mit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Nisan 2018 Salı | By: YeniAy M.

Türk Mitolojisi 'Türklerde Yaratılış Ve Evren Tasarımı'





KÜNYE
Yazar Nuray Bilgili
Yayıncı: Kripto Yayınları
Sayfa320
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ


Türk mitoloji, destan ve efsanelerindeki “Şifreler” diyebileceğimiz, “Arketipler ve Motifler”, olabildiğince bilimsel kaynaklar referans alınarak çözümlenmeye çalışılan bu eserde, Türk evren tasarımı ve Türk düşünce ve mantık sistemi, Türk yaratılış mitolojileri dediğimiz Altay ve Yakut Türklerinin söylence kültüründeki anlatıları ve bu anlatılarda adı geçen Tanrı ve Tanrıçalar, Göktürk ve Uygur Türeyiş mitolojilerindeki ayrıntılar, bir kozmoloji mit’i olan ve evrenin yaratılışı alegorik bir dille ve şifreli olarak anlatılan Oğuz Kağan Destanı ilginç detay ve fotoğraflarla incelenmiştir.


Bir toplumun düşünce biçimini anlamak için, bilinçaltında kalan ve kuşaktan kuşağa aktarılan söylencelerini bilmemizin gerekmektedir. Örneğin yeni doğum yapmış kadına neden kırmızı eşarp bağlandığını, albasmasının ne olduğunu, ya da neden rüyada saç kesmenin ölüm olarak yorumlandığını anlamak için Türk Mitlerini de bilmek gerekir. Mitolojiler ile bağlantılı bütün imgeler ve simgeler topluluğu, gerçekte o toplumun bilinçaltının kalbidir ve bilinenden çok daha önemli işlevlere sahiptir. En önemli ve temel işlevi bilincimizi evrimleştirmek, Tanrıyla bütünleşmek ve ufkumuzu sonsuzluğa açmaktır.
Kripto Yayınlarının kitaplarını genel olarak beğeniyorum; daha alıp da pişman olduğum yayını yok. Daha önce okuduklarım arasında şu kitapların yorumuna bakabilirsiniz: Çağdaş Bilimler Işığında Oğuz Kağan Destanı , Türklerin Kökeni ve Yahudiliğin Büyük Sırrı Şimdiki kitapla beraber 4. yayınlarını okuyorum. Bakalım sonrakiler ne olacak. :)

Haydi Bismillah.


Geçen sene okuduğum Türk Mitolojisi kitabının yorumunu hatırlayan varsa, Mergen, Kara Han vs. ilah olarak tapınılan kişiler hakkında bilgilerin eksik olduğunu söylemiştim. Yani kimdir bunlar, neyin nesidir, neden ilah diye tapmışlar? Bunları merak ediyordum ama 600 sayfalık kitap bunlara değinmemişti; ağırlıkta destanlar vs. üzerine değinilmişti ki bu açıdan da kendi içerisinde değerli buluyorum elbette.

Türk Mitolojisi 'Türklerde Yaratılış Ve Evren Tasarımı' kitabı işte bana tam da bu arzuladığım bilgileri sunuyor, resimlerle de süslenmiş ki her bir resmin anlatılan konu ile ilgisi söz konusu olduğu için pekiştirmek vs. açısından da güzel oldu. Şöyle söyleyebilirim ki binlerce yıllık bu tamgalar ve manaların Osmanlı dönemine kadar kullanılması ama günümüzde unutulmuş olması biraz üzücü.

Misal Osmanlı Padişah tablolarında sultanların el hareketlerinin birer manası olduğunu biliyor muydunuz? Bugün masonların kullandığı pergel ve gönyenin, onlardan çok önce Budist Türkler tarafından minyatürlere çizildiğini ve yaratılışla ilgili bir anlatımı olduğunu biliyor musunuz? Bugün Yahudiler(koruma tılsımı olarak tek göz barındıran el) ve Müslümanlar(Hz. Fatma anamızın eli) tarafından kullanılan elin aslen Umay Ana'nın şifa verici ve koruyucu eli olarak eski Türkler tarafından kullanıldığından haberdar mısınız? Evren ve Ejderha ilişkisinden tutun Gamalı Haç ve normal Haç'ın Hristiyanlık ve Hitler öncesi kozmik manalarına; ant işaretinden tutun burçlara kadar nice bilgiye bu kitaptan ulaşabilirsiniz.

Oldukça tatmin ediciydi ve ileride kitaplarım için faydalı olacağına inandığım bir çok bilgiye vakıf oldum, tekrar tekrar okunacak bir kitap; mitlere ve tamgalara daha bir dikkatle bakılması gerektiğini öğreten bir kitap... Kesinlikle edinmenizi ve okumanızı tavsiye ederim.

