemedi. Fakat ben onlar için, tabii bir de cesur ve gözü pek olduğum için, bu toprakların en kötü kâbuslarına göğüs gereceğim.

Bu yüzden şu anda bir anlaşma yapmak üzere Kuzeylilerin Canavar dedikleri kişiyi bekliyorum. Bu kişi o kadar korkulan bir yaratıktır ki, en büyük savaşçılar bile adını fısıldayarak söyler. Ama ben, Dayanılmaz ve Cesur Gwenvael, karşımdaki bu korkunç kadını… ne? Ahh… Şey, Canavar denen yaratık, yani Dagmar Reinholdt… bir kadın mı yani?

“Buraya nasıl geldik?”
“Bizi sen getirdin.”
“Ben mi getirdim? Hatırlamıyorum.”
“Ne hatırlıyorsun?”
“Seni öptüğümü.” Gwenvael sırıttı. “Kütüphane raflarının orada. Fakat lütfen söyleyin bana, Leydi Dagmar, neden yaralandım ben? Yoksa gizli arzularınızla derimi falan mı yüzmeye çalıştınız?”
“Gizli… ah. Her neyse. Son birkaç saattir hayatın cehennem gibiydi, olup biten bundan ibaret. Kaçırıldın, işkence gördün ve Sürü ejderhalarıyla savaştın.”
“Gerçekten mi?” Gwenvael başını eğdi ve sesini alçalttı. “Şimdi, savaşta yaptıklarımı gördükten sonra sana daha mı ateşli geliyorum yani? Beni mümkün olabileceğinden çok daha fazla mı arzuluyorsun? Şu anda benimle birlikte olmak için can mı atıyorsun?”
“Kes sesini, ejderha.”

Ejderha Serisinin 3. kitabıydı galiba... Vallahi sırayı karıştırdım, yalan yok. Netten şöyle baktım da 3. gözüküyor ki ben 4 sanmıştım. Doğru, 4. kitap Ejderin Büyüsü; Keita'nın aşkını konu alıyordu ve sonra böyle devam etmekte...

Evet, bu kitapta sarı ejderha olan, kadın düşkünü sapık Gwenvael ve canavar lakabı ile tanınan Dagmar ismindeki oldukça zeki bir kadının(bir derebeyinin kızıdır; kuzeyli) Annwyl'in doğacak çocuklarının güvenliği hakkında yapması gereken bir anlaşmanın tarafları olarak bir araya gelmesiyle başlıyor. Zaten 2. kitap sonunda bu  Gwenvael denen ejderin Kuzey topraklarına gittiğini görmüştük. Kardeşleri kesinlikle haklı, Dagmar bu Gwenvael denen ejder için aşırı zeki ve dahası ona çok fazla ama demek ki Dagmar da zeka seviyesi kendisinden aşağı kişileri çekici buluyor, zevk meselesi. Olabilir. :D Bakmayın Gwenvael'i yerden yere vurduğuma aslında gamsız ve düşkün görüntüsünün aksine sorumluluk sahibi ve ailesi için elinden geleni yapmaya çalışan bir ejderha.

Genel olarak kitap, diğer kitaplar gibi oldukça eğlenceli, akıcı ve kendine has güzelliği ile sizi uzaklara götürüyor. Diğerlerinin temposunda ve seviyesinde; ne bir tık aşağıda ne de yukarıda değil. +18 kısmı hala sakıncalı ve gereksiz bulduğum noktalardan biri. Kitapta Keita'nın aşkı olacak olan ejderi de göreceğiz ama oyunbozan bilgi vermeye gerek yok. :D

DİPÇE: Gwenvael isminin üzerine tıklayıp düzeltme talep edince öneri olarak sadece 'Genelev' yazması bana oldukça manidar geldi. Yani bu oğlanın tam bir seks bağımlısı ve genelevlerden çıkmayan bir ejder olduğunu düşünürsek siz de bana hak vereceksiniz. :D

Seriye devam ediyoruz efem... :)


     (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
4 Aralık 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Ejderha Serisi: Ejderin Arzusu


"Kudretli Briec'in kibrini aşabilecek tek kişi o idi!"



KÜNYE
Yazar G. A. Aiken 
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa439
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Nolwenn cadısı Talaith için hayat hiçbir zaman kolay olmamıştı. Bir tanrıça tarafından köleliğe zorlanmış, kocası tarafından hor görülmüştü. Ve yaşadığı köydeki herkes kendisinden korkuyordu. Tam hayatının daha kötü gidemeyeceğini düşündüğü sırada, onu öldürmeye niyetli kızgın bir kalabalık tarafından, yatağından sürüklenerek çıkartılmıştı. Kimsenin hesaba katmadığı şey ise, gümüş yeleli bir ejderhanın onu kurtarmaya karar vermesiydi.


Kudretli Briec, gözleri Talaith'e değdiği anda kadının onun olacağını biliyordu. Ama Talaith'in sivri dilini hesaba katmamıştı. Niçin onun da kendisini istediği halde bunu bir türlü kabul etmediğini anlayamıyordu. Kim Briec'i istemezdi ki? O, Kudretli Briec'ti. Dişiler, geceyi kollarında geçirmek için kavga ederlerdi. Ama ona Lort Kibirli diye hitap etmekte inat eden bu ufak tefek kadın basit dünyasını altüst etmişti. Briec dikkatli hareket etmezse insan dişisi hakkında bilmediği sırlar tüm ırkına felaket getirebilirdi...

Her ne kadar serinin 2. kitabı olsa da benim okuduğum 3.kitabı. Çünkü küçük bir hata sonucu 4. kitap elime geçmişti. Neyse, sıkıntı yok. Diğer iki kitap gibi bu da oldukça akışkan ve eğlenceli bir dil ile yazılmış. Ejderha kardeşler arasındaki ilişkiler oldukça komik. Bize şiddet gibi gelen şey, onların birbirlerine sevgilerini gösteriş biçimi. Bilhassa altın ejdere sürekli vurulması ve buna her defasında 'kaza' denmesi, bir noktadan sonra kendinizin anladığı küçük bir espri gibi geliyor kulağa. 

Daha önce de söylemiştim; +18 üstü bir kitap ve hayır, şiddet içerdiğinden değil. Sakıncalı kısımları atarsak kurgu ve karakterlerin kendilerine özgünlüğü, yazara çok hoş bir artı kazandırmış. Genel olarak serinin gidişatından memnunum.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)