Bilimkurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimkurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ağustos 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

The 100: Eve Dönüş - 3. Kitap




"Artık Dünya'dan başka gidecekleri bir yer yoktu."


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa328
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
İnsanoğlu Eve Dönüyor!
100 ekibi Dünya'ya inişlerinden haftalar sonra nihayet bir düzen kurmayı başarmıştır ama Kolonicileri taşıyan yeni iniş gemilerinin Dünya'ya gelmesiyle birlikte, hassas dengeler yavaş yavaş bozulmaya başlayacaktır.
Dünya'ya acil iniş yapan Koloniciler arasındaki GLASS yeni bir başlangıç umuduyla geldiği bu gezegende, hayallerindekinden çok farklı gerçeklerle karşı karşıya kalacaktır. Yaralı Koloniciler için canla başla çalışan CLARKE'ın aklında tek bir şey vardır: Dünya'da bir yerde yaşama ihtimali olan anne ve babasını bulmak. Wells, Yardımcı Şansölye ve muhafızlarının gelişiyle sarsılan otoritesini korumaya çalışırken Bellamy geride bıraktığını sandığı suçuyla yüzleşmekle kaçıp gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. 100 ekibi ya Dünya'da buldukları özgürlükleri için mücadele edecek ya da sahip oldukları her şeyi ve sevdikleri herkesi kaybedecektir.
Üçüncü kitabımızla birlikte seriye, şimdilik, veda ediyoruz. Sanırım yazar, 4. kitabı da yazmış ama daha Türkçe'ye çevrilmediği için 3. kitap bizim için hikayenin sonu olacak. Bundan sonra yazılanlar arasında dizi ve kitap hakkında bilgi içerebileceğini unutmayınız.

Aslında içimden bu son kitap hakkında çok bir şey demek gelmiyor. Diğer iki kitaba nazaran biraz durgun ve sıkıcı geçtiğini düşünüyorum. Bizi şaşırtan ve aaa dedirten bir olay, kitabın genelinde zaten yok ama nedense bu sefer bol bol sıkıldım. Aslında sıkılma sebebim kitabın daha çok Glass ve Wells gözü ile anlatılmasından kaynaklı. Yani yazar, sanki sevmeyeceğim içine doğmuş gibi 3. kitabın ağırlıkta bu ikisinin gözünden anlatmış. Glass'ın POV'larının ilk iki kitap boyunca Koloni Gemisinde olan biteni az çok öğrenmek adına-onu da tam öğrendiğimizi söyleyemeyeceğim; yetişkinler ne halt ediyor bilsek daha iyi olurdu- gerekliydi tamam ama 3. kitapla birlikte çok gereksiz bir karakter Glass ve Luke. Yani bence hikayeye gereksiz yük olmuşlar ama inatla Glass'ın POVLARI Belalmy ve Clarke'dan daha çok gibi görünüyordu. Bence kitapta ölen karakter yerine bunları öldürseler daha iyi idi.

Bir de Glass ile başlıyor ise Wells; Wells ile başlıyor ise Glass'ın POV'una geçiyor seri genelinde. Bu yüzden karakterleri sevmediğim için sıkılmış olabilirim. Besbelli ki dizi yapımcıları da sevmemiş ki Wells'i ilk yılın başlarında öldürdüler. Glass'ı da koymak yerine Raven'ı koyup Luke'u da Finn yapıp Dünya'ya gönderdiler. :)

He kitap bitti ama Bellamy ve Wells'in babasının durumu hala bilinmiyor. En son hala komada idi ve gemide kaldı. Dizideki gibi 4. kitapta kalan birkaç kişi ile birlikte gelebilir.

Seriyi genel olarak güzel bulduğumu söylemeliyim. 5 üzerinden 3,5 veriyorum ki bu da 3. kitap konusunda fazla hoşnut olmamaktan kaynaklı yoksa 4 verirdim.


DİPÇE: Belirtmem gerekir ki Go Kitap, kitap kapaklarını çok güzel yapmış. Daha önce görmediğim tarzda bir cilteme olmuş. Beğendim. Tebrikler. :)


              (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
8 Ağustos 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

The 100: 21. Gün - 2. Kitap


"Onlar Dünya'da yalnız değillerdi!"


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa300
Baskı Yılı: 2014

TANITIM BÜLTENİ
DÜNYA’DA YALNIZ OLDUKLARINI SANIYORLARDI YANILMIŞLARDI Yüz grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi… WELLS, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken CLARKE diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, BELLAMY ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır. New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
Ve serimizin ikinci kitabı ile karşınızdayım. Kafadan söyleyeyim; ilk yorumda olduğu gibi kitap ve dizi içeriği hakkında oyunbozan bilgi içerir. Sonra bana kızmayın. :)

İlk önce uyuz olduğum noktayı yazayım. İlk kitapta olduğu gibi Glass ve Wells POV'larını ve karakterlerin sürekli geriye dönmesini sıkıcı buluyorum. Fakat geçmiş olaylara dönüşün kurgu gereği gerekli olduğunun da farkındayım. Öyle ki bu kitapta iki karakter ile ciddi bir bağ kuruldu. Devam.

İkinci kitap, birinci kitabın hızında devam ediyor. Aynı güzellikteki anlatım tarzı ve dil akışkanlığı ile kitap bir çırpıda bitiveriyor. Olay döngüsü güzel ilerliyor ve 'saçma' dediğiniz bir nokta yok. Clarke ve Bellamy artık resmi olarak iki aşık. :) Bellamy'nin dizideki hali ile kitaptaki hali biraz farklı. Kitapta gene güçlü falan ama dizideki gibi 'kral' unvanlı biri değil. Bu unvan nispeten Wells'e ait. Liderlik vs. Dizide Dünya'lılar ile ilk bağlantı Octavia'nın aşık olduğu Lincoln yerine Sasha ismindeki kız ile oluyor. Sanırım Wells ile Sasha için son kitapta bir aşk görünüyor. Şu ana kadar Lexa da yok. Komutan-Heda muhabbetleri de bilesiniz. Hali ile Clarke ile arasında bir anda -öyle bir yönleri olduğunu mucizevi eseri fark ettikleri- eşcinsel bir aşk falan doğma olayı yok. Bu kısım dizide saçmalığın daniskasıydı. Dedim ya dizideki Clarke'ın karakteri uyuz bir şekilde evrilmiş; kitapta bu daha iyi.

Clarke, kitabın sonlarına doğru ailesi ile ilgili güzel bir haber alıyor ve Bellamy ile Wells'in akrabalık bağlarını keşfediyoruz. Doğrusu dizide bu pek mümkün olmaz idi eğer Wells'in yaşatsalardı; zira malum şansöyle siyah ve Bellamy beyaz. :P He evet, bu durumda Bellamy kendi ailesinden birini vurmuş oluyor. Gerçi bu akrabalık bağının derinliğini anlamışsınızdır ama yine de açık yazmayayım. :P

He hazır bu konuda konuşuyorken bunun ortaya çıkışı ve Wells'in lak diye bundan bahsedip "Ya böyleymiş, biliyor musun?" havasındaki açıklaması vs. oldukça oldu bittiye gelen, üstün körü geçilmiş bir bölümdü. Daha ayrıntılı ve ne bileyim böyle şoklu falan anlatması lazım değil miydi? Karman çorman duygularla öylece bir duygu anlatımı beklerdim. Bu yönden bir eksi puan veriyorum.

Kitap, genel olarak güzel ve zevkliydi. Tavsiye ederim.


              (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
7 Ağustos 2016 Pazar | By: YeniAy M.

The 100 - 1. Kitap



"Onlar ölümcül bir görev için seçilen bir öbek suçlu çocuktu!"


KÜNYE
Yazar Kass Morgan
Yayıncı: Go Kitap
Sayfa300
Baskı Yılı: 2014
TANITIM BÜLTENİ
Onlar Yalancı, Onlar Hırsız, Onlar Asi, Onlar Kahraman Onlar İnsanlığın Kaderini Belirleyecek 100 Genç... Yaşanan nükleer felaket dünyanın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür. Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyle ki çocuk suçlular on sekiz yaşına geldiklerinde idam edilmektedir. Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir. Koloninin geleceği, onların elindedir. 100 kişinin farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır.

The 100 serisini bilmeyen var mı, bilemiyorum ama dizisinden sonra kitabını okumaya karar verdiğim kitaplardan biri... İlk önce kitap hakkında fikrimi yazıp daha sonra dizi ile karşılaştırmasını ve farklılıklarına değineceğim. Bu yüzden bundan sonra yazılan çizilen şeylerin oyunbozan bilgi içerdiğini unutmayın. ;)

Kitabımız Clarke'ın hapishane hayatı ve ardından gizli bir görevle, kendin gibi 100 suçlu çocukla beraber, Dünya'ya gönderilmesi ile başlıyor. Uzay Kolonisi hayatta kalmak için o kadar gaddar kurallar uygulamak zorunda kalıyor ki ahlak ve hayatta kalma arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya iten bir durum olduğu kanısındayım. Yani olağan şartlarda ölüm verilmeyecek suçlara bile sırf oksijen tasarrufu olsun diye ölüm cezası veriliyor. Şahsen öyle bir hayat sürmekten ise Dünya'da bombalar altında can vermeyi tercih ederim. Zaten kimse beni kolay kolay uzayda yaşamaya gönderemez. Neyse.

Kitap dili oldukça akışkan ve yazarın kafasındaki Dünya'yı bize sunuş şekli de oldukça takdire şayan. En ince ayrıntısına kadar insanın kafasında canlanmasını sağlayan güzel bir yazım tekniği var. Lakin her karakter POV'unda kişinin kolonideki yaşadığı dönemlerde bir sahne sunması ilk başlarda çok kafamı karıştırdı. Örneğin Glass, hapse düşmüş çocuklardan biri ama gemi kalkar iken kaçıyor ve sonra onun yaşadıklarını anlatıyor. Hapse düşüş sebebini anlatırken ben onu şimdiki zamanda yaşadığı şeyler falan sandım. Yani böyle kafa karışıklığı oldu ama editör de öyle karar vermiş olacak ki bunun önüne geçmek için geçmiş sahneleri farklı bir yazı tipinde ayarlamış ve uzun çizgiler ile geçmiş ve şimdiyi ayırmış. Şahsen zırt pırt geçmiş sahnelere gidilen bölümleri sevmiyorum, Labirent Serisinin yeni üçlemesindeki kitapta da buna değinmiştim.

