ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ocak 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Evanjelizm

 

"Tanrı'yı kıyamete zorlamak için bir araya gelen Siyonizm ve Evanjelizm."



KÜNYE
Yazar Dr. Ramazan Kurtoğlu
Yayıncı: Asi Kitap
Sayfa556
Baskı Yılı: 2016(4. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Tarihte ilk kez farklı inanç ve hesaplarla; Kral Davud soyundan gelen Yahudilerin "beklediği Mesih", Evanjelist Hıristyanların "beklediği İsa Mesih", Şii Müslümanların "beklediği" kayıp 12. imam olan Mehdi, Bazı Sünni Müslüman cemaatlerin "beklediği" Mehdi, ve 21. yüzyılın ilk çeyreğine yönelik "kuvvetli inanç" ve spekülatif siyasi atraksiyonlar şaşılacak derecede örtüşüyor. Asıl şaşırtıcı olan ise; Bu farklı inanç sahibi yüz milyonlar nasıl oluyor da MESİH'İ beklerken bir nevi mutabakat içinde oluyorlar? Mesih/Mehdi fenomeni, bulunduğumuz coğrafya başta olmak üzere tüm dünyayı nükleer, biyolojik ve kimyasal bir savaşın içine çekiyor. Mesih/Mehdi beklentisi öyle bir toplumsal histeriye dönüşüyor ki, ona inanların hepsi Mesih/Mehdi'nin bir an önce gelmesi için adeta "Tanrı'yı kıyamete çağırıyor" Bakalım tanrı bu çağrıya cevapsız kalacak mı?
Elimdeki kitap, 4. baskı. İlk yazıldığı dönemde Bush, hala başkanmış. Aslında biraz daha dişini sıkıp, günümüzü bekleseymiş daha çok malzeme çıkarmış. O dönemde yazdıklarından birkaç tespit tuttu diyebilirim; bilhassa Suriye konusu. Sanırım sonraki baskılarında da birkaç örnek bilgi, pekiştirmeye yardım etsin diye eklenmiş gibi. Çünkü Obama ile ilgili bir paragraf da vardı.

Konuya da lak diye girdim ama... Kitap, ABD'de büyük etkisi olan Evanjelist kanadın(ki protestan-prütenlerden gelen bir kol) Siyonist- Hristiyan olarak Siyonist-Yahudi'ler ile iş birliği yaparak nasıl da ortak hareket edip, Tanrı'yı kıyameti getirmesi için zorladıklarını, en azından kendi akıllarınca zorladıklarını konu ediniyor. 

Oldukça çarpıcı ve ilginç bilgiler var. Niyetlerini okudukça aslında ne kadar çelişkili ve çarpık zihniyette olduklarını da göreceksiniz. Yani, ahlaksızlığı yayıyorlar, savaş ve kan ortamı hazırlıyorlar ama Mesih/Mehdi gelecekmiş de Deccal'ı bu günahları, savaş ortamı vs. için yok edip, yenecekmiş de bunlar da Mesih'in yanında korunacak, cennette yaşayacaklarmış vs. Ulan şeytan sizsiniz, siz yaptınız bu pislikleri. Neden? Kıyamet gelsin diye. Yani şeytanın işini, onun yerine siz yapıyorsunuz zaten. Bir de çok komiktir, Mesih gelmeden bu kanı, göz yaşını sonlandıracak ilk kişi şeytan/deccal'miş yani kısacası onların tertiplerini bozmak için harekete geçen ve de bunu da başaran kişiyi; daha belirgin olursan Orta Doğu'daki bu kıyımı sonlandırmak isteyen, barış isteyen her kişi, onların gözünde şeytan ve deccal. Buradan bile niyet belli...

Yazarın verdiği bilgilerin yanı sıra bazı tespitleri de var ama tespitlerinin en fazla %50'sine katılabilirim. Bilhassa bir konu vardı ki ister istemez "Suudlar'da Vahabilik neyse, bizde de x ideoloji o." dedim. Yani bilgiler güzel ve çarpıcı ama kişisel tespitlerde biraz çuvallamış. Her ne kadar kitabın başında da belirtmişse de çok sık tekrar yaptığı; aynı cümleyi çevirip çevirip yeniden sunduğu kısımlar azımsanacak seviyede değil. Bunu bir nevi pekiştirme için yaptığını söylese de kitabın çeyreğine yakını bu tekrarlardan oluşuyor, fazla hoşnut olmadım. 

Genel olarak memnun kaldığım, aydınlatıcı bir kitaptı. Tavsiye ederim.

DİPÇE: Kitap, oldukça tuzlu. İnsaf yani. Az biraz ucuz yapsak? Sonuçta bu da bir yerde insanı sömürmeye girer. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)


21 Ekim 2016 Cuma | By: YeniAy M.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?


"Kan ve acının üzerine kurulmuş bir ülke!"