(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)
13 Mayıs 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Türk Mitolojisi 'Yeni Araştırmalar Işığında'



KÜNYE
Yazar Necati Gültepe
Yayıncı: Resse Yayınları
Sayfa660
Baskı Yılı: 2013(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Heredot: "Bütün bilimlerin anası Tarih, onunda asıl kaynağı Mitolojidir" der.
Yunanlılar masala, "Mit" derlerdi "Mitoloji" sözü de buradan çıkmıştır.

Fakat Mitoloji, bir kavme ait tek bir efsane veya masal değil; bütün efsane ve inanışları ele alarak neticelere varmak isteyen bir bilimdir.
Mitler, her milletin temel felsefesinin, millî psikolojisinin, kendine has özellikleri olan ilk kaynak niteliğindedir. Geniş manada Mitoloji, dünyayı algılama sistemi olup bu algılamayı modelleştiren, dünya görüşüdür.
Esasında Mitoloji, toplumların ortak kültürel mirasının ürünüdür. Buradan hareketle, Millî kültürün bugünkü haliyle en eski zamanlar arasındaki ilişkiyi kurar. Mitler o toplumun dünyaya ve olaylara bakış açışını, bir anlamda karakterini yansıtır.
Diyebiliriz ki Mitoloji, bir milletin zihinsel yapı şablonudur. Dünyayı algılama, şekillendirme, sembolleştirme, kısaca ifade etmek gerekirse hayatın ve olayların genelleştirilmiş modelidir. Şu hâlde Mitoloji, dünya hakkındaki gerçekliğin ta kendisidir ve diyalektik mantığın sonucu olarak meydana çıkar.
Batı toplumları, on yedinci yüzyıldan bu yana ödünç aldıkları Yunan, Mısır Mitolojileri ile şuursal bağ kurmuşlardır. Böylece bütün sosyal katmanlarını tanzim ederek, başta hukuk ve tıp olmak üzere tüm sosyal bilimleri Mitolojik verilere "terim ve terminolojiye" göre temellendirmişlerdir.

Nietzsche bu konuyu çok net ifade eder:
"Tarih ve mitoloji ile irtibatı kesilmiş toplumlar günlük yaşarlar, artık onlar 'sosyal varlık' niteliklerini kaybetmişlerdir."

Bizler, toplum olarak bu konuda muazzam bir mirasa sahip olmamıza rağmen; böylesine önemli sosyal ve zihinsel hazineden yararlanamıyoruz. Çünkü Türk Mitolojisini hiç tanımıyoruz. Bu sebepten geçmişle şuursal bağlantımız maalesef kopuktur. Yine bu sebepten olsa gerek günümüzde millet olarak sosyal ve siyasal problemlerle baş edemez durumdayız.
Türk Mitolojisi konusunda bilimsel çalışmalar çok geç başlamıştır. Şu anda ancak kütüphanelerde bulunabilen az sayıda ki eserler de, kırk elli yıl evveline ait çalışmalarıdır.
Bu elinizdeki Türk Mitolojisi kitabı, bilimsel çizgi korunarak anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Özellikle konunun ana verileri Destanların sunumunda sade bir plan uygulanmıştır. Böylece sosyal konularla uğraşanların tamamı yani toplumdaki her kesimden insanın özellikle orta öğrenim ve üniversite öğrencilerinin yararlanmaları kolaylaştırılmıştır.
Daha da önemlisi; Türk toplumunun her ferdinin, toplumsal şuur denen o muazzam birikimden haberdar olma imkân sağlanmıştır.
RESSE Yayınları'nın ilk eseri olan Türk Mitolojisi /Yeni Araştırmaların Işığında, 660 sayfa olup 50' nin üzerinde resim ve görsel malzeme kullanılmıştır.
Okuyucularımdan birinin tavsiyesi üzerine aldığım kitabın bana bir hayli faydası olacağını düşündüm ve yanılmadım da. Malumunuz ağırlıkta tarihi/fantastik yazarım ve Türk mitlerinden beslenmek gibi bir huyum vardır. Bu yüzden bu kitap ayrıca önem arz etmekte.

Genel olarak mit ve Türk mitleri hakkında güzel açıklamaları var. Daha sonra Türk mitlerinin özetlerini verip, onlar üzerinde yüzeysel de olsa bir çözümleme söz konusu. Bana göre çözümlemeleri yüzeysel zira daha önce Çağdaş Bilimler Işığında Oğuz Kağan Destanı kitabını okudum ve ikisi arasında mukayese yaptığımda böyle bir düşünce oluştu. Bu demek değil ki çözümlemeleri işe yaramaz vs. aksine faydalı bulduğumu söyleyebilirim.

600 sayfalık kitap oldukça doyurucu ve resimlerle de süslenmiş. Bana göre resimler, anlatılan konu ile ilgili olsa idi daha anlamlı olurdu. Ayrıca resimlerle süslenmiş kitapların renkli basım olmasını tercih ediyorum zira siyah beyaz olunca görüntü kalitesinde düşüş oluyor.

