Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Mart 2019 Pazar | By: YeniAy M.

Ruhlar Üçlemesi "Gece'nin Gölgesi'


KÜNYE
Yazar:   Deborah Harkness
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 672
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ

Tarih ile büyünün zengin dünyasında kök salan aşk hikâyesi, geçmiş ve tutkuyla örülmüş bir masala sürükleniyor. Düğüm yavaş yavaş çözülüyor…Her şey Cadıların Keşfi'yle başladı… Güçlü bir cadı ailesinden gelen tarihçi Diana Bishop ile vampir Matthew Clairmont, canlıları birbirinden ayıran doğa yasalarını bozmuştur. Diana, Bodleian Kütüphanesi'nde gizemli bir el yazması keşfettikten sonra Matthew'la kaderlerini birbirine bağlayan olaylar zincirini tetiklediği için cadı, iblis, vampir ve insanların bir arada yaşamasını sağlayan hassas bağ tehdit altına girmiştir.
Güvenli bir yer arayan Diana ile Matthew zamanda geri giderek 1590 Londra'sına yolculuk ederler. Ancak kısa süre içinde geçmişin aslında güvenli bir sığınak olmadığını anlarlar. Bir şair ve Kraliçe'nin casusu olarak eski kimliğine geri dönen vampir, Gece Okulu adındaki, radikal grupla tekrar bir araya gelir. Aralarında oyun yazarı Christopher Marlowe ve matematikçi Thomas Harriot'ın da olduğu bu toplulukta kural tanımaz iblisler ve dönemin yaratıcı zihinleri vardır.Matthew ile Diana, Ashmole 782 el yazmasını ve genç kadına olağanüstü güçlerini nasıl kontrol edeceğini öğretecek olan cadıyı bulmak için birlikte Tudor Londra'sının altını üstüne getireceklerdir.
 İki ayı geçkin zamandır yeni yorum hazırlamadım, biraz tembelliğin dibine düştüğümü itiraf ediyorum ama bu, kitap okumadığım manasına gelmiyor. Sadece yorumları yazmadığım manasına geliyor ama merak etmeyin, bu kitapla birlikte en az iki üç kitap yorumu daha gelecek arka arkaya inşallah.

İlk kitabından sonra ikinci kitabı da güzel bir başlangıç yapmış diyebilirim. Yazar, her zamanki güzel anlatımı ve akıcılığı ile ilerlemiş. Bizimkiler 1. Elizabeth'in ihtiyarlık döneminin İngiltere'sine gidiyor ve kendisi dahil bir hükümdarla daha tanışma fırsatı buluyoruz ki kendisi kendini Macaristan İmparatoru olarak da anan kral Rudolf. Biri şu adama o dönem Macaristan'ın Osmanlı toprağı olduğunu hatırlatsın. :D

Avrupa krallıklar tarihine pek vakıf değilim o yüzden yazar, o karakterleri vs. ne kadar iyi yansıtmış bilemem ama okurken kendimi o dönemlerde hissettiğim bir gerçek. Yer yer yazarın -ilk kitapta olduğu gibi- olaylara, tarihe Avrupa merkezci çarpık bakış açısıyla baktığını sezinlemeye devam ediyoruz aslında, bu bence serinin en büyük kusuru. Diğer yandan Matt'in tarihteki neredeyse tüm ünlü karanlık tiplerin ta kendisi olması da bilemiyorum; karaktere haddinden fazla harikalık katmak olmuyor mu acaba? Elbette bu kadar yaşlı ve gündemlere bu kadar ilgili bir vampirin her taşın altından çıkması çok şaşırtıcı olmasa gerek ama bilemiyorum, az biraz abartılmış gibime geliyor.

Diğer yandan Matt'in babasıyla da tanışıyoruz elbette ve söylemem gerek, kendisine bayıldım. Keşke ölmüş olmasaymış diyorum ama bir umut, belki 3. kitapta hortlayacağı tutar, bunu da okuyunca göreceğim artık inşallah.

Kitap boyunca sadece 1500'lerin Avrupa'sını görmüyoruz elbette birkaç kere kısa aralıklarla günümüze gelip, ailenin neler yaptığını da görüyoruz ama o kadar parça parça ki tam olarak ne işler karıştırıp, neler döndüğünü anlamakta biraz zorlanıyoruz. Hele ki ikili sonunda döndüklerinde yaşanmış olan bir olayın ardındaki kaybı anlamaktan zorlanmak elde değil. Diana'nın üvey vampir oğlanın bir insan manitası yapması ama ilk tanıştıkları an dışında hiçbir şey gösterilmeden oldu bittiye getirilmiş olması gibi şeyler hep 2. kitabın eksisi olarak kalıyor. İkili arasındaki gereksiz gerginlik kısımları da azıcık sıkmış olabilir.

Diana ikinci kitapta güçlerine dair daha çok öğreniyor ve biraz daha hakimiyet kuruyor, ayrıca sonunda büyülü bir hayvanı da oluyor. Eh, vakti gelmişti yavrucum. Genel olarak beğendiğim, güzel vakit geçirdiğim bir kitap oldu. Üçüncü kitapla görüşmek dileği ile Allahaısmarladık.


2 Kasım 2018 Cuma | By: YeniAy M.

Ruhlar Üçlemesi "Cadıların Keşfi'



KÜNYE
Yazar:   Deborah Harkness
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 672
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
Olağanüstü güçlere sahip bir cadı, imkânsızlıklara direnen yasak bir aşk ve her şeyi başlatan gizemli bir elyazması.

Oxford'un Bodleian Kütüphanesi'ndeki kitap raflarının arasında araştırma yapan genç akademisyen Diana Bishop, tesadüfen simyacılıkla ilgili eski bir elyazması bulur. Köklü ve seçkin bir cadı ailesinden gelen Diana'nın yaptığı bu keşif yeraltında doğaüstü bir karışıklığa sebep olarak iblis, cadı ve vampirlerin kısa sürede kütüphaneye doluşmasına yol açar. Diana, yüzyıllardır aranan bir hazine keşfetmiştir ve her şeyi yoluna koyabilecek tek kişi de yine kendisidir. Bu zorlu mücadelede en büyük destekçisi ise onu hiç yalnız bırakmayan, her türlü fedakârlığı göze alıp kendi soyunun karşısında duran meslektaşı, vampir Matthew olacaktır.


Ruhlar Serisini, "Cadıların Keşfi" ismiyle yayınlanmaya başlayan dizisi ile tanıdım. İlk başta romanı alıp almama konusunda ciddi kuşkularım olduğunu belirtmem gerekir çünkü yorumlar (olumlu-olumsuz) başa baş gidiyordu. Genelde de yorumlara bakarak kitap almamaya özen göstersem de bu sefer, beni kararsızlığa itti. Sebep olarak roman için "romantik" ağırlıkta denmiş olması. Oysa ben cadılar vb. şeylerin olduğu fantastik ağırlıkta bir kitap okumak istiyordum ve dahası 50-60 kiralık bir kitap olduğu göz önüne alındığında insanı birkaç kez düşünmeye itiyor bu durum. Yine de diziyi izlemeye devam ederken dayanamadım ve 2. el olarak sipariş ettim(mümkün değil veremem o fiyatı.) ve okudum.

Ben gibi yorumları okuyanlar için şunu söylemem gerekir ki iki şekilde yorum yapanlar da haklı. Romanın ilk kitabı(muhtemelen de diğer iki kitabı da) iki karakter arasındaki romantizm ağırlığında ilerliyor ama bu, fantastik hiçbir şey yok demek değil ama öyle aşırı bir hareket yok. Diğer yandan buna rağmen gayet akıcı ve sıkılmadan okuyacağınız bir üslup ile yazılmış, şahsen bilgisayar dahi açmadan romanı bitirmeye odaklı bir iki gün geçirdim. Sayfa sayısı göz önüne alındığında da gayet doyurucu bir roman sizi bekliyor.

Romanın kurgusunu başarılı buldum, bilimsel-tarihsel temelli bir çok sohbet, bilgi ile harmanlanması... yani ayrıntılar da güzel işlendiği için zengin içerikli olduğunu düşündüğüm bir roman var karşımızda. Genel olarak çok beğendim ve ikincisinin de siparişini vereceğim inşallah. Yine de alıp almama konusunda kararsız iseniz eğer bu durumun tamamen sizin beklentileriniz ile ilgili olduğunu unutmayın. Eğer etrafta büyülerin, vampir saldırılarının vs. uçuştuğu fantastik macera kitabı arıyorsanız büyük ihtimal ile bu kitap size göre değil ama romantizm, tarih, bilim ve fantastikle harmanlanmış bir roman arıyorsanız kesinlikle size göre. Yalnız bazı uygunsuz olduğunu düşündüğüm noktalar yüzünden +18 bir seri olduğunu söyleyebilirim, hayır cinsellik değil. Bulamazsınız bu kitapta, diğerlerini bilmem elbet.

