gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Haziran 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Kod 5


KÜNYE
YazarHaluk Özdil
Yayıncı: Truva Yayınları
Sayfa312
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
30 Kasım 2007 Isparta Türbetepe… Saat: 02.05
Düşen Isparta Uçağının İçinde Altı Nükleer Fizikçi de Vardı...1830 rakımlı Türbetepe’ye düşen Atlasjet üç parçaya ayrılmış, uçağın gövdesi tepenin üzerinde kalırken, kuyruk ve ön kısmı yüz elli metre aşağıya savrulmuştu. Saatler 02.05’i gösterirken bir helikopterin ışığı aydınlattı Türbetepe’yi. Etraftaki kar kalıntılarını savurarak az ilerdeki küçük düzlüğe iniş yapan helikopterden hızla inen dört adam önce gövdenin olduğu bölüme yöneldiler. Kalın kar anorakları giyinmiş, başları kapüşonlu adamlar kuvvetli el lambalarıyla cesetlere bakarak ilerlemeye başladılar. En öndeki birden, durup bağırdı: “Bu yaşıyor!”Adam grubun liderine bakıyordu. Yanıt tek kelimeyle geldi: “Öldür.”…
Türkiye’ydi hedef: Mustafa Kemal’in Meksika’da araştırma yapmak için görevlendirdiği Tahsin Bey’in düzenlediği sır dolu defterle başlamıştı her şey. Mesaj 3000 yıl önceden gelmişti: Anadolu topraklarında öyle bir sır yatıyordu ki, açıklandığı gün dünyada tüm dengeler değişecekti… Ve 1936 yılında sessizlik yemini edilerek defterin üçüncü cildi, “Sır taşıyıcılarına,” teslim edildi.” Bir benzeri konulmuştu Türk Dil Kurumu arşivlerine, o da 1970 yılında ortadan yok oldu. Bu defterde yer alan sırlar uğruna görünmeyen kirli bir savaş başlamıştı Türkiye’de, hiç durmadan saldırdılar. 2000’li yılların ortasına doğru açıklanması beklenen bu sırrın açığa çıkamaması için, gerekirse tüm dünyayı yok etmeye de hazırlardı… KOD 5’i hayata geçirmeye karar veren Türkiye Cumhuriyeti’ni durdurmak amacıyla, bilim adamlarını öldürdüler, bombalar patlattılar, terör örgütlerini devreye soktular, darbe yaptırmaya kalktılar ve suikastlar düzenlediler… Bu savaş halen devam ediyor “Büyük sır,” açıklandığı gün dünya, Anadolu topraklarından doğan yeni bir güce tanıklık edecek…
Polisiye çok ilgimi çeken türler arasında değil ama Sherlock Holmes gibi iyi yazılmış polisiye okumak her daim okuyucuya bir şey katar. Bu kitap polisiye türünün casusluk alt kategorisine dahil edilebilir. Maceramız Atatürk zamanında Maya Tepek ile başlıyor ve 2016 yılına kadar sürüyor.

Oldukça uzun soluklu bir zaman diliminde geçiyor kurgu, KOD 5 ismi verilen bir maden türü hakkında bilgileri korumakla görevli Sır Taşıyıcılarının ve onları ele geçirmek isteyen istihbarat örgütlerinin savaşını okuyoruz. Kitap yarı kurgu yarı gerçek diyebilirim, bu açıdan genel kurguya büyük gerçekçilik kattığı bir gerçek. İçerik olarak kaliteli olduğunu düşünüyorum ve iyi bir konu/kurgu olmuş.