Kamlar, destanlar ve mitlerin genel özellikleri hakkında vs. bir sürü bilgi edindim. Ayrıca destanlardan ilham alabileceğim bir çok noktayı çizdim ve defterime minik dipçeler aldım. Genel olarak memnun kaldığım ve fayda sağlayan, bilgilendirici bir kitap olduğunu düşünüyorum ama bana göre kitabın bir eksiği var. Kitapta Erlik kimdir, nasıl doğmuştur vs. yazmış ama Ülgen'den tutun bir çok Türk mitlerinde geçen ilah mı koruyucu ruh mu nedir, bunları tanıtan bir kısım yok. Bunları çok merak ediyordum oysa.

Ağır bir eleştiri olarak imla ve dil bilgisine değinmem gerek. Cidden kabul edilemez bir seviye dil bilgisi hatası var, bir çok kelime yanlış yazılmış ya da harflerde kaymalar meydana gelmiş, böyle bir kitaba gayriciddi bir hava katıyor. Yayınevinin ilk kitabı olması dolayısıyla da daha bir önem vermeleri gerekirdi diye düşünüyorum, 5. baskıyı görmüş üstüne. İnşallah 6. baskıda bu hatalar düzeltilir.


    (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
21 Kasım 2015 Cumartesi | By: YeniAy M.

Kelt Mitolojisi



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Kelt Mitolojisi Üzerine"


KÜNYE

Yazar: Bill Price
Yayıncı: Kalkedon Yayınları
Sayfa: 126
Baskı Yılı: 2011(1.Baskı)

Bu çalışma kuzeybatı Avrupa’nın Atlantik kıyılarının toplu olarak Keltler diye bilinen -İrlandalı, Galli, İskoç, Manx, Cornish ve Breton- halklarının hayatta kalan mitolojisiyle ilgilidir. Kitap genel olarak mitlerin ne ve niçin olduklarını kısaca ele alarak başlamaktadır. Ardından Romalılar gelmeden önce Britanya ve İrlanda’da yaşayan Kadim Keltler’in aslında kim olduklarını ve içinde yaşadıkları toplumun yapısını ele alır. Son bölüm ise genel olarak hikâye anlatımıyla ve sözlü geleneğin bir parçası olarak Hıristiyanlık öncesi kültür içerisinde oluşan mitolojik hikâyelerin Hıristiyanlığa dönüşümde nasıl ve ne biçimde canlı kalıp modern çağdaki bizlere ulaştığıyla ilgilidir. Bu kitap, hikâyeler ve hikâye anlatımı, bu dünya ve öbür dünya hakkındadır. Hikâyeler acıklı, romantik, etkileyici ya da gülünç, bazen de bunlardan bazılarının bileşimi olabilir. Bunlar büyüleyici ya da acımasız biçimde gerçekçi, ölçü olarak destansı ya da çok kişisel, sembolizm ve ima dolu ya da tamamen doğrudan, zekice gerçekleştirilmiş edebiyat çalışmaları ya da zaman zaman icat edilmiş saçmalıklar olabilir. Bu hikâyeler ozanlar ve hikâyeciler tarafından anlatıldığında dünya çok farklı bir yerdi ve bizler bunların içerdiği gizli anlamların ve göndermelerin hepsini muhtemelen asla tam olarak anlamayacağız, ama öyle bile olsa, bunlar halen içinde yaşadığımız dünyayla alâkalı olabilir. Tüm büyük sanatlar gibi Kelt mitleri de temel olarak insan olmanın nasıl bir şey olduğuyla ilgilidir ve diğer şeyler değişse bile bu çoğunlukla aynı kalan bir şeydir.

Yeni kitabımı yazmak için bazı kitap türleri okumaya karar verdim. Çünkü genel olarak yazdığım alanın dışına çıkacağım. Konumuzun geçtiği yere bakarak bana fikir verir umudu ile bu kitabı aldım. Kitap vaat ettiğini pek vermiyor. Ciddi, düzgün bir araştırma kitabı beklerdim ama genel olarak havada asılı kalan; olabilir, edilebilir, tahmin ediliyor, iddia ediliyor, geniş çerçevelerce kabul edilmiyor... tarzında yazılmış.

Bir de Kelt Mitolojisi deyince, insan bunları yazıp çizen bir kitap zannediyor. Çok yanıltıcı bir ismi var. Ben böyle bir kitap aldım sandım ama bir baktım mitolojiden çok KELT MİTOLOJİ TARİHİ deseymiş daha doğru olacakmış. Yazan adam yazmaya karar vermiş de yazmış gibi. Edindiği birkaç bilgiyi kendi fikrini belirterek kasmış bize. 126 sayfalık bir kitaptan ne beklenirdi ki? Alırken o kadar dikkat etmedim sayfasına, bir daha dikkat etmem lazım böyle şeylerde. Yani A4 kağıda döksek en fazla 50-60 sayfa yazmış, göndermiş yayınevine. Bir uzmanlığı var mı bu adamın, merak ettim.