Söylemem gerekir ki Diana'nın teyzelerinin evine bayıldım. Evde cadı ruhları yaşıyor ve kendi kendine kararlar veriyor. :D

Yukarıda söylediğim gibi tarihsel bilgilerin de olduğu bir roman, karşımızda 1500 yaşında bir vampir olunca bu kaçınılmaz oluyor elbette ve ben de tarihe ilgili bir kişi olarak tarihsel bazı konulara ciddi bir muhalefet damarım kabardı okurken. Misal çiçek aşısını bilmem kimin bulduğu ile ilgili bir yorum yapılmış, elbette batılı birinin ismi söz konusu ama Lale Devri döneminde zaten Türkler, çiçek aşısını keşfetmiş ve uygulamaya koymuştu. Hatta buna kaynak olarak İngiliz bir sefirin karısının (oldukça da ünlü biridir)  yazdıklarını gösterebiliyoruz. Kendi çocuğuna da yaptırmıştır ve bunu, İngiltere'ye götürmeye niyetlendiğini belirtmiştir. Diğer yandan Harvey'in kalp damar sistemini keşfettiği yazmış ama biz biliyoruz ki 1100'lerden kalma illustrasyonlar(ve 1400'lerden) mevcut ve orada kas, sinir ve kalp-damar sistemine kadar (hatta hamile bir kadının atardamar sistemine kadar) keşifler, çizimler mevcuttur. Kısacası batıdan çok önce Müslüman bilim insanları insan anatomisini çözmüş, bunu resmetmiş ve çalışmalar yapmıştır. Hatta göz anatomisi, nasıl gördüğümüze dair çalışmalar da buna dahildir ve elbette fazlası. Bunun için Fuat Sezgin'in TANINMAYAN BÜYÜK ÇAĞ kitabını okumanızı tavsiye ederim. Batılılar kendilerinden başka herkesi barbar görürken üstüne bütün keşifleri de kendilerinin yaptığına inanıyorlar, yazarımız da bu kafada... Gerçi onlara kızmamak gerek, biz kendi ecdadımıza sahip çıkmaz ise bizden çalarlar ve kendileri yapmış gibi kakalarlar.

Diğer muhalefet ettiğim bilgi ise romanda bolca göreceğimiz Lazarus Şövalyeleri'nin "kendini koruyamayanları koruruz. Kudüs'te (ve birkaç yer daha sayarak) bunu yaptık." demeleri... Bu tarikat Haçlı dönemlerinde kurulmuş bir tarikattır. Hayır, bir de yeni Haçlı Dönemi kitabı okudum, kimi kimden kurtarmış bu arkadaşlar, merak ettim. Haçlı savaşları başladığı andan itibaren Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlara kadar önüne geleni öldürmüş, yağma edip, çalıp çırpmış insanların bilhassa Kudüs'te Müslüman ve Yahudilere soykırım yapmış bu insan görünümlü yaratıkların, kimi kimden kurtardığını merak ettim, yazarımız bize bu konuda bilgi verirse seviniriz. Romandır, çok tepki vermeye gerek yok diyen olabilir ama özür dilerim de Nazileri romanda "iyilik meleği" gibi göstermeye benziyor bu, katledilen onca masuma hakaret, haksızlık, adaletsizlik olmaz mı? Doğu Hristiyanlarına bile zulüm ettikleri düşünürsek yalanın dik alasını romanda kurgu adı altında bize satmasın. :)

İkinci kitap, 1500'lerde geçiyor; bakalım muhtemelen başka şeylere de muhalefet edeceğim. :D


 
                                                         (İnternet sitelerinde net fiyatı farklılık gösterebilir.)
10 Ağustos 2018 Cuma | By: YeniAy M.

Aplikasyon


KÜNYE
Yazar:   Lauren Miller
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 408
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Ya kiminle arkadaşlık edeceğini, hangi şarkıyı dinleyeceğini, kahveni nasıl içmen gerektiğini, kısacası nasıl bir hayat süreceğini söyleyen ve mutluluk garantili bir aplikasyon olsaydı? 

Ya Özgürlüğün Bedelini Ödemek Zorunda Olmasaydın? 
Apple ve Google'ın kullandığı tüm uygulamalar Gnosis adlı şirketin kontrolündedir ve şirket herkesin hayatını değiştiren bir teknolojik gelişmeye imza atmıştır: Lux; kişilere en iyi sonuçları sağlayacak kararları almaları için tasarlanmış bir aplikasyon.

Herkes gibi Rory Vaughn da mutlu, sağlıklı bir hayat sürmenin Lux'ın önerilerine uymaktan geçtiğini bilir. Elit öğrencilerin okuduğu Theden Akademisi'ne kabul edilinceyse mutluluğu garantilendiğini düşünür ancak hayaller okulunun parlak görüntüsünün altında yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. 

Bir gün Lux kullanmayan, yakışıklı North'la tanışan Rory, genç adamın farklı yaşantısından etkilenir ve kısa süre sonra Lux'ın tavsiyelerine uymamaya, onun yerine kulak vermemesi öğretilen iç sesi dinlemeye başlar. Bu kararı onu tüm dünyadan saklanan bir gerçeğe sürükleyecektir…

"Açığa çıkmayı bekleyen sırlar, macera ve romantik bir aşkla okuru kendine bağlayan Aplikasyon aynı zamanda pek çok tartışmaya konu olacak nitelikte." 
-School Library Journal-

"Miller güçlü karakterler ile aksiyon dolu bir macerayı bir araya getirmeyi başarmış. Okuyucular aşk hikâyesine kendilerini kaptıracak." 
-Booklist-

"Yakın gelecekte geçen ve okurları derinden etkileyecek bir hikâye. Yaratıcı şekilde kurgulanmış Aplikasyon her yaştan okuyucuyu kendine hayran bırakacak."
-Publishers Weekly-

"Şimdiye dek okuduğum en iyi roman." 
-Lauren Barnholdt-

"Dikkat çeken karakterler ve merak uyandıran teknolojik yeniliklerin öne çıktığı, tartışma yaratacak bir roman."
-Kirkus Reviews-

"Soluksuz okunan kurgusu, bağımlılık yapıcı dünyası ve karakterleriyle elinizden bırakamayacağınız bir kitap."
-RT Book Reviews-

"Bilgisayarlara yapışık yaşayan gençlerin güneşi yeniden görmek için verdikleri mücadeleyi anlatan, harika bir kitap." 
-Nerdist-

Roman, günümüz insanının akıllı telefon ve uygulamalarına olan saplantısını güzel bir yolla eleştirel bir şekilde bize anlatmış. Tanıtımdan da göreceğiniz üzere LUX isminde bir telefon uygulaması, insan için en doğru kararları verdiği iddiası ile yıllardır insanların aldığı kararları elinden almış vaziyette. Yani insanlar özgürlüğünü, iradesini bile isteye bu aplikasyona vererek, artık karar almaz hale gelen mankurtlara dönüşmüşler ve bunun farkında dahi değiller. Çünkü kendi akıl ve hislerinden ziyade insan elinden çıkma bu yapay zekanın aldığı kararların daha akıllıca olduğunu, mutluluk getirdiğini, tehlikelerden koruduğuna inanmış; hayatlarını bu şekilde güzel yaşadıklarını düşünseler de aslında bir hayat yaşamıyorlar; ilham, olmak istedikleri kişiler olmaktan çıkıyorlar. Beca isimli karakterimiz size bunu gösterecek.

Elbette yazarımız, insanların ileride düşme ihtimali olan bu saplantı ve bağımlılığı(nispeten günümüzde de zaten böyle bağımlılıklar var; sosyal medya bağımlılığı gibi.) güzelce dokundurarak anlatırken işin bir de kurgu olan(belki de o kadar kurgu olmayan?) kısmı var; gizli örgütler, ilahçılık oynayan insanlar... Bizim Rory geçmişindeki gizemi çözerken bu güçlerle de yüzleşmek zorunda kalacak.

Kitapta 2. Snape vakası olan bir karakterimiz bile var, aslında aklıma gelmişti, olma ihtimali var demiştim ama yine de şu bu arasında kalmıştım. Dil akıcı, 24 saat içerisinde bitirebildim. Kurgu sürükleyici, sıkıldığım bir nokta olmadı. Sırf okunsun diye yazılmış bir kitap olmadığını göreceksiniz, varoluşsal düşüncelere sizi sürükleyecektir diye düşünüyorum. Bunu dedim diye ağır bir dil olduğunu düşünmeyin, öyle felsefenin dibini bulmayacaksınız, her yaştan insanın ders alabileceği seviyede tutulmuş diyebilirim.

Kitabın liste fiyatı 40 lira, açıkçası çok fazla!!!! D&R'da 28 liraya satıyorlar internette ama kitapyurdu.com'da 24 lira. Ben bunu listeme eklediğimde fiyat olarak daha düşüktü diye hatırlıyorum, bu yüzden yeniden baktığımda şaşırdım. Kitabı, kitap dostum, yazar Meryem Seyda Parlak hediye gönderdi, kendisine buradan yeniden teşekkür ederim. Kendisiyle 2015 yılından beri süren bir arkadaşlığımız, kitap/mektup göndermeli muhabbetimiz var. :) 


28 Nisan 2016 Perşembe | By: YeniAy M.

Labirent - Ölüm Emri

BU KİTABA DA GÖZ ATIN: SULTANLARIN GÜNLÜĞÜ- AY ve GÜNEŞİN SALTANATI


"İSYAN-KAYRAN VE THOMAS'DAN ÖNCE OLANLARA ŞAHİTLİK EDİN!"

 KÜNYE
Yazar: James Dashner
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2015

TANITIM BÜLTENİ

Ani bir patlamayla sonun geldiğini sandılar. İsyan kurulmadan, Kayran inşa edilmeden ve Thomas, Labirent'e girmeden önce bir güneş patlaması dünyayı vurmuş, insan nüfusunun çoğunu öldürmüştür. Ancak en kötü günler henüz yaşanmadı. Mark ve Trina o yıkımdan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama şimdi bir virüs hızla yayılmaktadır; insanları cinnete ve cinayete sürükleyen bir virüs.
Tedavi yok. Kaçış yok. İki genç, hayatta kalmayı başarabilirlerse insanlığın geri kalanını kurtarmanın bir yolunu bulabileceklerine de ikna olurlar. Çünkü bu yeni, yıkılmış dünyada her yaşamın bir bedeli vardır. Ve bazıları için ölünüz, dirinizden daha değerlidir. Son aslında sadece bir başlangıçtır.
"Geçmişi ve geleceği bugünle harmanlayan Ölüm Emri hem distopya türünün klasik eserlerini anımsatıyor hem de Dashner'ın çok satan Labirent üçlemesinin temelini sağlamlaştırıyor."
-Kirkus Reviews-

Labirent Üçlemesine yeni bir üçleme gelmiş. Aslında yeni üçlemeyi okumak aklımda yoktu ama arkadaşım Meryem Seyda göndermiş(aslında yeni üçlemeden dahi haberim yoktu, sonra fark ettim ama ilgilenmedim), okumamak ayıptır. İyi de oldu aslında, her şeyin öncesini görmek iyi olacak çünkü son kitap bittiğinde hala yanıtsız kalan, merak ettiğim sorular vardı.

