suç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Şubat 2018 Pazar | By: YeniAy M.

Sırtımızdaki Hedef




KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 384
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ


Sözünü tutmanın en iyi yolu asla söz vermemektir.


Pek de uzun olmayan bir zaman önce, Vegas’ta bir şapelde, hayatımın geri kalanı boyunca Karissa’yı seveceğime dair yemin ettim. Fakat kimseye sonsuz yarınlar bahşedilmemişti. Kimseye sonsuzluk sözü verilmemişti. Bazen elimizde tek kalan bugündür.


Carpe Diem
Ânı yaşa.


Şimdiye dek her şey bitmiş olmalıydı, biz mutlu olmalıydık fakat insanlar huzur içinde yaşamamı güçleştiriyordu. Ellerimde öyle çok kişinin kanı vardı ki temizlenmesi asla mümkün değildi ve orada bir yerlerde, birisi yaptıklarımı bana ödetmeye kararlı gibiydi. Sonsuza dek mutlu, her zaman bir bedel ile birlikte gelirdi; her adamın ödemeye hazır olduğu bir bedel. Ancak bu olacakları oturup bekleyeceğim anlamına gelmiyordu.


Çünkü söz konusu sevdiğim kadın olduğunda… uğruna savaştığım yaşam olduğunda…


Kimse güvende değildi.

Canavar Serisinin 3. ve son kitabı. Tahmin ediyorum ki bundan sonra serinin devamı gelmeyecek. Şahsen gelmemesinden de yanayım çünkü ötesi fazla zorlama olur, her şeyi tadından bırakmak güzeldir.

Uzun bir aradan sonra Karissa ve Naz geri döndü! En son onları evli ve mutlu bırakmıştık; öncesinde yaşanan olayları düşünür isek ne kadar mutlu olunabilirse o kadar aslında. Naz, sevdiği kadın için eski hayatına sünger çekmeye çalışırken eski hayatı onu tamamen terk etmek niyetinde değildir. Naz ve Karissa yeni tehditlerle uğraşırken Naz'ın geçmişinden çıkagelen biri ortalığı karıştıracaktır; Lorenzo dost mudur yoksa düşman mıdır? Naz'dan istediği nedir? Hepsi ve fazlası Sırtımızdaki Hedef kitabında. Hareketlilik kitabın yarısından sonra başlıyor diyebilirim.

Üçlemeye şöyle bir göz gezdirdiğimde ortalamanın bir tık üstünde bir seri olduğunu söyleyebilirim sanırım. Ne çok iyi ne de kötü; zaman geçirmek için fena bir seçenek olmaz. Yalnız erotik kısımları sırf okuyucu istiyor diye sağa sola sıkıştırdığı izleniminden hala kurtulamadım. Yalan yok bu tür romanları ilk başlarda seviyor, zevkle okuyordum ama artık itici buluyorum. Kurgunun önüne geçen ve zorlama eklemeler gibi geliyor.

Serinin ilk kitapları hep 'canavar' lı olunca bu seferkinin isminin böyle olması da üçleme ismini bozmuş gibi, siz ne dersiniz? Şahsen yazarın farklı bir kitabı olduğunu düşünebilirdim.

Serinin ilk iki kitabı:
1. Gözlerindeki Canavar
2. Ruhumdaki Canavar


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)



18 Mayıs 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

Ruhumdaki Canavar



"Canavar geri döndü!"



KÜNYE
Yazar J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa480
Baskı Yılı: 2016

TANITIM BÜLTENİ
Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum. İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık…

Karissa.

Benim bir canavar olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.

Onların yanına bile yaklaşmıyorum.

Tanrı bana yardım etsin ki onu seviyorum.

Seviyorum işte.

Ve Tanrı, onu benden almaya çalışan herkese de yardım etsin.

Gözlerindeki Canavar kitabından sonra serinin ikinci cildi ile karşınızdayız. Belki haberiniz olmamış olabilir çıktığından, doğrusu ben de kitapları takip eden biri olarak ilk kitaba göre tanıtımını çok sönük buldum. Neyse. 