Genel olarak sıkıcı ve kafayı bulandırıcı bir dili var. Akışkan değil. Baygınlık geçirirdim daha uzun olsaydı. Hiçbir bilgi edinmiş hissetmiyorum. Adam "Kelt ismi yerel halkın gerçek ismi değil." diyor ama bu konuda başka bilgi var mı? Yok. De kardeşim kimdir kelt dediğimiz adamların yerel ismini...! Yok! Kitaptan genel olarak öğrendiğim tek şey, bu adamlar İngilizler yüzünden tüm kültürel bağlarından kopartılıp nerede ise köksüzleştirilmişler.

Aman dikkat! Bize de yapılmaya çalışılan bu. İzin vermeyin. Sonra yüzyıllarca başkalarının egemenliğinde sessiz sedasız yaşarız, Allah korusun.

Puan: 10/2

Kitap Fiyatı: 12 TL
6 Temmuz 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Deruni Devlet 'Kutsal Halı'




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Bu bir romandır. Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre ise kurgu. Kararı yine siz okuyucularıma bırakıyorum."


KÜNYE

Yazar: Oktan Keleş
Yayıncı: İlgi Kültür Sanat Yayınları
Sayfa: 402
Baskı Yılı: 2014(İlk Basım)

Pelin Çift'in yaptığı özel bir programda gördüğüm Oktan Keleş'in bu kitabı, araştırınca içerik olarak oldukça ilgimi çekti. Kısmete bakın ki baskısı tükenmişti. Yenisi için aylar; almak için de daha fazla zaman geçmesi gerekti ama sonunda aldım çok şükür. Kitabı elime alınca oldukça kaliteli bir şekilde tasarlandığını görünce şaşırdım ve memnun oldum. Ciltli kitapların kütüphanelerdeki yeri her zaman ayrıdır; kokusu da! :)

Yazar, roman olarak yazdığı kitabın içeriğinde çeşitli iddialarda bulunuyor. Yazarın da söylediği gibi, doğruluğuna karar verecek olan sizsiniz. Ben ister istemez karşılaştığım bilgilere 'şüpheci' mantıkla yaklaştığım için %100 inandığımı veya tamamen reddettiğimi söyleyemem. 'Olabilir' dediğim noktalar olduğu gibi 'Haydi oradan!' dediğim noktalar da yok değil. Bilhassa son bölümde, masaldan önce, yer alan saldırı olayı oldukça uçuktu, lakin zaten bu bir roman diyor yazar. Yazdığı her şeyin, aynen gerçekleştiğini iddia ettiğini de hiç sanmıyorum. Yazılanların arasındaki almanız gerekenleri almanız gerekiyor. ;)

Kitabın tüm bölümleri boyunca sık sık değindiği tasavvufi bilgiler çok eğitici. Kendisine teşekkür ederim, kendime çok şey kattığını düşünüyorum. Hz. Hısır, Turk ve oğlunun hikayesi, Türk bayrağının ortaya çıkışının anlatımı ve Singularity Tehlikesi konuları en çok ilgimi çekenlerden birkaçı. Kitabın başındaki 'Yaşayan, Yaşatacak!' şiiri de çok anlamlı ve güzel. Ben genelde şiir sevmem, beni etkileyecek şiirler azdır. :)

Genelde kitapların içeriği hakkında bol bilgi veririm ama nedense bu kitaptan örnekler yazmak istemiyorum. Yazarsam zaten özetin özeti bile uzun kaçabilir. Bu yüzden ilginizi çekiyorsa ile almanızı tavsiye ederim. :)

Kitap, bir seri. Her bir kitapta farklı konular işleniyor. Bilginize.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 45 TL(İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz.)
16 Şubat 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Çağdaş Bilimler Işığında Oğuz Kağan Destanı




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Oğuz Kağan Destanına bir de bu şekilde bakın!


KÜNYE

Yazar: Kolektif (Çoklu Yazar Desteği)
Yayıncı: Kripto
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2014

Bir süredir Oğuz Kağan hakkında kitap almak istiyordum. Onun hakkında ve yaşamı hakkında bilgi edinmek istiyordum. Nitekim bir sürü de kitap mevcuttu. Ama destanı internetten okuduğum zaman kitapların da ne kadar bilgi verebileceği konusunda şüpheye düştüm ve bir süre daha bekledim. İyi ki de beklemişim, çok şükür Rabb'ime, kripto yayınlarının çıkardığı kitabı gördüm. Tanıtımına falan baktığımda, dedim "Benim istediğim tarzda bir şey galiba". Geçen hafta kitabı temin ettim ve pazar gecesi bitirdim. Genelde sonda yazdığım'genel yorum'u  en başta yazacağım.