KÜNYE
Yazar Bartolome de Las Casas 
Yayıncı: Şule Yayınları
Sayfa120
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
Amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. Vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. Peki daha sonra medeniyet gitti mi? Hayır! Çünkü oranın yerlileri “Beyaz Adam”dan daha medeniydiler. Hırsızlığı, adam öldürmeyi bilmiyorlardı. Huzur içinde yaşayan büyük bir aile gibiydiler. “Beyaz Adam” gelince onu misafirperverce ve samimiyetle ağırladılar. Yiyeceklerinden bol bol ikram ettiler. Topraklarını açtılar. Hatta altınlarının da çoğunu karşılığında hiçbir şey beklemeksizin bu yeni misafirlerle (!) paylaştılar. Fakat “Beyaz Adam”ın gözü doymuyordu. Ne kadar verirlerse hep daha fazlasını istiyordu. En sonunda canlarını da istedi. Verdiler... Piskopos Bartolome de Las Casas, bu kitapta anlattığı her şeyi bizzat yaşadı. O bir “beyaz”dı. Fakat bu vahşete duyarsız kalamayacak kadar da insandı.
Kitabın inceliği, yazarın; Castillia Kralı mı Prensi veya ikisine de bilgilendirme amaçlı yazdığı bir mektup olmasından kaynaklı. Yani adam, oturayım da bir kitap yazayım, dememiş.

Kitabın başından sonuna kadar İspanyolların kıta'da yaptığı katliamların -yazarın tabiri ile- 10'da biri kadarı gözler önüne sermiş. Papaz, bu katliamların önlenmesi için kralına yazıp çizmiş ama şimdiki duruma bakarsak Amerika kıtasının; hiç işe yaramadığı da aşikar. Aslında bir kitapta, bir papazın dahi katliamları destekleyip, acımasızlık yaptığını okumuştum yıllar evvel. Fakat kitabı hatırlamıyorum maalesef. Başka bir konu ile ilgili iken ek bilgi olarak yazılmıştı. Neyse.

İspanyolların yaptığı katliam çeşitlerini sıralamam gerekirse oldukça yaratıcı olduklarını söylemem gerekir. Yani böyle şeyler de ancak şeytanlaşmış insanlardan (zaten papaz da onları 'şeytan' olarak ifade ediyor bazı yerlerde.) beklenirdi. Kafa ancak böyle kötülüğe çalışsın.

1-El, burun ve kulak kesmek,
2-Yerlileri ızgarada kızartmak,
3-Yerlileri yakmak,
4-Tabanları yakarak, yavaş yavaş öldürmek,
5-Yere veya kazıklara çivilemek(sonra yakma gibi işlemlerden geçirmek.),
6-Onlar için özel tazı köpekler yetiştirmek ve üzerilerine salarak parçalatıp yedirmek. Hatta bunu bazı yerlerde av sporuna dönüştürenler bile var.
7- Köpeklerini besleyecek bir şey bulamayınca yerlilerin bebeklerini alıp, öldürmek, parçalamak ve köpeklerine yedirmek,
8- En ağır işlerde durmaksızın ve yemek su vermeksizin çalıştırıp toplu ölümlerine neden olmak,
9-Yürüyemeyecek kadar yorgun olduklarında (veyahut öldüklerinde) zincirleri çözme zahmetinde kurtulmak için kafalarını kesmek,
10-Köleleştirmek, satmak,
11-Putlarını(totemlerini) ellerinden alıp zorla geri satın aldırmak,
12-Ellerinde ne varsa çalıp çırpmak(zaten işkence şekillerinin hemen hemen hepsi de sırf altın vb. değerli hazinelerini versinler diye yapılıyor.),
13- Saman evlerine veya kendileri için yaptırdıkları tahta evlere vs. neyse sokup, topluca yakmak,
14- Aç susuz bırakarak, birbirlerinin ölülerini yedirip yamyamlık yaptırmak,
15-Elbette ki tecavüz! Olmaz ise olmaz!