Kitap, kaldığımız yerden devam ediyor. Bildiğiniz gibi ilk kitapta Ignazio, bizim kızın babasını öldürüyordu. Sebep? 20 yıl önce hamile karısını öldürüp, kendisini de öldürmeye kalktığı için intikam istiyor ama kaderin ironisine bakın ki aynı adam ve kadının kızlarına aşık oluyor.

Maalesef bizim oğlanın eski kayınpederi, mafya babası olan Ray, kızın varlığından rahatsızdır ve ölmesini istiyordur ama Naz'ı karşısına almak istemediğinden ona bir zarar vermeye yanaşmayacaktır. Şimdilik. Bunun dışında Naz'ın da intikam planı bitmemiştir, sırada Karissa'nın annesi vardır. Sorun şu ki babası ile yaşananların etkisinden sonra yavaş yavaş ilişkileri toparlandıktan sonra Karissa, annesinin ölümü için ne tepki verir? Naz bunu yapabilecek midir? Dahası onu Ray'den koruyabilecek midir?

İlk kitaptaki çevirisinden kaynaklı devrik cümle sorunu yok, su gibi akıp gitti. Bir günde bitti gene. Yazarın dili akışkan ve sıkmadan okutmasını biliyor. Bu sefer kitap Iganzio'nun ağzından anlatılmış, sevindim. Fakat elbette yine cinsel kitap furyasının bir devamı ama açıkçası bu sefer oldukça abartılı noktalar söz konusu yani okuyucuların fantazisine cevap vermek için hususi uğraştığı vs. belli. Bu da abartı ve yapay bir tat bırakıyor ağızda.

3. kitap çıkar mı bilmem, genelde seriler üçlü olur malum. Kitabın sonu tam bitmelik ama kasar ise 3. kitaplık bir konu da çıkartması zor olmayacaktır. Bu tarz kurguları sevenlere tavsiye ederim. Aslında Karissa tam nörolojik ve psiokolojik olarak incelenecek bir kız. :D


           (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

16 Nisan 2016 Cumartesi | By: YeniAy M.

Hankah: Balık Tapınağının Azizleri

BU KİTABA DA GÖZ ATIN: SULTANLARIN GÜNLÜĞÜ- AY ve GÜNEŞİN SALTANATI

      "Yezdan hakkı için! Küffar'ın düşmekliği için! Allah!"



TANITIM BÜLTENİ

Balık Tapınağı, güçlü ve gnostik bir tarikattır. Tanrı Dagon ve Hıristiyanlık bunlar için ne anlam taşımaktadır. Amaçları nedir?Bunların en ciddi yerli rakibi Hankah, nasıl kurulmuştur? Kenan özden, Hankah ilişkisi nedir?Ömer Faruk Ispir ve Emre Şanlı adında ki İki genç ve yetenekli yazarın elinden çıkan Hankâh, Sufist-Polisiye türünde bir roman. Bize bu iki gnostik güç arasındaki kıyasıya mücadeleyi anlatıyor. Günümüz dünyasında olan bitenlerle bire bir karşılığı olan bu mücadelede her türlü gizemli usül, yordam ve araçlar kullanılacaktır. Vesica Piscis, iç içe geçmiş iki dairenin sırrı, rünik sembollerle tayyi mekân edenler, ülkemizde iç karışıklık için uykuda bekletilen Anarko Hücreler, gizli silah depoları, ortaya çıkması halinde Vatikan'ı kökten sarsacak olan eski bir İncil nüshası, Bağdat Muhafızları, Alanya Kalesi ve İstanbul'un dehlizleri... Hankah, Balık Tarikatını çökertmeyi başarabilecek mi? Gizemli İncil'in sırrı herkesin malı olacak mıdır? Dünyanın Kültür ve Gnostik başkenti olan İstanbul'da geçen nefes kesici bir serüven. ( Sadık Yemni)

  
KÜNYE
YazarÖmer Faruk İspir, Emre Şanlı
YayıncıEftalya Yayınları
Sayfa696
Baskı Yılı: 2016

Polisiye, gerilim, gizem, fantastik, macera...  Adrenalin seven biriyseniz bu kitap tam da size göre!