Kitap, kesinlikle umduğumdan daha fazla çıktı. Aldım ama 'acaba?' diye içimde bir şüphe vardı. Umduğum gibi çıkmamasından endişelendim ama yersizmiş. Daha en başta umutlarımın ötesinde bilgi sundu. Hatta hiç bakmadığım, bilmediğim noktalardan da destan ve Oğuz Kağan incelenmiş; mitoloji kısmı ilginçti. :) Kitap bitti ama keşke daha fazla olsaydı da okusaydım, diye düşünüyorum. Tatmin seviyesi en üstte! 

Ama ne yalan söyleyeyim son bölümü biraz sıkıcı geldi. Sosyolojik ve Psikolojik bölümler destanın kendisinden ziyade destan ve mitolojilerin toplum üzerinde etkisi kısmına odaklanmış ve aslında bize son derece harika, bilhassa alanım  olan sosyoloji bölümü, bilgiler sunmuş ama dediğim gibi son bölüm biraz baydı. Belki inatla bitireceğim diye uğraş vermenin getirdiği yorgunluktan da kaynaklanmış olabilir. Bir kez daha adam akıllı okumam gerekir son kısmı. :)

Kitapta en ilgi çekici bölümlerden biri; Hz. Zülkarneyn bölümü(7.ci bölüm) ve Oğuz  Kağan'ın yayıldığı coğrafya ve ülkeler hakkındaki incelemelerdi. Muhakkak ki farklı alanların incelemeleri sonucunda ve tabii olarak destan üzerindeki hakimiyetlerine göre yazarlar arasında bazı konularda (Oğuz isminin manası gibi) mutabakata varılamamış olabiliyor ama önemli olan o kısımlar değil. Tüm görüşler verilmiş, aklınıza en yatkın olan bilgiyi kabul edersiniz zaten.

Benim en sevdiğim yedinci bölümden (Murat Tanrıkulu) bazı bilgileri yazmak isterim.

Yazarların hepsi en çok şu konuda hemfikir; Oğuz Kağan tarihte şu kişiler olabilir; Hz. Zülkarneyn(gerçi bu kişi üzerinde duran bir tek bu yazar), Mete Han ve Alp Er Tonga'dır. Yazar da bu kişilerin neden olabileceği, altında yatan nedenlerle birlikte bizlere sunmuş. Fakat yazara göre Mete Han olma durumu, destana bakıldığında diğer ikisinden çok daha zayıf ihtimaldir, zira "Her ne kadar zaman dilimi örtüşüyor gibi görünse de Büyük Hun Devletinin ve Oğuz Kağan'ın sefer düzenlediği coğrafyalar uyuşmamaktadır."

Yazara göre Hz. Zülkarneyn ve Alp Er Tonga arasında da en kuvvetle ihtimal Hz. Zülkarneyn'in Oğuz Kağan olduğu yönündedir, zira " Tüm peygamberlere bir takım mucizeler verilmiştir ve Oğuz Kağan'ın doğumu da olağanüstülükle doludur. Diğer yandan tüm peygamberlerde olduğu gibi 'ilahi' bir ışık olan 'nur' işlenmektedir. Oğuz'a yol gösteren kurt, gökten inen bir ışıkla gelmiştir; hanımlarından biri gene ışıkla ortaya çıkmıştır. Dört bir yana elçiler gönderip, emirler vermesi ve itaat beklemesi nübüvvete(peygamberliğe) uygun bir uygulamadır. İtaat etmeyenlerle amansız bir savaşa girmiştir. Destanın sonunda da 'Çok savaşlar yaptım, Gök Tanrı'ya borcumu ödedim.' sözleriyle bu savaşların Tanrı adına yapıldığını (cihat) beyan eder ve Gök Tanrı'ya borcunu ödediğini belirtir."

Ayrıca Oğuz Kağan'ın boynuzlu miğfer giymiş olarak resmedilmesi ve Zülkarneyn isminin çift boynuzlu manaya geldiği konunun ilgilileri tarafından da bilinen bir şeydir. 

Oğuz Kağan'ın hakimiyet kurduğu bölgelere baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: 
İlk itaat edenlerden biri Altun Kağan. Oğuz'a bir çok altın, mücevher vb. şey gönderiyor. Çok zengin bir ülke(kağanına bu yüzden altın kağan deniyor.)  Bu bölgenin ÇİN bölgesi olduğu görüşü hakim. Zira destanda "SAĞ TARAFINDA ALTUN KAĞAN VARDI..." Sağ yanından kastı doğu-batı olarak tabir edilen bir ifade gereği DOĞU bölgesidir. Bildiğiniz üzere doğu, bizim sağ tarafımıza denk düşer. 

