köken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Temmuz 2015 Pazartesi | By: YeniAy M.

Deruni Devlet 'Kutsal Halı'




UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Bu bir romandır. Kimilerine göre gerçek, kimilerine göre ise kurgu. Kararı yine siz okuyucularıma bırakıyorum."


KÜNYE

Yazar: Oktan Keleş
Yayıncı: İlgi Kültür Sanat Yayınları
Sayfa: 402
Baskı Yılı: 2014(İlk Basım)

Pelin Çift'in yaptığı özel bir programda gördüğüm Oktan Keleş'in bu kitabı, araştırınca içerik olarak oldukça ilgimi çekti. Kısmete bakın ki baskısı tükenmişti. Yenisi için aylar; almak için de daha fazla zaman geçmesi gerekti ama sonunda aldım çok şükür. Kitabı elime alınca oldukça kaliteli bir şekilde tasarlandığını görünce şaşırdım ve memnun oldum. Ciltli kitapların kütüphanelerdeki yeri her zaman ayrıdır; kokusu da! :)

Yazar, roman olarak yazdığı kitabın içeriğinde çeşitli iddialarda bulunuyor. Yazarın da söylediği gibi, doğruluğuna karar verecek olan sizsiniz. Ben ister istemez karşılaştığım bilgilere 'şüpheci' mantıkla yaklaştığım için %100 inandığımı veya tamamen reddettiğimi söyleyemem. 'Olabilir' dediğim noktalar olduğu gibi 'Haydi oradan!' dediğim noktalar da yok değil. Bilhassa son bölümde, masaldan önce, yer alan saldırı olayı oldukça uçuktu, lakin zaten bu bir roman diyor yazar. Yazdığı her şeyin, aynen gerçekleştiğini iddia ettiğini de hiç sanmıyorum. Yazılanların arasındaki almanız gerekenleri almanız gerekiyor. ;)

Kitabın tüm bölümleri boyunca sık sık değindiği tasavvufi bilgiler çok eğitici. Kendisine teşekkür ederim, kendime çok şey kattığını düşünüyorum. Hz. Hısır, Turk ve oğlunun hikayesi, Türk bayrağının ortaya çıkışının anlatımı ve Singularity Tehlikesi konuları en çok ilgimi çekenlerden birkaçı. Kitabın başındaki 'Yaşayan, Yaşatacak!' şiiri de çok anlamlı ve güzel. Ben genelde şiir sevmem, beni etkileyecek şiirler azdır. :)

Genelde kitapların içeriği hakkında bol bilgi veririm ama nedense bu kitaptan örnekler yazmak istemiyorum. Yazarsam zaten özetin özeti bile uzun kaçabilir. Bu yüzden ilginizi çekiyorsa ile almanızı tavsiye ederim. :)

Kitap, bir seri. Her bir kitapta farklı konular işleniyor. Bilginize.

Puan: 10/9

Kitap Fiyatı: 45 TL(İnternetten daha ucuza bulabilirsiniz.)
1 Ekim 2014 Çarşamba | By: YeniAy M.

Direniş






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

İNSANLIK VE LUXENLER ARASINDAKİ SAVAŞTA ARUMLARIN TARAFI NE OLACAK?

Vay canına! Köken kitabını okuduktan sonra ne kadar zaman geçti hatırımda değil, inanın! Sanırım aşağı yukarı bir sene olmuş! Eh, elbette ki Lux serisinin yeni kitabını sürekli gözleyenlerdendim. Fakat, ne yalan söyleyeyim, öyle internette ne zaman çıkacak diye özel bir takibim de olmadı. İnanın bana bu şekilde yapmak daha iyi olabiliyor, aksi halde sabırsızlıktan çatlar durursunuz. Elbette, bu kitap gündeliğini açmama vesile olan bu inanılmaz, harika serinin bitmesi çok üzücü. Yine de her güzel şeyin sonu vardır. Böylece yeni güzelliklere yelken açabilelim. ;)

Gelelim kitabımızın tanımına ve bol bol SPOILER dediğimiz OYUNBOZAN BİLGİLER'e! Biliyorsunuz, benim huyum böyledir. Ne var ne yok her şeyi yazarım. Tabii ki de ufak tefek ayrıntıları yazmamaya özen gösteriyorum. Tamam, tamam, bundan böyle çok daha az oyunbozan koyarak yazacağım tanıtımları. Haklısınız, sonra zevki kaçıyor, değil mi? ;) Ama bu, serilerin ilk kitaplar için geçerli olacak, şimdilik! :D :D :D

Bizim D kardeşleri ve Katy'i bir evde, saklanırken bırakmıştık. Hatırlarsanız eğer bir gece ansızın Luxenler gelmişti. D kardeşler, kendilerinden geçmiş bir şekilde yeni gelen Luxenlerin yanına koşmuşlar ve bizim Katy ile hamile Beth'i, Archer ve Luc ile baş başa bırakmış durumdalar. Katy ve Bethy, son derece sıkıntılı durumda. Zira uzunca süredir sevdiklerinden haber alamıyorlar. Hamile kızımızın da durumu çok belirsiz diyebiliriz. Yani, sonuçta hiç biri melez hamileliği konusunda uzman değil. Melezler hasta olmaz ama bu kız olağan hamile kadınların tüm belirtilerini gösteriyor; kusmak ve mide bulantısı gibi. Bu bir insan için olağan, ama melez için de öyle mi?