Aklıma ilk gelenler bunlar. Tüm kitap boyunca bu katliam şekillerini anlatıyor ve sık sık da daha anlatmadığı çok şey olduğunu vurgulayıp; kalbiniz veya mideniz kaldırmaz diyor. Yerlilerin ilk başta gelen yabancılara karşı çok sıcak ve misafirperver davrandıklarını ve hemen hemen her şeylerini paylaştıklarını ama İspanyolların aç gözlülük edip hep fazlasını almak için adaları ve bölgeleri toplu katliam(soykırımlar) ile halksız bıraktıklarını söylüyor. Sırf 7-10 yıl içerisinde 4 milyondan fazla insanın katledildiğini söylüyor. Bazı katliamların sayısını bilemediği için en düşük sınırı söylüyor. Düşünün sonraki yıllarda katliama uğrayanları. Hep Yahudi Soykırımından bahsediliyor ama Amerikan yerlilerine yapılanlar, Yahudi ve Çingenelere yapılanlardan az değil hatta daha beter bile diyebiliriz. En azından onlar üç-dört yıl çekmişler ve ama bu adamların tüm nesli çekmiş... Eh Stalin(Türk-Kafkas Halkı Soykırımcısı) ve Hitler (Çingene ve Yahudi Soykırımcısı) gibi nice nesillerin hangi kültürün eseri olduğunu artık daha iyi biliyoruzdur. Adamların içlerinde var vahşet. Sonra size bize gelir barbar, vahşi der; soykırım yalanları atarlar! Haçlı seferlerinde bile bu Amerika'da yaptıklarını bize ve Araplara yaptı bunlar hatta ve hatta yamyamlık yapanlar bile var! Cesetlerimizi yediler! Bu yüzden güçsüz düşüp, topraklarımız işgal edilirse neler olacağı ortada! Neyse.

Gelelim olumsuz eleştirdiğim kısımlarına. Yazar, sık sık aynı şeyleri farklı şekillerde tekrarlayarak anlatımını sürdürmüş. Yani farklı bölgeler ve farklı şahısların yaptıklarını anlatmış ama hep de yukarıda sıraladığım şeyleri yazmış çizmiş ve tekrar edip durmuş. Yani bunu yapacağına bölgelerin vs. isimlerini yazıp ahan da bunları yaptı deyip bitirseymiş de olurmuş. Gereksiz bir uzatma söz konusu. Gerçi belki de bu şekilde yaparak kraliyet ailesini etkileyip, durdurması için harekete geçirmeye zorlamak istemiş olabilir. Bir de katliamın başındaki kişilerin isimlerini vermekten kaçınmış. Başının belaya girebileceğini mi düşündü ki? Bileydik isimlerini; belki bugün bildiğimiz kişilerdir de ne halt olduklarını öğrenirdik. Zaten Kolomb'un vs. biliyoruz. Zaten bu katliam bu adam tarafından başlatılmış. Kitabın ön sözlerinde de o dönemde kıtanın nüfusu 30-50 milyon arası tahmin edildiği belirtilmiş. En kötü tahminler 10 milyon deniyor. Papaz da neredeyse insan nüfusunun çoğunluğu bu kıtaya yerleşmiş diyor ve ilk zaman geldiğinde gördüğü o kalabalık yerini ıssızlığa bıraktı, diyerek katliamın boyutlarını dile getiriyor. Ne diyelim? Allah bunun bilinçli sorumlularına lanet etsin ve engellemek ve duyurmak için elinden geleni yapanların toprağı da bol olsun.

Bilgiler İspanyolların yaptıklarını anlatıyor zira karaya ayak basan ilk koloniciler bunlardı. Sonra Portekiz ve sonra da İngilizler(1600'lü yıllar sanırım.) Elbet bunların da yaptığı şeyler olsa gerek (kafa derisi yüzmek gibi) ama bunun için daha kapsamlı bir çalışma yapılmış kitap almam gerek. Okurken delirdim desem çok abartmış olamam herhalde? Zavallıların çektikleri acılar... Çok üzücü.

Kitabı tavsiye ederim.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
21 Ağustos 2016 Pazar | By: YeniAy M.

Küresel Düzenin Şifreleri


"Çevrenizde dönen oyunların farkına varacaksınız!"


KÜNYE
Yazar Ramazan Kurtoğlu
Yayıncı: Asi Kitap
Sayfa244
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Bugüne değin bildiğiniz her şey değişiyor!
İnsanlık büyük bir türbülans çağına girdi.
Kimse yaşanan bu büyük kaosu çözemiyor.
Cansu Canan Özgen tüm bilinmeyenleri akıl süzgecinden geçirerek Dr. Ramazan Kurtoğlu'na soruyor. Ve Küresel Düzenin Şifreleri aydınlanıyor.
Evanjelistler dünyayı işgale mi hazırlanıyor?
Türkiye bölgesel güç olabilecek mi?
Yeni düzende haritalar nasıl çizilecek?
"Anı yaşa" yeni dünya düzeninde ne anlama geliyor?
Yeni ekonomik kriz ne zaman çıkacak, nasıl planlanıyor?
Gündelik hayatımızda kullandığımız ama fark etmediğimiz semboller ne anlama geliyor?
Hollywood hangi operasyonlarda görev alıyor? Algıyı nasıl belirliyor?
Asıl oyun kurucu Vatikan mı?
Gizli örgütlerin güç savaşı hayatımızı nasıl etkiliyor
Peki planlanan kıyamet savaşının kazananı kim olacak?"Büyük Oyun'un şifreleri bu kitapla çözülüyor!"
Ramazan Bey'i zaman zaman televizyonda görürüm ama okuduğum ilk kitabı. Bundan sonra da Evangelizm ve Hollywood İşi kitaplarını okumak niyetindeyim inşallah. Sizlere de tavsiye ederim. Kitap, inanılmaz bilgiler içeriyor. Elbette mantığınızı elden bırakmayıp süzgeçten geçirip, sorgulayarak okuyun.