Sizi bilmem ama ben Glass ve Wells POV'larını çok sıkıcı buluyorum. Glass daha çok kolonide olanları anlatmak için eklenen bir karakter havası veriyor. Dizide sık sık koloni sahneleri görsek de kitapta sadece Glass'ın sahneleri ile yetinmek zorundayız. Bu yüzden yönetimin neler yaptığı konusunda bihaberiz. Bu ikisi dışındaki yegane POV'lar da Bellamy ve Clarke. Sadece bu ikisi olsa razıyım. :D Kitabı yarım günde bitirdim. Bu derece akıcı işte. :)

Gelelim dizi ve kitap arasındaki farklara.

İlk olarak dizide Bellamy ve Clarke arasındaki çatışma kitapta yok ve dizinin aksine ilişkileri hızlı bir şekilde ilerliyor ve 2. kitapta bir nevi adı konmamış bir ilişkileri var.

Bellamy'nin Şansölyeyi vurduğu sahne dizide gizli kapaklı olurken kitapta tüm çocukların gözü önünde oluyor ve 2. kitaba geçmeme rağmen hala durumu hakkında bilgi sahibi değiliz.

Dizide Clarke'ın sadece annesi yaşarken ve babası az oksijen kaldığı haberini duyurmaya kalkarken yakalandığı için idam edilmişken kitapta bu çok başka bir sebeple meydana geliyor ve hem annesi hem babası ölüyor.

Dizide babasını ihbar eden Wells gibi görünüp annesi çıksa da kitapta tüm suç Wells'in.

Dizide Wells ve Clarke bir nevi yakın dost gibi olsa da kitapta eski sevgililer.

Dizide yer alan Jasper, Finn ve Monty, Raven ve Marcus gibi karakterler kitapta yok. En azından şimdiye kadar görünmüyor. Marcus, dizide şansöyle yardımcısıyken kitapta bu iş çok başka bir karakterde ve kötü biri gibi görünüyor ama Clarke'ın ailesinin yargılanma sahnesi dışında kendisini göremedik.

Dizideki baş belası kötü çocuk Murphy; kitapta Graham isimdeki çocuk yerine geçmiş.

Genel fikrim neden böyle gereksiz karakter değişim ve eklemelere gidilmiş bilmiyorum. İlk kitap, dizinin ilk yılı için, nispeten, az hareket içerdiği için ufak değişiklikler ve eklemeleri olağan görüyorum ama bu şekilde pek hoşlaştığımı söyleyemem. Neyse. Bir de dizideki Clarke karakterinin geldiği noktayı hiç sevmedim. Kitapta daha iyi. Kitabı diziden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.


             (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
28 Nisan 2016 Perşembe | By: YeniAy M.

Labirent - Ölüm Emri

BU KİTABA DA GÖZ ATIN: SULTANLARIN GÜNLÜĞÜ- AY ve GÜNEŞİN SALTANATI


"İSYAN-KAYRAN VE THOMAS'DAN ÖNCE OLANLARA ŞAHİTLİK EDİN!"

 KÜNYE
YazarJames Dashner
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa400
Baskı Yılı: 2015

TANITIM BÜLTENİ

Ani bir patlamayla sonun geldiğini sandılar. İsyan kurulmadan, Kayran inşa edilmeden ve Thomas, Labirent'e girmeden önce bir güneş patlaması dünyayı vurmuş, insan nüfusunun çoğunu öldürmüştür. Ancak en kötü günler henüz yaşanmadı. Mark ve Trina o yıkımdan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama şimdi bir virüs hızla yayılmaktadır; insanları cinnete ve cinayete sürükleyen bir virüs.
Tedavi yok. Kaçış yok. İki genç, hayatta kalmayı başarabilirlerse insanlığın geri kalanını kurtarmanın bir yolunu bulabileceklerine de ikna olurlar. Çünkü bu yeni, yıkılmış dünyada her yaşamın bir bedeli vardır. Ve bazıları için ölünüz, dirinizden daha değerlidir. Son aslında sadece bir başlangıçtır.
"Geçmişi ve geleceği bugünle harmanlayan Ölüm Emri hem distopya türünün klasik eserlerini anımsatıyor hem de Dashner'ın çok satan Labirent üçlemesinin temelini sağlamlaştırıyor."
-Kirkus Reviews-

Labirent Üçlemesine yeni bir üçleme gelmiş. Aslında yeni üçlemeyi okumak aklımda yoktu ama arkadaşım Meryem Seyda göndermiş(aslında yeni üçlemeden dahi haberim yoktu, sonra fark ettim ama ilgilenmedim), okumamak ayıptır. İyi de oldu aslında, her şeyin öncesini görmek iyi olacak çünkü son kitap bittiğinde hala yanıtsız kalan, merak ettiğim sorular vardı.

Kitap, İsyan, Kayran ve Thomas'dan öncesine dayanıyor. Güneş patlamasını ve sonrasında hayatta kalmak için çabalayan Mark isminde bir çocuğun yaşadıklarını anlatıyor. Elbet kitabın sonunda bir şekilde Thomas ve Terasa'ya işi bağlıyorlar. O zamana kadar ise kitap daha çok kurtarma operasyonu üzerine kurulmuş. İlk üçlemenin heyecanına ve dehşetine sahip değil maalesef, sıkıldığım ve bir an önce bitmesini istediğim anlar oldu. Düşünün, 3 kitabı 1 haftada bitirdim ama bu kitabı 1 haftada ancak bitirdim. Kitabın tek iyi yanı, olan bitenleri; bağışıklık çocukları vs. ilk üçlemeye bağlama özelliği olması.

İlk başta Mark ve arkadaşlarının patlama sonrası oluşturup yaşadıkları köyde maceraya başlanıyor. Sonra Işıl Virüsünün salınışı ile birlikte delilerin ortaya çıkması ve bağışıklık sağlamış bir çocuğu bulmaları(sonunda kim olduğunu göreceksiniz. :) ) ile devam edip, bitiyor. Mark'ın her uyumasında geçmişine dönüp, yaşadıklarını; patlamayı ve köye gelene kadar yaşadıklarını görüyoruz. Sizi bilmem ama ben zırt pırt geri dönüşleri sevmedim. Bir olay düzeni var, bir anda geçmişe atlayıp olanı biteni anlatıp sonra tekrar günümüze dönüyor. Tamam, dizi ve filmlerde güzel olabilir ama kitaplarda fazla sevmiyorum. Belki yazarın işleme şeklini de beğenmemiş olabilirim.

Genel olarak çok heyecan verici bulmadığım, sıradan bir kitaptı. Yine de her şeyin nasıl başladığını öğrenmek adına okuyabilirsiniz.



      (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
2 Şubat 2016 Salı | By: YeniAy M.

Labirent - Son İsyan




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Her şeyin sonu yeni bir başlangıç olabilir mi?"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2015

Her şeyin sonu geldi!

İSYAN, Thomas'ın her şeyini almıştır: hayatını, anılarını ve sonunda arkadaşı olan Kayranlıları. Ama artık sona ermiştir. Son bir testin ardından Deneyler tamamlanmıştır.

Kurtulan olacak mı? Ama İSYAN, Thomas'ın onların düşündüğünden çok daha fazlasını hatırladığını bilmemektedir. Ve Thomas artık söyledikleri tek kelimeye bile inanmayacaktır!

Gerçek dehşet verici olacak. Thomas Labirent'i yenmiş, Alev'de hayatta kalmıştır. Arkadaşlarını kurtarmak için her türlü riski göze alacaktır. Ancak bu kâbusu sona erdirecek tek şey, gerçeğin ta kendisidir. Artık yalan yok.
Son kitapta tekrar ikinci kitabın başına gidiyoruz ve son sahnelerde yine ilk kitabın başına dönüyoruz. Kafanız mı karıştı? Merak etmeyin, okuyunca karışıklık yok olur. :D

Alev Deneylerini başarı ile geçen Tom ve Kayran'lıların sonunda beklediği an gelmiştir; kıymık olarak tabir edilen ve hafızalarını silen bir cihazın çıkartılma vakti gelmiştir. Fakat başta Tom ve Minho olmak üzere bazıları buna karşı çıkacaktır. Aslında bu kısım sinirimi bozdu, zira Tom'un bu işin içinde tam olarak ne kadar yer aldığını öğrenmek istiyordum. Yani bu üç kitap boyunca 'İsyan' a karşı olduğunu açık ve net görüyoruz ama böyle olmadığı zamanlarda nasıldı?

Ayrıca kitabın sonuna geldiğimizde tam olarak cevaplanmamış bazı, küçük dahi olsa, sorular var. Örneğin Brenda bir şey açıklamak istediğinde Tom buna izin vermiyor, biz de kitabın sonlarında ortaya çıkar diyoruz ama bir şey yok. Bazı sorulara serinin yeni üçlemesi ile cevap bulacağımızı düşünüyorum, sanırım yazar bu yüzden her soruya cevap vermedi.

Kitapta üzüldüğümüz bazı kayıplar da yaşanıyor, yapacak bir şey yok; kitaba renk ve tat katıyor ama hepimiz hiçbir kayıp olmadan mutlu mesut bir son istemez miyiz ki? :)

Kitap, ilk iki kitabın heyecanını verdi diyemem ama yine de güzeldi. İsyan'ın deneyleri yüzünden gerçekten paranoyak oluyorsunuz ve "bu da mı deney acaba?" diye sormaya devam ediyorsunuz. Yazarın akışkanlığı ve kurgusunun güzelliği devam ediyor. Ön görülmesi zor şekilde yazdığı için hoş bir seri olduğu kanısındayım, böylece 'şaşırtma' üstünlüğünü güzel kullanabilmiş oluyor. :)

Açlık Oyunları tarzında kitapları seviyorsanız, bu seri size göre. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL.
1 Şubat 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

Labirent - Alev Deneyleri



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Siz onların yerinde olsaydınız umudunuzu onlarca kez kaybederdiniz!"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2015

Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu…
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri.

Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün.
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.
Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil!
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.

