Furkan Aydıner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Furkan Aydıner etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mayıs 2014 Cumartesi | By: YeniAy M.

Amerika'da Yükselen İslam

 

UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 

11 EYLÜL'E RAĞMEN, AMERİKA'DA İSLAM'IN DURUMU NEDİR? 

 

Bu kitabı birkaç yıl önce alıp okumuştum. Bildiğiniz gibi, ben bir kitap alırsam muhakkak seveceğim bir kitap alır, kütüphaneme eklerim. Bu durumun dışında sadece iki istisnai kitap var. Birinden kurtuldum diğerinden de tez zamanda kurtulma umuduyla. Ama bu kitap, o kitaplardan değil. :)

Amerika'da yaşayan Furkan Aydıner, 11 Eylül ve sonrasında Amerikan insanının İslam'a bakışını ve medyanın kara propagandasına rağmen İslam'ın hızla yayılması konusunda kendi tecrübelerini yazıya dökmüş. Bunu yaparken de belli belgeler ve verileri de kullanıyor, elbette. 

ÖRNEĞİN;
Hem Avupa'da hem de ABD'de, 11 Eylül sonrası, insanlar İslam'a hızla yönelmeye başlamış. Bununla ilgili gazete başlıklarını yazmış. Birkaçı; 11 Eylül'den Önce ve Sonra Binlerce Amerikalı İslam'ı tercih etti (New York Times, 22 Ekim 2001); 11 Eylül Sonrası İslam, Amerikalı Siyahiler Arasında Hızla Büyüyor (Reuters Haber Ajansı, 25 Şubat 2007) Bunun gibi sayısız gazete başlığı var, hepsi birbirine benzediği için ekleme gereği duymadım.

Pew Research Center isimli bir araştırma kuruluşunun yaptığı bir anket sonucu; Temmuz 2003'de İslam Bir Şiddet Dini mi? sorusuna %44 Evet, %41 Hayır, %15 Bilmiyorum derken 2005 yılında %36 Hayır, %47 Evet, %17 Bilmiyorum. demiştir.

Peki, 11 Eylül gibi bir olay sonrası insanların İslam'a yönelmesi garip değil mi? Nasıl ve neden İslam'a giriş arttı? Yazar buna birkaç madde da çıklama getiriyor.

İçlerine kapalı, sessiz yaşayan Müslümanlar, olaylar sonrası dışa açılmaya ve dinlerini anlamaya, tanıtmaya başladılar.

11 Eylül vahşetini akıllara sığdıramayanlar, İslam'ın nasıl böyle bir şeye izin verdiğini merak ettiler. Hali ile İslam'ı araştırmaya koydular.

Saldırıs sonrası kapitalis yayınevleri ve medya, İslam ile ilgili bir çok eser çıkartarak piyasaya sürdüler(eserlerin %10-15'i tarafsız olarak İslam'ı anlatsa da bu da etkenler arasında). 
ABD yakın tarihinde Japon ve siyahilere yapılan insanfıszlığı bilen bazı aydınlar, aynı şeyin Müslümanlara da yapılmaması için azami gayret gösterdiler.

Siyahiler ve Amerikalı İspanyollar, zamanında kendilerine yapılanları iyi hatırladığından medyaya pek itibar etmiyorlar. Önyargı ve ayrımcılık kurbanı olan bu kesim, Müslümanları, beyaz Avrupalının yeni kurbanı olarak gördüler ve İslam'a sempatiyle baktılar.

