Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Nisan 2018 Salı | By: YeniAy M.

Uğultulu Tepeler




KÜNYE
Yazar Emily Bronte
Yayıncı: Martı Yayınları
Sayfa504
Baskı Yılı: 2012(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

İngiliz edebiyatının önemli eserlerinden biri olan ve ihtiras dolu bir aşk hikâyesini konu alan Uğultulu Tepeler, 19. yüzyılın başlarında İngiltere'de yaşamış zengin Earnshaw ailesinin kızı Catherine ile ailenin evlatlığı Heathcliff arasındaki sancılı aşkı şiirsel bir dille anlatıyor. Aşkın hiç bitmeyecek bir nefrete dönüşmesine şahit olduğumuz bu roman, intikam duygusunun insanı kör ederek ne denli yıkıcı olabileceğini büyüleyici bir kurguyla gözler önüne seriyor. Emily Brontë'nin tek romanı olan ve dünya klasikleri arasında önemli bir yer edinen Uğultulu Tepeler, yazarın eşsiz anlatımı ve karakterlerin iç dünyalarını aktarmadaki ustalığıyla yıllardır severek okunan bir kitap olma özelliğini günümüzde de sürdürüyor.
Elimdeki kitap, Martı Yayınlarına ait çeviri ve baskısı. Biri cilti diğeri ciltsiz iki kitap var, ben ciltsiz olanı aldım, haliyle aşağı eklediğim fiyat da ciltsiz kitabın fiyatı.

Genelde pek klasik okuyan biri değilim, zaten takip edenler bunu fark etmiştir. Genelde bunun nedeni klasik romanların türlerini kendime yakın bulmamam; biliyorsunuz, fantastik/bilimkurgu tarzı şeyler seviyorum, haliyle ilgimi çekmiyorlar. Fakat konusunu görünce bir şans vermek istedim, yazarın tek kitabıymış ve zamanında çok ses getirmiş. Sonuçta her türe en az bir kere şans vermek gerektiğine inanırım.

Tanıtım yazısını okuyunca genel konuya vakıf oluyorsunuz aslında ama hikayeyi tam olarak da dillendirmekten uzak aslında... Bu kısımdan sonrası kitap gidişatı hakkında bilgiler içerebilir, ona göre devam edin... İlk olarak bilindik bir aşk romanı sandığım kitabın hiç de öyle olmadığını anlayınca az biraz hayal kırıklığına uğradım, yalan yok ama sonra kendine has tarzı, dili ve kurgusuyla ilgimi çekti. Sayfaları çevirirken çok heyecanlandığımı iddia edemem ama sıkılmadan okudum, akışkan bir şekilde ilerledi. Catherine ve Heathcliff arasındaki aşk -bana göre- oldukça saçma bir şekilde ayrılıklara gebe oluyor ama sonrasında yaşanan olayların temel sebeplerinden biri de bu ayrılık acısının Heathcliff denen şeytanda yarattığı etkiyi okuyoruz; şeytan diyorum çünkü bu adam o sizin bildiğiniz romantik aşıklardan değil hatta şu sıralar liseli genç kızların ayılıp bayıldığı 'bad boy' havasında ki aşıklardan da değil, adam bildiğiniz safi kötü biri. Catherine, bu adamın şu hayatta sevdiği tek kişi iken onun ölümü sonrası herkese felaket acılar çektiriyor ama Heathcliff'in ölüm şekli bence çok güzel bağlanmış, kabul ediyorum adam sonuna kadar aşıktı ve bunun ıstırabını da çekti ve çevresindeki herkese de çektirdi. Elbette Heathcliff denen adamın şeytanlıkla suçlasam da doğuştan böyle değil, çocukken yaşadıkları vs. onu böyle olmaya iten sebeplerden biri olsa da sonuç olarak tersini seçebilecek iken yanlış seçimleri kendi iradesi ile seçtiği için 'kötü adam' sıfatını hak ediyor. Bu açıdan bakarsanız kötü adamın aşk hikayesini okumuş gibi oluyorsunuz ama 3. bir kişinin bir 4. kişiye aktarımıyla... Bu da değişik bir anlatım tarzıydı, ilk başta yadırgasam da hoşuma gitti diyebilirim sanırım.

Heathcliff karakteri dışında diğer karakterlere gelirsek... Aslında Catherine de saf melek değil ama sağına soluna kötülükler yapmış biri de değil, lakin hayatımda gördüğüm en bencil, en şımarık, en itici karakterlerden biri, haliyle Heathcliff oldukça uyumlu bir ikili olduklarını söyleyebilirim. Aslında bir iki kişi haricinde bu kitapta şımarık vs. olmayan bir karakter görmek zor. Hikayeyi biraz iç karartıcı da bulduğumu söylemem gerek. :)

Genel olarak günümüzdeki bazı sözde edebiyat kitapları ile karşılaştırıldığında okunması gerektiğini düşünüyorum, en azından bir kalite ve gerçekten kendince bir şiirsel anlatım tarzı var ve en azından insanların ahlakını bozmaya itecek saçma sapan şeyler görmüyorsunuz.