Yine de böyle kurgularda beklenen heyecan kat sayısı ve gizemin üst seviyelere tırmanmasını bu romanda maalesef göremiyoruz. Kod 5'in ne olduğunu çok geçmeden ne olduğunu anladım misal, gerçi bahsi geçen konuya azcık ilgisi olan biri hemen anlar, olağan. Sanırım yazarlarımız karmaşık olay kurgularını üretebilmekten hala çok uzaklar; Sherlock Holmes gibi bir roman niye çıkmasın ki bizden? Çıkabilir, çıkmış olabilir de... şahsen dediğim gibi polisiye çok sık okumadığım için bu konuda bilgisizim. Tavsiyesi olanlar var ise çekinmeden yazsınlar. :)

Yazarımıza teşekkür ediyor ve nice güzel romanlar yazmasını diliyoruz.

 
(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
25 Şubat 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Sırtımızdaki Hedef




KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ


Sözünü tutmanın en iyi yolu asla söz vermemektir.


Pek de uzun olmayan bir zaman önce, Vegas’ta bir şapelde, hayatımın geri kalanı boyunca Karissa’yı seveceğime dair yemin ettim. Fakat kimseye sonsuz yarınlar bahşedilmemişti. Kimseye sonsuzluk sözü verilmemişti. Bazen elimizde tek kalan bugündür.


Carpe Diem
Ânı yaşa.


Şimdiye dek her şey bitmiş olmalıydı, biz mutlu olmalıydık fakat insanlar huzur içinde yaşamamı güçleştiriyordu. Ellerimde öyle çok kişinin kanı vardı ki temizlenmesi asla mümkün değildi ve orada bir yerlerde, birisi yaptıklarımı bana ödetmeye kararlı gibiydi. Sonsuza dek mutlu, her zaman bir bedel ile birlikte gelirdi; her adamın ödemeye hazır olduğu bir bedel. Ancak bu olacakları oturup bekleyeceğim anlamına gelmiyordu.


Çünkü söz konusu sevdiğim kadın olduğunda… uğruna savaştığım yaşam olduğunda…


Kimse güvende değildi.

Canavar Serisinin 3. ve son kitabı. Tahmin ediyorum ki bundan sonra serinin devamı gelmeyecek. Şahsen gelmemesinden de yanayım çünkü ötesi fazla zorlama olur, her şeyi tadından bırakmak güzeldir.

Uzun bir aradan sonra Karissa ve Naz geri döndü! En son onları evli ve mutlu bırakmıştık; öncesinde yaşanan olayları düşünür isek ne kadar mutlu olunabilirse o kadar aslında. Naz, sevdiği kadın için eski hayatına sünger çekmeye çalışırken eski hayatı onu tamamen terk etmek niyetinde değildir. Naz ve Karissa yeni tehditlerle uğraşırken Naz'ın geçmişinden çıkagelen biri ortalığı karıştıracaktır; Lorenzo dost mudur yoksa düşman mıdır? Naz'dan istediği nedir? Hepsi ve fazlası Sırtımızdaki Hedef kitabında. Hareketlilik kitabın yarısından sonra başlıyor diyebilirim.

Üçlemeye şöyle bir göz gezdirdiğimde ortalamanın bir tık üstünde bir seri olduğunu söyleyebilirim sanırım. Ne çok iyi ne de kötü; zaman geçirmek için fena bir seçenek olmaz. Yalnız erotik kısımları sırf okuyucu istiyor diye sağa sola sıkıştırdığı izleniminden hala kurtulamadım. Yalan yok bu tür romanları ilk başlarda seviyor, zevkle okuyordum ama artık itici buluyorum. Kurgunun önüne geçen ve zorlama eklemeler gibi geliyor.

Serinin ilk kitapları hep 'canavar' lı olunca bu seferkinin isminin böyle olması da üçleme ismini bozmuş gibi, siz ne dersiniz? Şahsen yazarın farklı bir kitabı olduğunu düşünebilirdim.

Serinin ilk iki kitabı:
1. Gözlerindeki Canavar
2. Ruhumdaki Canavar


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)



16 Nisan 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Hankah: Balık Tapınağının Azizleri

BU KİTABA DA GÖZ ATIN: SULTANLARIN GÜNLÜĞÜ- AY ve GÜNEŞİN SALTANATI

      "Yezdan hakkı için! Küffar'ın düşmekliği için! Allah!"