Son olarak ruhu ölen Batılıların manevi ihtiyaçlarına cevap veremeyen dinleri, İslam'ı ister istemez bu boşluğu dolduran, ihtiyaca cevap veren bir konuma sokuyordu; 11 Eylül öncesi de sonrası da.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Buraya kadar anlattıklarım kitabın daha başı. Daha fazlası için kitabı almanızı tavsiye ederim. ABD veya Batıda yaşamayanlarımız için oradaki toplumların ruh durumlarını ve kültürlerini bilmemiz pek mümkün değil, en azından sağlıklı olarak. Onları tanıyan birinin izlenimleri ve araştırmalarını okumak bizlere bilmediğimiz yerler ve kişilerin bizlere bakış açıları, açlıkları gibi durumları bildirmesi açısından güzel. Gerçi daha akademik çalışmaları tercih ederim ama birinin kişisel izlenim ve tecrübeleri zaten akademik çalışmaların ana verisi olduğundan değerli bir kitap olarak görüyorum.

 

Kitap Okuma Önerisi: Alınmasını tavsiye ederim.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 10
28 Ekim 2013 Pazartesi | By: YeniAy M.

Seküler Bilimin Tanrıları (Rabbini Arayan Thomas 4)

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Bir Müslüman ve Ateist'in Allah'ın varlığı ve Seküler Bilim Eleştirisi üzerine  tartışması.

 
Furkan AYDINER, ABD'de yaşayan bir Sosyal Bilimci. Üç yıldır tanıdığı, Tanrıtanımaz Thomas ile Allah ve varlığı üzerinde, sohbetler gerçekleştirmekte. Kendisi de bu sohbetlerini kitaba dökerek biz okuyucularına sunmaktadır. Bundan önce Thomas ile yaptığı müzakerelerden üç tane daha kitabı var. Bu üçlü kitabın, İnançlı-Tanrıtanımaz, her iki kesime de hitap etme özelliği var. Belki çoğumuz inancımızı karşı görüşle çok kez yüz yüze ya da internet ortamında tartışmışızdır. Fakat bu iki kişi, bizlerin tartışmadığı, hatta belki aklımıza bile gelmeyen konular üzerinde de tartışmalarını sürdürmekte. Özellikle bilimsel gelişmeler üzerinde. Kitap ayrıca Felsefe(özellikle din felsefesi ile ilgilenen) öğrencileri açısından da yararlı diye düşünüyorum. Çünkü iki karşıt görüşün felsefi tartışması bu.

Kitabın ana konusu; yazarımızın bilimsel verilerin, kendi seküler bakış açıları yorumlayarak bizlere sunan bilim dünyasının yaptığı yanlışa gene bilimsel veriler kullanarak cevap veriyor. Hem de bunu bir Tanrıtanımaz'a karşı yapıyor. Yani karşılıklı görüşmelerin oluştuğu bir kitap bu. Bir yandan seküler bilimin mantıksızlığını delilleri ile çürütmeye çalışan bir mümin, diğer yandan seküler bakış açısı ile bu argümanları çürütmeye çalışan bir imansız... Aslında Thomas öyle alelade bir Tanrıtanımaz değil. Gerçekten zeki, araştıran ve aklıselim biri ama yazarımızın tabiri ile "sekülerizm gözlerini bağladığı için, hakikatı göremiyor."

Kitap da çeşitli argümanlar konuşuluyor; Öncelikle "Üç ilahlı bilim" tanımı ile yazarımız seküler teslis tanımını yapıyor ve bunun üzerine tartışıyor. Hatta bu bölümde Kelime-i Şehadetin öyle bir açıklamasını yapıyor ki siz bile "Daha önce hiç farkında değildim, böyle yaptığımın!" diyeceksiniz. :)

Sonraki bölümlerde bilimle Tanrı'yı aramak, kainatı okumak gibi çeşitli konular üzerinde tartışmaları var ama bence en dikkat çekici bölümü 11.bölüm olan ve hemen hemen herkesin karşılaştığı bir argüman; Kötü sorunu ve Tanrı. "Tanrı varsa eğer neden bunca kötülüğe izin veriyor? Varsa vermez, demek Tanrı yok. " argümanını daha önce duymuşsunuzdur. Yazarımız burada Thomas'a çok da doyurucu bilgiler vermekte.