Kitap, İsyan, Kayran ve Thomas'dan öncesine dayanıyor. Güneş patlamasını ve sonrasında hayatta kalmak için çabalayan Mark isminde bir çocuğun yaşadıklarını anlatıyor. Elbet kitabın sonunda bir şekilde Thomas ve Terasa'ya işi bağlıyorlar. O zamana kadar ise kitap daha çok kurtarma operasyonu üzerine kurulmuş. İlk üçlemenin heyecanına ve dehşetine sahip değil maalesef, sıkıldığım ve bir an önce bitmesini istediğim anlar oldu. Düşünün, 3 kitabı 1 haftada bitirdim ama bu kitabı 1 haftada ancak bitirdim. Kitabın tek iyi yanı, olan bitenleri; bağışıklık çocukları vs. ilk üçlemeye bağlama özelliği olması.

İlk başta Mark ve arkadaşlarının patlama sonrası oluşturup yaşadıkları köyde maceraya başlanıyor. Sonra Işıl Virüsünün salınışı ile birlikte delilerin ortaya çıkması ve bağışıklık sağlamış bir çocuğu bulmaları(sonunda kim olduğunu göreceksiniz. :) ) ile devam edip, bitiyor. Mark'ın her uyumasında geçmişine dönüp, yaşadıklarını; patlamayı ve köye gelene kadar yaşadıklarını görüyoruz. Sizi bilmem ama ben zırt pırt geri dönüşleri sevmedim. Bir olay düzeni var, bir anda geçmişe atlayıp olanı biteni anlatıp sonra tekrar günümüze dönüyor. Tamam, dizi ve filmlerde güzel olabilir ama kitaplarda fazla sevmiyorum. Belki yazarın işleme şeklini de beğenmemiş olabilirim.

Genel olarak çok heyecan verici bulmadığım, sıradan bir kitaptı. Yine de her şeyin nasıl başladığını öğrenmek adına okuyabilirsiniz.



      (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
14 Şubat 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Senden Önce Ben





UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Yaşamak ile ölmeyi seçmek arasında ahlaki bir ikilem..."


KÜNYE

Yazar: Jojo Moyes
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 480
Baskı Yılı: 2015


Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Lou'dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu... Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou'nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...

Arkadaşım Yazar Meryem Seyda Parlak yakında bir filmin çıkacağını ve kitabının da olduğunu söyleyince ilgimi çekti ve şöyle bir inceledim. Konu oldukça farklı geldi. Doğrusu benzer bir konuyu ben de bir iki sene önce düşünmüştüm, sanırım o yüzden ilgimi çekti, ve kitabı alıp okudum.

Evet, karşımızda hoş bir aşk hikayesi var, ama kitap tamamen aşktan ibaret bir şey değil. Daha çok yaşamak mı ölmek mi? sorusu üzerine sizi ahlaki ikilemler ve sorgulamalara götürecek bir eser olmuş.

Renkli kişiliği ile Lou, kendi ailesindeki sorunlara rağmen yaşama sevincini kaybedecek bir kız değildir ama renkli kişiliğine rağmen oldukça monoton bir hayatı da var( çok tanıdık geldi :P ); Will ise kötürüm olmadan önce aksine çok hareketli ve sıra dışı hayatı olan bir insan portresi çizse de şu an ölümden başka bir şey istememekte. Lou'nun ona hayatı sevdirmek için verdiği mücadeleye tanık olacaksınız ve siz de onun gibi umut edeceksiniz.

Lakin kitabın sonuna geldikçe pek de hikayenin nasıl biteceğini Lou'dan önce anlayacağınıza şüpheniz olmasın. Sonu beni oldukça üzdü ve moralimi bozdu. Hiç de kitap tanıtımında yazdığı gibi "mucize" falan beklemeyin. Açıkçası ruh halimi böyle bozan sonları sevmiyorum, yine de insanı düşündüren, oldukça hoş bir kitap var karşımızda.

Yalnız merak ettiğim bir şey var; yazar neredeyse kitap karakterlerin hepsinin ağzından bölüm yazmış; Will hariç. Onun ağzından da görse idik, onun düşüncelerini de net duysa idik... bence iyi olurdu.

Bir de kitapta bazı basım hataları varı, çok rahatsız etmese de gözüme çarpmadan durmadı. 2. baskıyı görür ise eğer düzeltmelerini tavsiye ederim.

Bu arada bildiğiniz gibi puanlama düzenim değiştiği için, kitaptaki her eksi için bir puan düşme gibi durumum ortadan kalmış oldu. Bu yüzden 5/5 üzerinde puan verirken, kitabın eksi var artısının benden yarattığı duygu ve izlenimin ortalamasına göre not vereceğim. Fakat gördüğünüz gibi eksileri yazmaktan asla geri durmuyorum ve bu eksiler bana göre kitabın konusu ve kurgusunun önüne geçmiş ise hali ile puanında da düşüş olacak; 5 pembe kitap yerine 3 hatta 2 pembe kitap ile notlandırmama neden olabilir.

Arkadaşım Duygu'nun benim yorumlarım için söylediği gibi "Bir sonraki kitap otopsisinde görüşmek üzere." ;)


Kitabın filminin fragmanı





(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
2 Şubat 2016 Salı | By: YeniAy M.

Labirent - Son İsyan




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Her şeyin sonu yeni bir başlangıç olabilir mi?"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2015

Her şeyin sonu geldi!

İSYAN, Thomas'ın her şeyini almıştır: hayatını, anılarını ve sonunda arkadaşı olan Kayranlıları. Ama artık sona ermiştir. Son bir testin ardından Deneyler tamamlanmıştır.

Kurtulan olacak mı? Ama İSYAN, Thomas'ın onların düşündüğünden çok daha fazlasını hatırladığını bilmemektedir. Ve Thomas artık söyledikleri tek kelimeye bile inanmayacaktır!

Gerçek dehşet verici olacak. Thomas Labirent'i yenmiş, Alev'de hayatta kalmıştır. Arkadaşlarını kurtarmak için her türlü riski göze alacaktır. Ancak bu kâbusu sona erdirecek tek şey, gerçeğin ta kendisidir. Artık yalan yok.
Son kitapta tekrar ikinci kitabın başına gidiyoruz ve son sahnelerde yine ilk kitabın başına dönüyoruz. Kafanız mı karıştı? Merak etmeyin, okuyunca karışıklık yok olur. :D

Alev Deneylerini başarı ile geçen Tom ve Kayran'lıların sonunda beklediği an gelmiştir; kıymık olarak tabir edilen ve hafızalarını silen bir cihazın çıkartılma vakti gelmiştir. Fakat başta Tom ve Minho olmak üzere bazıları buna karşı çıkacaktır. Aslında bu kısım sinirimi bozdu, zira Tom'un bu işin içinde tam olarak ne kadar yer aldığını öğrenmek istiyordum. Yani bu üç kitap boyunca 'İsyan' a karşı olduğunu açık ve net görüyoruz ama böyle olmadığı zamanlarda nasıldı?

Ayrıca kitabın sonuna geldiğimizde tam olarak cevaplanmamış bazı, küçük dahi olsa, sorular var. Örneğin Brenda bir şey açıklamak istediğinde Tom buna izin vermiyor, biz de kitabın sonlarında ortaya çıkar diyoruz ama bir şey yok. Bazı sorulara serinin yeni üçlemesi ile cevap bulacağımızı düşünüyorum, sanırım yazar bu yüzden her soruya cevap vermedi.

Kitapta üzüldüğümüz bazı kayıplar da yaşanıyor, yapacak bir şey yok; kitaba renk ve tat katıyor ama hepimiz hiçbir kayıp olmadan mutlu mesut bir son istemez miyiz ki? :)

Kitap, ilk iki kitabın heyecanını verdi diyemem ama yine de güzeldi. İsyan'ın deneyleri yüzünden gerçekten paranoyak oluyorsunuz ve "bu da mı deney acaba?" diye sormaya devam ediyorsunuz. Yazarın akışkanlığı ve kurgusunun güzelliği devam ediyor. Ön görülmesi zor şekilde yazdığı için hoş bir seri olduğu kanısındayım, böylece 'şaşırtma' üstünlüğünü güzel kullanabilmiş oluyor. :)

Açlık Oyunları tarzında kitapları seviyorsanız, bu seri size göre. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL.
1 Şubat 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

Labirent - Alev Deneyleri



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Siz onların yerinde olsaydınız umudunuzu onlarca kez kaybederdiniz!"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2015

Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu…
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri.

Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün.
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.
Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil!
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.

Tabii olarak ilk kitap bitip, ikinci kitap başladığında hiçbir şeyin 'bitmediğini' biz biliyorduk ama maalesef kahramanlarımız bilmiyordu. Tom ve arkadaşları kendilerini yeni bir deneyin içerisinde bulunca hayatta kalmak için devam etmekten başka çare yoktur. Sorun şu ki şimdi çok daha zorlu ve daha tehlikeli bir yaşam alanında hareket etmeleri gerekmektedir.

