nesil yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nesil yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Şubat 2018 Cumartesi | By: YeniAy M.

Harp Sanatı Muallimi Fatih Sultan Mehmed



KÜNYE

Yazar: Namık Kemal
Yayıncı:  Nesil Yayınları
Sayfa: 128
Baskı Yılı: 2016
TANITIM BÜLTENİ
Namık Kemal, Tanzimat Döneminde düşünce, sanat ve siyaset alanlarında oldukça önemli bir konuma sahiptir. Namık Kemalin bu dönemde yapmış olduğu çalışmalar ve vermiş olduğu eserler Türk edebi ve fikir dünyasına yeni boyutlar kazandırmıştır.

Namık Kemalin kaleme aldığı önemli eserleri arasında, Fatih Sultan Mehmed Döneminin siyasi tarihini irdelediği ve nihayetinde nitelikli bir Fatih Sultan Mehmed okuması sağlayan çalışması da yer alıyor.
Bir Harp Muallimi Fatih Sultan Mehmed kitabında:
II. Mehmedin şehzadeliği sırasındaki eğitim süreci,
Sahip olduğu ince zekâsı,
Tahta çıkış süreci,
Fatihi fatih eden hâllerinin inceliği,
Fatihin İstanbula niyet etmesi ve bunu başarmak için bütün imkânlarını seferber etmesi,
Harp sanatında bir deha olduğunu ispat edercesine İstanbulun fethi esnasında geliştirdiği askerî icatları değerlendirilip aktarılıyor. Aynı zamanda Namık Kemal bu eserinde şehzade katli konusuna değinmeden geçmiyor.
Nitelikli bir Fatih Sultan Mehmed okuması sizi bekliyor...

Namık Kemal'in tarihi kitaplar yazdığını bilmezdim. Onu daha çok şair yönüyle tanıyoruz. Sanırım kitaplarından birinde Fatih, Yavuz ve Kanuni üzerine yazılar yazmış; bu kitap da bahsi geçen kitabın içeriğinden Fatih ile ilgili yazılanların sadeleştirilmiş hali.

Kitabı okurken Namık Kemal'in tam bir Fatih hayranı olduğunu görmemek mümkün değil; onun zekasına ve savaş becerilerine duyduğu hayranlığı okudukça siz de göreceksiniz. Elbette kendisi bir tarihçi olmadığı için verdiği tarihi bilgilerin ne denli doğru olduğuna dair şüphe ile yaklaşılabilir ama genel öğrendiğimiz şeyler ile uyuştuğu için bir çok yazdığı şeye doğru gözü ile bakmakta beis yok. Ayrıca olaylar üzerinde tespit ve düşünceleri de dikkate değer.

Genel olarak kitabı beğendim; Fatih'in savaş becerisi ve fetihleri üzerine kısa bir tarih özeti geçmiş Namık Kemal. Açıkçası biz onu İstanbul'u fethettiği için Fatih olarak anıyoruz sanıyoruz ama aslında ismini gerçekten hak ettiğini bu kitabı okuyarak da anlayacaksınız; 2. Mehmet Han gerçekten de bir fatih!  Hem fatih hem mucit! İstanbul fethi için icat ettiği Şahi topları onun son eserleri diye düşünüyorsanız bir kez daha düşünün. Okunmasında fayda bulduğum güzel bir çalışma olmuş.


(İnternet fiyatları, sitelere göre farklılık gösterebilir.)

8 Aralık 2017 Cuma | By: YeniAy M.

İki Çağın Sultanı 'Fatih Sultan Mehmed Han'


KÜNYE
Yazar  Yavuz Bahadıroğlu
Yayıncı: Nesil Yayınları
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2014 (64. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Fatih'i yetiştiren atmosferin resmi, kanaatimizce, genç nesillere, "geniş ufuk-lu insanlar" olabilmenin sırlarını vermektedir. Böyle insanlar yetiştirmede hayli çorak dönemler yaşayan bu ülkenin eğitimcilerine, bahsi geçen noktada başarılı olmuş bir devrin insanlarını anlatmanın, gelecekte bu sorunları aşma adına, faydalı olacağını düşünüyoruz. Her biri, İstanbul kadar mühim fetihler gerçekleştirmesini umduğumuz nesillere, bir damla can suyu olabilmesi temennisiyle hazırlanan bu eser, dileriz, geleceğin Fatihlerine ulaşır.
Fatih ile ilgili aldığım 2. kitabın yorumuna hoş geldiniz. 😊
Aynı yazarın daha önce de Osman Gazi isimli kitabını alıp okumuştum. Arzu ederseniz bu kitabın yorumuna da bakabilirsiniz.

Osman Gazi kitabının yorumunda da belirttiğim gibi yazarımızın 'roman' havasında bir yazım tekniği var; ilk kitapta bu tarzı garipsemiş idim ama bu kitapta bu tarz pek kendini göstermemiş. Benim için bir artı. Bundan önce Fatih'in Rüyası kitabını edinmiş ve okumuştum; tevafuka bakın ki Osman Gazi için de benzer şekilde öncesinde bir başka kitap alıp, okumuştum.