Sonraki bölümlerinde de yazarımızın zamanında bir iddiası üzerine yapılan bir tartışma ile karşılaşıyoruz. "Sentetik Hücre" yapılması, Thomas için Faruk'un ateist olması için yeterli bir kanıt olmak zorundadır.

En son bölümde ise Hawkings'in son kitabındaki (Büyük Tasarım) argümanlar üzerine yorum-tartışma ile karşılaşıyoruz. Yorum-tartışma dedim çünkü Thomas kitabı içerik olarak duymuşluğu olsa da okumamış. Bu yüzden daha çok yazarın yorumları üzerine bir fikir tartışması olmuş.

Konulara girmek, konuşmaları yazmak istemedim çünkü bu farklı bir tarzda yazılmış bir kitap ve yazmaya başlarsak bir bakmışız kitabın bir çok kısmını yazmış oluruz. Bu yüzden içerik hakkında fikir edinebileceğiniz kadar bir şeyler yazmaya çalıştım.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Yıllardır İnançlı-Ateist tartışmaları yapılır. Hatta eminim hepimiz bir nebze olsun karşıt inanla tartışmışızdır. Fakat iki bilim insanının tartışmalarını, boyutlarını hiç görmemiştim. Bizim daha da üstümüzde bir bilgi tartışması ve felsefi boyuta girmişler. Ayrıca ikisinin de son derece entelektüel bilgiye sahip kişiler olduğunu görünce bence ikisinin tartışmasını izlemekten hoşlanacak, kendiniz nezdinde öğrendiğiniz şeyler olacak.

Ama benim kitap hakkında rahatsız olduğum bir nokta var. Said Nursi'nin bazı sözlerini paylaşmış ama bunu yaparken dönemin dilini aynen aktarmış. Bizim için yalın olmayan bir Türkçe olduğu için de yazılanları anlamak zor. Bildiğiniz Osmanlıca. Sözlük de yok. Gerçi olsa da benim için değişmezdi. Ben, Said Nursi aktarıcılarının ve Nurcuların, yazılanları, bıkmaz tükenmez bilmez bir şekilde inatla Osmanlıca yazmasına anlam veremiyorum. Belki "Osmanlıca öğrenmenize teşvik ediyoruz." diye düşünüyorlar ya da benzer bir amaç vardır ama bir noktadan sonra bu teşvik değil, zorlama olur ki kimse zorlanmaktan hoşlanmaz. Bir Nurcu arkadaşımla da tartışmıştım bu konuyu. Açıkçası uzun uzun tartıştıktan sonra bana bir nebze dahi hak verdi. Zaten kendisi de Osmanlıca bilmediği için sürekli sözlüğe bakarak okumaya çalışıyormuş. Sonuç; kitabın özüne ve öğretisine zarardan başka bir şey değil.

Yani düşünün Thomas bunu kendi dili ile gayet net algıladı ama ben anlamıyorum çünkü adamların Osmanlıca aktarma geleneği inatla devam etmekte. Ellerinde olsa Eski İngilizce-Almanca-Rusça şeklinde yazacaklar diğer ülkelere de. Yani bir noktadan sonra Nursi'nin tüm alıntılarını geçtim gitti, okumadım bile. Kitabın tek eksi noktası budur. Sinir bozucu.

Yazara tavsiyem: Siz hata gibi görmeseniz de bu hatayı tekrar etmeyin.

Kitap önerisi: Tavsiye ederim.

Puan: 10/8 (Anlamadığım kısımlar için 1, bu geleneği inatla devam ettirip sinirimi bozdukları için de 1 puan indiriyorum. Kusuruma bakmasınlar. Bu olmasa kitap 10 numaralık.)

Kitap Fiyatı: 13-14


DİPÇE: Müslüman-Ateist tartışmalarınız için bu kitabı "kılavuz" edinmek arzusunda iseniz, bu kitaptan önce, yazarımızın Rabbini Arayan Thomas isimli diğer üç kitabını almanızı tavsiye etmem gerek. Bu kitap, seri bir kitabın dördüncüsü niteliğini taşıyor. ;)