Yazar ilk kitabın heyecanını ve bilinmezliğini bu kitapta da korumayı başarıyor. İlk kitaptaki sorularımıza cevap buldukça yeni sorular üretmeden yapamıyoruz. Kitabın sonunda paranoyak hale geleceğinizi düşünüyorum zira neredeyse her şey 'test' havasında diye düşünmeden duramıyorsunuz.  Olaylar yaşanırken kanan bir tek kahramanlar değil siz de olacaksınız.

Serinin ikinci kitabını siz okuyadurun ben son kitaba doğru yola çıkayım. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL.

30 Ocak 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Labirent - Ölümcül Kaçış





UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Hiçbir şey hatırlamaz iken ne yapmanız gerektiğini nasıl bilirsiniz?"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 408
Baskı Yılı: 2015

Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.

Filminden sonra ilgimi çeken bir kitap serisi(filmini izlemediğim halde :D ). Yazarın dil akışkanlığı, kafamızda oluşturduğu milyonlarca soru ve kurgu çok başarılı. Sürekli merakın getirdiği bir heyecan var. Biz de aynı bu labirente kapatılmış çocuklar gibi olan biteni öğrenmeye, anlamaya çalışıyoruz ve sonunda kendinizi onlarla o kadar bütünleştiriyorsunuz ki sizin de bu labirent ve Kayran denen yerden kurtulmanız gerektiğine karar veriyorsunuz.Oldukça ilginç kelime kalıpları da var; serinin sonunda bunun sebebini öğrenebilecek miyiz acaba? Yoksa öylesine eğlenceli bir ayrıntı mı? :)

Şahsen ilk kitabı başarılı buldum ve oldukça güzel zaman geçirdim. Yazarı başarısı için tebrik ederim. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL. 
30 Ağustos 2015 Pazar | By: YeniAy M.

İsrail'in Şifresi





UYARI: Kitap hakkında ayrıntılı bilgi içerebileceğini unutmayınız!


Tevrat'ta bahsedilen MEGIDDI 3.Dünya Savaşı mı? Bu savaşta vurulacak kilit ülkeler, İ.S.R.A.İ.L harflerinde mi gizli?

KÜNYE

Yazar: Hakan Yılmaz Çebi
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 353
Baskı Yılı: 2013(2.Baskı)

Yeni bir kitapla daha karşınızdayım. Kimi okuyucum, "Yine mi siyasi kitap!" diyebilirler. Fakat bu sıralar kurgulardan ziyade dünya gündemi ile ilgileniyorum. Lakin görünenin arkasındakiler ile zira zaten görüneni herkes görüyor. Ama merak etmeyin okunacaklar arasında roman kitaplarım da var :)

Başlayalım.

Kitabın ismine kapılıp da böyle olağanüstü gizli kült bilgiler vs. vereceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yazar, ortada olan ama dikkatimizi çekmeyen veya oturduğumuz yerde bilmemizin zor olacak bilgileri veriyor. Kitabın hepsini ayrıntıyla yazma imkanım olmadığı için kısa özetlerle yazacağım.

Yazar, sömürgeciliğin ve insanlığın gelişim aşamalarının(her ne kadar insanlığın gelişim aşamaları bugün ters yüz olmuşsa da) kısa bir tarihini vererek giriş yapmış. Sonrada Yeni Dünya Sömürgeciliği ve nedenlerine değinen devam bölümü ile asıl konuya giriş yapmış.

Kısaca değinirsek, tüm bu savaşların nedeni bildiğiniz üzere başta petrol olmak üzere yeraltı zenginliklerine sahip olmadır. Yalnız çok sık dillendirilmeyen ve sürekli gözümüzden kaçan-kaçmaması gereken- SU havzalarına sahip olma niyetleri de vardır. Öyle ya, medeniyetler sulak yerlerde kurulur ve yaşar. Bu yeni sömürgeciliği(siyasi kürselleşme), içeriden itiraf eden biri var.

Niali Ferguson- The Guardian 31 Ekim 2001: "Adını koymak zorundayız. Siyasi kürselleşme, kendi değer ve kurumlarımızı başkalarına dayatmak demek olan emperyalizmin şık adı. Ne söylem kullanırsanız kullanın, nasıl sunarsanız sunun, bunun Büyük Britanya'nın 18. ve 19. y.y'da yaptıklarından farkı yok."

ABD Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger: "Kürselleşme, Amerikan hegemanyasının öteki adıdır."

Prof. Saul H. Mendlovitz: "Bir dünya hükümeti olup olmayacağı soru olmaktan çıktı. Soru; nasıl oluşacağıdır."

James Warburg- 17 Şubat 1959- Senato Komisyonu: "Sevsek de sevmesek de 'bir dünya devletimiz' olacak. Buradaki tek soru; tek dünya devletinin fetihle mi yoksa anlaşmayla mı kurulacağıdır."

Peki, bu dünya devletinin kurulduğunu farz eder isek, yönetecek kişi ABD' midir? İlk bakışta öyle gibi görünse de öyle değildir. Hatta kitabı okuduğunuzda ABD halkına üzülebilirsiniz. Zira güçlü görünen ABD, aslında pek de bağımsız değil. Ekonomisi ve devletin kilit noktaları tamamen siyonistlerin egemenliğine girmiş durumda. Öyle ki başkanların etrafı bile bunlar tarafından çevrilir. İsrail'in siyonistlerin bir projesi olduğunu göz önünde tutarsak, ABD-İsrail ilişkinin neden bu denli hastalıklı kara sevdaya döndüğünü anlayabilirsiniz. Öyle ki bu azınlık ama etkili-güçlü elit topluluk, başkanların kendi idarelerinden çıkmaması için her şeyi yapıyorlar. İstedikleri gibi olmazsa da sonları Kennedy gibi oluyor. Obama'nın da karşı çıkmaya çalıştığını ama çok fazla direnemediğini gördük zaten. Yahudiler bir kurtarıcı Mesih bekleyişindeler ama bu kurtarıcının ABD insanları için gelmesi gerekir, zira ceplerinden alınan milyonlarca dolar, İsrail'e akmakta. Öyle ki ABD'nin en gizli sırları bu adamların elinde ve eğer istediklerini vermezlerse, İsrail ülkeyi tehdit etmekte. Böylece en gelişmiş silah ve teknolojileri ABD'den alıp, adete tehdit yoluyla soyup soğana çevirmektedir.

Louisiana Senatörü John. R. Rack-1971: "Finansal endüstriyel ve askeri kişilerden oluşan ve entellektüeller tarafından desteklenen küçük ama etkili bir ağ, ABD'nin uluslararası politikalarına yön vermektedir. ABD halkının kaderini belirleyen ve hukuk tanımayan bu grubun varlığı, neden CSBS tarafından ekrana taşınmaz? Vietnam'da ölen 50 bin Amerikalının ölümünden birinci derece sorumlu olan kişileri, bizler neden sorgulamıyoruz?"

Lionel Rothschil(1844 İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli[Coningsby]'e: "Görüyorsun sevgili dostum, Coningsby. Dünya, olayların perde arkasını bilmeyen insanların sandığı kişilerden çok daha farklı kişiler tarafından yönetilmektedir." (İşte bu yüzden bu kitapları okuyorum. ;) )

Rothschil ailesinden Amschel Bauer Mayer: "Bir ulusun parasının denetimi elimde olsun, onun kanunlarını kimin yazdığını umursamam artık."

Buradan İsrail'in çevre politikasını hızlıca ama yüzeysel bir şekilde özetleyelim. İsrail, ilerleyen yıllarda daha fazla Yahudi göçü beklemektedir. Bu göçün neticesinde ciddi bir su sıkıntısı çekecekleri aşikar. Bunu onlar da iyi biliyor çünkü öyle çok fazla suyun çevresinde yaşamıyorlar. Zaten bunların bir de vaat edilmiş topraklar takıntısı var; Türkiye'den tut, Mısır'a kadar geniş bir coğrafyayı içine alıyor. Türkiye, Fırat ve Dicle nehrinin doğduğu bir ülke ve ciddi bir su kaynağı ama ülkemiz sandığımız kadar su zengini olmasa da deniz ve su havzalarının ortasında olmamızın stratejik konumu olduğunu unutmayın. Zira Türkiye ülkelerini birleştirmemiş için tampon olarak kurulan Ermenistan'ın denize kıyısı olmaması sayesinde ekonomisini boğuyoruz. Bu yüzden insanları sürekli dışarı göç ediyor. Yakında insan kalmazsa şaşmam. :D İsrail ve ABD, gelecekteki kukla devletlerinde bu hatayı yapmamaya niyetliler.

Kürt Yahudilerini duydunuz mu? Savaş öncesi ABD, K. Irak'ta yaşayan 50 bin kadar Kürt Yahudisini paketleyip ülkesine götürdü ve orada çeşitli şekillerde eğitti. Savaş sonrası da Irak'a geri getirip geri yerleştirdi. Bu kişiler ticari, sanatsal, devlet yönetimi gibi bir çok konuda eğitim almıştır. Savaş sırasında ABD yanında savaştığını söylemem gerek yoktur?  Ayrıntı gene kitapta.

Bir parmak bal çalma misali, bu kadarı ile noktayı koyuyorum. Aslında eklenecek çok şey var ama artık kitabı alıp okumanız gerekmekte. :)

Kitap, çok güncel değil. Çünkü 2000'lerin başlarında yazılmış. Tekrar basım 2013 olsa da güncelleme yapılmamış. Bu yüzden bilhassa Suriye ile ilgili kısımların bugün biraz farklı cereyan ettiğini göreceksiniz. Eh tertipler geleceğe uymaz, şartlara göre değiştirirsin. Benim fazla ilgimi çekmeyen kısımlar olsa da genel olarak ilgi çekici çok değişik ve önemli bilgiler paylaşılmış.