Katy, herkesin bildiği ama kendisinin bilmediği bu hamilelik konusunu ve hamile kızımızın kötü durumunu görünce gerekli bazı şeylerin alınması gerektiği konusunda kökenleri ikna edip, Arhcer ile markete gidiyorlar. Lakin, elbette, daha malzemeleri alamadan onlarca Luxen, markete dalıyor ve herkesi öldürüyor. Dahası DNA'ları olağandışı bir hızla asimile ederek insan formlarına kavuşuyorlar. Böyle yaptıkları her insan ölüyor. Archer, Katy'i de alıp kaçmak istese de Katy, Daemon'ı hissedince geri döner ve onu görür. Ama o, bir anda gözden kaybolur. Katy, Dawson ile burun buruna gelir ve onun tarafından kaynak ile vurularak kaçırılır. Aslında bunu yapmasa idi başka bir Luxen onu öldürecektir. Ve biliyoruz ki melezler ölür ise onu mutasyona uğratan Luxen de ölür!

Katy, kendine geldiğinde Daemon, Dawson ve Dee'nin kötü muamelesi ve düzinelerce Luxen'in soğukluğu ile yüz yüze gelmek zorunda kalır. Yine de bu kız, onlar için yenidir ve Daemon ile bağ yüzünden, komutanları, kızın, şimdilik, yaşamasına izin verir. Sadi ismindeki, Daemon'ın Sadist dediği, dişi bir Luxen de, sürekli onun ve Daemon'ın etrafında dolaşmaktadır. D kardeşler, ellerinde olmadan buraya gelmişlerdir, ama aslında fırsatını bulup gitmek niyetindedirler. Fakat Dee bir sorundur. Çünkü o, kendisini onlara kaptırmış, onlarla aşırı bir bağlantı kurmuştur. Aslında bu, Luxenlere has bir durumdur. Direniş zordur. Fakat Daemon ve Dawson gibi, insanlarla özel bağı olan, Luxenler bu direnişi sergileyebilmektedirler.

Komutanları, D kardeşlere inanmış gibi görünse de aslında inanmamıştır ve kendi tertibi vardır. Oğlanların sakladıklarını, özellikle de Katy geldikten sonra, öğrenmeyi başaran Sadi, tüm bilgisini anlatmış, onları tertipleri için kullanma kararı almışlardır. Fakat Katy, hepsini uyarmayı başardıklarında çatışmaya girerler ama özel askeri timler gelince, aleyhlerine olan durum lehlerine çevrilir. Hepsi de AMETİS gözlülerdir, yani KÖKEN ASKERLER. Nancy'yi hatırlarsanız eğer, bizimkilere karşı büyük kin ve öfke içinde olduğunu tahmin ederiniz. Ne de köken kitabının sonlarında pek de hoş ayrılmamışlardı.

Askeri üsse gittiklerinde onları Luc ve Archer karşılar. Las Vegas'da olanlardan sonra üst yetkililer Diadolos'a ve deneylerine son verir. Yüksek rütbeli bir asker, onlara koruma sözü verir. Nancy ise Luc'un ellerindedir, zira köken bebeklerin yok edilmesi emredildiği halde bunu yapmamış, saklamıştır. Luc da çocukların nerede tutulduğunu öğrenmiş, onları yok etmekle tehdit ettiği için Nancy, Luc ne derse yapar olmuştur.

Hükümetin bir tertibi vardır. Özel bir bomba ile, Luxenlerin işgal ettikleri şehirleri, onlardan temizleyebilecektir. Fakat şöyle bir sorun vardır. Luxenler ile birlikte tüm köken ve melezler de ölçektir. Ayrıca kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerde. Elektrik gibi ihtiyaçlar onlarca yıl karşılanamayacak, ilkel çağlara geri döndüreceklerdir. Yan etkiler, devletleri için yıkıcı, masumlar için ölümcül olacağı için, Katy ve diğerleri başka bir tertip yaparlar; Arumlar!

Arumlar, Luxenler ile nasıl savaşacaklarını çok iyi bilmektedir ve sayıları dünya da binlerle ifade edilmektedir. Fakat dünyaya gelen Luxenler bu bilgiye vakıf değillerdir. Varlıklarını bildikleri Arumlar ile nasıl savaşacaklarını bilmediklerinden dezavantajlı durumdadırlar. Fakat bir sorun vardır, Arumlar nerede? İstila başladığından beri hepsi ortalıktan kaybolmuştur. Luc, Hunter isimli bir Arum ile bağlantıya geçerek Katy, Daemon ve Archer'ın liderlerine gitmesini sağlar.