Yine "SOL YANINDA DA URUM KAĞAN vardı." Soldan kasıt da BATI bölgesi. Belki fark edememişsinizdir; URUM Anadolu'nun eski adı olan RUM'dur. Yani Diyar-ı Rum (yunan kökenli rumlardan bahsetmiyoruz). Burada CERMEN halklarıyla da savaşa tutuşmuş olması pektabiidir zira araştırmalar URAL-ALTAY kavimleri ile çok eski bir temasa işaret eden unsurlar bulmuştur... Bu kağan itaat etmeyince ordusuyla üzerine yürüdü ve İTİL MÜREN adındaki denize vararak buradaki kara bir dağın yanında savaşa tutuştular. Burası aslında Avrupa'nın en uzun nehri; İdil, İtil veya Volga nehri olarak anılır ve 3500 kmdir. Valday Tepelerinde doğar ve Hazar denizine dökülür. DENİZ'E benzetilen yer ya aşağı mecralarda oldukça genişleyen bölgesi ya da denize döküldüğü alan. 

Oğuz Kağan'ın sevdiği ALACA ATI BUZ DAĞI olarak tabir edilen, tepesinde donlar vs. olan bir dağa kaçar. Onu getiren ere de KARLUK ismi verilir. Bu bölgede Kafkas ya da Ağrı Dağı. Zira itil geçiliyor ve hazar denizinin batısından güneyine, Anadolu ve Azerbaycan gidiliyor. Bu yönde 5000 metrenin üzerinde tepesi karlar ile kaplı olan tek dağ bu ikisidir. Burada ÇÜRÇET isimli bir halk ile savaşılıyor. Burası Çin Kuzey'inde yer alan bir bölge. Eskiden Türkler ve Moğollar burada yaşayanlara ÇÜRÇET veya ÇÜRÇÜT diye seslenirmiş. Burası Amur Dağının güneyi, Lio Irmağının kuzeyi, Sira (sarı) müren havzası, Ulanqota şehrinin altı. Çin kayıtlarında burası 'çorak toparklar' olarak geçer ve destanda da tam olarak bu şekilde betimlenir. 

Sonra destana göre, Hint, Suriye ve Tangut bölgelerine yürümüş. Yani Anadolu, Mezopatamya ve Akdeniz bölgelerini de ele geçiriyor. Hindistanı da unutmayalım. 

cenupta Barkan diye bir yere de gidiliyor.  Zengin bir yer. Burası çok sıcak ve halkının çehresinin kara olduğu bir yer.  Kağanının adı MASAR. Buranın, siyahların da yaşadığı ve halkının esmer tenli olduğu(bize nazaran daha esmerler) ve kağanın isminin çağrışımına göre MISIR olabilir. Bunu destekleyen bazı araştırma-incelemelere de değiniyor ama buraya yazmayacağım artık. 

Bu ve sayısız inceleme-araştırma ile Oğuz Kağan'a ve destana farklı gözle bakıp, kökler hakkında ve toplum üzerine etkisi hakkında aydınlanacağınızı söyleyebilirim. Konunun ilgilisi iseniz pişman olmayacaksınız.

Kitap Okuma Önerisi:  Pişman olmazsınız.

Puan: 10/10


Kitap Fiyatı: 12,5 TL
23 Ağustos 2013 Cuma | By: YeniAy M.

Percy Jackson Son Olimposlu

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Geldik mi serinin sonuna! Kahramanların savaşı! Kehanetin Gerçekleşmesi vs. Tüm düğümler bu kitapta çözülecek işte!

 

Kehanete göre 16 yaşına basan, üç büyük Olimposluların çocuklarından biri ya Olimpus'u kurtaracak ya da onu yok edecektir. Şu ana kadar da hayatta kalan üç büyüklerin çocukları Thalia(ki Artemise katıldığı için asla 16 yaşına basamayacak), Nico(Hades'in oğlu) ve Percy (Poseidon'un oğlu). Percy bu sene 16 yaşına basacağı için kehanetin ağırlığını daha bir üzerinde hissediyor. Melezler ise Kronos ve ordusu yüzünden büyük tehlikede. Savaş kapıya dayandı.

Percy bu kitapta babası Poseidon'un deniz altı krallığını görecek ve onunla konuşacak. Eh hali ile onun aracılığı ile nasılmış oralar biz de göreceğiz. Yalnız savaş öyle bir duruma gelmiştir ki deniz altı krallığı dahi zor durumdadır. Öyle ki bu yıpranma Poseidon'un görünümü dahi olumsuz etkilemiştir; yaşlı bir adam gibi görünmektedir. Percy için diğer kardeşi ile tanışma vakti de gelmiştir. Kendisi(Poseidon) gibi Olimposlu olan  ve babasının varisi olan Triton.