Hankah, kökleri yüzlerce yıl öncesine giden gizli bir rahmani örgüttür. Onun görevi, yeryüzünü nefsi çıkarları için yozlaştırıp, kana bulayanlara karşı mücadele etmektir. Kenan, bu örgütün yetiştirdiği elit bir kişi olarak, mücadelesini Kriminal Soruşturma Dairesi'nin başı olarak sürdürmektedir.

Her şey, Nazım Aktuğ isminde birinin cinayeti ile başlayacak ve soruşturma; Kenan ve ekibini çok daha derin, gizemli bir savaşın içine sürükleyecektir. Bu savaşın iç yüzünü bilen Kenan için bir diğer uğraşı da ekibini olabildiğince gerçeklerden korumak olacaktır. Ne de olsa bazı şeyler gizli kalmalıdır.

Kitap, oldukça doyurucu bir macerayı bizlere sunuyor. İki yıllık emek harcanmış ve her bir olay örgüsü ilmek ilmek işlenmiş. Karakterlerin her biri, kendine has yetenekleri ve kişilikleri ile özel. Birbirleri ile olan konuşmalarını çok sahici ve samimi buldum. İlişkileri yer yer öyle noktalara geldi ki sesli bir şekilde gülmeden edemedim.

"Sol değil mi?"
"Tabi sol! Böcek kusarak mı ölelim, Kürdan!"

Kitaba hızlı bir giriş ile başlıyoruz. Sonra o hız bir süre düşse de her şeyin yavaş yavaş yerine oturmaya başladığı noktada tekrar yükseliyor ve tam gaz devam ederek bize kitabı sonuna kadar zevkle okutuyor. Öyle sahneler var ki kimi kişi için ürkütücü olabilir.  Bazı sahneler de insanı şaşırtıp, "Neler oluyor yav? Basit bir cinayet nerelere uzandı!" dedirtiyor. Eh, hiçbir şey göründüğü gibi değildir, öyle değil mi? :)

Hankah üyeleri kadar karşı taraftakiler de sıradan insanlar değil. Her kesimin kendine özel bağlantıları ve güçleri var. Örneğin; Hankah üyelerinden(bir sahnede göreceğimiz) Saltuk kardeş, sen ne ayaksın? O nasıl şerbetlenmeymiş öyle? dediğim kişiler var.

Elbet böyle bir savaşın ortasında eğlenceli ve heyecanlı olduğu kadar üzücü sahneler de yok değil. İpucu vermek istemiyorum ama bir kişiye hususi üzüldüm. Son ana kadar acaba bu özel becerileri olanlar tarafından kurtarılabilir mi falan dedim ama, nafile. Şimdilik elveda kardeş, yine de ümidimi hala koruyorum. Böyle kitaplarda her şey olur, malum. Kitabın sonundaki bir başka karakterin vedası daha oldukça şüpheli ve bir anda olması falan da benim kafamı kurcaladı. Kitabın devamı olacağına şüphem yok, bu yüzden neler olacak edecek, göreceğiz.

Kitabın dili genel olarak akışkan ve kurgu merak uyandırıcı. Bazı karakterlerin kimlerden esinlenildiğini, dikkatli bir kişi anlayabilir. :) Açıkçası yerli Dan Brown'lar ile karşı karşıyayız. Bu kitabın farkı ise metafizik öğelerin olmasıyla daha çarpıcı sahneleri barındırması. Tam filmi yapılacak bir kitap olduğunu tüm samimiyetimle söylemek isterim. Oldukça başarılı buldum. Okurken zevk aldım. İkinci kitabın yolda olduğunu umarım.