Arum liderlerini ikna etmek? Luxenler ile savaşmak? Dee'yi Luxenlerin içinden çıkartıp yeniden kazanmak? Hamile Beth? Luxenlere yardım eden Kökenler? Bir sürü sorun, yapılması gereken bir sürü iş! Bizimkiler DİRENİŞ ile hikayeye noktayı koyuyor ama sonunda kendi mutlu sonlarını yazmaya devam edebilecekler mi? İşte, hepsini Lux serisinin bu son kitabı ile öğreneceksiniz.
Jennifer L. Armentrout, sen harika bir yazarsın! Bize, böyle güzel bir seri yazdığın için teşekkür ederiz! Seviliyorsun! :)

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Öncelikle söylemem gerekir ki kitabı bitirdiğimde, bazı ayrıntıların öylesine geçiştirildiğini düşündüm. Örneğin, Köken kitabında Luc, adamlardan serumu almak için büyük risklere girdi. Neden? Bir insan kızın hayatını kurtarmak için mi? Kızın durumu ile ilgili kitabın sonunda şöyle bir bilgi verip geçmiş. Belki olay, Luc'u konuya dahil edip, desteğini bizimkilere sağlaması içindi ama zayıf bir durum olmamış mı böyle geçiştirip, önemsiz bir şeymiş gibi yazmak? Sanki, yazar, önce başka bir şey düşünmüş de kitabı yazarken fikrinden cayıp böyle küçük bir bilgi ile açıklama getirip, mantıksızlıktan kaçınmış gibi. Ama olmamış işte!
Hunter, aynı düşündüğüm gibi, bu kitapta bizlere katıldı. Sevindim. :) Luc ile ilgili de bağımsız bir roman bekliyorum, aynı Hunter gibi. Çünkü bu oğlanın yaşamı hakkında o kadar çok az bilgi ve kopukluk var ki! Örneğin, üsten nasıl kaçtı? Archer ile nasıl tanıştı etti falan?( Archer ikinci nesil köken olduğu için, onu kaçıran belki o dur.) Kitabın sonunda 11 aylık bir süre geçiyor, ve o da yeniden ortaya çıkıyor ama neler yaptı etti muamma? Sanırım yazar, onun hakkında bir şey yazacak, yoksa niye sır yapsın oğlanı kitaplarında? :) Bekleriz, bekler! ;)

Bu arada Blake ölmemiştir diye düşünüyordum, ölmüş be! Çıkmadı burada karşımıza. :D Ve maalesef, Beth'in durumu Katy'de tekrar etmedi, tüh be! Neyse :)

He, diğer kitaplarda olduğu gibi kahkahalara boğulmadım ama bir iki güldüğüm nokta oldu. Olsun abla, bu da iyi. :)

Sormadan geçemem! Kitap da Katy'e, gündeliğinde tanıtması için yayıncıların kitap gönderdiğini okuduk. Nerede böyle bir dünya? Bize de göndersenize! Nasıl da imrendim, bilebilirsiniz! ;)
Kitap Okuma Önerisi:  Serinin son kitabı, siz bilirsiniz. :)

Puan: 10/9
Kitap Fiyatı: 22
KARAKTERLER




 Lotho. Arumların lideri. Tam bir zır deli. Bedeninde opal işlenmiş bir şekilde geziyor. Gerçekten de son derece, ama son derece, güçlü bir Arum. Daemon bile, onunla savaşmaya kalksa, işlerin çok çirkin bir duruma gireceğini kabul ediyor. Hem de sadece küçük bir güç gösterisinden sonra! Tüm Arumlar bu adamın ağzına bakıyor, çok sadıklar. (Lee Pace geldi aklıma hemen! Gayet güzel! :) )


Sadi. Roland isimli komutan Luxenlinin sağ kolu. Daemon için onun ismi Sadist. Zira gerçekten de ismine göre hareket ediyor. Ömrü uzun olmayacak ama nefret edeceğiniz bir karakter olacak. Ama söylemedi demeyin, göründüğü kişi değil! ;)

13 Kasım 2013 Çarşamba | By: YeniAy M.

Köken (Origin)






UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

D kardeşler ve Katy yakın bir zamanda seçim yapmak zorunda kalacaklar. Ama açıkçası Luxen mi yoksa Daidolos mu deseler,  insanlık derim. Çünkü iki tarafta da masum değil. Masum olan insanlık.



Lux serisinin 4.kitabı olan "Köken" Kasım'ın ilk haftası raflarda yerini aldı(benim elime geçmesi için ise mağazaya gelmesini beklemek zorunda kaldım bir hafta). Ve biz, hayranları olarak şimdiden 5.kitabı iple çekiyoruz. Kitabı bitirmem 24 saati aldı (arada uyuduk elbette :D ).