Kitap, kısacası İsrail'in dünya politikasını gözler önüne sermekte. Bu yüzden kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kaynaklar sağlam.

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 10 TL


Olur da kitabı alana kadar yerinizde duramazsanız. Yazarın, çıktığı bir programda bu kitap ve içeriği hakkında konuştuğu bir video var.

5 Mayıs 2015 Salı | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları- Alaycı Kuş




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Son Savaş, Son Mücadele ve Son Kayıp... Artık her şeyin sonuna gelindi!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 416
Baskı Yılı: 2014


Bir kitap serimizin sonuna daha geldik! Katniss, ikinci kitapta arenadan kurtarılır ve bir isyanın içinde bulur kendini. 13. Mıntıka söylendiği gibi 75 yıl önce tamamen yok edilmemiştir. Hayatta kalanlar yer altına şehirlerini kurmuşlar ve yaşama savaşı vermişlerdir. Lakin toparlanmaları haddinden uzun sürmüş, ilk fırsatta isyan etmişlerdir. 

Lakin isyan ateşini daha da coşturmak, isyanı diri tutmak ve mıntıkaları birleştirmesi için Alaycı Kuşa ihtiyaç vardır. Katniss, Peeta'nın kaybı ve mıntıkasının yok olması yüzünden darmadağan olmuştur. Bu yüzden ilk başta teklife sıcak bakmasa da Başkan Snow'u yok etmek için kabul eder.

Katniss, isyanın yüzü haline gelirken mıntıkalar da onun çevresinde birleşmeye başlar ama Peeta'nın hayatta olduğunu öğrenmesi ve görünürde Başkan Snow'a destek çıkıyor olması onun için hem hüzünlü hem sevindirici bir durumdur. Çok geçmeden Peeta'nın işkence gördüğü ama bununla kalmadığı, onu canlı yayında uyarması sayesinde, anlayacaklardır. Peeta ve diğer şampiyonlar kurtarılır ama Peeta çok değişmiştir.

Katniss bir yandan sevdiği kişiyi kendine getirmeye çalışırken diğer yandan Başkan Snow'u öldürmek için harekete geçer. Lakin bu yolda kayıpları da olacaktır.

GENEL YORUMUM: Mutlu sonları severim. Geleneksel mutlu sonumuz bu kitapta da kendini gösteriyor. Lakin ne yalan söyleyeyim benim için üzücü olan kitaptaki kayıplar oldu. Hele ki birine çok çok üzüldüm. Ne gerek vardı ki? Yani o kadar gereksiz karakter dururken ne diye o? Ha, sorarım sana Suzanne!



Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


13. Mıntıkanın lideri Alma Coin. Askeri disiplin ile yetişmiş, otoriter ve Snow'dan en az Katniss kadar nefret ediyor. Lakin Katniss'i de pek sevdiği söylenemez. Bana kalırsa Snow'dan çok farklı bir kadın değil. Nitekim Katniss'in elinden çekeceği var! ;)

Cressida. Capitol vatandaşı bir kameraman-yönetmen gibi bir şey. Katniss'i kayda alıp propaganda işini yapan bu hatun. Tipi zaten asi, asilere katılması çok şaşırtıcı değil. İşini iyi yaptığı da bir gerçek. :)


7 Nisan 2015 Salı | By: YeniAy M.

Özgürlüğün Elli Tonu



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Her şeyinle benimsin, Anastasia"


KÜNYE

Yazar: E. L. James
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 697
Baskı Yılı: 2012(1.baskı)

Evet, elli ton üçlemesinin son kitabı ile karşınızdayım. Nerede kalmıştık? Ah, evet! Ana, Christian'ın sakladığı 'sadistlik ve annesi' ile ilgili durumun şokunu atlatmaya çalışıyordu ki helikopterin kaybolması ile yüreği ağzına gelmişti. Neyse ki bizim oğlan iyi bir pilot. Fakat bunun sıradan bir arıza olmadığını da diğer kitapta öğrendik.

Christian, Ana'ya evlenme teklif etmişti ve bunu herkese duyurmuşlardı. Üçüncü kitap, doğrudan balayından başlıyor. Güney Fransa açıklarında demirleyen yatları ile günün gün eden çiftimiz, günlerinin tadını çıkartıyorlar. Christian kıskanç ve korumacı bir adam olduğu için Ana bir iki sorun yaşasa da keyiflerine diyecek bir şey yoktur. Fakat, eve geri dönme zamanı gelince Christian'ın şirketinde meydana gelen sabotaj ile Ana'nın huzursuzluğu geri gelir. Çünkü daha öncede helikopter arıza yapmış ve bu Christian'ı neredeyse öldürmüştü. 

Arka arkaya meydana gelen olaylar, başlarına bela açan adamın kim olduğu sorularını etrafta uçuştururken tüm bunların arkasındaki kişinin Ana'nın çalıştığı yayınevindeki eski editör patronu Jack olduğu ortaya çıkınca Christian, Ana dahil ailesindeki herkesi üst seviyede korumaya alır. Fakat Ana durumun o kadar büyük olduğundan şüphelidir zira Grey her zamanki ketum biridir. Jack sorunu ile uğraşırlarken Ana da hayatını yaşamaya çalışmaktadır ama Grey'in aşırı korumacı tavrı her zamanki gibi sorun yaratıyordur. Üstüne üstelik Ana'nın hamile kalması, baba olmaya hazır olmayan Christian için büyük bir şok olur ve bundan duyduğu rahatsızlığı belli etmekten çekinmez. Elbette her hamile kadın gibi bu Ana'yı da üzecektir ve kocası ile arasında buzdan duvarlar örmesine neden olacaktır. Grey'in Elena ile görüşmesi de uçurumu büyütecektir.

Bu sırada Jack'in başarısız girişimleri onu başka bir hedefe yöneltmiş, başka bir Grey'i kaçırmıştır. Ana'dan kimseye haber vermemesi ve 5 milyon dolar gibi bir miktarı kendine getirmesini istemiştir. Aksi halde rehine ölecektir. Ana iki derede bir kalır ve ne yapacağı konusunda kafası karışır. Ama Jack'in bir şekilde her attığı adımı bilmesi ona başka seçenek vermez ve boyun eğerek bankaya gider ve parayı çekmeye çalışır. Lakin Grey'in bunu öğrenmesi ve Ana'nın bir şey söyleyememesini Christian terk edildiği şeklinde yorum yapmasına neden olur.

Grey kurtulacak mı? Ana işin içinden nasıl sıyrılacak? Christian aşkını kaybettiğinde ne yapacak? Bebek ne olacak? gibi nice soruya cevap ve fazlası kitapta sizi bekliyor. :)

GENEL YORUM: Son iki kitabın girişi Christian'ın geçmişi-bakış açısı ile açılıyor. Oldukça kısa bir giriş olsa da güzel bir değişiklik. Bu son kitapta da yazar, kitabın sonlarını Grey'in bakış açısına, çocukluğundaki bir anıya ve Ana ile ilk karşılaşmasını onun gözünden anlatmak için ayırmış. Doğrusu Christian'ın bakış açısı ile bunu görmek güzel oldu. İleride Uyumsuz ve Vampir Günlükleri serisinde olduğu gibi erkek karakterin gözünden bir kitap çıkarsa şaşmam. :) 

Doğrusu Jack'in Grey'in ailesi ile ilgili geçmişini kurcalaması ve bazı belgeleri elde etmesinden acaba bizim oğlanın gerçek babası üvey babası sandığı adam mı diye merak etmeme neden oldu, ama değilmiş. Başka bir şey çıktı. :D

Kitabın sonlarına gelince zaman atlamaları görüyoruz. Doğrusu yazarın ileri ki zamanları anlatmak istemesi güzel olmuş. Mutlu sonu herkes sever. :)

Kitap Okuma Önerisi:  Finali almamak olmaz.

Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 35

KARAKTERLER


Christian'ın üvey annesi. Çocuk hekimi. Yıllar önce Christian bulunduğunda onunla ilgilenen hekim bu hatun. Anladığım kadarı ile bu iki çiftin çocukları olmuyor, bu yüzden üç çocukları da evlatlık. Christian'ı da evlat ediniyorlar. Çocuklarına çok düşkün olduğunu söylememe gerek yok. Ana'ın ortaya çıkması en çok onu sevindiriyor, zira oğlunun mutlu olduğunu görmek için yıllardır bekliyor.


Christian'ın üvey babası. Kendisi bir avukat. Karısı ile birlikte üç çocuk evlat ediniyor. Her baba gibi o da çocuklarına düşkün.


Ana'nın annesi. Bizim kızın güzelliğinin annesinden aldığı kesin. :) İflah olmaz bir romantik bu teyze. Dört koca eskitmiş. Bu gidişle beşinci kocayı alır diyorum. Resmen yedi kocalı hürmüz. :)


Ray Steele. Ana'ın üvey babası ama onun soyismini alıp, onun tarafından büyütülmüş. Kan bağı olmamasına rağmen Ana'ın kişilik olarak Ray'e daha çok benzediği söylenebilir. Annesinin ikinci kocası. Eski bir asker ve balık tutmaya bayılıyor. Babayı anneden daha çok sevdim. Daha ilgili. Ray de Ana'yı öz kızı gibi seviyor.

Taylor. Christian'ın şoförü ve özel koruması. Güvenliğin başı bu adam. Grey'e oldukça bağlı, eski bir asker. Sevdiğim karakterlerden biri de bu. Boşanmış, bir kızı var. Eğitim masraflarını bizim Grey karşılıyor. Evin hizmetkarı Bayan Jones'e abayı yakmış. :)


4 Nisan 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

Karanlığın Elli Tonu



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Sana ihtiyacım var, Anastasia!"