Elbette kitapta bazı eksiler de yok değil. İmla ve dil bilgisi hataları ve yayınevinin baskı hataları kitabın akışkanlığını yer yer olumsuz etkilemiş. Bir sonraki baskıda(inşallah olacaktır.) telafi edilecek bir durum olduğu için kimse canını sıkmasın. :)


      (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)







4 Ocak 2016 Pazartesi | By: YeniAy M.

Mafya'nın Hizmetçisi



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Birbirine uyumlu bir çift bir araya gelirse?"

KÜNYE

Yazar: Elif Diril
Yayıncı: Postiga Yayınları
Sayfa: 584
Baskı Yılı: 2016(2. BASKI)
Bir adam, geçmişi kan ve intikam dolu. Bir kadın, mutlu olmayı isteyecek kadar iyi niyetli. Bir aşk, sert ve tutkulu. Bir hata insana neler yaptırır? Ya da yanlış tercih nelerle sonuçlanır? Çalışmaya gittiğiniz evin mafya liderinin evi olduğunu bilseydiniz oraya gider miydiniz? "Eflin cennete açılan kapıydı ya hani, benim Eflin'im kapılarımı cennete açıp beni dünyanın en mutlu adamı mı yapacaktı? Yoksa, güzel ve tehlikeli bir varlık gibi ben daha farkına bile varmadan beni cehennemin en karanlık kuyularına zincirleyip her an azap çekmeme mi neden olacaktı? Kimdi bu sırlarla dolu melek? Beni aşkıyla ödüllendirecek miydi? Yoksa vazgeçilmez olduğunda vazgeçmemi mi isteyecekti? Peki, ben ondan vazgeçebilecek kadar güçlü olabilecek miydim?
584 sayfa oldukça kalın bir kitap demek. Genelde okumaktan zevk aldığım kitapları 1 gün içerisinde bitiririm ama bunu 1,5 günde zor bitirdim. Oku oku bitmedi. Benim yayınlanan ilk kitabım gibi. :D Bu açıdan oldukça doyurucu bir kitap. Bir çırpıda olup bitmiyor her şey.

Kitap,  Eflin isimli bir kızın, gizemli geçmişini saklayarak, saklanabilmek için Araf isimli oldukça güçlü ve tehlikeli bir mafyanın yanına hizmetçi/dadı olarak girmesi ile başlıyor. Daha sonra ikili arasında ilişkinin nasıl ilerlediğine ve sonlandığına şahitlik yapacağız. Aslında kitabı bitirdiğinizde, muhtemelen benimle aynı fikirde olacaksınız. Kitabın çeyreğinden sonraki ilişkilerini göz önüne alırsak kitabın isminin Mafya Kocam olması daha mantıklıymış gibi geldi. :D Veya Mafya Sevgilim. :)  Yalnız cidden manyak bir aile. :D

Kitap bittiğinde Eflin ve Araf'ın tüm koca hayatını izlemişim gibi bir his doğurdu. Yani genelde kitaplar iki kişinin ilişkisini gösterir sonra evlilik ile sonlandırır ve sonrasının hayalini bize bırakır. Biz bu ilişkiyi sonuna kadar görüyoruz diyelim. Bu yüzden, oldukça tatmin edici bir kitap, dedim.

Dilin akışkanlığı yerinde. Sıkılmadan, bıkmadan size okutuyor. Konusu itibari ile heyecanın tavan yaptığı bir kitap değil ama buna rağmen meraklandırıp okutmasını bilmiş yazar. Zaten sadece aksiyon kitaplar iş yapar diye bir kaide yok. İşlemesini bilene her tür iş yapar. Ön yargılı davranmamalı kimse. (Bu yüzden aşk kitaplarına da yavaş yavaş fırsat vermeye başladım.) Araf'ın ve Eflin'in ilişkisi benim için oldukça yorucu oldu(zira Araf yorucu bir adam) ama Eflin de kişilik olarak tam Araf'a layık kız; tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş, desem yeridir. Bu tarz tür ve konusu olan kitaplar ilginizi çekiyor ise, okumanızı tavsiye ederim. Eğlenceli bir kitap olmuş. Yazarımızın ilk kitabı, bu yüzden tebrik ederim. Başarılarının da devamını dilerim.