"Opal" kitabında, Katy'i Diadolos'un eline düşmüş halde bıraktık. Daemon ise delice bir şey yapıp, Katy'yi şuursuzca kurtarma hareketine girmemesi için çığırından çıkmış Luxenleri kapattıkları bir kulübede tutulmaktadır. Ama Ash'in yardımı sayesinde kaçan Daemon doğruca, kendilerine ihanet eden tek kişinin Blake olmadığından şüphelenmiş şekilde, melez ergen Luc'un kulübüne gider. Görünüşe göre süper zeki ve tehlikeli olan Luc sadece Luxenler ile değil "Hunter" gibi Arumlar ile de iş yapmaktadır ama Luc'un ihanet ile ilgisi yoktur. Ama bir teklifi vardır. Luc, Diadolos'un elinde olan bir ilacı istemektedir. Eğer o ilacı ona getirirse, bağlantıları sayesinde onu ve Katy'yi nerede olursa olsun çıkartabileceğini söyler. Zaten adam akıllı bir tertibi olmayan Daemon için yapacak başka bir şey de yoktur. Teslim olacak, Katy'nin yanına götürülecek ve ilacı bulup, Luc'un casusları sayesinde oradan çıkıp, kurtulacaklardır. Damon Weather Dağına gidip Nancy'e teslim olur.

Diğer yandan ise Katy bazı gerçekler ile başa çıkmak zorundadır. Daha doğrusu kendisine anlatılanların gerçek mi yoksa yalan mı olduğu ile... Çünkü Dawson ve Beth'e yaptıklarına bakılırsa Daidalos hiç de masum ve iyi niyetli değildir. Zaten bir de kendisine yaptıklarına ve onu yapmaya zorladıkları şeyler de pek güzel sayılmazdı. Katy mutasyona kusursuz bir şekilde cevap vermiş ender örneklerden biri olduğu için bir asker ve hekim olan Dasher için çok değerlidir. Zaten onu dönüştüren Luxen de çok güçlü olduğu için Nancy için önem arz etmekteydi.

Dasher ona Luxenlerin sandığı kadar iyi olmadıklarını, Arumlar ile savaşın başlama sebebinin Luxenlerin varlığı olduğunu ve de Dünyayı ele geçirmek isteyen 9bin Luxenin hazırda beklediğini de ekler. Dahası uzaya dağılmış Luxenlere haber gönderdikleri anda istila için binlercesi gelecektir Diadalos'da bu ve buna benzer çeşitli durumlar hakkında araştırmalar yapmakta, önlemler almaktadır. Terörist bir Luxenle tanışana kadar, Katy hiçbirine doğruluk ihtimali vermez. Dasher onu stres sınavlarına tabi tutar ama hiçbir meleze zarar vermek istemeyen Katy karşılık vermez ve bunun sonucunda da eğitilmiş melezler tarafından dövülür. Tüm bunların karşısında kendisine iyi davranmaya yakın olan tek kişi ise Archer isminde bir askerdir.

Daemon, Katy'yi görme karşılığında her istediklerini yapacağını söylediği için Nancy oğlanı 51.bölgeye getirir ve onu hemen kızın yanındaki hücreye koyar. Ama şüphe çekici bir durum vardır. Ortak banyo paylaşıyorlardır. Buna yapmalarının sebebini de sonra anlarlar. B bölgesinde "Köken" dedikleri luxen ve melezden doğmuş çocuklar vardır. Bunlar son derece zeki ve güçlüdürler. Mükemmel mutasyonları yüzünden ikisinin de birlikte olup, çocuk yapabilecekleri ihtimaline karşı ortak bir alan sağlamışlar ve oraya kamera koymamışlardır. Elbette bu fikir çok rahatsız edici gelir. Zira Micah isimli karşılaştıkları köken çocuk ürkütücü derecede zeki ve güçlüdür. Ama ellerinde yüz tane kadar bu çocuklardan vardır.

Daemon'ın iyileştirme yeteneğini görmek için Katy'ye akıl almaz yaralar açarlar. Dahası başka insanları da mutasyona uğratması için uğraşırlar. Bunlara da Promethous dedikleri bir ilaç veriyorlardır. Ama etkisi iyi olmaz. Ayrıca bu, Luc'un istediği şeydir de. Archer hakkında da bir gerçek açıklanır. Kendisi de bir kökendir. Ama ilk nesillerden olduğu için o 5 yaşlarındaki kökenler kadar güçlü değildir. Zira onlara da bu ilaçtan verilmiştir.  Bu sırada anlarız ki kökenler düşünce okuyabilmekte ve Archer da Luc'un (gözlerdeki benzer bir özelliği görünce Luc'un da köken olduğu anlaşılır.) içeride ki casusudur. O da bu yerden kaçıp gitmek istemektedir. Nitekim köken çocuklardan birinin yardım teklifi ile bir tertip düzenlerler ve Katy ilacı almayıp başarıp, kökenleri serbest bırakıp, kargaşadan yararlanarak Archer sayesinde kaçarlar.