TANITIM BÜLTENİ

Balık Tapınağı, güçlü ve gnostik bir tarikattır. Tanrı Dagon ve Hıristiyanlık bunlar için ne anlam taşımaktadır. Amaçları nedir?Bunların en ciddi yerli rakibi Hankah, nasıl kurulmuştur? Kenan özden, Hankah ilişkisi nedir?Ömer Faruk Ispir ve Emre Şanlı adında ki İki genç ve yetenekli yazarın elinden çıkan Hankâh, Sufist-Polisiye türünde bir roman. Bize bu iki gnostik güç arasındaki kıyasıya mücadeleyi anlatıyor. Günümüz dünyasında olan bitenlerle bire bir karşılığı olan bu mücadelede her türlü gizemli usül, yordam ve araçlar kullanılacaktır. Vesica Piscis, iç içe geçmiş iki dairenin sırrı, rünik sembollerle tayyi mekân edenler, ülkemizde iç karışıklık için uykuda bekletilen Anarko Hücreler, gizli silah depoları, ortaya çıkması halinde Vatikan'ı kökten sarsacak olan eski bir İncil nüshası, Bağdat Muhafızları, Alanya Kalesi ve İstanbul'un dehlizleri... Hankah, Balık Tarikatını çökertmeyi başarabilecek mi? Gizemli İncil'in sırrı herkesin malı olacak mıdır? Dünyanın Kültür ve Gnostik başkenti olan İstanbul'da geçen nefes kesici bir serüven. ( Sadık Yemni)

  
KÜNYE
YazarÖmer Faruk İspir, Emre Şanlı
YayıncıEftalya Yayınları
Sayfa696
Baskı Yılı: 2016

Polisiye, gerilim, gizem, fantastik, macera...  Adrenalin seven biriyseniz bu kitap tam da size göre!

Hankah, kökleri yüzlerce yıl öncesine giden gizli bir rahmani örgüttür. Onun görevi, yeryüzünü nefsi çıkarları için yozlaştırıp, kana bulayanlara karşı mücadele etmektir. Kenan, bu örgütün yetiştirdiği elit bir kişi olarak, mücadelesini Kriminal Soruşturma Dairesi'nin başı olarak sürdürmektedir.

Her şey, Nazım Aktuğ isminde birinin cinayeti ile başlayacak ve soruşturma; Kenan ve ekibini çok daha derin, gizemli bir savaşın içine sürükleyecektir. Bu savaşın iç yüzünü bilen Kenan için bir diğer uğraşı da ekibini olabildiğince gerçeklerden korumak olacaktır. Ne de olsa bazı şeyler gizli kalmalıdır.

Kitap, oldukça doyurucu bir macerayı bizlere sunuyor. İki yıllık emek harcanmış ve her bir olay örgüsü ilmek ilmek işlenmiş. Karakterlerin her biri, kendine has yetenekleri ve kişilikleri ile özel. Birbirleri ile olan konuşmalarını çok sahici ve samimi buldum. İlişkileri yer yer öyle noktalara geldi ki sesli bir şekilde gülmeden edemedim.

"Sol değil mi?"
"Tabi sol! Böcek kusarak mı ölelim, Kürdan!"

Kitaba hızlı bir giriş ile başlıyoruz. Sonra o hız bir süre düşse de her şeyin yavaş yavaş yerine oturmaya başladığı noktada tekrar yükseliyor ve tam gaz devam ederek bize kitabı sonuna kadar zevkle okutuyor. Öyle sahneler var ki kimi kişi için ürkütücü olabilir.  Bazı sahneler de insanı şaşırtıp, "Neler oluyor yav? Basit bir cinayet nerelere uzandı!" dedirtiyor. Eh, hiçbir şey göründüğü gibi değildir, öyle değil mi? :)

Hankah üyeleri kadar karşı taraftakiler de sıradan insanlar değil. Her kesimin kendine özel bağlantıları ve güçleri var. Örneğin; Hankah üyelerinden(bir sahnede göreceğimiz) Saltuk kardeş, sen ne ayaksın? O nasıl şerbetlenmeymiş öyle? dediğim kişiler var.