Yalnız huyumdur; artılarını yazar isem -varsa- eksilerini de yazarım. Maalesef çoğu yazar bundan hoşlanmıyor. Kitaplar hep övülsün, kötü bir eleştiri yapılmasın istiyor. Yok, öyle bir dünya arkadaşlar. Ben kendi kitabımdaki eksileri bile dillendirmekten ve dillendirilmesinden çekinmeyen bir insanım. Hep söylerim; olumlu eleştiri sana şevk verir iken olumsuz eleştiri seni geliştirir.... Geçenlerde bir bayan yazar, sırf eksilerini de yazdım diye bana ateş püskürdü. Üstüne sözde "üslup kabaydı." diyerek kendini savunmaya kalktı. Ben de incelemeyi sildim. Yazarlar, hangi akla hizmet okuyucularına dil uzatır, anlayamıyorum! Neyse. Elbette ki Elif Hanım'ın kitabında da, ilk kez yazmasının getirdiği eksikler, doğal olarak, mevcut.

Kurgu örgüsü fena değil. Dediğim gibi iyi işlendiğinde, her tür kendini okutur. Fakat yer yer kurgunun çöktüğü yerler olmuş. Bazı yerlerde ise mantık hatası olmuş.Örnek vermek gerekir ise;

Kurgu çöküşü: Eflin eve geliyor, saldırı oluyor. Sonra Araf bir anda ortaya çıkıyor ve "O benim" diyor. Kafam orada allak bullak oldu. Dedim, ne oluyoruz? Bir anda ortaya çıkan kızlar da var, kim bunlar? Nereden niye çıktılar? Onlar ne zaman nasıl tabi olmuşlar da; neden Eflin'in evinde? Ana baba vs. nereden çıktı? Olan biten nedir? Niye böyle davrandı millet? Bu soruların bir kısmına daha sonraki sayfalarda üstü geçilerek öğreniyoruz. Sanki sonradan hatası aklına gelip, ekleme yapmış gibi. Bunun gibi birkaç yer var. Yani Eflin'in saklanma sebebi de çok sonradan anlatılmış. Oysa çok önemli bir ayrıntıydı. Bunu geç açıklamış. Bana göre. Veya kaçırılma sahnesi. Araf ile uyurken bir anda nasıl kaçırılıyor onun kollarından da sonra kurtarılıyor, adama ne oluyor? Gibi gibi hem çöküş hem mantık hataları var.

Kurgu hatası: Basit bir nokta ama olsun. Araba hızla giderken Eflin kafayı torpidoya çarpıyor. Fizik kurallarına aykırı bir durum. Merkez Kaç Kuvveti yüzünden, tersine koltuğa yapışması gerekirdi, torpidoya vurması değil. :) Ayrıntılar çok önemlidir. Kurguyu onlar güzelleştiriyor.

Genç yazarımız, yazmaya devam edeceği için bilhassa bu eksiklerini yazıyorum ki sonraki kitabında bunlara dikkat edip, kendini geliştirsin ve daha da güzelleşsin romanları. Eksileri yazdım diye de moralini bozmasın, onun iyiliği için yazdım. Keşke birileri de bana yazsa. Yazan yok, maalesef. Kırılmam arkadaşlar, yazabilirsiniz. Yalvaracağım neredeyse. :D

DİPÇE: Yazarımız benim hemşehrim olur. :) Sevgiler, Saygılar, Selametle. Öperim kocaman. :)



Puan: 10/8

Kitap Fiyatı: 25 TL



27 Aralık 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Hiç Bilinmeyenin Adıdır İhanet



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Ölürüm de silahımı vermem! Al canımı!"