Saklandıkları bir motelde Archer ile buluşan Daemon ve Katy, yanında Luc ve Paris'i de getirdiğini görmüştür. Luc ilacı alır, onlara da süprizi vardır. Las Vegas'a giderler ve orada ailesi ile buluşurlar. Onu kurtarmak için uğraşmışlar ve ilk önce Luc'un peşine düşmüşlerdir. Matthew'un bir arkadaşının evidir. Bazı noktaları geçiyorum ki eğlenceli ve sürpriz olsun. :P

Dee Archer'dan hoşlanmış gibidir. Bizim asker de ondan. Hatta yeminle ben o kısımları okumadan önce hayal ettiğim bir sahne vardı. Aynen gerçek oldu. Ahahhaha. Demek yazar ile aynı kafada ilerliyoruz. Ah bu arada yukarıda yazmayı unuttum. Bizim Kat, motivasyon olup dövüşsün diye Blake karşısına çıktı. Baya da gıcık oluyor zaten, biliyorsunuz. Evet, oğlan orada idi. Aslında hiç kaçma ihtiyacı yokmuş sevdiği kızın. Dahası Blake bizim Kat tarafından öldürüldü. Evet, ya! Atlamışım işte. Önemli değil. Açıkçası bence yazar onu öldürmedi. Öyleymiş gibi gösterdi ki Archer bile onu öldü sanıyor ve herkes herkese öyle dedi. Ama madem yazar ile kafam aynı işliyor, yazın kenara bu oğlan ölmedi! Ayrıca Matt aynen şüphe ettiğim gibi çıktı. İnan birindi kitaptan beri şüphe ediyordum. Ahan da yazarla aynı kafada çıktığım bir yer daha ve kitabın sonlarına doğru "tahmin ettiğim" bir şey daha ortaya çıktı ve ben inanıyorum ki benzer bir şeyi 5.kitapda da göreceğiz. :P

Bizimkiler baskına uğrarlar(ihanet yüzünden) ve kaçarlar elbette ama kaçmak için de kendilerini insanlara karşı açığa çıkartırlar. Elbette bu pek iyi sonuçlanmaz. Daidalos karşı saldırıya geçer. Sonuç ise; Ash, Andrew ve Paris ölür. Aslında yazar haklı. Artık onlar bu saatten sonra yük olurlar. Çünkü işler kızıştı ve Daidalos da haklı çıkmıştır. Uzaya dağılmış Luxenler gelmeye başlarlar. Artık savaş başlayacaktır. Kim hangi tarafta olacak ve savaşın gidişatını göreceğiz. Bu üç karakteri ise bu kargaşa da bir yerlere sokuşturup sürekli varlıklarını belirtmeye çalışması çok yorucu olacaktır. Onlar önemli karakterler değiller zira.

Kitap hakkındaki genel görüşüm: Yazarımız o güzel anlatımına ve beni güldürmeyi başarmaya devam ediyor, tebrikler! Nasıl başarıyorsun bunu? :) Kadına hasta oldum yani, neredeyse! Sevdim seni Jennifer abla!

Kitap doyurucu, sıkıcı tek nokta ise Daemon'ın bitmek bilmez "pişmanım, suçluluk duyuyorum" kısmını her fırsatta kitabın her noktasına işlemeye çalışması. Biraz fazla kaçmış. Bunun dışında genel olarak her şey tahmin edilebilir şekilde(en azından benim için) ilerlese de kitap beni sıkmadı ve hızlıca bitirebildim. Bu kitap da beklediğimi bir başkasının başına getirdi ama eminim 5.kitap da istediğimi alacağım! :P

DİPÇE: Bu sefer kitap kapağını beğenmedim.

Kitap Okuma Önerisi:  Almamak olmaz.

Puan: 10/9 (Bahsettiğim olumsuz durum için kitabın puanını 1 basamak düşürmek zorundayım.)


Kitap Fiyatı: 21


KARAKTERLER



Archer. 20'lerin başı-ortası arası diyelim. Uzun boylu, iri yarı, hoş mavi gözleri olan yakışıklı ve acayippppp seksiiiiii(Dee öyle diyor.) köken asker. Daidalos'un elinde olduğu süre zarfında elinden geldiğince Kat'e yardım etti. Luc'un 51.bölgedeki casusu. Kendine ait bir yaşam istiyor. Bu yüzden de bizimkilere kaçmasında yardım etti. Dee bu oğlanı görünce hasta oldu(ki Dee'yi kendim olarak hayal edip, aşkım Ewan'i ekledim Archer olarak. Gerçi benimkisi 40 yaşında ama olsun. :D ).