Elbet böyle bir savaşın ortasında eğlenceli ve heyecanlı olduğu kadar üzücü sahneler de yok değil. İpucu vermek istemiyorum ama bir kişiye hususi üzüldüm. Son ana kadar acaba bu özel becerileri olanlar tarafından kurtarılabilir mi falan dedim ama, nafile. Şimdilik elveda kardeş, yine de ümidimi hala koruyorum. Böyle kitaplarda her şey olur, malum. Kitabın sonundaki bir başka karakterin vedası daha oldukça şüpheli ve bir anda olması falan da benim kafamı kurcaladı. Kitabın devamı olacağına şüphem yok, bu yüzden neler olacak edecek, göreceğiz.

Kitabın dili genel olarak akışkan ve kurgu merak uyandırıcı. Bazı karakterlerin kimlerden esinlenildiğini, dikkatli bir kişi anlayabilir. :) Açıkçası yerli Dan Brown'lar ile karşı karşıyayız. Bu kitabın farkı ise metafizik öğelerin olmasıyla daha çarpıcı sahneleri barındırması. Tam filmi yapılacak bir kitap olduğunu tüm samimiyetimle söylemek isterim. Oldukça başarılı buldum. Okurken zevk aldım. İkinci kitabın yolda olduğunu umarım.

Elbette kitapta bazı eksiler de yok değil. İmla ve dil bilgisi hataları ve yayınevinin baskı hataları kitabın akışkanlığını yer yer olumsuz etkilemiş. Bir sonraki baskıda(inşallah olacaktır.) telafi edilecek bir durum olduğu için kimse canını sıkmasın. :)


      (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)







12 Temmuz 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Gözlerindeki Canavar






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Ya masaldaki yakışıklı prens, kötü adamın ta kendisiyse...?


KÜNYE

Yazar: J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 443
Baskı Yılı: 2015(İlk Basım)

Çıktığı andan beri dikkatimi çeken bir kitaptı. Nasip kısmet oldu da okuduk; bir günde bitti. Ne ara bitti, anlamadım. :D

Kitap genel olarak Karissa ismindeki genç bir üniversiteli (18 yaşında) kızımızın Ignazio ismindeki bir adamla tanışmasıyla başlıyor. Kısaca Naz diyor kız buna. Komik, zira bizim dilde Naz iki manadadır; kız ismi ve nazlanmak. :D Neyse. Karissa bir anda bu yakışıklı ama kendisinden 20 yaş büyük çekici erkeğin dünyasına kapılır ve aşık olur. Annesi çok pimpirikli bir kadın olduğu için ona söylemez ama yakın arkadaşının haberi vardır(onların hep var zaten :D ). Lakin onun kendisini şımartması, kendisine bağlamasının neticesinde Ignazio'nun gerçek yüzünü de yavaş yavaş öğrenecektir.

Öğrendiği gerçekle nasıl başa çıkacağını ben de merak ediyorum. Zira tam da kitabın sonlarında öğrendi ve Naz öyle bir şey yaptı ki yani ben olsam ne yapardım, inanın bilmiyorum. Ha sanmayın ki adam bu kızı sevmiyor. Muhtemelen kızımızı hayatta tutan yegane şey de bu sevgi olacak diyerek bir ipucu da vermiş olayım. :D

Akıcılık ve kurgu güzel. Grinin Elli Ton'u serisinden esinlendiğini söylemek güç değil, karakterler ve olaylar zincirinde ufak da olsa onun etkisini görmek mümkün. Aksiyon, macera ancak sonlarda biraz ama sıkıcı bir tür değil. Bu yüzden rahat olun. Lakin devrik cümlelere sık rastlıyorsunuz; özneyi çok kez sona fırlatmış çevirmen. Türkçe dil bilgisini yeniden gözden geçirmesinden fayda var; İngilizceye çevirmiyorsunuz hanımefendi. Gerçi İngilizce'de de özne sonda değildir. :)