KÜNYE

Yazar: Nihat Armutlu
Yayıncı: Kuzgun Yayınları
Sayfa: 184
Baskı Yılı: 2015

Çok şey anlatıldı yaşananlar için. Çok şey söylendi akan kan için. Herkes yaşananların sebebini bildiğini zannetse de, kimse görmedi ihaneti. Hiç bilinmeyenlerin adıydı ihanet ve daha önce anlatılmamış, kimsenin bilmediği yarım kalan bir hikayeydi. En son duyma yetisini kaybedermiş insan ölürken… Etrafta bağrışanları duyar gibiydi. Hakan çok kan kokusu duymuştu, ama bu sefer başkaydı. Kendi kanının kokusuydu içine dolan…

Kitap, Türkiye Cumhuriyeti Ordusuna mensup bir Türk askerinin, casus olarak terör örgütünün içine sızmasını ve başından geçenleri konu alıyor.

Her zamanki gibi ilk olarak kitabına artılarından başlayayım.Yazarın betimlemesi güzel. Seçtiği konu ayrı bir güzel. Dağdaki yaşamı, eğitimleri güzel vurgulamış, aktarmış bize.  Bir çeşit askeri casusluk hikayesi... Böyle konuların filmlerini dahi severiz. Ama daha önce terör örgütü içine sızma işlemini, kendi açımızdan ne okudum ne de izledim. Hep yabancıların olaylarını izleriz ya. :D Bir bordo berelinin eğitim aşamasından kısa bir kesit ve dağlardaki yaşamın zorluğu... Türk askerinin kendi canını hiçe sayarak vatanı, milleti, dini için her gün verdiği mücadele... Tüm bunları kitapta görüyoruz. Yazar, bu konularda bilgi sahibi, şüphesiz. Güzel aktarmalar var... Kurgu okuduğumuzu düşünüyoruz ama işin özünde bunlar gerçek hikayeler. Sonuçta onlar bizim çocuklarımız, kardeşlerimiz, eşlerimiz, babalarımız... Yani bizim içimizden çıkan, bizim büyüttüğümüz insanlar. Bu kitap vesilesi ile geçmişten bugüne; dini, vatanı, milleti için şehit düşmüş; gazi olmuş tüm ecdadımıza Yüce Allah'tan rahmet dilerim. Allah razı olsun hepsinden. Mekanları cennet olsun. Hepsine selam olsun!

Şimdi gelelim eksilere. Beni takip edenler bilirler. Takıntılı olduğum iki şey vardır: İlki imla,dil bilgisi; ikincisi de Türk yazar sıfatı ile başrollerin hangi kültürden seçildiğidir. Kitabın editör elinden geçmediği kesin. Zira imla hataları gibi bir çok eksiği var. Genelde editörün işi bunu düzeltmektir ama Kuzgun Yayınları bunu yapmamış. Parasını verince, insan iyi bir hizmet satın alacağını sanıyor belki ama bir numara yok. İlk kitabını çıkaran her yazarın yaşadığını yaşamış Nihat Bey. Kitabın gidişatında bazı konuları parantez açarak belirtmiş. Misal karakter konuşurken (sırıtarak) demiş. Roman okuyoruz, film ya da tiyatro senaryosu okumuyoruz. Bu yüzden bu şekilde kullanımın yanlış olduğunu belirtmem gerekir. Bilmediğimiz bir kelime konusunda bilgilendirmek istiyor ise metin alt bilgisi seçeneği ile yazması gerekir yazarların. Kitabın ilk yarısı biraz dağınık ve sıkıcıydı. Beni kitaba bağlamadı. Ama bitirmek adına kasıp okumaya devam ettim. Az kalsın bırakacaktım ki Hasan karakterin, dağa çıkması ile işler biraz renklendi. Kurgu ortalamanın bir gıdım altında. Biraz daha geliştirmesi gerekiyor. Açıkçası tüm kitap boyunca 'diğer casusları' göreceğimi falan umdum ama yoktu. Ama bu yazarın seçeneği. Yine de görse idik falan güzel olurdu. Misal hiç ummadığımız biri bir başka Türk casusu olsa idi falan. Kitap bilinmeyenler ile bizi dumur etsin ki heyecan yapalım. ;) Yine de genel olarak fena değildi. Okunmasını tavsiye ederim. Bu tarz konuları işleyen yazarlar pek yok. İşlenmesi gerekir. Bence Türk edebiyatında eksik bir dal.