Doğrusunu söylemek gerekirse çevirilerde bir sıkıntı olduğu izlenimi edindim, ufak tefek aslında; Iseballa'nın evlenip dönmesi üzerinden 2 ay geçiyor ve sonrasında da geçen süre çok belirgin olmasa da ne ara hamile kaldı da Londra'ya gittikten haftalar sonra çocuk doğurdu, anlayamadım; aylar sonra olsa anlardım da... Böyle ufak tefek kafa karışıklıkları yaşadım okurken.

Aslında 3,5 ila 4 puan arasında kaldım. :D

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)


31 Mayıs 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Sherlock Holmes - Tek Kitap



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Suç Ayrıntılar Gizli!


KÜNYE

Yazar: Sir Arthur Conan Doyle
Yayıncı: Martı
Sayfa: 1136
Baskı Yılı: 2014

Sherlock Holmes'un ilk beş kitabı, Martı Yayınları aracılığı ile tek bir kitapta biz okuyuculara sunuluyor.

Sherlock Holmes, müthiş dehası ve kendine has araştırma yöntemleri ile ün salmış bir dedektiftir.  O kendisini daha çok “Danışman Dedektif” olarak tanımlar.  Bu açıdan türünün ilk ve tek örneğidir. Sherlock bu şekilde belli bir yere bağlı olmadan, kısıtlayıcı kurallardan uzak bir şekilde özgürce yeteneklerini konuşturur ve en zorlu davaları bile çözebilir.  Gözlem yeteneği onun en önde gelen özelliğidir. Bu sayede hiçbir ipucunu kaçırmaz ve topladığı ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışır. 

Sherlock, her ne kadar kiralayabileceğiniz bir dedektif gibi görünse de onun asıl derdi mevcut zekâsını ve becerisini kullanabileceği imkânlar bulabilmektir. Bu yüzden paranızın olup olmaması çok da önemli değildir; ilginç bir davanız olsun yeter. Davalar onun için birer bulmacadır ve bu bulmacalar ne kadar zor ve karmaşık ise o kadar zevkli, ilgi çekici ve uğraşmaya değerdir. Onun tabiri ile kendisi “yüksek nitelikli bir sosyapat”tır.  Eğer tüm bunları onu elinden alırsanız muhtemelen Sherlock sıkıntıdan ölür gider. Veya daha kötüsü de olabilir. Ve bu konuda mübalağa yapmadığımızdan emin olabilirsiniz.

Sherlock Holmes, 1880-1914 yılları arasında İskoçyalı bir yazar olan, Sir Arthur Conan Doyle tarafından kaleme alınmıştır. Yazar, bu ünlü dedektifi kaleme alırken üniversite yıllarından tanıdığı profesörü Dr. Joseph Bell’den ilham almıştır. Bunu da şu sözleri ile dillendirir: “Sherlock Holmes’u kesinlikle size borçluyum. Holmes’un analitik çalışmaları, sizin ayakta tedavi kliniğindeki gösterilerinizle karşılaştırıldığında kesinlikle bir abartı görünmüyor.”

Sherlock gerek ilk yayınlandığı döneminde gerekse günümüzde birçok kişiyi etkisi altına almış ve kendine hayran bırakmış bir karakterdir. Öyle ki çok yönlülüğü ile bilinen ve hafiyelik teşkilatına da çok değer verip Yıldız İstihbarat Teşkilatını kuran Sultan 2.Abdülhamit Han’ın sıkı bir Sherlock Holmes hayranı olduğu bilinmektedir. Yeni kitaplar çıkar çıkmaz Türkçeye çevirtip okuyan ilk kişidir. Ne dersiniz, acaba padişah hafiye teşkilatını kurarken ondan mı ilham almıştır?

Sherlock Holmes, sadece edebiyat tarihinde çığır açan bir karakter değildir. Onu basit bir kurgusal karakter olarak görmeyin zira suç biliminin gelişmesinde onun da katkısı var. 120 yıl sonra kullanılan teknikleri uygulayan ilk kişi Sherlock Holmes’du. Uzmanlar onun yöntemlerini, akıl yürütme mantığını kullanarak bugün davaları çözüyor. Kurgusal bir karakterin gerçek dünyaya, bilhassa bilim dünyasına, bu kadar etki yapması gerçekten de şaşırtıcıdır. Gelecekte onun kadar ünlü başka bir karakter doğar mı sizce?

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 50 TL (İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz. Benim kısmetime %50 indirimli almıştım. 30 tl'ye d&r'de satılıyor.)