Hani çevrenizde olaylar oluyordur ama siz zaman ve çevre açısından farklı yönlerde olayları gördüğünüz her olayı kendi içerisinde anlamlandırmaya çalışırsınız ama işin iç yüzünü fark edemezsiniz ya; bu kitap işin iç yüzünü anlatıyor. Bazı noktalar uçuk ama unutmayın ki burada anlatılanlar KARŞI TARAFIN YAPMAYA çalıştığı şeyler. Gerçi bir çok konuda başarılı olmuş görünüyorlar ama Allah var, tasa yok derim. Dünya eninde sonunda yok olacağına göre, bir gün hüküm sürmek için insanın ahiretini terk etmezi ahmaklıktır. Neyse. İnançları dünyevi; yapacak bir şey yok.

Bu şeytanilerin muhakkak ki en büyük planları Türkiye başta olmak üzere tüm İslam alemi. Zira öyle topraklara konmuşuz ki herkesin gözü buralarda. Kitabı okuyunca az buçuk moral bozukluğu oluyor gibi. Ne açıdan? Sanki planlarının hepsi şu ana kadar başarılı olmuş da biz kaybediyoruz. Fakat savaş daha bitmedi ve Allah zalimleri sevmez! Onlar Allah'ın Nur'unu söndürmeye çalıştıkça Allah da kendi planlarını devreye sokar... Boşa dememiş üstat; "kaderin üstünde bir kader vardır." :)

Bilinçlenmek ve bilinçli bir nesil geliştirmek adına bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bu Dünya'da yaşıyorsanız mal gibi ot gibi yaşamayın; ne oluyor bitiyor öğrenin. Ne tür bir fark yaratacağınızı bilemezsiniz. ;)


                 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
30 Ağustos 2015 Pazar | By: YeniAy M.

İsrail'in Şifresi





UYARI: Kitap hakkında ayrıntılı bilgi içerebileceğini unutmayınız!


Tevrat'ta bahsedilen MEGIDDI 3.Dünya Savaşı mı? Bu savaşta vurulacak kilit ülkeler, İ.S.R.A.İ.L harflerinde mi gizli?

KÜNYE

Yazar: Hakan Yılmaz Çebi
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 353
Baskı Yılı: 2013(2.Baskı)

Yeni bir kitapla daha karşınızdayım. Kimi okuyucum, "Yine mi siyasi kitap!" diyebilirler. Fakat bu sıralar kurgulardan ziyade dünya gündemi ile ilgileniyorum. Lakin görünenin arkasındakiler ile zira zaten görüneni herkes görüyor. Ama merak etmeyin okunacaklar arasında roman kitaplarım da var :)

Başlayalım.

Kitabın ismine kapılıp da böyle olağanüstü gizli kült bilgiler vs. vereceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yazar, ortada olan ama dikkatimizi çekmeyen veya oturduğumuz yerde bilmemizin zor olacak bilgileri veriyor. Kitabın hepsini ayrıntıyla yazma imkanım olmadığı için kısa özetlerle yazacağım.

Yazar, sömürgeciliğin ve insanlığın gelişim aşamalarının(her ne kadar insanlığın gelişim aşamaları bugün ters yüz olmuşsa da) kısa bir tarihini vererek giriş yapmış. Sonrada Yeni Dünya Sömürgeciliği ve nedenlerine değinen devam bölümü ile asıl konuya giriş yapmış.

Kısaca değinirsek, tüm bu savaşların nedeni bildiğiniz üzere başta petrol olmak üzere yeraltı zenginliklerine sahip olmadır. Yalnız çok sık dillendirilmeyen ve sürekli gözümüzden kaçan-kaçmaması gereken- SU havzalarına sahip olma niyetleri de vardır. Öyle ya, medeniyetler sulak yerlerde kurulur ve yaşar. Bu yeni sömürgeciliği(siyasi kürselleşme), içeriden itiraf eden biri var.