KÜNYE

Yazar: E. L. James
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 634
Baskı Yılı: 2014(4. baskı)

Grinin Elli Tonu'un sonunda Ana, Christian'ın kadınlara acı çektirmekten zevk alması karşısındaki acı gerçek ile ciddi manada yüzleştikten sonra bu ilişkiyi daha fazla yürütemeyeceğini anlamış, ve Grey'den ayrılmıştı.

Kitabımız Ana'nın küçük bir yayınevinde asistan olarak işe başlamasıyla devam ediyor. Ana sevdiği adamı terk etmenin verdiği acıya dayanmaya çalışır iken bir yandan da kariyerine odaklanmaya ve işini en iyi şekilde yapıp hayatını kazanma derdindedir. Fakat aradan çok da uzun olmayan bir zaman dilimi geçtikten sonra Grey tekrar karşısına çıkar ve Ana'ya daha öncekinden farklı bir teklif yapar. Artık canını yapmak istemediğini, bunu yapmaktan da çekindiğini ama onsuz olmaya da katlanamadığını söyleyerek Ana'yı geri ister. 

Kural yok, ceza yok.... Ana teklifi kabul eder ve ilişkileri kaldığı yerden devam eder. İlk zamanlar her şey güzel gibi giderken Leila isimli eski bir itaatkarın Ana'nın karşısına çıkması ve yaşamını tehdit etmeye başlaması ile sıkıntılar başlar. Christian bu durumdan büyük endişe duyar ve Ana'yı geçmişinden korumak için elinden geleni yapmaya başlar ama bu durum Ana'nın da canını sıkmaya başlayacaktır. Çünkü kısıtlamalar bunaltıcı olmakta, Grey de en az kendisi kadar inatçı olmaktadır. Ama tüm bunlara rağmen sevdiği adamdan bir türlü vazgeçemez ve onunla kalmayı sürdürür.

Lakin tek sorun Leila değildir. Christian'ın çocukluğundan gelen sorunlarının etkisi... saklamak istediği bir sır.... Ana'nın bunları deşmek için çabası... Fakat içten içe de Christian'ın dürtülerini yerine getiremeyecek olma korkusu da baş gösterince Ana iyice çıkmaza sürüklenmeye başlar. Bir de işin içine Bayan Robinson da girince Christian konusundaki korkusu tavan yapacaktır. Zira Bayan Robinson yani Elena'ya göre Christian eski yaşam tarzından uzak kalabilecek biri değildir ve ihtiyacı olan da budur. Ana ona bir süre sonra yetmeyecektir. Ama Grey için ise tüm gerçeklik Ana'dır ve Anastasia bundan bir türlü emin olamaz ve Elena'nın haklı olmasından çok korkar.

Leila sorunu devam ederken bir de iş yerindeki patronu Ana'yı taciz edince, Grey iyice çileden çıkar ve adamı yaka paça kovar.... Her şeyden öte, Grey'in kendisi ile ilgili sırrı Ana'ya itiraf edince Anastasia asıl şoku o zaman geçirir ve artık her şeyi yeniden sorgulaması gerektiğinin farkına varır. Bir karar vermesi gereklidir. Bu gerçeği kabullenip devam mı etmeli yoksa ilişkiyi tamamen bitirmeli midir?

GENEL YORUM: İlk incelemenin sonunda da(yani başında da) söylediğim gibi kitapta ucunu yakaladığım durum; Grey'in ruhsal durumu ve temeli! O ipi bu kitapta iyice çektik ve sırlar gün yüzüne çıktı. Gerçi insan psikolojisinden azcık anlayan durumu tahmin edebilirdi. :)

Kitap yine eğlenceli bir anlatım dili ile akıcı bir şekilde yazılıp çizilmiş. Benim kitapta en sevdiğim ve gülerek okuduğum kısım Ana ve Grey arasındaki e-posta yazışmaları. Bence çok eğlenceliler. Bilhassa Grey'in imzaları bir harika! İnsanın eşi ile sürekli e-postalaşası geliyor. :D

Kitap Okuma Önerisi:  İlkinin güzelliği ile devam.

Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 35

KARAKTERLER

Varlıklı bir ailede yetişen Kate, Ana ile yakın arkadaştır. Gazetecilik okumuştur. Mezuniyet için Grey ile yapacağı söyleşide hastalanınca Ana'yı kendi yerine göndermiş ve böylece ikilinin tanışmasına ve ilişkiye başlamasına vesile olmuştur. Fakat Kate'in içgüdüleri oldukça güçlü. Grey'in tehlikeli olduğu görüşünde ve bu konuda Ana'yı sık sık uyarıp gözlerini üzerlerinde tutmaya çalışsa da arkadaşının her daim yanında. Bu kitapta her şeyi öğrendiğinde çileden çıkacak.(filmde ise tam tersi grey'in destekleyen bir hali var. Bozmasalardı iyi olurdu.) Bu arada kendisi Grey'in büyük kardeşi Elliot ile birlikte. :)


"Kaçtım bebek!"

Christian ve Mia'nın büyük kardeşi. O da diğer ikisi gibi evlatlık. İnşaat işi ile uğraşıyor. Christian'a benzer hiçbir yanı olduğunu söyleyemem. O daha sıcak ve sempatik. İlk kitapta Kate ile tanışınca ona aşık oluyor. Sonlarının mutlu olduğunu söyleyebilirim. 

Mia, ailenin en küçüğü ve tek kız. Bir süre önceye kadar Paris de aşçılık kursu görüyordu. Yani yemek sektörü ile ilgilendiğini söyleyebiliriz. Christian küçük kız kardeşine her daim düşkündür. O da Elliot gibi samimi, sıcak ve sempatik bir kişiliğe sahip. Kate'ın erkek kardeşi Ethan'dan hoşlanıyor. Sanırım o da ondan. Kitapta sonuca ulaştırılmayan bir ilişkileri var.


Ana'nın yakın arkadaşlarından biri. Fotoğraf tutkunu ve bu konuda da oldukça yetenekli. Christian ile bir türlü yıldızı barışmıyor zira ikisi de biliyor ki Jose, Ana'ya aşık. İkisinin de babası asker iken arkadaşlarmış. 

(Temsili resim)

Ethan Kavannagh. Kate'in erkek kardeşi. Bu çocuk da Ana hayranlarından sayılır ama onunki aşk seviyesinden ziyade sadece hoşlaşmak. Zaten Mia ile tanışınca yelkenleri ona çevirse de ilişkiden emin değil, şimdilik arkadaş olarak kalmak istiyor. Zira ikisinin de kardeşleri birlikte ve ikisi de birlikte olursa bunun garip görüneceğinden endişeleniyor.
2 Nisan 2015 Perşembe | By: YeniAy M.

Grinin Elli Tonu



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Bay Grey sizi şimdi kabul edecek."

KÜNYE

Yazar: E. L. James
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 576
Baskı Yılı: 2015(Yeni baskı)

Bilmem kaç senedir görür dururum; çevremde de alan soran olur ama ben bir türlü ilgi duyup da almadım kitabı. Hatta devam serilerini görünce de "Ne elli tonmuş kardeşim be ya!" deyip geçmiştim. Kime sorsam kitabın da 'cinsel' içeriğine vurgu yaparak konu anlatıyordu. 

"Sadist bir adam ile ona aşık olan kızın aşkı. Cinsel sahneleri olan bir kitap."

Söylenen sadece buydu. Bu yüzden de ilgimi çekmedi, sıradan geldi. Fakat filmi gelince(kabul etmem gerekir ki filmler çok etkini pazarlama araçları) ister istemez takibini yaptım. Sonunda gerçek hikayesini de öğrendim kitabın! Millet kafayı cinsellikle bozunca ister istemez bana göre asıl önemli ve ilgi çekici kısım olan Grey'in mevcut psikolojisi ve onun oraya gelmesi; davranış şekli ve kızın onun üzerindeki tesiri vb. konulara takılmamışlar. Asıl önemli kızım bence bu! Filme giderken herkes gene bu malum yerden uyardı, ama ben ucundan azcık görsem de fragmanda, aradığım şeyi göreceğimi düşünüp gittim(sonra da hasta oldum :D ). Ağırlık gerçekten de cinsellikti ama aradığım şeyi ucundan yakaladım, diğer filmlerde devamı gelecek.... Sizi bilmem ama ben insanların ve toplumların psikolojisine ve onları o hale getiren yaşanmışlıklara ilgi duyuyorum. :)

Böylece genelde yazının sonunda yaptığım GENEL YORUMUMU da ilk sırada yapmış oldum. Geçelim kitabın konusuna....

Anastasia Steele, ev arkadaşı olan Kate'in okul röportajını üstlenir ve Seatle'a; ünlü bir iş adamı ile söyleşi yapmaya gider. Anastasia, içine nispeten kapanık, utangaç, erkeklerle pek ilişkiye meraklı olmayan, kitap kurdu cici bir kızdır.

Söyleyişe gittiğinde tanıştığı Christian Grey ise tam tersine dışa dönük, insanları etkilemesini bilen, başarılı, zeki, ukala yakışıklı bir gençtir. Ama son derece ketum bir insandır zira karanlık bir yönü vardır. 