Tabii olarak ilk kitap bitip, ikinci kitap başladığında hiçbir şeyin 'bitmediğini' biz biliyorduk ama maalesef kahramanlarımız bilmiyordu. Tom ve arkadaşları kendilerini yeni bir deneyin içerisinde bulunca hayatta kalmak için devam etmekten başka çare yoktur. Sorun şu ki şimdi çok daha zorlu ve daha tehlikeli bir yaşam alanında hareket etmeleri gerekmektedir.

Yazar ilk kitabın heyecanını ve bilinmezliğini bu kitapta da korumayı başarıyor. İlk kitaptaki sorularımıza cevap buldukça yeni sorular üretmeden yapamıyoruz. Kitabın sonunda paranoyak hale geleceğinizi düşünüyorum zira neredeyse her şey 'test' havasında diye düşünmeden duramıyorsunuz.  Olaylar yaşanırken kanan bir tek kahramanlar değil siz de olacaksınız.

Serinin ikinci kitabını siz okuyadurun ben son kitaba doğru yola çıkayım. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL.

30 Ocak 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Labirent - Ölümcül Kaçış





UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


"Hiçbir şey hatırlamaz iken ne yapmanız gerektiğini nasıl bilirsiniz?"


KÜNYE

Yazar: James Dasher
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa: 408
Baskı Yılı: 2015

Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.

Filminden sonra ilgimi çeken bir kitap serisi(filmini izlemediğim halde :D ). Yazarın dil akışkanlığı, kafamızda oluşturduğu milyonlarca soru ve kurgu çok başarılı. Sürekli merakın getirdiği bir heyecan var. Biz de aynı bu labirente kapatılmış çocuklar gibi olan biteni öğrenmeye, anlamaya çalışıyoruz ve sonunda kendinizi onlarla o kadar bütünleştiriyorsunuz ki sizin de bu labirent ve Kayran denen yerden kurtulmanız gerektiğine karar veriyorsunuz.Oldukça ilginç kelime kalıpları da var; serinin sonunda bunun sebebini öğrenebilecek miyiz acaba? Yoksa öylesine eğlenceli bir ayrıntı mı? :)

Şahsen ilk kitabı başarılı buldum ve oldukça güzel zaman geçirdim. Yazarı başarısı için tebrik ederim. :)

Puan: 10/10

Fiyat: 25 TL. 
29 Temmuz 2015 Çarşamba | By: YeniAy M.

Elementer Savaşları - Son Hüküm-










"ELEMENTERLER, EVRENİN BARIŞ VE DÜZENİNİ SAĞLAMAK İÇİN VAR OLDULAR. LAKİN ARTIK ONLAR DA SON DEMLERİNİ YAŞAMAKTA."

KÜNYE

Yazar: Ayça Mutlucan
Yayıncı: #Wattpad
Sayfa: 416 (57 Bölüm)
Baskı Yılı: 2015-devam ediyor.


Canlarım, Wattpad de bir kitaba başladım. Bilimkurgu kategorisinde bulunmasının yanı sıra fantastik türe de giriyor. Star Wars ve Orta Dünya karışımı bir kitap olacak ilki. İkincisi ve üçüncüsü ise tamamen Orta Dünya havasında olacak diyebilirim(ikincisinde küçük bir kısım yine uzay evreninde geçecek ama).

Seri bir kitap olacağını şimdiden belirtmek isterim. Üç serilik kitabın ilk bölümü tamamen bitti. İleri ki dönemlerde de ikinci ve üçüncüsü yazılacak inşallah. Siz şimdilik ilkinin tadını çıkartın. :)

KONUSU:

Binlerce yıldır, beş elemente hükmeden Elementer Savaşçılarının kadim günleri artık geride kalmıştır. Bin yıldır sadakat ile hizmet ettiği Galaktik Birliğin varlığı tehlikeye girince, elementerler de buna kayıtsız kalmayacaktır, lakin düşmanın arkasındaki güçler de kendileri kadar kadimdir ve bu sefer savaşı kazanmaya ve onları tarihe gömmeye niyetindedirler.





5 Mayıs 2015 Salı | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları- Alaycı Kuş




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Son Savaş, Son Mücadele ve Son Kayıp... Artık her şeyin sonuna gelindi!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 416
Baskı Yılı: 2014


Bir kitap serimizin sonuna daha geldik! Katniss, ikinci kitapta arenadan kurtarılır ve bir isyanın içinde bulur kendini. 13. Mıntıka söylendiği gibi 75 yıl önce tamamen yok edilmemiştir. Hayatta kalanlar yer altına şehirlerini kurmuşlar ve yaşama savaşı vermişlerdir. Lakin toparlanmaları haddinden uzun sürmüş, ilk fırsatta isyan etmişlerdir. 

Lakin isyan ateşini daha da coşturmak, isyanı diri tutmak ve mıntıkaları birleştirmesi için Alaycı Kuşa ihtiyaç vardır. Katniss, Peeta'nın kaybı ve mıntıkasının yok olması yüzünden darmadağan olmuştur. Bu yüzden ilk başta teklife sıcak bakmasa da Başkan Snow'u yok etmek için kabul eder.

Katniss, isyanın yüzü haline gelirken mıntıkalar da onun çevresinde birleşmeye başlar ama Peeta'nın hayatta olduğunu öğrenmesi ve görünürde Başkan Snow'a destek çıkıyor olması onun için hem hüzünlü hem sevindirici bir durumdur. Çok geçmeden Peeta'nın işkence gördüğü ama bununla kalmadığı, onu canlı yayında uyarması sayesinde, anlayacaklardır. Peeta ve diğer şampiyonlar kurtarılır ama Peeta çok değişmiştir.

Katniss bir yandan sevdiği kişiyi kendine getirmeye çalışırken diğer yandan Başkan Snow'u öldürmek için harekete geçer. Lakin bu yolda kayıpları da olacaktır.

GENEL YORUMUM: Mutlu sonları severim. Geleneksel mutlu sonumuz bu kitapta da kendini gösteriyor. Lakin ne yalan söyleyeyim benim için üzücü olan kitaptaki kayıplar oldu. Hele ki birine çok çok üzüldüm. Ne gerek vardı ki? Yani o kadar gereksiz karakter dururken ne diye o? Ha, sorarım sana Suzanne!



Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


13. Mıntıkanın lideri Alma Coin. Askeri disiplin ile yetişmiş, otoriter ve Snow'dan en az Katniss kadar nefret ediyor. Lakin Katniss'i de pek sevdiği söylenemez. Bana kalırsa Snow'dan çok farklı bir kadın değil. Nitekim Katniss'in elinden çekeceği var! ;)

Cressida. Capitol vatandaşı bir kameraman-yönetmen gibi bir şey. Katniss'i kayda alıp propaganda işini yapan bu hatun. Tipi zaten asi, asilere katılması çok şaşırtıcı değil. İşini iyi yaptığı da bir gerçek. :)


30 Mart 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları - Ateşi Yakalamak


UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Alaycı Kuş Katniss için her şey daha yeni başlıyor!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 400
Baskı Yılı: 2014


Katniss ve Peeta'nın 74. Açlık Oyunlarından galip ayrılmasının üzerinden aylar geçmiştir. Artık daha iyi yaşam koşullarına sahiplerdir ve ailelerinin açlıktan ölmesi gibi bir dertleri yoktur. Yine de Katniss avlanmakta ısrarcıdır, zira babalarının maden kazasında öldüğü günden beri aileleri için birlikte avlanan Gale'in ailesi ile ilgilenmek istemektedir. Bilhassa öleceğinden emin olarak gittiği oyunlarda, ailesinin bakımını Gale üstlenmişken, bu kadarını yapma ihtiyacı hissetmektedir. Lakin Gale bundan rahatsızlık duymakta ve oyunlarda Peeta ile arasında olanların olumsuz hislerini taşımaktadır. Katniss ise ne Peeta'ya ne de Gale'e karşılık verecek halde değildir. Bu yüzden ikisi ile de, bilhassa Peeta ile, mesafelidir. Zaten istese de Gale ile çok vakit geçirememekte zira madenlerde çalışmak Gale'in tüm vaktini almaktadır.

75. Çeyrek Açlık Oyunlarına birkaç ay kala, şampiyonların tüm mıntıkaları dolaşmak gibi gelenekleri vardır. Bu yüzden Katniss ve Peeta eski dostları Effie ve Cinna ile yeniden buluşurlar. Ama buluşmadan önce Başkan Snow'un onu görmeye gelmesi ve aşık numaralarına inanmadığını, diğer mıntıkaların da inanmadıklarını ve yaptıkları şeyin bir çeşit ayaklanma için cesaret yarattığını söyleyerek herkesi Peeta'ya aşık olduğunu inandırmasını söyler. Aksi halde Katniss ve Peeta'nın ailesi ve Gale öldürülecektir. Tur sırasında Peeta evlenme teklif ederek durumu daha inandırıcı kılmaya çalışır ama Başkan Snow, mıntıkalarda devam eden ayaklanmaları göz önüne alarak başarısız olduğunu ima edince Katniss endişe ile 12.mıntıkaya döner.

Döndükleri akşam, Snow 75.Açlık Oyunları ile ilgili konuşma yapar ve "En güçlülülerinizin bile güvende olmadığını bilmelisiniz..." diyerek şu ana kadar şampiyon olmuş tüm açlık oyunları galiplerini yeniden oyunlara çağırır. Böylece her mıntıkanın şampiyonları arasında yeni haraçlar seçilerek Katniss ve Peeta yeniden oyunlara dahil olurlar. Bu seferki Açlık Oyunları daha canice ve daha tehlikeli olacaktır, zira oyuncuların hepsi uzman katillerdir. Kolay yem değillerdir. Bu yüzden ittifak kurarak hareket etmeleri yaşama şanslarını arttıracaktır ama Katniss ittifak olarak çok da güçlü olmayan kişileri istemektedir. Effie oyunlardan önce aralarında bağ kurmak için Peeta'ya ve Haymitch'e altın birşeyler takar. Böylece aralarında bağı simgeler. Oyunlar başladığında Katniss görecektir ki hiç de ummadığı kişiler onun yerine ittifak olarak seçilmiştir. 4.Mıntıkadan Finnick isimli genç ve güçlü oğlan ve onun akıl hocalığını yapmış-sevdiği kızın yerine gönüllü olmuş olan- yaşlı kadın Mags... Bunu da Effie'nin verdiği altın bileklik ile ispatlar. 