DİPÇE: Yazarın askeri geçmişi varmış zaten! Ben de diyorum askeriyeyi iyi biliyor. O bilmesin de ben mi bileyim. :D


Puan: 10/7

Kitap Fiyatı: 16 TL





12 Temmuz 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Gözlerindeki Canavar






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Ya masaldaki yakışıklı prens, kötü adamın ta kendisiyse...?


KÜNYE

Yazar: J.M. Darhower
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa: 443
Baskı Yılı: 2015(İlk Basım)

Çıktığı andan beri dikkatimi çeken bir kitaptı. Nasip kısmet oldu da okuduk; bir günde bitti. Ne ara bitti, anlamadım. :D

Kitap genel olarak Karissa ismindeki genç bir üniversiteli (18 yaşında) kızımızın Ignazio ismindeki bir adamla tanışmasıyla başlıyor. Kısaca Naz diyor kız buna. Komik, zira bizim dilde Naz iki manadadır; kız ismi ve nazlanmak. :D Neyse. Karissa bir anda bu yakışıklı ama kendisinden 20 yaş büyük çekici erkeğin dünyasına kapılır ve aşık olur. Annesi çok pimpirikli bir kadın olduğu için ona söylemez ama yakın arkadaşının haberi vardır(onların hep var zaten :D ). Lakin onun kendisini şımartması, kendisine bağlamasının neticesinde Ignazio'nun gerçek yüzünü de yavaş yavaş öğrenecektir.

Öğrendiği gerçekle nasıl başa çıkacağını ben de merak ediyorum. Zira tam da kitabın sonlarında öğrendi ve Naz öyle bir şey yaptı ki yani ben olsam ne yapardım, inanın bilmiyorum. Ha sanmayın ki adam bu kızı sevmiyor. Muhtemelen kızımızı hayatta tutan yegane şey de bu sevgi olacak diyerek bir ipucu da vermiş olayım. :D

Akıcılık ve kurgu güzel. Grinin Elli Ton'u serisinden esinlendiğini söylemek güç değil, karakterler ve olaylar zincirinde ufak da olsa onun etkisini görmek mümkün. Aksiyon, macera ancak sonlarda biraz ama sıkıcı bir tür değil. Bu yüzden rahat olun. Lakin devrik cümlelere sık rastlıyorsunuz; özneyi çok kez sona fırlatmış çevirmen. Türkçe dil bilgisini yeniden gözden geçirmesinden fayda var; İngilizceye çevirmiyorsunuz hanımefendi. Gerçi İngilizce'de de özne sonda değildir. :)

İşin özü ticari kitap sınıfına giren bir kitap. Elli Ton serisi ile başlayan bir furya; cinsel ağırlıklı kitaplar. Burada da esas oğlanın iç dünyası, yaşamı vs geride kalmış önde cinsellik var. Bu yüzden bir macera hareket anlamında heyecan falan yok. Cinsellik sattırır düsturu ile harekete geçen kitaplar iyi kurgulandığı ve akıcı olduğu sürece insana kendini okutturuyor ama bir noktadan sonra da "Yeter! Başka bir tür ile gelin karşıma!" diyorsunuz.

Öpüldünüz.

Puan: 10/6

Kitap Fiyatı: 23 TL
31 Mayıs 2015 Pazar | By: YeniAy M.

Sherlock Holmes - Tek Kitap



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.