Anastasia için Grey "Kontrol manyağı" bir adamdır. Nitekim haklıdır da! Her ne kadar bu adam onun sinirlerini bozsa da çekiciliğine kapılmadan edemez. Söyleşi sonrasında yaşadığı şehre gelip, çalıştığı iş yerinde tekrar karşılaştığında artık ondan hoşlandığını kabul etmek zorunda kalır ama elbette bunu dillendirmez. Ama insan bedenini iyi okuyan Grey için sözcüklere gerek yoktur. Ana'nın ondan etkilendiğinin pekala farkındadır ve o da ondan etkilendiği için bizim kızın peşinden gidip, tanımaya niyetlidir. Sırf bu yüzden Kate'in söyleşisi için resim çekimi yapılmasını teklif dahi eder. Bu bahane ile çekimler sonrası Ana'yı kahve içmeye götürür ve kendi yöntemlerince sorgulamaya başlar ama tanıdıkça bir sorun olduğunu fark eder; Ana romantik bir kızdır ve bir ilişkide 'çiçekler ve kalpler' isteyecek biridir. Christian ise sıradan ilişkilere ilgi duyan bir adam değildir; bilhassa aşk ile işi yoktur. Bu yüzden aralarındaki çekime rağmen kızın kendisinden uzak durmasının daha iyi fikir olacağını söyleyip ilişkilerini başlamadan bitirir.

Ana durumum şaşkınlığı karşısında eve döner. Kate biraz kafasını dağıtması için arkadaşları ile birlikte bara gitmeyi teklif edince biraz fazla kaçırır ve alkolün verdiği cesaretle Christian'ı arayarak ilginç bir konuşma gerçekleştirir. Fakat Grey, onun söylediklerinden ziyade nerede olduğunu öğrenmekle ilgilidir. Zira gece vakti onun gibi birinin sarhoş halde bir barda olmasına öfkelenir. Ana'yı gelip bardan alır ve kendi oteline götürür. Ertesi gün Grey, Ana'ya kendi evine gelmesini, eğer kabul ederse bir teklifi olduğunu söyler. Zira Ana'dan uzak kalmayı bir türlü başaramamakta ve sürekli onu düşünmektedir. 

Ana kabul eder ve Grey'in helikopteri ile Seattle'daki evine giderler. Grey'in ilk isteği "gizlilik anlaşması" imzalamasıdır. Ana sorgulamadan kabul eder ve imzalar. Ve böylece Grey, Ana'yı oyun odasına götürerek nasıl bir ilişki istediğini anlatır. Grey'in oyun odası dediği, kırmızı renklerle döşenmiş, kamçılar, kelepçeler vb. oyuncaklarla cinsel ilişkinin yaşandığı bir yerdir. Grey sadist eğilimler sergilemektedir ve "Hakim-İtaatkar" ilişkisi içerisinde bir ilişkinin ötesinde bir şey aramamaktadır. Ana bu durum karşısında şok yaşasa da Grey'den çok etkilenmektedir ama vereceği karardan emin değildir... Bundan sonrası kitaptan. ;)

Kitap Okuma Önerisi:  İçeriğine ilgi duyanları tatmin edecek cinsten. Ama bir kitabın bu içerikte olması yüzünden alınmasına karşıyım!

Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 35

KARAKTERLER

Hayat kadınının oğlu olarak doğdu ve annesi kendisini öldürünce doktor ve avukat olan Bay ve Bayan Grey tarafından evlatlık alındı. İçine kapanık ve sorunlu bir çocukluk geçirdikten sonra genç bir girişimci olarak Grey Şirketler Topluluğunu kurdu ve tabiri caiz ise paraya para demedi. Başarılı, zeki, becerikli, kontrol manyağı, ketum ve sadist bir kişilik. Aşk meşk buna göre değil. Bu yüzden çekiciliğine kapılmayın derim. :D Ama Ana ile tanışınca tüm düzeni altüst oluyor.






Anastasia Steele. Öz babasını hiç tanımamış, annesinin ikinci kocası Ray Steele tarafından büyütülmüş kızmız. Ray onun için baba gibi ama annesi iflah olmaz bir romantik. Bu yüzden şu an 4.evliliğinde yelken sürmekte. İngiliz Edebiyatında okuyan Ana, annesi gibi romantik ama erkeklere pek yaklaşmayan bir kişilik sergilemektedir. O insanlarla zaman geçirmekten ziyade kitaplarla arkadaşlığı tercih eder. Fakat Christian Grey ile tanışınca tüm hayatı baştan aşağı değişecektir.








30 Mart 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları - Ateşi Yakalamak


UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Alaycı Kuş Katniss için her şey daha yeni başlıyor!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2014


Katniss ve Peeta'nın 74. Açlık Oyunlarından galip ayrılmasının üzerinden aylar geçmiştir. Artık daha iyi yaşam koşullarına sahiplerdir ve ailelerinin açlıktan ölmesi gibi bir dertleri yoktur. Yine de Katniss avlanmakta ısrarcıdır, zira babalarının maden kazasında öldüğü günden beri aileleri için birlikte avlanan Gale'in ailesi ile ilgilenmek istemektedir. Bilhassa öleceğinden emin olarak gittiği oyunlarda, ailesinin bakımını Gale üstlenmişken, bu kadarını yapma ihtiyacı hissetmektedir. Lakin Gale bundan rahatsızlık duymakta ve oyunlarda Peeta ile arasında olanların olumsuz hislerini taşımaktadır. Katniss ise ne Peeta'ya ne de Gale'e karşılık verecek halde değildir. Bu yüzden ikisi ile de, bilhassa Peeta ile, mesafelidir. Zaten istese de Gale ile çok vakit geçirememekte zira madenlerde çalışmak Gale'in tüm vaktini almaktadır.

75. Çeyrek Açlık Oyunlarına birkaç ay kala, şampiyonların tüm mıntıkaları dolaşmak gibi gelenekleri vardır. Bu yüzden Katniss ve Peeta eski dostları Effie ve Cinna ile yeniden buluşurlar. Ama buluşmadan önce Başkan Snow'un onu görmeye gelmesi ve aşık numaralarına inanmadığını, diğer mıntıkaların da inanmadıklarını ve yaptıkları şeyin bir çeşit ayaklanma için cesaret yarattığını söyleyerek herkesi Peeta'ya aşık olduğunu inandırmasını söyler. Aksi halde Katniss ve Peeta'nın ailesi ve Gale öldürülecektir. Tur sırasında Peeta evlenme teklif ederek durumu daha inandırıcı kılmaya çalışır ama Başkan Snow, mıntıkalarda devam eden ayaklanmaları göz önüne alarak başarısız olduğunu ima edince Katniss endişe ile 12.mıntıkaya döner.

Döndükleri akşam, Snow 75.Açlık Oyunları ile ilgili konuşma yapar ve "En güçlülülerinizin bile güvende olmadığını bilmelisiniz..." diyerek şu ana kadar şampiyon olmuş tüm açlık oyunları galiplerini yeniden oyunlara çağırır. Böylece her mıntıkanın şampiyonları arasında yeni haraçlar seçilerek Katniss ve Peeta yeniden oyunlara dahil olurlar. Bu seferki Açlık Oyunları daha canice ve daha tehlikeli olacaktır, zira oyuncuların hepsi uzman katillerdir. Kolay yem değillerdir. Bu yüzden ittifak kurarak hareket etmeleri yaşama şanslarını arttıracaktır ama Katniss ittifak olarak çok da güçlü olmayan kişileri istemektedir. Effie oyunlardan önce aralarında bağ kurmak için Peeta'ya ve Haymitch'e altın birşeyler takar. Böylece aralarında bağı simgeler. Oyunlar başladığında Katniss görecektir ki hiç de ummadığı kişiler onun yerine ittifak olarak seçilmiştir. 4.Mıntıkadan Finnick isimli genç ve güçlü oğlan ve onun akıl hocalığını yapmış-sevdiği kızın yerine gönüllü olmuş olan- yaşlı kadın Mags... Bunu da Effie'nin verdiği altın bileklik ile ispatlar. 

Katniss en başta bu ittifaktan emin olmasa da Peeta'nın hayatını kurtarması dahil bir çok yararlılığı sayesinde Finnick'e nispeten güvenmeye başlar. Zira Katniss'in tek niyeti Peeta'yı hayatta tutmaktır ve ilginç bir şekilde kendilerine sonradan katılan başka bir kadın şampiyon olan Johanna ve daha önceden ittifak kurmak istediği bilgisayar dahileri iki kişi olan Wiress ve Beeta bu konuda ona azami yardım edeceklerdir. Ortada garip şeylerin döndüğünü farkında olan ama bir türlü mana veremeyen Katniss, oyunlar ilerledikçe Capitol ve düzene karşı kin ve nefretini daha da büyütmektedir. Bu oyunların amacının kendisinin ve Peeta'nın ölmesi olduğunun farkındadır ama en azından Peeta'yı hayatta tutup galip ilan ederek hem ona olan borcunu ödemiş hem de başkaldırıya devam etmiş olacaktır. Her ne kadar kendisi ölmüş olsa da. 

Ama işler çok karışır ve Beeta sayesinde arenanın zayıf noktasını bulurlar. Katniss güç alanını yok eder ve tüm arena çöker. Kendine geldiğinde her şey daha anlamlı hal alır. Oyun kurucu Plutarck onu, Beeta ve Finnick'i kurtarmıştır. Haymitch ve Gale de gemidedir ve doğruca yıllar önce yok olduğuna inanılan 13. mıntıkaya doğru ilerlemektedir. Kurulan tüm bu ittifakın sebebi de onu hayatta tutup arenadan çıkarmaktır. Fakat Peeta ve Johanna Capitol tarafından esir alınmıştır. Dahası 12.Mıntıka yok edilmiştir.