Katniss en başta bu ittifaktan emin olmasa da Peeta'nın hayatını kurtarması dahil bir çok yararlılığı sayesinde Finnick'e nispeten güvenmeye başlar. Zira Katniss'in tek niyeti Peeta'yı hayatta tutmaktır ve ilginç bir şekilde kendilerine sonradan katılan başka bir kadın şampiyon olan Johanna ve daha önceden ittifak kurmak istediği bilgisayar dahileri iki kişi olan Wiress ve Beeta bu konuda ona azami yardım edeceklerdir. Ortada garip şeylerin döndüğünü farkında olan ama bir türlü mana veremeyen Katniss, oyunlar ilerledikçe Capitol ve düzene karşı kin ve nefretini daha da büyütmektedir. Bu oyunların amacının kendisinin ve Peeta'nın ölmesi olduğunun farkındadır ama en azından Peeta'yı hayatta tutup galip ilan ederek hem ona olan borcunu ödemiş hem de başkaldırıya devam etmiş olacaktır. Her ne kadar kendisi ölmüş olsa da. 

Ama işler çok karışır ve Beeta sayesinde arenanın zayıf noktasını bulurlar. Katniss güç alanını yok eder ve tüm arena çöker. Kendine geldiğinde her şey daha anlamlı hal alır. Oyun kurucu Plutarck onu, Beeta ve Finnick'i kurtarmıştır. Haymitch ve Gale de gemidedir ve doğruca yıllar önce yok olduğuna inanılan 13. mıntıkaya doğru ilerlemektedir. Kurulan tüm bu ittifakın sebebi de onu hayatta tutup arenadan çıkarmaktır. Fakat Peeta ve Johanna Capitol tarafından esir alınmıştır. Dahası 12.Mıntıka yok edilmiştir.

GENEL YORUM: İlk kitabın güçlü kurgusu ve akıcılığı aynen devam ediyor. Bu kitapta çok ilginç karakterler bize katılıyor. Bu yüzden söylemem gerekir ki seveceğiniz yeni karakterler var. Misal ben Finnick'i çok sevdim. :D Johanna da biraz asabi ama iyi kız. :P  Katniss ben bu oğlanı nasıl öldürebilirim ki falan derken aynı endişeyi biz de taşıyoruz, yani nasıl ölecek, ölmesin diyorsunuz ama neyse ki öyle bir sorun yok. Rahatız yani. Zaten filmi izlediğinizi farz ederek çok da büyük olmayan bir bilgi vermekte beis görmüyorum. Ayrıca yukarıda uyarmışım bilgi var kitapta, dikkat diye. Dikkat yani! :P

Kitap Okuma Önerisi:  İlkini seven ikinciyi hayli hayli sever. :P

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 25

KARAKTERLER


4. Mıntıkadan Finnick ve Mags.

Finnick, Capitol'un sevgili çocuğudur. Poseidon gibi mübarek. :D Çok genç yaşta şampiyon oldu ve bunun tüm getirilerinden de yararlandı. Oyunların en güçlü adayı. 4.Mıntıka balıkçı memleketi. Arena da bu oğlana göre düzenlenmiş dersek isabetli yorum yaparız. Zira Katniss için büyük rakip olması ve onun ölmesi için bu çocuğa göre düzenlemiş Snow arenayı ama, elbette Katniss'i hayatta tutup, ayaklanmaya katıldığını nereden bilebilirdi ki? :D
Mags, artık ne zaman şampiyon olmuşsa bilemedim. Herhalde ilk oyunlarda şampiyon olmuş baya yaşlı bir hatun öyle ki konuşmakta bile zorlanıyor. Fakat Finnick'in sevdiği kız seçilince onun yerine gönüllü oluyor. Zamanında ikisine de akıl hocalığı yapmış. Birbirlerine bağlılar. Tatlı bir kadın.


Johanna. Finnick ile yıllara dayanan bir dostluğu var. Tehlikeli bir hatun. Asabi de. Oyunlardan dolayı muhtemelen. Mıntıkasını hatırlamıyorum, 3 olabilir. Ama odun-kereste temin eden bir mıntıka olduğunu hatırlıyorum. Bu yüzden baltayı çok iyi kullandığını söylemem gerek. Katniss'in ittifakından ve onun için Beeta ve Wiress'ı hayatta tuttu. Sevdiğim bir diğer karakter kendisi.



Cinna. Capiton tasarımcısı. İki oyundur Katniss'in stilistliğini yapıyor. Onu destekçilerinden ve dostu. Olağanüstü kostümler yaparak tüm dikkatleri bizim ikilinin üzerine çeken bey bu. Bence Panem'in dahi tasarımcısı bu adam. Gerçi Snow, verdiği destek yüzünden ona bunu ödetiyor. Ümit ederim ki hayatta kalmıştır. 3.kitapta göreceğiz. Filmin ilk bölümünde durum iç açıcı değildi. :(


Gale. 12. Mıntıkadan. Katniss'in dostu ve ona aşık. Birlikte avlanarak ailelerine bakıyorlar. Madenlerde çalışıyor ve Capitol'e büyük nefreti var. İsyana katılıyor ve mıntıka yok edilmeden önce kendi ve katniss'in ailesi dahil bir çok kişiyi vakti zamanında dışarı çıkartıyor. Peeta ve Katniss taraftarı biri olarak Gale de iyi bir çocuktur ama gitsin başkasını bulsun. Misal asabi olmasına rağmen Johanna olabilir. :D
21 Şubat 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

Açlık Oyunları





UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Kazanırsan ün ve zenginlik; kaybedersen ölüm senin olacak!


KÜNYE

Yazar: Suzanne Collins
Yayıncı: Pegasus
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2014

Ünlü Açlık Oyunları Serisinin ilk kitabı ile karşınızdayım. Biliyorum, biraz geç kaldım ama her şey nasip kısmet zaman meselesi. :) Kitap dostum, Meryem'in hediyesi. Seviliyorsun Meryem. :)

Kitap, Katniss'in gözü ile anlatılmış; avlanma ve Çekiliş Gününe hazırlanması ve 12.Mıntıkayı ve düzeni anlatması ile başlıyor. Katniss endişelidir, zira herkes gibi o da çıkmaktan korkuyordur. Özellikle de ailesini doyurmak için kuraya isminin daha fazla yazılması karşılığında ismi daha çok yazılmıştır. Yani çıkma olasılığı yüksektir. Aynı şey av dostu Gale için de geçerlidir. Hatta onunki daha yüksek. Kardeşi Prim için endişelenmez, zira o ilk defa katıldığından ismi de bir kere yazılır. Lakin kader ağlarını örmüştür. Kız haraçlar arasına kardeşi seçilir ve Katniss endişeyle öne atılır ve bir kez bile düşünmeden gönüllü olur. Erkek haraç olarak da Peeta isimli fırıncının oğlu çıkmıştır. Katniss'in onunla yıllar öncesine dayanan gergin bir ilişkisi vardır. Bu yüzden onunla birlikte bu oyunlara katılmak onu son derece rahatsız edecektir.

Başkent Capitol'a giden Katniss ve Peeta artık Açlık Oyunlarına hazırlanmaya başlarlar. Bir dizi sıkı eğitimden ve mülakattan geçen ikili, hayatta kalmalarını yüksek tutmak için kendilerine sponsor bulmaları gerekmektedir. Bunun için de sponsorların ilgisini çekmeleri gerekir, fakat diğer mıntıkalar ile karşılaştırıldığında bu çok zordur. Zira 12.mıntıka, mıntıkalar arasındaki en silik ve dalga geçilen bir mıntıkadır. Yarım asırdan daha uzun süredir yapılan oyunlarda sadece 2 tane şampiyon çıkartabilmiştir. Haymitch isimli yaşayan tek şampiyon, onların akıl hocaları ve oyunları kazanmalarına yardım etmek için sponsor bulmakla görevli kişidir. Ve Haymitch'in güzel bir tertibi vardır; talihsiz aşıklar! Peeta canlı bir mülakatta Katniss'e aşık olduğunu itiraf eder ve bu, Açlık Oyunlarını bir eğlence, festival, gösteri gibi gören Capitol halkının ilgisini çeker. Zaten Katniss, Alevler İçindeki Kız olarak ün yapmışken, Peeta'nın onu istenen biri gibi göstermesi ilgiyi en üst seviyeye yükseltecektir.

Oyunlar başladığında Katniss, zekasının ve becerikliliğini tekrar tekrar kanıtlamaya başlayacaktır. Dahası talihsiz aşıklar oyunu da meyvesini veriyordur. Fakat bir gün, Kariyer Haraçları olarak tabir edilen, sırf bu oyunlar için özel yetiştirilen haraçların yanında onlarla çıkagelen Peeta, Katniss'in duygu ve düşüncelerini alt üst edecektir. Ama onu kurtarması daha da aklını bulandıracaktır. Katniss emin değildir, Peeta onun tarafında mıdır yoksa hayatta kalmak için her imkanı çok iyi kullanmasını bilen zeki biri miydi? Zeki olduğu kesindir, insanları etkilemesini iyi bilen karizmatik bir kişiliği de vardır ama özün nedir? Amacı nedir? Katniss'in bu sorulara cevap bulması zaman alacaktır. Oyunlar, Rue ile karşılaşana kadar Katniss için hayatta kalınması gereken bir şeydir. Ama Rue ve onunla yaşadığı bir deneyim, öfkesini kabartacak, Capitol ve onun kurduğu düzene başkaldırma isteği doğuracaktır. Bunu içinde tutmaya özen gösteren Katniss, oyun kurucuların kural değişikliği yapması ile Peeta ile birlikte hayatta kalma imkanını bulur ve hızla onu aramaya çıkar. Bulduğunda Peeta yaralıdır ve ölmek üzeredir. Onu kurtarmak ve ayakta kalan son haraçları da alt etmesi gerekmektedir.... Gerisini kitapta okuyun canlarım. Biliyorum zaten neredeyse baştan sona özet geçtim ama olsun, ayrıntılara girmedim ve her olayı anlatmadım. ;)

GENEL YORUM: Katniss'in duygu ve düşüncelerini biz bile tam anlayamıyoruz; Peeta ile ilgili olanları yani. Ama belli ki o da Peeta gibi aşık veya aşık olmaya başlamış. Filmlerde bu belli değil ama kitaplarda çok daha açık anlatıldığı için görüp anlamak daha kolay. Film ile kıyaslandığında ikisinin de iyi işlenmiş olduğunu söyleyebiliriz ama ayrıntılar ve filmde de olsaymış keşke dediğimiz kısımlar yüzünden kitap çok daha iyidir. Anlatım dili ve kurgu güçlü. Her yaştan insana hitap eden bir seri.