Luc. 15 yaşındaki ergen köken çocuk. Her köken gibi zeki ve tehlikeli. Yakışıklı bir çocuk olarak tanımlanıyor. Hükümetin elinden kaçmayı başarıp, kendine bir hayat kurar ve açtığı clupden baya para kazanır. Sürekli kafasında bir şeyler var bu oğlanın. Bizimkilere oradan getirmelerini istedikleri bir ilaç karşılığında kaçmaya yardım sözü veriyor. Bu kitap da bolca göreceğiz ve inanıyorum ki 5.kitap da daha fazla bilgi edineceğiniz bu oğlan hakkında. Örneği o ilaç ile ne yapacak? Amacı nedir? gibi.... :)



11 Kasım 2013 Pazartesi | By: YeniAy M.

Ey Dünya İnsanları! Hepiniz Türksünüz

 
UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.
 

Kayıp bir uygarlığın sırları dünyayı nasıl değiştirebilir?


Öncelikle yazar hakkında kısa bir bilgi vereyim. Yazarın ismi Gene D. Matlock. Amerikalı bir Katolik. Meksikalı eşi yüzünden oraya taşınmış, zamanında. Eşinin vefatından sonraki yıllarda da araştırmaları sayesinde bu kitabı yazıyor. Tarihçi vs. değil. Ya da dil bilimci. Ama ona Araştırmacı Yazar diyebilirsiniz ve tarih konusunda kendisini yetiştirmiş. Alaylı diyelim.

Yazarın iddiası hayli bir çarpıcı; Tüm dünya insanları aslen köklerine Türk'tür! Bunun içinde kendi araştırmaları neticesinde edindiği bilgileri sunuyor. Türklerin eski inancı Tengricilik (Şamanizm değil. Bu konudaki bir kitabı tanıtıp, bilgilerin yalan olduğunu yazmıştım. Bknz: Şamanizm )ile dinlerin, bilhassa Katolikliğin temelini, bağlama yoluna gitmiş. Türklerin Batılıların anlattığı gibi göçebe(sürekli) yaşamadıklarını, büyük uygarlıklar kurduklarını, dünyaya yayıldıklarını, tüm dünya kültürünün temelinde Türk medeniyeti olduğun hatta inançların temelinde de bu olduğunu vs. değinmiş. Hatta "Haç" işaretinin icadının da Türkler olduğunu söylemiş ki hatırlatırım size Mu kitaplarında da bu konuya değinmiştik. Elbette Haç'ın manası şimdi kullanılan mana ve işlevde değil, tamamen farklı bir boyut ve işlevlikte idi.

Neyse kitapta dikkatimi çeken noktaları yazayım:

  • Yazarın şu yorumuna imzamı atıyorum: "Ruh ve beden, bir diğerini harcamak pahasına, daha çok vurgulanırsa, dünyaya asla huzur ya da uyum gelmeyecektir." Örnek olarak maddeci olan Amerika ve her şeye ruhsal olarak (karma) yaklaşan Hindistan'ı vermiş. Biri aşırı maddeci diğeri ise aşırı ruhçu olduğu için huzur, bereket ve adaletten, dengeden uzak yaşıyorlar. Oysa ruh ve beden denge halinde olsa, o zaman adalet, huzur olacaktır. Denge olacaktır. Bu yaklaşım bizim dinimizdeki "Dünya için ahireti, ahiret için dünyayı bırakma" anlayışına uyuyor aslında. Farklı bir şekilde söyleniş biçimi, o kadar.
  • Birkaç bin yıl önce Kuzey Kutbuna yakın bir yerde yaşayan büyük ve ileri bir uygarlıktan bahsediyor yazar. Öyle bir yer ki cennetteymişçesine bolluk ve mutluluk içinde yaşanan bir yer burası. Yahudi ve Hristiyanlar buraya "Aden" derken, Hindular "Uttara Kuru", Budistler ise "Tanrı Şivan'ın Ülkesi" ya da "Şambala" denir. Hatta bugün bu bölgeye "Sibirya" diyoruz.  Sivariya, Siberia, Sibirya şeklinde Şiva ismine vurgu yaparak, kökenin buradan geldiğini düşünüyor(ismin). Bu bölgede 5 ırktan bahsediyor. Hatta buna "Kökensel beş ırk" diyor. Bunların mutlu, uyum ve bolluk içinde yaşamasını sağlayan bir öğreti var; İkililik, Kutsal Teslis, Haç ve doğudan, batıya doğru güneşten yayılan güçlü enerjilerin(çiğ) bilgisini kapsayan bir bilim. EKLEME: Yeni öğrendiğim bilgiye göre ise Sibirya ismi zamanında o bölgede yaşayan SABİR TÜRKLERİNDEN gelmeymiş. Yazar gümledi!
  • Hindu mitlerine göre, insanlığın tamamıyla gelişmiş uygarlıkların ortaya çıkışı yaklaşık 30 bin yıl kadar sonra, dünyanın ekseninde meydana gelen ani bir sapma Kedar Hand(Şivanın ülkesi)'ı buzdan bir cehenneme çevirmiştir. Bugün ismine "Türk" dediğimiz Kurus ya da Beş Krishtaya, güneye doğru kaçmak zorunda kalıyor. Böylece Orta Asya ve Hindistan'a yerleşip, buradaki yerli halkla birleşip, tüm dünyaya yayılmaya başlıyorlar. Elbette geçmişten gelen öğretileri ve uygarlıklarından arta kalanlarla. Hali ile yazara göre, herkes kendi neslinin izlerini, doğrudan ya da dolaylı olarak Türklere dek sürebilir.
  • Yazar, gerek Hindu gerekse kendi kutsal kitaplarında yazan bir olayı kaynak göstererek bize Hz.Nuh tufanının farklı bir versiyonunu anlatır. Kuzey Kutbu Dairesi olarak bildiğimiz bölgede yaşayan ve adına "Hyperborlular ve Kristhayalar"ın bir çoğu ruhani insan olmaktan vaz geçerek kötülüğe saparak kendilerini şeytani ilimlere adarlar. Hatta dünyanın eksen kaymasına sebepte bu şeytani ilimlerdir. Bu yüzden de Allah, onları cezalandırır ve tufan gönderir. Bu sayede de orası tufan sonrası buzdan ve kardan yaşanmaz hale geldi.  Bu insanlar ise bugün adına "Türk" dediğimiz insanlardır yazara göre. Ayrıca o dönemde herkes "Sanskritçe" konuşuluyor. Elbette "bize öğretildiği" üzere diyor yazar. Siyon-Zion'da bu dildendir ve mana olarak "bütün insanlığın kaynağı ya da vulvası" demekmiş. Bu bahsettiğimiz Siyon "meru dağı" dır. ve diğer isimleri de Seneru ve Sinarudur.
  • Yazar Afganistan konusunda ki bir olaya da değiniyor. İnancını Hristiyan olarak değiştiren bir insanın yargılanması üzerine yorum yapmış ve hiçbir ülkenin teokrasi ile yönetilmemesini tavsiye etmiş. Şimdi diyeceksiniz burada ne ilgini çekti? Basit. Yazar Afganistan'ın resmi dininin ruhbanları demiş. :)
  • Yazar sonraki bölümlerde Sanskirtçe olduğunu iddia ettiği "believe, rebel" gibi kelimelerin kökenlerine değinmiş. Aslında İngilizce garip bir dil, kesin. Zira bazı kelimeleri tersten okuyunca son derece "olumsuz" kelimeler ortaya çıkıyor, kelime olumlu olmasına rağmen. LIVE= EVIL, LIVED=DEVIL gibi... Birkaç tane daha vardı ama unuttum. Hatta biri bu dilin şeytan dili olduğunu iddia etmişti. :)
  • Diğer dikkatimi çeken ve beni gülümseten cümle ise şu; ".... Kutsal Teslis denilen tamamen bilimsel (!) olan ruhani teknoloji sayesinde, kendisine içeriden bakarak ulaşabilir." Aslında burada ilk bakınca "teslis mi bilimsel!?" diyorsunuz ve gülümsüyorsunuz ama iyi okursak bahsettiği, şu eskilerin öğretilerinden olan bilimsel teslis. Gerçi bu nedir, ne değildir bilmiyorum. :D
  • Gelelim benim için en ilginç ve araştırılması gerektiğine inandığım noktaya. ENGLAND. Yazar sadece kendi dilindeki kelimeleri değil, Türkçe kelimeler üzerinde de çözümleme yapıyor. ING eski Türkçe'de "ganimet" manasına geliyormuş. Açıkçası bu kelimeyi bilmiyorum. Ama doğru ise yazara göre ENGLAND (biz INGLIND diye telafuz ediyor, Türkçe olarak İngiltere diyoruz) Türkçe'de "Zapt edilmiş/Ganimet Ülke" manasına geliyor. Yani bizden önce Albion diye anılan bu topraklar, bizim gelmemiz ile birlikte ENGLAND olarak anılmaya başlanmış ve hala bu şekilde de anılmaya devam etmektedir. Doğru ise ben İngilizler ile baya dalga geçerim. :D Aslında bakın, İskoçya'da bir bölgede "ELGİN" diye bir kasaba var ve bildiğiniz üzere hala isim ya da soyisim olarak kullanıyoruz. İşin komik yanı o kasabanın Türkler ile hiçbir ilgisi yok. Kız ismi olan Elgin, gurbette yaşayan manasına gelir. Orada yaşayan bir İskoç'a bunu dedim ve şaşırdı. Türkçe olduğunu bilmiyordu bile. Hatta Hong Kong'dan tut, Amerika'ya kadar bu "Elgin" ismi kullanılıyor yer, mekan ve sokak ismi olarak. http://en.wikipedia.org/wiki/Elgin