Percy melez kampına döndüğünde tavan arasındaki kahinde kehanetin tamamını öğreniyor; ölümünü. Evet, Percy bu işin sonunda ölecektir. Percy, Nico'nun yardımıyla görevini tamamlamaya çalışırken de Son Olimpos'lu ile tanışır ve ondan iyi bir tavsiye alır. Her ne kadar o an anlayamasa da. Sonrasında ise Hades'in tutsağı olsa da kurtulmayı başarmıştı. Düşünsenize, şehrin ortasında kocaman bir savaş var ve bir sürü de ölüm ama siz bunu görmüyorsunuz. Eh, olacak o kadar. Kitabın sonu hakkında bilgi vermek istemiyorum. Gerçi sonu belli de o sana nasıl ulaşıldığı konusunda bilgi vermeyeceğim.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Son kitap olmasından mıdır nedir daha heyecanlı denebilir. Ne de olsa tüm Olimposluları ve melezleri Titanlar ile savaşta göreceğiz. İnsan Luke için de üzülmüyor değil.

Kitap Okuma Önerisi:  Bu kadar yolu gelip de bu kitabı almaz iseniz ayıp olur zaten.
Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 21

 
Athena- Zeus-Poseidon
 
 
Hades
 
Hermes(2.filmde farklı biri canlandırıyor. Oysa bu daha iyi :D )



Percy Jackson Labirent Savaşı

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Percy'nin okulda saldırıya uğramadığı bir an da neredeyse hiç yok!

 


Percy, yeni okuluna başlamıştır. Gündelik hayatını yaşamaya çalışan Percy, her zaman olduğu gibi okulda iki yaratığın saldırısına uğrar. Onun yerinde olmak istemezdim. Düşünsenize sürekli olarak her yeni okulda, her sene zırt pırt saldırıya uğrayıp duruyorsunuz. Yazık be oğlana! Okula her gün korku ile giderdim; "Acaba bugün de saldırırlar mı?" İşte bu yüzden bu melezlerin gittiği bir okulda olmalı, sadece savaş için melez kampı değil!

Saldırı sırasında, daha önce tanışmış olduğu, sisin etkisiz kaldığı bir kız olan Rachel ile tanışır. Eğer görüntünüzde bir gariplik varsa ve sis ile bunu saklıyorsanız boşa uğraşmayın, bu kız sizin gerçek halinizi görür! Okuldan kaçan Percy yolda (gene) Annabeth ile karşılaşır ve ikisi de kendini melez kampına atarlar.  Şimdi Percy ve arkadaşlarının yeni bir görevi vardır. Kronos ve adamları Labirent isimli, hemen her yere çıkış sağlayan, bir mekandadırlar. Elbette bu çıkışlardan biri de Melezler Kampı'dır.  Amaç, kronos'un bu yolu keşfetmeden kampa çıkışı kapatmaktır.

Percy bu işlere yoğunlaşsın Nico ablası ile iletişime geçmeye çalışır. Evet, kendisi ölü ama o Hades'in kızı yani ölüler ilahının! ;) Bianca'da kardeşinin yaptıklarından memnun olmasa gerek ki İris iletileri vs. ile Percy'e kardeşini gösterip durmakta. Yolculukları sırasında Percy kendini gizli bir adada bulur. Her daim kahramanlara aşık olan, adasından ayrılamayan-cezalı- güzeller güzeli Kalipso'nun adası. Percy bir süre bu kızın büyüsüne kapılsa da gitmesi gerektiğini biliyordu, bu yüzden ayrılıp kampa geri dönüyor ama Annabeth ve diğerleri onun öldüğünü düşünmektedirler. Öyle olmadığını görünce çok sevinirler elbette ;)

Labirent görevinde Percy ve arkadaşlar sisin içini görebilen Rachel isimli ölümlüyü de yanlarına alacaktır ve başka olimposlularla da tanışma imkanları olacaktır ve melez kampı bir kez daha savaş ve ölümlerle sınanacak. Bu arada Kronos, Luke'un bedebine girerek canlanmıştır. Herkes Luke'un öldüğünü düşünmesinin aksine oralarda bir yerde beklemekte.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Labirent kısımları yer yer bayabiliyor ama garip, heyecan verici karşılaşmalar da göreceğiz. Ben tek bir mekanda gelişen olayları pek sevmem.


Kitap Okuma Önerisi:  Seri kitapları kaderi, alacaksın, okuyacaksın.
Puan: 10/9


Kitap Fiyatı: 21

KARAKTERLER
 
 

Tyson, Percy Jackson'ın üvey kardeşidir. Kendisi bir kikloptur yani tepe göz. Şirin bir oğlan değil mi?  Saf, nazik, sakar bir oğlan ama saflığı az biraz aptallık derecesinde olabiliyor. Kitapta dişleri yamuk bir şey olsa da filmde tek kusuru gözü. :) SİS ismi verilen bir şey sayesinde olağan biri görünmeyi başarıyor.
22 Ağustos 2013 Perşembe | By: YeniAy M.

Percy Jackson: Canavarlar Denizi

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Olimposluların çocuklarının başı hiç olmadığı kadar dertte!