Suç Ayrıntılar Gizli!


KÜNYE

Yazar: Sir Arthur Conan Doyle
Yayıncı: Martı
Sayfa: 1136
Baskı Yılı: 2014

Sherlock Holmes'un ilk beş kitabı, Martı Yayınları aracılığı ile tek bir kitapta biz okuyuculara sunuluyor.

Sherlock Holmes, müthiş dehası ve kendine has araştırma yöntemleri ile ün salmış bir dedektiftir.  O kendisini daha çok “Danışman Dedektif” olarak tanımlar.  Bu açıdan türünün ilk ve tek örneğidir. Sherlock bu şekilde belli bir yere bağlı olmadan, kısıtlayıcı kurallardan uzak bir şekilde özgürce yeteneklerini konuşturur ve en zorlu davaları bile çözebilir.  Gözlem yeteneği onun en önde gelen özelliğidir. Bu sayede hiçbir ipucunu kaçırmaz ve topladığı ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışır. 

Sherlock, her ne kadar kiralayabileceğiniz bir dedektif gibi görünse de onun asıl derdi mevcut zekâsını ve becerisini kullanabileceği imkânlar bulabilmektir. Bu yüzden paranızın olup olmaması çok da önemli değildir; ilginç bir davanız olsun yeter. Davalar onun için birer bulmacadır ve bu bulmacalar ne kadar zor ve karmaşık ise o kadar zevkli, ilgi çekici ve uğraşmaya değerdir. Onun tabiri ile kendisi “yüksek nitelikli bir sosyapat”tır.  Eğer tüm bunları onu elinden alırsanız muhtemelen Sherlock sıkıntıdan ölür gider. Veya daha kötüsü de olabilir. Ve bu konuda mübalağa yapmadığımızdan emin olabilirsiniz.

Sherlock Holmes, 1880-1914 yılları arasında İskoçyalı bir yazar olan, Sir Arthur Conan Doyle tarafından kaleme alınmıştır. Yazar, bu ünlü dedektifi kaleme alırken üniversite yıllarından tanıdığı profesörü Dr. Joseph Bell’den ilham almıştır. Bunu da şu sözleri ile dillendirir: “Sherlock Holmes’u kesinlikle size borçluyum. Holmes’un analitik çalışmaları, sizin ayakta tedavi kliniğindeki gösterilerinizle karşılaştırıldığında kesinlikle bir abartı görünmüyor.”

Sherlock gerek ilk yayınlandığı döneminde gerekse günümüzde birçok kişiyi etkisi altına almış ve kendine hayran bırakmış bir karakterdir. Öyle ki çok yönlülüğü ile bilinen ve hafiyelik teşkilatına da çok değer verip Yıldız İstihbarat Teşkilatını kuran Sultan 2.Abdülhamit Han’ın sıkı bir Sherlock Holmes hayranı olduğu bilinmektedir. Yeni kitaplar çıkar çıkmaz Türkçeye çevirtip okuyan ilk kişidir. Ne dersiniz, acaba padişah hafiye teşkilatını kurarken ondan mı ilham almıştır?

Sherlock Holmes, sadece edebiyat tarihinde çığır açan bir karakter değildir. Onu basit bir kurgusal karakter olarak görmeyin zira suç biliminin gelişmesinde onun da katkısı var. 120 yıl sonra kullanılan teknikleri uygulayan ilk kişi Sherlock Holmes’du. Uzmanlar onun yöntemlerini, akıl yürütme mantığını kullanarak bugün davaları çözüyor. Kurgusal bir karakterin gerçek dünyaya, bilhassa bilim dünyasına, bu kadar etki yapması gerçekten de şaşırtıcıdır. Gelecekte onun kadar ünlü başka bir karakter doğar mı sizce?

Puan: 10/10

Kitap Fiyatı: 50 TL (İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz. Benim kısmetime %50 indirimli almıştım. 30 tl'ye d&r'de satılıyor.)