İşin özü ticari kitap sınıfına giren bir kitap. Elli Ton serisi ile başlayan bir furya; cinsel ağırlıklı kitaplar. Burada da esas oğlanın iç dünyası, yaşamı vs geride kalmış önde cinsellik var. Bu yüzden bir macera hareket anlamında heyecan falan yok. Cinsellik sattırır düsturu ile harekete geçen kitaplar iyi kurgulandığı ve akıcı olduğu sürece insana kendini okutturuyor ama bir noktadan sonra da "Yeter! Başka bir tür ile gelin karşıma!" diyorsunuz.

Öpüldünüz.

Puan: 10/6

Kitap Fiyatı: 23 TL
6 Temmuz 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Deruni Devlet 'Kutsal Halı'




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Bu bir romandır. Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre ise kurgu. Kararı yine siz okuyucularıma bırakıyorum."


KÜNYE

Yazar: Oktan Keleş
Yayıncı: İlgi Kültür Sanat Yayınları
Sayfa: 402
Baskı Yılı: 2014(İlk Basım)

Pelin Çift'in yaptığı özel bir programda gördüğüm Oktan Keleş'in bu kitabı, araştırınca içerik olarak oldukça ilgimi çekti. Kısmete bakın ki baskısı tükenmişti. Yenisi için aylar; almak için de daha fazla zaman geçmesi gerekti ama sonunda aldım çok şükür. Kitabı elime alınca oldukça kaliteli bir şekilde tasarlandığını görünce şaşırdım ve memnun oldum. Ciltli kitapların kütüphanelerdeki yeri her zaman ayrıdır; kokusu da! :)

Yazar, roman olarak yazdığı kitabın içeriğinde çeşitli iddialarda bulunuyor. Yazarın da söylediği gibi, doğruluğuna karar verecek olan sizsiniz. Ben ister istemez karşılaştığım bilgilere 'şüpheci' mantıkla yaklaştığım için %100 inandığımı veya tamamen reddettiğimi söyleyemem. 'Olabilir' dediğim noktalar olduğu gibi 'Haydi oradan!' dediğim noktalar da yok değil. Bilhassa son bölümde, masaldan önce, yer alan saldırı olayı oldukça uçuktu, lakin zaten bu bir roman diyor yazar. Yazdığı her şeyin, aynen gerçekleştiğini iddia ettiğini de hiç sanmıyorum. Yazılanların arasındaki almanız gerekenleri almanız gerekiyor. ;)

Kitabın tüm bölümleri boyunca sık sık değindiği tasavvufi bilgiler çok eğitici. Kendisine teşekkür ederim, kendime çok şey kattığını düşünüyorum. Hz. Hısır, Turk ve oğlunun hikayesi, Türk bayrağının ortaya çıkışının anlatımı ve Singularity Tehlikesi konuları en çok ilgimi çekenlerden birkaçı. Kitabın başındaki 'Yaşayan, Yaşatacak!' şiiri de çok anlamlı ve güzel. Ben genelde şiir sevmem, beni etkileyecek şiirler azdır. :)

Genelde kitapların içeriği hakkında bol bilgi veririm ama nedense bu kitaptan örnekler yazmak istemiyorum. Yazarsam zaten özetin özeti bile uzun kaçabilir. Bu yüzden ilginizi çekiyorsa ile almanızı tavsiye ederim. :)

Kitap, bir seri. Her bir kitapta farklı konular işleniyor. Bilginize.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 45 TL(İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz.)
31 Mayıs 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Sherlock Holmes - Tek Kitap



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Suç Ayrıntılar Gizli!