Kitap Okuma Önerisi:  Kesinlikle tavsiye ederim

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 25


KARAKTERLER


KATNİSS EVERDEEN, 12. Mıntıkada, Dikiş denen bölgede yaşayan kız. Babasının ölümünden sonra annesi ve kardeşine bakmakla yükümlü oluyor. Açlık Oyunları için kardeşi yerine gönüllü oluyor. Zeki, avlanmak ve hayatta kalma gibi üstün becerileri var.


PEETA MELLAR. 12. Mıntıkadan. Ailesi fırıncı. Bu yüzden nispeten daha iyi yaşam koşullarına sahip. Açlık Oyunları için seçilen erkek haraç. Karizmatik, ilgi çekmeyi bilen zeki bir genç.


HAYMITCH. 12. Mıntıkanın en son şampiyonu. Katniss ve Peeta'nın oyunlarda akıl hocası. Hiç belli olmasa da zeki bir adam, zaten hayatta kalmasını buna borçlu. Ama şu an tam bir alkolik.


"Şans sizden yana olsun!"

EFFIE TRINKET.  Capitol insanlarından. Açlık Oyunlarında 12.Mıntıkanın danışmanı. Kendisi hakkında ne söylesem bilemiyorum, geçmişi hakkında pek bir bilgimiz bu kitapta yok. Ama şirin, ilgi çekici bir kadın. Üç kitap boyunca bizimkilerin yanında olup, onlara destek olacak bir karakter. :)

1 Ekim 2014 Çarşamba | By: YeniAy M.

Direniş






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

İNSANLIK VE LUXENLER ARASINDAKİ SAVAŞTA ARUMLARIN TARAFI NE OLACAK?

Vay canına! Köken kitabını okuduktan sonra ne kadar zaman geçti hatırımda değil, inanın! Sanırım aşağı yukarı bir sene olmuş! Eh, elbette ki Lux serisinin yeni kitabını sürekli gözleyenlerdendim. Fakat, ne yalan söyleyeyim, öyle internette ne zaman çıkacak diye özel bir takibim de olmadı. İnanın bana bu şekilde yapmak daha iyi olabiliyor, aksi halde sabırsızlıktan çatlar durursunuz. Elbette, bu kitap gündeliğini açmama vesile olan bu inanılmaz, harika serinin bitmesi çok üzücü. Yine de her güzel şeyin sonu vardır. Böylece yeni güzelliklere yelken açabilelim. ;)

Gelelim kitabımızın tanımına ve bol bol SPOILER dediğimiz OYUNBOZAN BİLGİLER'e! Biliyorsunuz, benim huyum böyledir. Ne var ne yok her şeyi yazarım. Tabii ki de ufak tefek ayrıntıları yazmamaya özen gösteriyorum. Tamam, tamam, bundan böyle çok daha az oyunbozan koyarak yazacağım tanıtımları. Haklısınız, sonra zevki kaçıyor, değil mi? ;) Ama bu, serilerin ilk kitaplar için geçerli olacak, şimdilik! :D :D :D

Bizim D kardeşleri ve Katy'i bir evde, saklanırken bırakmıştık. Hatırlarsanız eğer bir gece ansızın Luxenler gelmişti. D kardeşler, kendilerinden geçmiş bir şekilde yeni gelen Luxenlerin yanına koşmuşlar ve bizim Katy ile hamile Beth'i, Archer ve Luc ile baş başa bırakmış durumdalar. Katy ve Bethy, son derece sıkıntılı durumda. Zira uzunca süredir sevdiklerinden haber alamıyorlar. Hamile kızımızın da durumu çok belirsiz diyebiliriz. Yani, sonuçta hiç biri melez hamileliği konusunda uzman değil. Melezler hasta olmaz ama bu kız olağan hamile kadınların tüm belirtilerini gösteriyor; kusmak ve mide bulantısı gibi. Bu bir insan için olağan, ama melez için de öyle mi?

Katy, herkesin bildiği ama kendisinin bilmediği bu hamilelik konusunu ve hamile kızımızın kötü durumunu görünce gerekli bazı şeylerin alınması gerektiği konusunda kökenleri ikna edip, Arhcer ile markete gidiyorlar. Lakin, elbette, daha malzemeleri alamadan onlarca Luxen, markete dalıyor ve herkesi öldürüyor. Dahası DNA'ları olağandışı bir hızla asimile ederek insan formlarına kavuşuyorlar. Böyle yaptıkları her insan ölüyor. Archer, Katy'i de alıp kaçmak istese de Katy, Daemon'ı hissedince geri döner ve onu görür. Ama o, bir anda gözden kaybolur. Katy, Dawson ile burun buruna gelir ve onun tarafından kaynak ile vurularak kaçırılır. Aslında bunu yapmasa idi başka bir Luxen onu öldürecektir. Ve biliyoruz ki melezler ölür ise onu mutasyona uğratan Luxen de ölür!

Katy, kendine geldiğinde Daemon, Dawson ve Dee'nin kötü muamelesi ve düzinelerce Luxen'in soğukluğu ile yüz yüze gelmek zorunda kalır. Yine de bu kız, onlar için yenidir ve Daemon ile bağ yüzünden, komutanları, kızın, şimdilik, yaşamasına izin verir. Sadi ismindeki, Daemon'ın Sadist dediği, dişi bir Luxen de, sürekli onun ve Daemon'ın etrafında dolaşmaktadır. D kardeşler, ellerinde olmadan buraya gelmişlerdir, ama aslında fırsatını bulup gitmek niyetindedirler. Fakat Dee bir sorundur. Çünkü o, kendisini onlara kaptırmış, onlarla aşırı bir bağlantı kurmuştur. Aslında bu, Luxenlere has bir durumdur. Direniş zordur. Fakat Daemon ve Dawson gibi, insanlarla özel bağı olan, Luxenler bu direnişi sergileyebilmektedirler.

Komutanları, D kardeşlere inanmış gibi görünse de aslında inanmamıştır ve kendi tertibi vardır. Oğlanların sakladıklarını, özellikle de Katy geldikten sonra, öğrenmeyi başaran Sadi, tüm bilgisini anlatmış, onları tertipleri için kullanma kararı almışlardır. Fakat Katy, hepsini uyarmayı başardıklarında çatışmaya girerler ama özel askeri timler gelince, aleyhlerine olan durum lehlerine çevrilir. Hepsi de AMETİS gözlülerdir, yani KÖKEN ASKERLER. Nancy'yi hatırlarsanız eğer, bizimkilere karşı büyük kin ve öfke içinde olduğunu tahmin ederiniz. Ne de köken kitabının sonlarında pek de hoş ayrılmamışlardı.

Askeri üsse gittiklerinde onları Luc ve Archer karşılar. Las Vegas'da olanlardan sonra üst yetkililer Diadolos'a ve deneylerine son verir. Yüksek rütbeli bir asker, onlara koruma sözü verir. Nancy ise Luc'un ellerindedir, zira köken bebeklerin yok edilmesi emredildiği halde bunu yapmamış, saklamıştır. Luc da çocukların nerede tutulduğunu öğrenmiş, onları yok etmekle tehdit ettiği için Nancy, Luc ne derse yapar olmuştur.

Hükümetin bir tertibi vardır. Özel bir bomba ile, Luxenlerin işgal ettikleri şehirleri, onlardan temizleyebilecektir. Fakat şöyle bir sorun vardır. Luxenler ile birlikte tüm köken ve melezler de ölçektir. Ayrıca kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerde. Elektrik gibi ihtiyaçlar onlarca yıl karşılanamayacak, ilkel çağlara geri döndüreceklerdir. Yan etkiler, devletleri için yıkıcı, masumlar için ölümcül olacağı için, Katy ve diğerleri başka bir tertip yaparlar; Arumlar!

Arumlar, Luxenler ile nasıl savaşacaklarını çok iyi bilmektedir ve sayıları dünya da binlerle ifade edilmektedir. Fakat dünyaya gelen Luxenler bu bilgiye vakıf değillerdir. Varlıklarını bildikleri Arumlar ile nasıl savaşacaklarını bilmediklerinden dezavantajlı durumdadırlar. Fakat bir sorun vardır, Arumlar nerede? İstila başladığından beri hepsi ortalıktan kaybolmuştur. Luc, Hunter isimli bir Arum ile bağlantıya geçerek Katy, Daemon ve Archer'ın liderlerine gitmesini sağlar.

Arum liderlerini ikna etmek? Luxenler ile savaşmak? Dee'yi Luxenlerin içinden çıkartıp yeniden kazanmak? Hamile Beth? Luxenlere yardım eden Kökenler? Bir sürü sorun, yapılması gereken bir sürü iş! Bizimkiler DİRENİŞ ile hikayeye noktayı koyuyor ama sonunda kendi mutlu sonlarını yazmaya devam edebilecekler mi? İşte, hepsini Lux serisinin bu son kitabı ile öğreneceksiniz.
Jennifer L. Armentrout, sen harika bir yazarsın! Bize, böyle güzel bir seri yazdığın için teşekkür ederiz! Seviliyorsun! :)

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Öncelikle söylemem gerekir ki kitabı bitirdiğimde, bazı ayrıntıların öylesine geçiştirildiğini düşündüm. Örneğin, Köken kitabında Luc, adamlardan serumu almak için büyük risklere girdi. Neden? Bir insan kızın hayatını kurtarmak için mi? Kızın durumu ile ilgili kitabın sonunda şöyle bir bilgi verip geçmiş. Belki olay, Luc'u konuya dahil edip, desteğini bizimkilere sağlaması içindi ama zayıf bir durum olmamış mı böyle geçiştirip, önemsiz bir şeymiş gibi yazmak? Sanki, yazar, önce başka bir şey düşünmüş de kitabı yazarken fikrinden cayıp böyle küçük bir bilgi ile açıklama getirip, mantıksızlıktan kaçınmış gibi. Ama olmamış işte!
Hunter, aynı düşündüğüm gibi, bu kitapta bizlere katıldı. Sevindim. :) Luc ile ilgili de bağımsız bir roman bekliyorum, aynı Hunter gibi. Çünkü bu oğlanın yaşamı hakkında o kadar çok az bilgi ve kopukluk var ki! Örneğin, üsten nasıl kaçtı? Archer ile nasıl tanıştı etti falan?( Archer ikinci nesil köken olduğu için, onu kaçıran belki o dur.) Kitabın sonunda 11 aylık bir süre geçiyor, ve o da yeniden ortaya çıkıyor ama neler yaptı etti muamma? Sanırım yazar, onun hakkında bir şey yazacak, yoksa niye sır yapsın oğlanı kitaplarında? :) Bekleriz, bekler! ;)