Kitap hakkında genel görüşüm: Neyse, herhalde işin özünü anladınız? Benim görüşüme göre ise yazarın hiçbir sağlam dayanağı yok. Kaynak olarak neredeyse hiçbir şey sunmamış bile zaten. Mu kitabının yazarı bile daha sağlam dayanaklar sunmuştu. Ayrıca zırt pırt olayı Katolik inancına bağlayıp, adeta misyonerlikvari bir tavır sergiliyor. İslam hakkında bile bilgisi yok, görüyorsunuz. RUHBAN sınıfı var sanıyor İslam'da. Bu durumda ilgi alanına girene kadar bizler hakkında da pek bilgisi vardır diyemeyiz. Kısacası, sağlam olmayan dayanaklar, kaynaksızlık ve yorumlamalar ile zoraki bağ kurma ile pek bir şey sunuyor diyemeyiz yazar. Yani, bir de Türk diyor ama öğretiye bakıyorsunuz sunduğu Tengricilik ile ilgisi yok ve paso Hindu öğretisi sunuyor bize. İşin özü bana göre tamamen kurgusal bir kitap.

Kitap önerisi: Okumaya değer mi? Belki.
Puan: 10/ 3


Kitap Fiyatı: 25 (Ben aldığımda 4.basımdı ve 20 TL idi. Her basımda fiyat artacak galiba.)



21 Ağustos 2013 Çarşamba | By: YeniAy M.

Türklerin Kültürel ve Kozmik Kökenleri


UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

Türklerin Kökenleri Kayıp Kıta Mu'ya mı Uzanıyor?



Kitap, Mu-Atlantis, Agarta-Şamballa ve Sirius görüşlerinin temelinde şekillenmiş durumda. Sirius deyince aklıma mini dizi "Gelenler" geliyor. Orada da Sirius yıldızının "kötücül" amaçlarla paganistlerin kullandığını görmüştüm. O yüzden hiç olumlu bir izlenim edinmedim bu yıldızla ilgili ama "Tarık" derseniz durum başka. Bildiğiniz gibi Tarık yıldızı, Kuran-ı Kerim'de, Yüce Rabb'imiz tarafından dillendirilen yıldızdır. Hatta sadece ayet değil, bulunduğu surenin ismi de Tarık ve Sirius'a denk geliyor. Hatırlatma yapalım ayeti: TARIK SURESİ

1. Göğe ve târıka andolsun.    
2. Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?    
3. O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.

Sirius'un "karanlığı" temsil eden bir görüntüsü olmasına rağmen (bahsettiğim dizide), Tarık, karanlıkları ışığı ile delen bir yıldız olarak bahsedilmiş. Bu açıdan bakarsak belki de ikisi iki farklı yıldız da olabilir. Sonuçta her şey bu yaşamda "çift" yaratılmıştır. Aslında bu tarz parapsikoloji konuları üzerine kafa yormaya bayılırım çünkü yaşamın, gördüğümüz maddi dünyanın ötesinde de bilinmeyen bir alem olduğuna inanırım. Sorun; biz görmek istemiyor, yok sayıyoruz. Bizden saklandığı yok.

Kitapta anlatılan ve sunulan "dı-dı-dı"ların bir belge niteliği taşımadığı için güvenilir bir kitap olduğunu söyleyemem ama fantastik bir kitap yazacak veya hayal gücünüzü genişletecekseniz, tamamdır. Bu kitap size bunu sağlıyor bence ki benim amacım da buydu alırken.

Genel olarak kitap hakkındaki görüşüm:Burhan Yılmaz, bize parapsikoloji kitabı hazırlamış arkadaşlar. Muhakkak ki bilim dünyasında bu ve benzeri bilgilere şu an da rağbet edilmiyor ama ben her anlatılanlarda az da olsa bir gerçeklik payı olduğuna hep inanan biriyimdir. Kitabın az biraz Türklük gazı verdiğini az biraz da insanı geçmiş insanlar ve gelişmişlikleri hakkında düşündürdüğü kesin. Yani, sonuçta biz geçmiştekileri "ilkel" biliriz ama asıl ilkel biz olmayalım? Biz gelişmişliği "teknolojik" ilerleme olarak bakıyoruz ama gerçekten de öyle mi? Neyse. Konuya dönersek eğer kitabın bir kısmına katılıp bir kısmına katılmama durumuna rağmen sakın ola ki hepsini kesin, %100 doğru kabul etmeyin!

Kitap Okuma Önerisi:  Almasanız da olur. İlgi meselesi.

Puan: 10/3


Kitap Fiyatı: 10



Kitaptan bazı alıntılar