Niali Ferguson- The Guardian 31 Ekim 2001: "Adını koymak zorundayız. Siyasi kürselleşme, kendi değer ve kurumlarımızı başkalarına dayatmak demek olan emperyalizmin şık adı. Ne söylem kullanırsanız kullanın, nasıl sunarsanız sunun, bunun Büyük Britanya'nın 18. ve 19. y.y'da yaptıklarından farkı yok."

ABD Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger: "Kürselleşme, Amerikan hegemanyasının öteki adıdır."

Prof. Saul H. Mendlovitz: "Bir dünya hükümeti olup olmayacağı soru olmaktan çıktı. Soru; nasıl oluşacağıdır."

James Warburg- 17 Şubat 1959- Senato Komisyonu: "Sevsek de sevmesek de 'bir dünya devletimiz' olacak. Buradaki tek soru; tek dünya devletinin fetihle mi yoksa anlaşmayla mı kurulacağıdır."

Peki, bu dünya devletinin kurulduğunu farz eder isek, yönetecek kişi ABD' midir? İlk bakışta öyle gibi görünse de öyle değildir. Hatta kitabı okuduğunuzda ABD halkına üzülebilirsiniz. Zira güçlü görünen ABD, aslında pek de bağımsız değil. Ekonomisi ve devletin kilit noktaları tamamen siyonistlerin egemenliğine girmiş durumda. Öyle ki başkanların etrafı bile bunlar tarafından çevrilir. İsrail'in siyonistlerin bir projesi olduğunu göz önünde tutarsak, ABD-İsrail ilişkinin neden bu denli hastalıklı kara sevdaya döndüğünü anlayabilirsiniz. Öyle ki bu azınlık ama etkili-güçlü elit topluluk, başkanların kendi idarelerinden çıkmaması için her şeyi yapıyorlar. İstedikleri gibi olmazsa da sonları Kennedy gibi oluyor. Obama'nın da karşı çıkmaya çalıştığını ama çok fazla direnemediğini gördük zaten. Yahudiler bir kurtarıcı Mesih bekleyişindeler ama bu kurtarıcının ABD insanları için gelmesi gerekir, zira ceplerinden alınan milyonlarca dolar, İsrail'e akmakta. Öyle ki ABD'nin en gizli sırları bu adamların elinde ve eğer istediklerini vermezlerse, İsrail ülkeyi tehdit etmekte. Böylece en gelişmiş silah ve teknolojileri ABD'den alıp, adete tehdit yoluyla soyup soğana çevirmektedir.

Louisiana Senatörü John. R. Rack-1971: "Finansal endüstriyel ve askeri kişilerden oluşan ve entellektüeller tarafından desteklenen küçük ama etkili bir ağ, ABD'nin uluslararası politikalarına yön vermektedir. ABD halkının kaderini belirleyen ve hukuk tanımayan bu grubun varlığı, neden CSBS tarafından ekrana taşınmaz? Vietnam'da ölen 50 bin Amerikalının ölümünden birinci derece sorumlu olan kişileri, bizler neden sorgulamıyoruz?"

Lionel Rothschil(1844 İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli[Coningsby]'e: "Görüyorsun sevgili dostum, Coningsby. Dünya, olayların perde arkasını bilmeyen insanların sandığı kişilerden çok daha farklı kişiler tarafından yönetilmektedir." (İşte bu yüzden bu kitapları okuyorum. ;) )

Rothschil ailesinden Amschel Bauer Mayer: "Bir ulusun parasının denetimi elimde olsun, onun kanunlarını kimin yazdığını umursamam artık."

Buradan İsrail'in çevre politikasını hızlıca ama yüzeysel bir şekilde özetleyelim. İsrail, ilerleyen yıllarda daha fazla Yahudi göçü beklemektedir. Bu göçün neticesinde ciddi bir su sıkıntısı çekecekleri aşikar. Bunu onlar da iyi biliyor çünkü öyle çok fazla suyun çevresinde yaşamıyorlar. Zaten bunların bir de vaat edilmiş topraklar takıntısı var; Türkiye'den tut, Mısır'a kadar geniş bir coğrafyayı içine alıyor. Türkiye, Fırat ve Dicle nehrinin doğduğu bir ülke ve ciddi bir su kaynağı ama ülkemiz sandığımız kadar su zengini olmasa da deniz ve su havzalarının ortasında olmamızın stratejik konumu olduğunu unutmayın. Zira Türkiye ülkelerini birleştirmemiş için tampon olarak kurulan Ermenistan'ın denize kıyısı olmaması sayesinde ekonomisini boğuyoruz. Bu yüzden insanları sürekli dışarı göç ediyor. Yakında insan kalmazsa şaşmam. :D İsrail ve ABD, gelecekteki kukla devletlerinde bu hatayı yapmamaya niyetliler.