GENEL YORUM: İlk kitabın güçlü kurgusu ve akıcılığı aynen devam ediyor. Bu kitapta çok ilginç karakterler bize katılıyor. Bu yüzden söylemem gerekir ki seveceğiniz yeni karakterler var. Misal ben Finnick'i çok sevdim. :D Johanna da biraz asabi ama iyi kız. :P  Katniss ben bu oğlanı nasıl öldürebilirim ki falan derken aynı endişeyi biz de taşıyoruz, yani nasıl ölecek, ölmesin diyorsunuz ama neyse ki öyle bir sorun yok. Rahatız yani. Zaten filmi izlediğinizi farz ederek çok da büyük olmayan bir bilgi vermekte beis görmüyorum. Ayrıca yukarıda uyarmışım bilgi var kitapta, dikkat diye. Dikkat yani! :P

Kitap Okuma Önerisi:  İlkini seven ikinciyi hayli hayli sever. :P

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


4. Mıntıkadan Finnick ve Mags.

Finnick, Capitol'un sevgili çocuğudur. Poseidon gibi mübarek. :D Çok genç yaşta şampiyon oldu ve bunun tüm getirilerinden de yararlandı. Oyunların en güçlü adayı. 4.Mıntıka balıkçı memleketi. Arena da bu oğlana göre düzenlenmiş dersek isabetli yorum yaparız. Zira Katniss için büyük rakip olması ve onun ölmesi için bu çocuğa göre düzenlemiş Snow arenayı ama, elbette Katniss'i hayatta tutup, ayaklanmaya katıldığını nereden bilebilirdi ki? :D
Mags, artık ne zaman şampiyon olmuşsa bilemedim. Herhalde ilk oyunlarda şampiyon olmuş baya yaşlı bir hatun öyle ki konuşmakta bile zorlanıyor. Fakat Finnick'in sevdiği kız seçilince onun yerine gönüllü oluyor. Zamanında ikisine de akıl hocalığı yapmış. Birbirlerine bağlılar. Tatlı bir kadın.


Johanna. Finnick ile yıllara dayanan bir dostluğu var. Tehlikeli bir hatun. Asabi de. Oyunlardan dolayı muhtemelen. Mıntıkasını hatırlamıyorum, 3 olabilir. Ama odun-kereste temin eden bir mıntıka olduğunu hatırlıyorum. Bu yüzden baltayı çok iyi kullandığını söylemem gerek. Katniss'in ittifakından ve onun için Beeta ve Wiress'ı hayatta tuttu. Sevdiğim bir diğer karakter kendisi.



Cinna. Capiton tasarımcısı. İki oyundur Katniss'in stilistliğini yapıyor. Onu destekçilerinden ve dostu. Olağanüstü kostümler yaparak tüm dikkatleri bizim ikilinin üzerine çeken bey bu. Bence Panem'in dahi tasarımcısı bu adam. Gerçi Snow, verdiği destek yüzünden ona bunu ödetiyor. Ümit ederim ki hayatta kalmıştır. 3.kitapta göreceğiz. Filmin ilk bölümünde durum iç açıcı değildi. :(


Gale. 12. Mıntıkadan. Katniss'in dostu ve ona aşık. Birlikte avlanarak ailelerine bakıyorlar. Madenlerde çalışıyor ve Capitol'e büyük nefreti var. İsyana katılıyor ve mıntıka yok edilmeden önce kendi ve katniss'in ailesi dahil bir çok kişiyi vakti zamanında dışarı çıkartıyor. Peeta ve Katniss taraftarı biri olarak Gale de iyi bir çocuktur ama gitsin başkasını bulsun. Misal asabi olmasına rağmen Johanna olabilir. :D
21 Şubat 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları





UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Kazanırsan ün ve zenginlik; kaybedersen ölüm senin olacak!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2014

Ünlü Açlık Oyunları Serisinin ilk kitabı ile karşınızdayım. Biliyorum, biraz geç kaldım ama her şey nasip kısmet zaman meselesi. :) Kitap dostum, Meryem'in hediyesi. Seviliyorsun Meryem. :)

Kitap, Katniss'in gözü ile anlatılmış; avlanma ve Çekiliş Gününe hazırlanması ve 12.Mıntıkayı ve düzeni anlatması ile başlıyor. Katniss endişelidir, zira herkes gibi o da çıkmaktan korkuyordur. Özellikle de ailesini doyurmak için kuraya isminin daha fazla yazılması karşılığında ismi daha çok yazılmıştır. Yani çıkma olasılığı yüksektir. Aynı şey av dostu Gale için de geçerlidir. Hatta onunki daha yüksek. Kardeşi Prim için endişelenmez, zira o ilk defa katıldığından ismi de bir kere yazılır. Lakin kader ağlarını örmüştür. Kız haraçlar arasına kardeşi seçilir ve Katniss endişeyle öne atılır ve bir kez bile düşünmeden gönüllü olur. Erkek haraç olarak da Peeta isimli fırıncının oğlu çıkmıştır. Katniss'in onunla yıllar öncesine dayanan gergin bir ilişkisi vardır. Bu yüzden onunla birlikte bu oyunlara katılmak onu son derece rahatsız edecektir.

Başkent Capitol'a giden Katniss ve Peeta artık Açlık Oyunlarına hazırlanmaya başlarlar. Bir dizi sıkı eğitimden ve mülakattan geçen ikili, hayatta kalmalarını yüksek tutmak için kendilerine sponsor bulmaları gerekmektedir. Bunun için de sponsorların ilgisini çekmeleri gerekir, fakat diğer mıntıkalar ile karşılaştırıldığında bu çok zordur. Zira 12.mıntıka, mıntıkalar arasındaki en silik ve dalga geçilen bir mıntıkadır. Yarım asırdan daha uzun süredir yapılan oyunlarda sadece 2 tane şampiyon çıkartabilmiştir. Haymitch isimli yaşayan tek şampiyon, onların akıl hocaları ve oyunları kazanmalarına yardım etmek için sponsor bulmakla görevli kişidir. Ve Haymitch'in güzel bir tertibi vardır; talihsiz aşıklar! Peeta canlı bir mülakatta Katniss'e aşık olduğunu itiraf eder ve bu, Açlık Oyunlarını bir eğlence, festival, gösteri gibi gören Capitol halkının ilgisini çeker. Zaten Katniss, Alevler İçindeki Kız olarak ün yapmışken, Peeta'nın onu istenen biri gibi göstermesi ilgiyi en üst seviyeye yükseltecektir.

Oyunlar başladığında Katniss, zekasının ve becerikliliğini tekrar tekrar kanıtlamaya başlayacaktır. Dahası talihsiz aşıklar oyunu da meyvesini veriyordur. Fakat bir gün, Kariyer Haraçları olarak tabir edilen, sırf bu oyunlar için özel yetiştirilen haraçların yanında onlarla çıkagelen Peeta, Katniss'in duygu ve düşüncelerini alt üst edecektir. Ama onu kurtarması daha da aklını bulandıracaktır. Katniss emin değildir, Peeta onun tarafında mıdır yoksa hayatta kalmak için her imkanı çok iyi kullanmasını bilen zeki biri miydi? Zeki olduğu kesindir, insanları etkilemesini iyi bilen karizmatik bir kişiliği de vardır ama özün nedir? Amacı nedir? Katniss'in bu sorulara cevap bulması zaman alacaktır. Oyunlar, Rue ile karşılaşana kadar Katniss için hayatta kalınması gereken bir şeydir. Ama Rue ve onunla yaşadığı bir deneyim, öfkesini kabartacak, Capitol ve onun kurduğu düzene başkaldırma isteği doğuracaktır. Bunu içinde tutmaya özen gösteren Katniss, oyun kurucuların kural değişikliği yapması ile Peeta ile birlikte hayatta kalma imkanını bulur ve hızla onu aramaya çıkar. Bulduğunda Peeta yaralıdır ve ölmek üzeredir. Onu kurtarmak ve ayakta kalan son haraçları da alt etmesi gerekmektedir.... Gerisini kitapta okuyun canlarım. Biliyorum zaten neredeyse baştan sona özet geçtim ama olsun, ayrıntılara girmedim ve her olayı anlatmadım. ;)

GENEL YORUM: Katniss'in duygu ve düşüncelerini biz bile tam anlayamıyoruz; Peeta ile ilgili olanları yani. Ama belli ki o da Peeta gibi aşık veya aşık olmaya başlamış. Filmlerde bu belli değil ama kitaplarda çok daha açık anlatıldığı için görüp anlamak daha kolay. Film ile kıyaslandığında ikisinin de iyi işlenmiş olduğunu söyleyebiliriz ama ayrıntılar ve filmde de olsaymış keşke dediğimiz kısımlar yüzünden kitap çok daha iyidir. Anlatım dili ve kurgu güçlü. Her yaştan insana hitap eden bir seri.

Kitap Okuma Önerisi:  Kesinlikle tavsiye ederim

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 25


KARAKTERLER


KATNİSS EVERDEEN, 12. Mıntıkada, Dikiş denen bölgede yaşayan kız. Babasının ölümünden sonra annesi ve kardeşine bakmakla yükümlü oluyor. Açlık Oyunları için kardeşi yerine gönüllü oluyor. Zeki, avlanmak ve hayatta kalma gibi üstün becerileri var.


PEETA MELLAR. 12. Mıntıkadan. Ailesi fırıncı. Bu yüzden nispeten daha iyi yaşam koşullarına sahip. Açlık Oyunları için seçilen erkek haraç. Karizmatik, ilgi çekmeyi bilen zeki bir genç.


HAYMITCH. 12. Mıntıkanın en son şampiyonu. Katniss ve Peeta'nın oyunlarda akıl hocası. Hiç belli olmasa da zeki bir adam, zaten hayatta kalmasını buna borçlu. Ama şu an tam bir alkolik.


"Şans sizden yana olsun!"

EFFIE TRINKET.  Capitol insanlarından. Açlık Oyunlarında 12.Mıntıkanın danışmanı. Kendisi hakkında ne söylesem bilemiyorum, geçmişi hakkında pek bir bilgimiz bu kitapta yok. Ama şirin, ilgi çekici bir kadın. Üç kitap boyunca bizimkilerin yanında olup, onlara destek olacak bir karakter. :)