Bu arada Blake ölmemiştir diye düşünüyordum, ölmüş be! Çıkmadı burada karşımıza. :D Ve maalesef, Beth'in durumu Katy'de tekrar etmedi, tüh be! Neyse :)

He, diğer kitaplarda olduğu gibi kahkahalara boğulmadım ama bir iki güldüğüm nokta oldu. Olsun abla, bu da iyi. :)

Sormadan geçemem! Kitap da Katy'e, gündeliğinde tanıtması için yayıncıların kitap gönderdiğini okuduk. Nerede böyle bir dünya? Bize de göndersenize! Nasıl da imrendim, bilebilirsiniz! ;)
Kitap Okuma Önerisi:  Serinin son kitabı, siz bilirsiniz. :)

Puan: 10/9
Kitap Fiyatı: 22
KARAKTERLER




 Lotho. Arumların lideri. Tam bir zır deli. Bedeninde opal işlenmiş bir şekilde geziyor. Gerçekten de son derece, ama son derece, güçlü bir Arum. Daemon bile, onunla savaşmaya kalksa, işlerin çok çirkin bir duruma gireceğini kabul ediyor. Hem de sadece küçük bir güç gösterisinden sonra! Tüm Arumlar bu adamın ağzına bakıyor, çok sadıklar. (Lee Pace geldi aklıma hemen! Gayet güzel! :) )


Sadi. Roland isimli komutan Luxenlinin sağ kolu. Daemon için onun ismi Sadist. Zira gerçekten de ismine göre hareket ediyor. Ömrü uzun olmayacak ama nefret edeceğiniz bir karakter olacak. Ama söylemedi demeyin, göründüğü kişi değil! ;)

17 Eylül 2014 Çarşamba | By: YeniAy M.

Yandaş




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 TEK BİR SEÇİM KİM OLDUĞUNU TANIMLAR

Tris ve arkadaşları tutukludur. Suçları ise liderlerine itaat etmemek; ihanettir! Tobias, Caleb2in yardımıyla, babası Marcus'un vakıf olduğu sırrı ortaya çıkartmıştır ve sokaklarda, kendilerine  'Yandaş' denen bir muhalif öbek oluşmuştur. Bunlar toplulukları geri istemekte ve videoda bahsedilen çitin ötesine çıkıp, burayı kuran kişilerle görüşmektir. Fakat Evelyn ve diğer topluluksuz yandaşları buna sonuna kadar karşıdır, bunun içinde gerekirse demir yumrukla yönetmekten çekinmeyeceklerdir.

Tris, Tobias'ın da yardımıyla sorgudan aklanarak çıkar. Arkadaşları aynı şekilde. Fakat kardeşi idama mahkum edilir. Cara ve Johanna, Yandaşların liderleridir ve bir öbek Cesurluk üyesini çitlerin ötesine göndermek niyetindedir. Bunların arasında Tris, Tobias, Christina, Tori ve Uriah da vardır. Lakin Tobias, Tris'in de isteği ile Caleb'i kaçırmayı başarır. Çiti geçmeyi başardıklarında iki kişi onları karşılar. Bunlardan biri de Tobias'ın eski, ölü bildiği uyumsuz, bir dostudur. Lakin Tori, onlarla birlikte çiti geçememiştir. Lakin ölü sanılıp da ölü olmayan tek kişi Tobias'ın arkadaşı değildir.

Tris, şehirler, anneleri ve daha fazlası konusunda gerçekleri gittikleri merkezde öğrendiklerini hazmetmeleri zaman alacaktır. Dahası Uyumsuzların tam olarak ne olduğu da ortaya çıkar. Fakat bu merkezdeki liderler de pek ummadıkları gibi çıkacaktır. Uyumsuzlar denilen topluluklar aslında genetikleri sağlıklı bireylerken kalanı Hasarlı Genlere sahip kişilerdir ve genlerindeki bu hasarlar yüzünden dışlanmışlardır. Bu dışlanma da içlerinde radikal görüşlülerin ortaya çıkmasını sağlar.

Tris ve Tobias, bir yandan radikaller ile uğraşırken, diğer yandan şehirlerindeki çıkacak savaşı engellemeye çalışmaktadır. Fakat gerçekleşen gelişmeler hiç de ummadığımız sonuçların doğmasına sebep olacaktır.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Aslında daha fazla bilgi ve ayrıntı benim gündeliğimiz tarzıdır. Fakat bu seferlik çok bilgi yazmak istemedim. Heyecanı kaçırmadan söylemek isterim ki kitabın sonu hiç de umduğum gibi bitmedi. Üzüldüm. :( Uyumsuzluk olayının ardında yatan gerçeğin de daha havalı ve heyecan verici bir şey olmasını beklerdim. Ben bu topluluk olayını da sevdim arkadaş! Herkes eğilimli oldukları yeteneklere göre topluluklara bölünseler, ama topluluksuz diye bir şey olmasa, adeletli olunsa harika olur. Tabii, bu kadar da acımasız eğitim olmaz Cesurlarda ki gibi ama gördük ki aslında bu kadar katı değillermiş idi zamanında, neyse. İlk iki kitaptaki yazdığım sıkıntılar aynen devam ediyor, bana göre elbette.

En uyuz olduğum nokta, Tobias karakterinin güçlü ve sağlam kişiliği 1.kitaba nazaran çok daha zayıf işlenmiş olması. İkinci kitap da bu durum kendisini hissettirse de son kitapta daha belirgin. Ayrıca söylemek isterim ki serinin en sıkıcı ve heyecanı, hareketi düşük kitabı. Yine de kötü diyemem. Güzeldi.

Kitap Okuma Önerisi:  Yüzdünüz kuyruğuna geldiniz, alacaksınız yani. :)


Puan: 10/7 (Önceki yazıda yazdığım hatalardan 2 puan düştüm) 


Kitap Fiyatı: 25


KARAKTERLER


Dürüstlük Topluluğundan, Cesurluk Topluluğuna geçmiş kızımız. Tris'in en yakın arkadaşı, ve Will'in sevgilisi. Kitabın başından sona, Tris'e destek veriyor. Will olayından sonra bile arkadaşını affetmeyi başardı.



Edward. Bilgelik'de doğup, Cesurluk'a geçiş yapan akıllı ve becerikli oğlan. Eğitimler sırasında hep 1.sıradaydı, lakin Peter gözüne bıçak saplayınca topluluktan atılıp, topluluksuzlar arasına gönderildi. Tobias'ın annesi tarafından sahiplenilip sağ kolu olarak görev yaptı. Yaşadıkları tecrübelerin onu dengesizleştirdiğini söylememiz gerek. Bir patlama sırasında öldürüldü.


Peter. Cesurluk üyesi. Dürüstlükte doğdu. "Şeytan" lakabı, onun Dürüst gibi görünüp aslında tam bir pislik olmasından kaynaklanıyor. Kendi de nasıl bir pislik olduğunu biliyor. En baştan beri Tris'e karşı husumet beslese de hayatını kurtardığı ve yanlarında olduğu anlar da geliyor, mecburiyetten elbette. Ve görüyoruz ki pislik olmasından yegane rahatsız kişiler çevresindekiler değilmiş.




13 Eylül 2014 Cumartesi | By: YeniAy M.

Kuralsız



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 TEK BİR SEÇİM SENİ YOK EDEBİLİR


Tris, ağabeyi Caleb, Tobias, Peter ve Marcus ile birlikte trendedir. Ailesinin kaybı yetmiyormuş gibi bir de öldürmek zorunda olduğu dostu, Will için vicdan azabı çekmektedir. Bu durum onu o kadar kötü etkiler ki bunu Tobias'a bile anlatamaz; Will'i sık sık rüyalarında görür. Ayrıca Christina'dan da haber alamadığı için, ona ne olduğunu bilemez.

İlk durakları, Dostluk Topluluğudur. Bir çok Fedakar Toplumu üyesi oraya sığınmıştır. Gittiklerinde onları karşılayan Dostların Lideri Johanna'dır. Dostluk, aslen liderlik kavramına inanmadığı için Johanna onlar için daha çok sözcü gibi bir şeydir. Onların ve diğerlerinin kalıp kalmayacağı konusunda karar vermek için toplantı düzenlerler. Kararın sonucu ise açıktır; kurallarına uydukları sürece burada kalabilirler. Silah olmayacak. Bilgelik ile herhangi bir çatışma fikrine de katılmamaktadırlar. Tampon Bölge ayarlayarak, sığınmak isteyen herkesi kabul edeceklerdir.

Tris, bir gün Marcus ve Johanna'yı gizlice konuşurken görür. Marcus çok önemli bir bilgiye sahip olduğunu, Bilgelik Liderinin bu yüzden saldırıp, bu bilgiyi ele geçirdiğini söyler. Fakat kimseye güvenmediği için daha fazla bilgi vermeyi istemez. Tris, bunu Tobias'a söylediğinde, babasının yalancı ve güvenilmez biri olduğunu söyleyip dikkate almaz, lakin Tris ilk fırsatta gidip bu bilgiyi Marcus'dan almaya çalışır, fakat nafile; hiçbir şey söylemez. Tris'i küçümser.