Kürt Yahudilerini duydunuz mu? Savaş öncesi ABD, K. Irak'ta yaşayan 50 bin kadar Kürt Yahudisini paketleyip ülkesine götürdü ve orada çeşitli şekillerde eğitti. Savaş sonrası da Irak'a geri getirip geri yerleştirdi. Bu kişiler ticari, sanatsal, devlet yönetimi gibi bir çok konuda eğitim almıştır. Savaş sırasında ABD yanında savaştığını söylemem gerek yoktur?  Ayrıntı gene kitapta.

Bir parmak bal çalma misali, bu kadarı ile noktayı koyuyorum. Aslında eklenecek çok şey var ama artık kitabı alıp okumanız gerekmekte. :)

Kitap, çok güncel değil. Çünkü 2000'lerin başlarında yazılmış. Tekrar basım 2013 olsa da güncelleme yapılmamış. Bu yüzden bilhassa Suriye ile ilgili kısımların bugün biraz farklı cereyan ettiğini göreceksiniz. Eh tertipler geleceğe uymaz, şartlara göre değiştirirsin. Benim fazla ilgimi çekmeyen kısımlar olsa da genel olarak ilgi çekici çok değişik ve önemli bilgiler paylaşılmış.

Kitap, kısacası İsrail'in dünya politikasını gözler önüne sermekte. Bu yüzden kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Kaynaklar sağlam.

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 10 TL


Olur da kitabı alana kadar yerinizde duramazsanız. Yazarın, çıktığı bir programda bu kitap ve içeriği hakkında konuştuğu bir video var.

30 Aralık 2014 Salı | By: YeniAy M.

Amerika Kıtasının Müslüman Denizciler Tarafından Kolomb Öncesi Keşfi ve Piri Reis




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

AMERİKA KITASI İLK OLARAK KOLOMB İLE Mİ KEŞFEDİLDİ, YOKSA ONDAN ÖNCE DAVRANANLAR OLDU MU?


Siyasi gündemle birlikte dile gelen, aslında yeniden dile gelen, bir konu olan Amerika'yı ilk kim keşfetti? sorusuna cevap vermek için hazırlanmış, zengin içerikli bir kitap. Kitabı bir gazete ile verildiğini görünce hemen kaptım, kaçar mı? Beleşe kitap bulmuşum, hem de ilgi alanıma giren bir kitap! :)

Kitabın hemen girişinde anlaşıldığı üzere, bu soruyu Batılılar da kendi içlerinde sormuşlar. Bu soruyu soranların başında Menzies isminde bir adam var, kitaplar bile yazmış. Bu soruyu sormasına ve araştırmaya başlamasına neden olan olay ise, James Ford Kütüphanesinde bulduğu, Karayip Denizlerini gösteren bir harita. Haritanın tarihi 1424'tür. Yani Kolomb'un keşfinden 70 sene evvel. Bu durumda birilerinin ondan önce Karayiplere gitmiş olması gerekmektedir, ama kim?

Bu haritayı asıl keşfeden kişi ise Armando Cortesa isimli biri. Ona göre bu harita ve karayipler ile ilgili bilgileri eski dünyaya getiren Portekizli denizcilerdir. Oysa MENZİES'e göre bu mümkün değildir. Zira o dönem veya öncesinde oralara gitmiş olan kaşiflerin, astronavigasyonda usta kişiler olmaları ve önemsiz boylam hataları ile haritaları çizebilecek enlem boylam ölçme yöntemlerine sahip olmaları gerekiyor, zira bu harita hemen hemen doğru orantılarda çizilmiştir. Oysa o dönemlerde böyle bir seyahati gerçekleştirebilecek materyal kaynağına, bilimsel veriye ve denizcilik tecrübesine sahip tek ülke Çin idi. Çin'in batıya seferlerine dair de en eski üç kayıt, katılanlarca kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de Arapça bilen bir Müslüman olan Ma Huan'dır. Yazılan kayıtlarda Borneo, Timor ve benzeri otuz altı ülkede uğranacak limanlar hakkında bilgi verilmiştir ama hiçbir kayıt da harita yoktur. Yani, bu kadar yer hakkında ayrıntılı kayıt tutulmuş ama harita çizilmemiştir. Atlantik ve ötesi hakkında hiçbir bilgiye rastlanmaz iken Menzies nasıl bu sonuca ulaşmıştır? Yani Fuat Sezgin'e göre Avrupalıların böyle bir bilimsel bilgiden yoksun oldukları doğrudur ama Çinlilerin de oralara kadar gittiklerini gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır.