KÜNYE

Yazar: Sir Arthur Conan Doyle
Yayıncı: Martı
Sayfa: 1136
Baskı Yılı: 2014

Sherlock Holmes'un ilk beş kitabı, Martı Yayınları aracılığı ile tek bir kitapta biz okuyuculara sunuluyor.

Sherlock Holmes, müthiş dehası ve kendine has araştırma yöntemleri ile ün salmış bir dedektiftir.  O kendisini daha çok “Danışman Dedektif” olarak tanımlar.  Bu açıdan türünün ilk ve tek örneğidir. Sherlock bu şekilde belli bir yere bağlı olmadan, kısıtlayıcı kurallardan uzak bir şekilde özgürce yeteneklerini konuşturur ve en zorlu davaları bile çözebilir.  Gözlem yeteneği onun en önde gelen özelliğidir. Bu sayede hiçbir ipucunu kaçırmaz ve topladığı ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışır. 

Sherlock, her ne kadar kiralayabileceğiniz bir dedektif gibi görünse de onun asıl derdi mevcut zekâsını ve becerisini kullanabileceği imkânlar bulabilmektir. Bu yüzden paranızın olup olmaması çok da önemli değildir; ilginç bir davanız olsun yeter. Davalar onun için birer bulmacadır ve bu bulmacalar ne kadar zor ve karmaşık ise o kadar zevkli, ilgi çekici ve uğraşmaya değerdir. Onun tabiri ile kendisi “yüksek nitelikli bir sosyapat”tır.  Eğer tüm bunları onu elinden alırsanız muhtemelen Sherlock sıkıntıdan ölür gider. Veya daha kötüsü de olabilir. Ve bu konuda mübalağa yapmadığımızdan emin olabilirsiniz.

Sherlock Holmes, 1880-1914 yılları arasında İskoçyalı bir yazar olan, Sir Arthur Conan Doyle tarafından kaleme alınmıştır. Yazar, bu ünlü dedektifi kaleme alırken üniversite yıllarından tanıdığı profesörü Dr. Joseph Bell’den ilham almıştır. Bunu da şu sözleri ile dillendirir: “Sherlock Holmes’u kesinlikle size borçluyum. Holmes’un analitik çalışmaları, sizin ayakta tedavi kliniğindeki gösterilerinizle karşılaştırıldığında kesinlikle bir abartı görünmüyor.”

Sherlock gerek ilk yayınlandığı döneminde gerekse günümüzde birçok kişiyi etkisi altına almış ve kendine hayran bırakmış bir karakterdir. Öyle ki çok yönlülüğü ile bilinen ve hafiyelik teşkilatına da çok değer verip Yıldız İstihbarat Teşkilatını kuran Sultan 2.Abdülhamit Han’ın sıkı bir Sherlock Holmes hayranı olduğu bilinmektedir. Yeni kitaplar çıkar çıkmaz Türkçeye çevirtip okuyan ilk kişidir. Ne dersiniz, acaba padişah hafiye teşkilatını kurarken ondan mı ilham almıştır?

Sherlock Holmes, sadece edebiyat tarihinde çığır açan bir karakter değildir. Onu basit bir kurgusal karakter olarak görmeyin zira suç biliminin gelişmesinde onun da katkısı var. 120 yıl sonra kullanılan teknikleri uygulayan ilk kişi Sherlock Holmes’du. Uzmanlar onun yöntemlerini, akıl yürütme mantığını kullanarak bugün davaları çözüyor. Kurgusal bir karakterin gerçek dünyaya, bilhassa bilim dünyasına, bu kadar etki yapması gerçekten de şaşırtıcıdır. Gelecekte onun kadar ünlü başka bir karakter doğar mı sizce?

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 50 TL (İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz. Benim kısmetime %50 indirimli almıştım. 30 tl'ye d&r'de satılıyor.)


23 Nisan 2015 Perşembe | By: YeniAy M.

Göbekli Tepe Muhafızı




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Her şeyden önce inanç vardı.