Kısa bir süre sonra Bilgeler, yanlarına aldıkları bir birlik ile Dostluk Yerleşkesine gelip, arama izni ister. Cesurlar ikiye bölünmüştür. Uyandıktan sonra Bilgeler ile beraber olmaya devam eden Hain Cesurlar ve onlardan ayrılan Sadık Cesurlar. Açığa çıkan topluluk, derhal oradan kaçar. Tris ve diğerleri bir sonraki en güvenli olduklarını düşündükleri yer olan Dürüstlük Yerleşkesine giderler. Fakat, yollarının üzerinde Edward ve topluluksuzlarla karşılaşırlar. Edward, Tobias'ın adını öğrenince onları liderlerine götürür. Evelyn, Topluluksuz Lideri olarak, Tobias'ın annesiydi. Dört, daha bir yıl öncesine kadar öldüğünü sandığı annesinin, kendisini bırakıp gitmesi yüzünden ona kızgındır. Bu yüzden anlaşmasını kabul etmez ve ayrılarak Dürüstlere giderler. Onları Sadık Cesurlar karşılar ve liderlerin emri gereği hemen tutuklanarak sorguya çekilirler. Zira ellerindeki bir görüntüye göre Tobias, simülasyonu denetleyen kişi gibi görünmektedir, ve Tris ona yardım etmiştir. Elbette gerçeğin sadece küçük bir parçasıdır. Dürüstlük Serumu sayesinde Tobias ve Tris(bu arada Tris buna da direnebiliyor), olan biten her şeyi anlatırlar. Lakin Dürüstler, serumun işe yaradığından emin olmak ve kuralları bunu gerektirdiği için son bir soru sorarlar; En büyük pişmanlığınız nedir?

Tris, buna, yalan söyleyebilecekken bile, Will'i öldürmek diye cevap verir. Dürüstlükte doğan Christina da oradadır ve bunu öğrenince Tris'e karşı tavır alır ve ondan uzak durmaya karar verir. Tris, geriye kalan tek arkadaşını da kaybettiği için hüzünlüdür. Dahası Tobias, ona kendisine anlatmadığı için kızgındır. Zaten bir süredir de sürekli olarak tartışmaktadırlar. Bir gün Hain Cesurlar ansızın baskın yaparak içerideki herkesi vurur. Başlarında bazı Bilgeler de vardır, ve bu Bilgeler arasında Will'in ablası Cara da vardır. Lakin bu öldürücü bir atış olmamıştır. Bilgelik tarafından geliştirilen yeni bir serum ilk aşamada herkesi bayıltsa da Uyumsuz olanları etkilemez. Zaten başlarında Cesur Liderlerinden Eric, uyumsuzları bulup toplamak için bu saldırıyı yapmıştır. Tris, ayaklanıp kendi gibi uyumsuzları bulup kurtarmak için ölü bir Hain Cesurluk üyesinin ceketini alır, çünkü taraflarını belli eden mavi bandaj takmışlardır. Tris, arkadaşlarından Uriah'ın da uyumsuz olduğunu öğrenir. Ama sır olarak kalmasını ister, Uriah.

Hainler herkesi uyutmayı başaramamıştır, Tobias dahil bir öbek Sadık geriye kalanları kurtarmak için harekete geçer ve Eric'i esir almayı başarırlar. Dürüstlük Lideri, Bilgelik ile görüşme yapacağını söyler. Hain Cesurluk liderlerinden Max, Bilgelik yerine konuşacaktır. Sundukları teklif ise tam bir teslimiyettir, aksi halde burası yok edilecektir. Cesurlar Max'i öldürür. Ama Dürüstlük Lideri anlaşmayı kabul ettiğini açıklayınca Sadık Cesurlar ve Uyumsuzlar, yerleşkeden çıkarak Cesurluk Yerleşkesine dönmeye karar verir. Lakin bundan önce içlerinde Tobias ve Tori'nin olduğu üç kişi, Cesurluk Lideri seçilir ve kurallarına göre Eric'i ihanetten idam ederler. Yerleşkeye döndükten sonra tüm kameralar bulunarak yok edilir, böylece Bilgelik onları izleyemeyecektir.

Bilgelik ve Cesurlar saldırısında herkese bir aşı yapmıştır. Daha uzun süre dayanan bu aşı sayesinde birkaç aşılanmışı intihara sürüklerler ve dahası Bilgeliğin ağzından konuşarak "Derhal Uyumsuzlar Teslim Olsun" denir. Tobias, annesi ile saldırı için anlaşırken, Tris de kendini feda ederek, ölüme hazır bir şekilde, Bilgelik Yerleşkesine gider ve teslim olur. Peter, Dostluktan kaçtıktan sonra buraya geri dönmüştür. Onunla ilgilenen kendisi olur. Hücresine götürüp getirir, yemeğini verir. Bilgelik Lideri, Jeanine, yeni serumu kullanarak Tris'in üzerinde deneyler yapar. Tobias da yerleşkeye gelerek teslim olur. Maalesef Tris, en güçlü uyumsuz bilgisini Jeanine verenin kardeşi Caleb olduğunu öğrenir. O da kadının sağ koludur ve en başından beri onlara sadıktır. Jeanine, Tris'in infaz emrini verir ama onu kurtaran, şaşırtıcı bir şekilde Peter olacaktır.

Tris, Tobias ve Peter, topluluksuz ve Sadık Cesurlar ile birlikte Bilgelik Yerleşkesine saldırı kararı alır. Evelyn, tüm bilginin yok edilerek güçlerinin ellerinden alınmasını, ve toplulukların yok edilerek topluluksuz bir yaşamı getireceğini açıkça söyler. Fakat Marcus, Tris'e Jeanine'in ele geçirdiği bilginin kurtarılması gerektiğini, yok edilirse her şeyin değişme şansının koy olacağını belirtir. Bunun üzerine Tris, Marcus ile gizlice iş birliği yaparak, artık kendisini affeden Christina, Cara ve Fernonda ile farklı bir yönden yerleşkeye girerler. Gizli labarutuara ulaşan Marcus ve Tris'dir, ama sadece biri içeri girmeyi başarır. Tori de içeri girmeyi başarmıştır ve kardeşinin ölümünden sorumlu tuttuğu kişiyi, Jeannine'i öldürmek üzeredir. Bilgiyi almak için ona ihtiyacı olan Tris, bunu engellemeye çalışır, fakat başaramaz ve Tori kadını öldürür. Onu ve beraberindekileri ihanetten tutuklatır.

Lakin Evelyn, tüm Cesurların silahlarına el koyarak yönetimi ele geçirerek kadının da elindeki gücü alır. Tobias, annesinin sağ kolu olmuştur. Tris'e kızgındır ama onu dinleyerek Caleb'i kullanarak gizli bilgiyi bulur ve ortaya çıkartır. Gerçekten de hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Sırlara bayılırım! Yazarımız bize bol bol sır ve gizem yazmakta. Bunu da çok iyi işlemektedir. Her şeyin göründüğünden daha farklı olmasını seviyorum. :) İlk kitaptaki eleştirilerim halen devam etmekte. Tekrar etmeme gerek yok, bir önceki yazıma dönebilirsiniz. Doğrusu, Caleb konusu üzücü. İnsanın, hayatta kalan yegane ailesinin kendisine ihanet etmesi ne kadar da acıdır öyle. :( Yazık sana Tris!

Kitap Okuma Önerisi:  Serilerin kaderi; tıpış tıpış alacaksınız. :D


Puan: 10/8 (Önceki yazıda yazdığım hatalardan 2 puan düştüm) 


Kitap Fiyatı: 24
KARAKTERLER


Caleb Prior. Tris'in, Fedakar'dan Bilgelik'e geçen kardeşi. Aralarında neredeyse bir yaş bile yok. Bu yüzden okula birlikte başladılar ve seçim gününe de beraber girdiler. Aslında Caleb, babasının topluluğuna çekmiş. Bu yüzden hiç kimse bu oğlanın seçim gününde Bilgelik'i seçtiğine şaşmamalı. Tris de annesinin topluluğunu seçmişti. Fakat, maalesef, bu oğlanımız hainlik ediyor ve kardeşi ile ilgili tüm bilgileri Jeannine'e anlatıp, yanında yan alıyor. Yine de her şey bittiğinde iki kardeş birbirini affedecek ve sevdiklerini anlayacaklar. Doğal olarak!


Jeanine Matthews. Bilgelik Lideri. Tris'in babasının eski arkadaşı. Kadın bir dahi olarak tanımlansa da bence tam bir hasta. Zira insanlar üzerinde deney yapmaktan hiç çekinmiyor. Andrew Prior da onun bu korkunç deneylerine tanıklık ettiği için topluluktan ayrılma kararı vermişti. Tehlikeli bir kadın, ama sonu Tori'nin elinden geliyor.


Tori Wu. Bilgelik'ten, kardeşi George ile birlikte, Cesurluk'a geçen dövme sanatçısı kadın. Tris'in Uyumsuz olduğunu anlayıp, gizlemesine yardım eden kişidir. İleride Sadık Cesurların liderlerinden biri olacaktır. Kardeşini öldürdüğü gerekçesi ile Jeanine'i öldüren kişi bu hatunun kendisidir.



Marcus Eaton. Fedakarlık Topluluk lideri, Tobias'ın babası. Oğluna çocukken şiddet uyguladığı için ileride Bilgelikçe bu bilgi aleyhine kullanılacak ve zor duruma girecektir. Oğlu ise onu asla affetmeyecek. Lakin Marcus, çok önemli bir bilgiye sahiptir.


Eric. Bilgelik'ten Cesurluk'a geçti. Liderlerden biri. Tam bir psikopat. Bilgelik ile işbirliği yapan bir hain. Eh, eski topluluğuna hala bağlı olduğu görünüyor. Tobias tarafından idam ediliyor.


Kitap Fragmanı

Uyumsuz



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

 TEK BİR SEÇİM SENİ DÖNÜŞTÜREBİLİR

Beatrice Prior, etrafı büyük duvarlarla kaplı bir şehirde yaşamaktadır. Binlerce insanın yaşadığı bu şehir, beş toplum ayrılmıştır; Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Her yıl, 16 yaşına gelen topluluk gençleri, eğilimlerini öğrenmek için simülasyon sınavına tabi olurlar. Bu sınavın sonucu, gençlerin hangi toplulukta daha başarılı olacağını öğrenmek olsa da gençler illa ki sınavın sonucunda ortaya çıkan eğilimi seçmek zorunda değildir. Lakin seçimler akıllıca olmalıdır, zira bir kere seçtin mi geri dönüşü yoktur. Eğitimleri başaramaz isen 'Topluluksuzlar' olarak anılan, hiçbir topluma mensup olmayan insanlar ile sefil bir hayata başlarsın.