Başka bir harita ise dönemin şartlarına göre inanılmaz derecede yetenekle çizilmiştir. Zira 1300'lü yıllarda Güney Afrika'nın üçgen şeklinin ve tam bir tasvirini bu kadar erken bir tarihte çıkarılmış olması şaşırılacak şeydir. Fuchs ve Needham'a göre bu tür gelişmiş vasıflar ancak İslam dünyasında alınan bilgilerle açıklanabilir. Avrupa'da tespit edilen yaklaşık yüz ve Afrika'da otuz beş Arapça yer ve ülke ismi de bu görüşü desteklemektedir.

Günümüze kadar ulaşan,15.-16. y.y.lara ait Arap ve bazı Türk seyir kitaplarından elde edilen veriler Hint Okyanusu'nda kapsamlı bir katografik tasvir çıkarmaya yetecek kadar bol ve yeterli miktarda ölçüm yapıldığını doğrulamaktadır.

Bilgin Al-Mas'üdi Mir'at az-zaman adlı kitabında çeşitli defa batıya doğru gidip Atlantik'i aşmaya çalışarak hayatlarını tehlikeye atan İspanyalı Arap (Endülüs) denizcilerinin hikayelerini yazdığını anlatmaktadır. Bunlardan biri de Haikhas isimi biridir. Uzun bir süre sonra zengin bir ganimetle birlikte geri dönmüşlerdir. Fakat diğerleri dönmemiştir.

1312'den kısa bir zaman önce Sultan Muhammed Abü Bakr'ın 'okyanusun öbür tarafına' ulaşmak üzere bir filo yola çıkardığını bildirilmektedir. İbn Fadlallah al-Umari'nin ifadesine göre, gerekli hazırlıkların yapılmasından sonra filo açık denize açılmış, yolda tehlikeli bir akıntıya yakalanmış ve biri dışında tüm gemiler batmıştı. Bunun üzerine sultan ikinci bir filo donatmış ve kendisi de filoyla birlikte yola çıkmış ama hiçbir zaman geri dönmemişti.


Kitap hakkındaki genel görüşüm: Yazarımız bu ve daha nice olaylar hakkında kitabında bizi aydınlatmaktadır. Yazının başında gördüğünüz gibi başka yazarların da farklı görüşlerine yer vermiş, onların neden haklı olamayacakları konusunda da bilgilendirmeler yapmıştır. Bunların başında da Menzies gelmektedir. Bununla birlikte yazarımız Piri Reis'in hayatını kısa bir bölümünü ve hazırladığı harita konusunda bizi bilgilendiren uzun ve aydınlatıcı bir ek bölüm de hazırlamış. Biliyorsunuz, Piri Reis'in Dünya Haritası hakkında bizi en çok meraklandıran, bu haritayı nasıl hazırladı? sorusudur. Bu cevabı bu kitapta bulacaksınız. Haritaları da vermiş olması, renkli basım olması falan bence kitabın artılarından.

Yalnız bana biraz ağır geldi. Dili akıcı falan da denizcilik-harita bilimi falan bana göre değil. Kafam karıştı bir noktadan sonra, "ee yani?" diyorum. :)

Kitabın varlığı bile başlı başına önemli benim için. Maalesef milletimizde bir böyle eziklik, Amerikalıların tabiri ile "looser(kaybeden)" zihni var. Bu yüzden Müslümanlar keşfetti, deyince şöyle bir olumsuz eleştiriler, "hadi oradan! yok artık!" tarzı tabirler ve dalga geçecek kadar da kendimize, kültürümüze, kimliğimize bir yabancılaşmışlık... Yani asıl böyle adamlarla dalga geçip, yüzüne güleceksin, belki utanırlar içinde düştükleri durumdan da değişmeye çalışırlar.

Her şeyi geçtim şunu söyleyeyim, Amerikan yerlilerin(o dönemdekiler için söylüyorum) kültürlerinde denizden çıkıp geri dönecek bir çeşit ata-han tarzı efsaneleri-bekleyişleri vardır. Madem bu adamları Kolomb keşfetti, o bekledikleri kişiyi nasıl bekliyorlar? Eğer biri Kolomb'dan önce gelmemiş ise onlara? Ayrıca Kolomb'un elindeki haritalar ile yola çıktığını da yazarımız bize söylüyor. Bahsi geçen haritalar Avrupa haritası falan değil, ötesini gösteren haritalar. Nereden bulup çizildi, eline geçti? Yani Kolomb, haydi dümdüz gideyim varırım herhalde bir yere diye körlemesine bir yolculuğa çıkmamıştı.