KÜNYE

Yazar: Yonca Eldener
Yayıncı: Altın Kitap
Sayfa: 351
Baskı Yılı: 2015(2.baskı)

Yazardan imzalı olarak kitabı temin ettim. Kendisine özel olarak teşekkür ederim. İmzalı kitaplar her zaman daha kıymetlidir. :)

Kitabın ismine ve kapağına bakınca fantastik bir şeyler bekliyordum ama yakından uzaktan ilgi alakası yok. Ama gizem var. Bu da ona yakın bir şey benim için. :)

Hikayemiz, Milas'da yaşayan Musevi bir dil bilimci olan Eren Hanım'ın ölmesi ile başlıyor. Oldukça iyi bir hacker olan oğlu Kamil, annesinin ölümünün ardından gizemli bir adamın evini satın almak istemesi ve ertesi güne ölü bulunmasıyla kendisini çıkmaz sokakta bulmasıyla başlıyor. Zira yabancıyı gören, konuşan tek kişi Kamil'dir ve ondan başka bir şüpheli yoktur.

Milas'ın komiseri Bekir de zaten ezelden Kamil'e gıcık olan biridir. Bu yüzden zannınca o çoktan hüküm giymiştir. Geriye sadece kanıt bulması gerekmektedir. Fakat Kamil eli kolu bağlı oturacak bir adam değildir. Başta ölen adamın kızı olmak üzere, bu adam ile bağlantılı olduğunu-olabileceğini düşündüğü herkesi takibe alır.

Diğer yandan babasının ölümüne anlam vermeyen Ada, Milas'a gelerek durumu soruşturmaya ve babasının ölümünün ardındaki gizemi aralamaya çalışır. İlginç bir şekilde olaylar bu iki genci Göbekli Tepeye ve değerli bir heykele götürecektir. Peki, Kamil'in annesi Eren'in bu olaylardaki rolü nedir?

GENEL YORUM: Kurguyu beğendim. Kendini tekrar eden gereksiz sahneler yok. Dil ve anlatım akışkan, baymıyor. Tarihi sevdiğim için bunun üzerine kurgulanmış kitapları severim. Lakin kitabı okurken ancak yarısına geldikten sonra merakım arttı, o ana kadar öyle çok heyecanlandığım söylenemez. O da Kamil ve Ada'nın bir araya nasıl gelecekleri konusuydu... Kitabın sonunda hiç ummadığım kişi ummadığım şekilde işe karışmış, güzel bir ters yüz etme olmuş. :)

Kitabın sonunda bazı listeler, tablolar var. O konuda eleştirim var. Peygamberlerin akrabalıkları ile ilgili bir tabloda (Levent Sepici'nin Göbekli Tepe kitabından alınmış)  Hz. Muhammed sanki hepsinden ayrı bir soy gibi gösterilmiş. Hz. Adem'den Hz.İsa'ya kadar hepsi aynı soy çizgisinde ama Hz.Muhammed sağ köşeye koparılmış bir şekilde duruyor. Oysa biliyoruz ki Hz.İbrahim'in Hz.İsmail isimli oğlundan gelmedir. Gerçi onun hemen karşısında ama çok uzakta bir şekilde konmuş. Tabloyu ben mi yanlış okudum acaba?

En kıl kaptığım ve gerek tarihsel gerekse günümüz jeopolitik gerçeklere aykırı olarak resmedilmiş şey ise Türkiye ve çevresindeki Orta Doğu ülkelerinin resmedilmesinde Filistin yer almamış, sanki hiç yokmuş gibi onun yerine işgalci siyonist katil İsrail tüm Filistin topraklarının sahibi gibi gösterilmiş. Bu harita bir yerden alıntı değil. Sanırım kalan azıcık toprağı da kafalarında çoktan işgal etmişler. Eh, haksızlar diyemem niyetlerini ortaya koymuşlar sonuçta.

Bu iki konuyu şiddetle kınadığımı söylemem gerekir.

Puan: 10/6

Kitap Fiyatı: 20