Beatrice de 16 yaşına gelip, sınava tabi olanlar arasındadır, ağabeyi ile birlikte. Sınav sırasında beklenmeyen bir şey olur, genç kızımız birden fazla eğilime sahiptir ki bu olağandışı bir şeydir. Bu durum içinde olanlara 'UYUMSUZ' denmektedir ve topluluk liderleri, özellikle de Bilgelik ve Cesurlar, bu kişileri, düzen için büyük tehdit görmektedir. İntihar gibi görünen bir çok ölüm, aslen bir cinayettir ve ölenler uyumsuzdur. Beatrice'i sınava tabi tutan Cesurluk üyesi Tori, ona bunu gizlemesini, kimseye anlatmamasını söyleyerek geri gönderir. Bilgisayara da, arıza oldu gerekçesiyle, elle giriş yaparak kızın Fedakar eğilimli olduğunu yazar. Zira kendisi bu toplumda doğmuştur, ve çoğu genç doğduğu topluma uyumluluk sağlamaktadır.

Fakat Beatrice, içten içe bu topluma uyum sağlayamadığını düşünmektedir. Burası için fazla bencildir ve dahası özgür olma arzusu ile de yanıp tutuşmaktadır. Gözü her daim Cesurların üzerindedir. Onlar gayet özgür ve rahat görünmektedir. Seçim günü geldiği zaman Beatrice, ailesi için üzülse de, Cesurluk'u seçer. Ağabeyi de Bilgelik'ten yanadır. Aslında bu durum Fedakar topluluğu için bir sorunu deşmek gibi bir şeye sebep olmuştur, zira hükümet Fedakar liderleri tarafından yönetilmektedir, Beatrice'in babası da liderlerdendir, ve Bilgelik bu toplumun yozlaştığını, kendilerini yönetemez hale geldiğini söyleyerek sürekli karşı propaganda yapmaktadır. Liderlerin çocukları da topluluk değiştirince baskılar artar.

Beatrice, tüm bu siyasetten uzak kalarak yeni topluluğunun peşine takılır ve her sabah izlediği gibi, Cesurlar gibi hareket halindeki trene atlar ve yerleşkeye gider. İlk sınavları, metrelerce yüksek bir binadan, karanlık bir çukura atlamaktır. Kimse ilk olmak için öne çıkmaz, ama Beatrice 'Kasıntı' lakaplı bir topluluktan geldiği için, sürekli alaya alınmaktadır, ve kendisinin başarısız olacağı inancı daha ilk dakikalarda başkaları tarafından dile getirildiğinden, kendini kanıtlamak için gönüllü olarak, ilk atlayan unvanını kazanır, ve ismi Tris olarak kafalara kazanır. Artık, kendi seçimiyle de, Tris olarak yeni bir kimlik ile yaşamına başlar.

Tris, Christina, Will ve Al ile güzel arkadaşlık kurar. Hepsi de başka topluluklardan geçiş yapmış gençlerdir. Peter isminde ki Bilgelik'ten geçen oğlan ise daha ilk günlerden beri Tris'i hiç sevmez ve sürekli onunla alay edip, onu rahatsız eder. Tris ve dostlarının şimdiki en büyük sorunu, eğitimlerini en yüksek dereceler ile bitirmektir, aksi halde yerleşkeden atılıp, topluluksuz olarak yaşamak zorunda kalırlar. Tris, ilk anlar çelimsiz ve küçük yapılı olması yüzünden sıkıntılar çekse de, eğitmenlerinden olan Dört lakaplı oğlanın ilgisiyle kendini geliştirmeye başlar. Bu sırada da iki genç arasında çekim olmaya başlamıştır bile.

Eğitimin ikinci aşaması zihinseldir. Korkuları ile yüzleşen Cesurluk Adayları, simülasyonlar ile bunların üstesinden gelmeyi öğrenmek zorundadır. Lakin bir sorun vardır. Tris, simülasyonlar da kendini açık etmektedir ve yine uyumsuz olduğu belli olur. Neyse ki simülasyon eğitimine Dört girmektedir, ve bu durumu fark edip, üzerini örtbas eder. Tris, sonradan öğrenecektir ki Dört de bir uyumsuzdur. Her uyumsuz gibi simülasyonun gerçekliğinin farkındadır ve istediği gibi değiştirebilmektedir.

Yalnız eğitimleri devam ederken sorunlar büyümüştür. Bilgelik lideri Cesurluk liderleri ile gizli bir anlaşma yapmıştır. Bilgelik tarafından geliştirilen bir serum ile tüm Cesurluk üyeleri birer zihin denetimi ile Bilgelik'in eline verilir. Bilgelik, Fedakarlar'a karşı ayaklanmış, ve devrime girişmiştir. Bir çok lider ve topluluk üyesi öldürülür. Lakin uyumsuzlar denetlenememektedir. Tris ve Dört de bunlardan biri olarak yardıma koşar ama yakalanırlar.

Lakin Bilgelik lideri bu sorunu fark ettiği için Uyumsuzları dahi etkileyecek bir serum geliştirmiştir ve Dört'ün üzerinde dener. Bu sırada Tris'in annesi onu kurtarmaya gelir ve onu kaçırarak babasının yanına gönderir, lakin çatışmada öldürülür. Babası ve topluluk lideri Marcus'un da bulunduğu bir kaç kişi ile ki kardeşi Caleb de vardır, Cesurluk yerleşkesine gidip simülasyonu kapatmak için harekete geçerler. Tris, Dört'ün uyanmasını ve simülasyonu kapatmasını başarır ama babası öldürülür. Şimdi yapmaları gereken tek şey, kaçmaktır. Zira neler olup bitmektedir kimse bilmemektedir.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: İlginç bir konu ve işlenişi güzel. Karakterler kendilerine özgü kişilikleri ile insana kendilerini sevdiriyor. Lakin, yazarın kendi tarzından mıdır yoksa çeviren kişiden mi kaynaklı, bilmiyorum, kitabın dili Türkçe kalıplara pek uymuyor. Yani, demek istediğim biz "geçmiş ve geniş zaman" ağırlıklı bir zaman kalıbı kullanarak hikayeleri anlatırız genelde, fakat bu kitapta "şimdiki zaman" kullanılmış. Alışık olmadığımız için biraz gözümüze batıp, rahatsız ediyor. "Onu yapıyorum, ayağımı sarkıtıyorum, kapıyı açmaya yöneliyorum" gibi..... Bu anlatımı zayıflatan bir kalıp olduğu için gıcık kaptım, alışmam zaman aldı. Dahası gene Türkçe kurallarına uygun olmayan bir iki kelime kullanımı gözüme çarptı. Diline hakim olmayanların genel yaptığı bir hata; İngilizce 'sorry' kelimesi bizde 'üzgünüm' olarak çevriliyor. Bir hata yaptığınız zaman 'sorry' dersiniz İngilizce de, üzüldüğünüzde de 'I'm sorry' dersiniz, ama Türkçe de hata yaparsanız "Özür dilerim' dersiniz. Bunun dışında yazılan bu kalıp tamamen Türkçeye terstir, ve yanlış kullanımdır. Türkçe öğretmeni olsaydım ve bana böyle bir makale verseydi, baya not düşerdim çevirmenden. Gerçi benim de imlalarım zayıftır, ama en azından dili düzgün kullanmaya özen gösteririm. Bana böyle çeviriler ile gelmesin kimse. Maalesef, çevirmen diğer iki kitapta da aynı olduğu için aynı sıkıntılı durumla karşılaşmaya devam ediyoruz. Neyse, üçüncü kitapta alışır gibi oldum. :D

Kitap Okuma Önerisi:  Vampir Akademisi gibi serileri sevenler muhakkak alsın.

Puan: 10/8 (Yukarıda yazdığım hatalardan 2 puan düştüm) 


Kitap Fiyatı: 24
KARAKTERLER

Beatrice Prior, Tris. Fedakarlık Toplumunda doğan bir Uyumsuz. 16 yaşına geldiği zaman Cesurluk Toplumunu seçerek, eğitimine başlıyor. Bir sürü sırrın ve komplonun arasında hem kendini gizlemek zorundayken hem de eğitimini başarı ile tamamlayıp topluluksuz olmaktan kaçınmak zorunda. Zira ona göre topluluksuz olmak 'Ölümden beter' bir şeydir. Eğitmeni Dört lakaplı Tobias'a aşıktır.


Tobias Eaton, Dört. Tris gibi Fedakar toplumunda doğup, Cesurluk toplumuna katılmış bir uyumsuz(gerçi son kitapta bu konu çok daha farklı bir boyut kazanacak.). Fedakarlık Toplum lideri olan babası Marcus'dan kaçmak için bu yolu seçse de Tris'i tanıması ile birlikte seçimi daha katlanabilir bir haldedir. Çünkü seçiminden pişmandır. Liderlik teklifi yapılmasına rağmen, kabul etmemektedir. Tris'e aşıktır.



Natalie (Wrigth) Prior. Cesurluk'tan Fedakarlık Toplumuna geçen bir uyumsuz. Tris'in annesi. Onu korumak için hayatını feda ediyor. Son kitapta göreceğiz ki gerçekte çok farklı bir geçmişe sahiptir.


Andrew Prior. Tris'in ve Caleb'in babası, Natalie'nin kocası. Fedakar Toplumu liderlerindendir. Bilgelikten geçiş yapmıştır. Kitap sonlarında, kızı ile birlikte simülasyonu kapatmak için savaşanlar arasındadır. O da öldürülmüştür.


Bilgelikten, Cesurluk Toplumuna geçiş yaptı. Cara isminde bir ablası vardır. Tris, Al ve Christina ile yakın dosttur. Hatta Christina ile bir ilişkisi vardı. Lakin simülasyon denetimi sırasında, Tris onu öldürmek zorunda kalarak hayatı boyunca pişmanlık çekmeye mahkum olacaktır.


Albert, Al. Dürüstlükten Cesurlara geçiş yapmıştır. Aslen iyi karakterli bir oğlandır. Hatta Tris'e karşı bir şeyler hissetmektedir. Lakin zayıf halkadır kendisi. Tris ve diğerleri hızla yukarı tırmanırken kendisi topluluksuz olma yolunda ilerlediği için duygusal çöküntüye girip büyük bir hata yaparak, Peter ve dostları ile bir olup Tris'i öldürmeye çalışmıştır. Sonradan bundan pişman olup özür dilese de Tris kabul etmeyip onu ödlek olmak ile suçlamıştır. Tüm bunlara dayanamayan Al, kendini korkuluklardan şelaleye atarak canına kıyar.