Kitap Okuma Önerisi:  Köklerimize ışık tutup, şuur açan bir kitap bence.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 25,90


Kitabın fiyatı pahalı gelebilir, hem de 68 sayfalık bir kitap için. Ama yayıncı BOYUT. Bunlar biraz koleksiyon kitaplar hazırlıyorlar, kaliteli falan. Bu yüzden fiyatı da pahalı bu yayınların kitapları. Benim gibi uyanıklık yapıp kapacaktınız gazeteden. :)
31 Mayıs 2014 Cumartesi | By: YeniAy M.

Amerika'da Yükselen İslam

 

UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 

11 EYLÜL'E RAĞMEN, AMERİKA'DA İSLAM'IN DURUMU NEDİR? 

 

Bu kitabı birkaç yıl önce alıp okumuştum. Bildiğiniz gibi, ben bir kitap alırsam muhakkak seveceğim bir kitap alır, kütüphaneme eklerim. Bu durumun dışında sadece iki istisnai kitap var. Birinden kurtuldum diğerinden de tez zamanda kurtulma umuduyla. Ama bu kitap, o kitaplardan değil. :)

Amerika'da yaşayan Furkan Aydıner, 11 Eylül ve sonrasında Amerikan insanının İslam'a bakışını ve medyanın kara propagandasına rağmen İslam'ın hızla yayılması konusunda kendi tecrübelerini yazıya dökmüş. Bunu yaparken de belli belgeler ve verileri de kullanıyor, elbette. 

ÖRNEĞİN;
Hem Avupa'da hem de ABD'de, 11 Eylül sonrası, insanlar İslam'a hızla yönelmeye başlamış. Bununla ilgili gazete başlıklarını yazmış. Birkaçı; 11 Eylül'den Önce ve Sonra Binlerce Amerikalı İslam'ı tercih etti (New York Times, 22 Ekim 2001); 11 Eylül Sonrası İslam, Amerikalı Siyahiler Arasında Hızla Büyüyor (Reuters Haber Ajansı, 25 Şubat 2007) Bunun gibi sayısız gazete başlığı var, hepsi birbirine benzediği için ekleme gereği duymadım.

Pew Research Center isimli bir araştırma kuruluşunun yaptığı bir anket sonucu; Temmuz 2003'de İslam Bir Şiddet Dini mi? sorusuna %44 Evet, %41 Hayır, %15 Bilmiyorum derken 2005 yılında %36 Hayır, %47 Evet, %17 Bilmiyorum. demiştir.

Peki, 11 Eylül gibi bir olay sonrası insanların İslam'a yönelmesi garip değil mi? Nasıl ve neden İslam'a giriş arttı? Yazar buna birkaç madde da çıklama getiriyor.

İçlerine kapalı, sessiz yaşayan Müslümanlar, olaylar sonrası dışa açılmaya ve dinlerini anlamaya, tanıtmaya başladılar.

11 Eylül vahşetini akıllara sığdıramayanlar, İslam'ın nasıl böyle bir şeye izin verdiğini merak ettiler. Hali ile İslam'ı araştırmaya koydular.

Saldırıs sonrası kapitalis yayınevleri ve medya, İslam ile ilgili bir çok eser çıkartarak piyasaya sürdüler(eserlerin %10-15'i tarafsız olarak İslam'ı anlatsa da bu da etkenler arasında). 
ABD yakın tarihinde Japon ve siyahilere yapılan insanfıszlığı bilen bazı aydınlar, aynı şeyin Müslümanlara da yapılmaması için azami gayret gösterdiler.

Siyahiler ve Amerikalı İspanyollar, zamanında kendilerine yapılanları iyi hatırladığından medyaya pek itibar etmiyorlar. Önyargı ve ayrımcılık kurbanı olan bu kesim, Müslümanları, beyaz Avrupalının yeni kurbanı olarak gördüler ve İslam'a sempatiyle baktılar.

Son olarak ruhu ölen Batılıların manevi ihtiyaçlarına cevap veremeyen dinleri, İslam'ı ister istemez bu boşluğu dolduran, ihtiyaca cevap veren bir konuma sokuyordu; 11 Eylül öncesi de sonrası da.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Buraya kadar anlattıklarım kitabın daha başı. Daha fazlası için kitabı almanızı tavsiye ederim. ABD veya Batıda yaşamayanlarımız için oradaki toplumların ruh durumlarını ve kültürlerini bilmemiz pek mümkün değil, en azından sağlıklı olarak. Onları tanıyan birinin izlenimleri ve araştırmalarını okumak bizlere bilmediğimiz yerler ve kişilerin bizlere bakış açıları, açlıkları gibi durumları bildirmesi açısından güzel. Gerçi daha akademik çalışmaları tercih ederim ama birinin kişisel izlenim ve tecrübeleri zaten akademik çalışmaların ana verisi olduğundan değerli bir kitap olarak görüyorum.

 

Kitap Okuma Önerisi: Alınmasını tavsiye ederim.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 10