 

Percy gördüğü rüyanın etkisi ile okuluna gittiğinde tüm gün rüya ile ilgili şeyler düşünüyordu. Okulun son günü geldiğinde ise her olimposluların çocukları gibi percy de melezler kampında gitmek için sabırsızdı. Aslında tüm yıl burada olmamaları ne kadar kötü. Ne var özel okul gibi de işlese?

Neyse. Tyson yanında iken yamyamların Percy'e okulunda saldırmasıyla Tyson'ın da sıradan olmadığı, onun gibi-kısmen- olduğunu görüyoruz ama onunla ilgili tek sır da bu değil arkadaşlar. Percy, Annabeth ve Tyson kampa gittiklerinde kampın saldırıya uğradığını, kampın sınırlarını koruyan bariyerin zayıflamaya başladığını görürler. Dahası yakında bariyeri ana kaynağı olan ağaç zehirlenmiş ve ölüyordur. Annabeth için bu daha bir önemlidir çünkü ağaç Zeus'un kızı ve kendisinin de arkadaşı olan Talia'ın ta kendisidir. Bu yüzden de Percy ve arkadaşlarının ağacı iyileştirmek için "ALTIN POSTU" bulmaları gerekmektedir. Sorun şu ki post, canavarlar denizi dedikleri-bermuda şeytan üçgeni- bir bölgedeki adadadır.

Elbette tüm bu saldırıların altında Hermes'in kızgın oğlu Luke vardır. Luke cronos'u canlandırmak ve tüm olimposluları yok etmek niyetindedir. Bu yüzden o da altın postun peşindedir. Ve dahası Luke bu işte yalnız değildir. Kendisi gibi ailelerine öfkeli melezleri de yanına çekmeyi başarmıştır. Bu da kampta casuslar olduğunu göstermektedir. Percy bu sefere çıkarken öğrendiği kehanet karşısında da afallamıştır. Kehanete göre yaşlı olimposluların (Zeus-poseidon ve hades) yaşayan çocuklarından biri 16.cı yaşına geldiğinde ya olimposun yok edilmesine ya da kurtarılmasına sebep olacaktır ve şu an yaşayan tek yaşlı olimposlunun çocuğu da Poseidon'un oğlu Percy Jackson'dır.

Kitapta görüyoruz ki Luke, Annabeth ve Talia küçükken çok yakın dostlarmış. Bu yüzden Talia olayı ve Luke'un davranışları Annabeth'i ayrı bir etkilemektedir. Şahsen ben Luke adına üzülüyorum. Bencil ailelerinin zevk için onunla  bununla birlikte olup sonradan olan çocukları ile ilgilenmemesi çok üzücü bir durum. Ne de olsa Olimposlular bencildir! Carissa mıdır nedir Ares'in kızı da çok sinir bozucu be. Babası gibi egoist bir tip. :)

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Yazar, gençlik ağzı ile yazıyor. Bu yüzden gençler için son derece rahat bir dil; bir önceki kitaplarda olduğu gibi. Thalia'yı tanıma adına güzel bir kitaptı diyebiliriz. Ama ölümler olduğu için sanılanın aksine bebe kitabı diyemem bu seri için.

Kitap Okuma Önerisi:  Yunan mitleri ve fantastik kitaplarını seviyorsanız, neden almıyorsunuz?
Puan: 10/8


Kitap Fiyatı: 17,50

DİPÇE: Ben ilk kez "Şimşek Hırsızı" filmini izlemiştim. Kitapları olduğunu görünce doğrudan bu kitaptan başladım, şimşek hırsızını almadım. Bu yüzden yakın zamanda onun eleştirisini yapmayacağım. :)

BAŞKARAKTERLER
 
 

 
Percy Jackson, Poseidon'un oğludur. Gerçek yunan mitinde Zeus'undur ama biz kitabımızı baz alarak yaklaşalım. Kendisi melez olduğunu öğrenene kadar annesi ile yaşayan ve okulda okuma zorlukları çeken bir oğlandır ama okulda onu koruyan kişilerde vardı. Kim olduğunu öğrenen Percy şu anda yegane yaşlı olimposlulardan birinin yaşayan tek çocuğu olarak melezler kampında baya fiyakalı bir havaya sahiptir.

Annabeth, Athena'nın kızıdır ve gerçekten de kızıdır. Aynı annesi gibi akıllı bir kızdan bahsediyoruz burada ki Percy'nin en büyük destekçilerinden ve dostlarından. Aynı zamanda Luke ve Talia'nın en yakın dostu idi kendisi ama dostluklar parçalanmış duruyor.

Kıvırcık bir Satirdir. İnsanların dünyasında, Percy kim olduğunu bilmediği zamanlarda onunla dostluk kurmuş ve korumuştur. Bu koruma kollama görevine de hala devam etmektedir. Komik bir oğlan olduğunu söyleyebilirim. Çok sık korksa bile aslen cesur ve sadık bir dost. İlk kitabın sonunda boynuzları çıkmaya başlıyor ki bir Satir için çok önemli bir andır.