Aslında üst üste aynı konuya sahip kitapları okumanın; ister istemez iki kitabı-bilhassa bilgileri- karşılaştırma yoluna sürükleyen bir ruh haline sokması gibi bir sorun var; inanın bilerek yapmıyorum. Aslında Fatih ile ilgili okuduğum ilk kitap, daha çok onun fetih ruhunu ve amacını anlatan bir kitap iken bu kitabı almamdaki amaç Fatih'in genel olarak biyografisini okuyacağımı düşünmemdi ki isim de ister istemez insana böyle bir hava veriyor. Lakin içeriğini okuyunca Yavuz Beyin de Fetih meselesi üzerinde durmuş olduğunu görüyoruz; biraz farklı açılardan da olsa temel olarak ana konu Fetih diyebiliriz. Bundandır ki kitap isminin yanıltıcı olduğunu düşünüyorum; bazı bilindik kilişe bilgiler ve hikayeler dışında bilinmeyen noktalara da değinilmiş.

Kitabın ilk bölümünü de ayrıca faydalı bulduğumu belirtmek istiyorum; bazı kesimlerin -kasıtlı olarak- eleştiri malzemesi yaptığı bir konu üzerine çok güzel ve faydalı açıklamada bulunmuş. Kendisine teşekkür ederim, kafamıza bir türlü yazamadığımız, bilincine varamadığımız ya da vardırılmak istenmeyen bir mesele zira.

Yalnız bilgilerde bazı hatalar olduğunu düşünüyorum. Padişahlar ve anneleri konusunda 2. Murad'ın annesinin Türk olduğu belirtilmiş iken hemen aşağıda Veronica ismi verilmiş ve daha sonra aynı hata tekrar edilmiş. Sanırım Muratlar katıştırılmış ve farkına bile varılmamış. Ayrıca İstanbul fethine kadar Osmanlı padişahlarının sarayları olmadığı söylenmiş; orayı aldıktan sonra da uzun müddet sadece Topkapı Sarayı ile yetinildiği söylenilmiş. Benim bildiğim Edirne Sarayı, Topkapı Sarayından sonraki en büyük saray ve İstanbul'da yapılan ilk saray da Eski Saray ismiyle anılır ki Topkapı Kanuni döneminde tamamlanmış ve adına o dönemler Yeni Saray denmiştir. Bir de kitapta birkaç kere yer yer aynı paragrafın tekrarına yer verilmiş. Bence 64. baskısını görmüş böyle bir kitabın hataları çok önceden ayıklanmalıydı.

                                         (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
26 Ekim 2016 Çarşamba | By: YeniAy M.

Sultan I. Kılıç Arslan


"Bir Selçuklu Sultan'ının Mücadelesi"


KÜNYE
Yazar Hasan Bayraktar
Yayıncı: Nesil Yayınları
Sayfa240
Baskı Yılı: 2015
TANITIM BÜLTENİ
İsmi bilinen, ancak yaptıkları, yapmaya çalıştıkları, büyük idealleri tarihin karanlık sayfalarında kaybolmuş bir sultan: I. Kılıç Arslan. Melikşah'ın vefatıyla İsfahan'dan yola çıkarak Anadolu'da babası Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın tahtına geçen I. Kılıç Arslan, ömrü boyunca Haçlı orduları ile savaşmıştır. Haçlıları bozguna uğratan Kılıç Arslan'ın serüveni sizi Anadolu Selçuklu Devleti'nin büyük idealleriyle yüzleştirecek... Sultan I. Kılıç Arslan, Anadolu'yu ele geçirmek üzere sel gibi akıp gelen Haçlılara ve Bizans'a meydan okuyuşun romanı.
Bu aralar elimdeki ne kadar tarih romanı varsa bitirmeye karar vermiş gibi hissediyorum. Hazır Didiriliş 'Ertuğrul'un 3. ve son yılı da bu akşam başlarken size Anadolu Selçuklularının kurucusu olan Süleyman Şah'ın oğlu ve devletin 2. sultanı 1. Kılıç Arslan'ın hayat hikayesini konu alan bu romanı yorumlayayım.

Kitap bizi 1. Haçlı Dönemlerinin olduğu 1080-90'lı yıllara götürüyor. Elbette haçlı seferleri öncesinde Sultanın daha bir melik(yani şehzade-tigin) iken amcası tarafından Büyük Selçuklu Devletinin başkentinde esir hayatını okuyarak olaya giriyoruz. Ondan sonra da esirlikten kurutulup, kardeşleri ile babasının kurduğu Türkiye Selçukluları olarak da bilinen Anadolu Selçuklu Devletine dönüp, tahta oturmasını ve hem iç hem de dış mücadelelerine tanıklık ediyoruz. Muhakkak ki roman, tarihten ilham alınarak kurgulanmış ama burada amaç, kurgu ile de olsa sultanın yaşamını -kısmen de olsa- okuyucuya sunmak.

Yazar, o dönemin iç çalkantılarını, siyasi mücadeleleri güzelce bizlere anlatmış. Kurgu da olsa kitapta geçen olaylar, gerçek tarih ile paralellik gösterdiği için biz de bilgi edinmiş oluyoruz. Anlatım tarzı fena değil; ağır olmaktan uzak, akışkan diyebileceğim bir tarzı var. Tarih seviyorsanız okurken sıkılmazsınız. Okurken kendimi o dönemlerde hissettirmeyi başardı yazar.

Fakat...

Karalp karakterinin evlendiği aşık olduğu kadın ile olan ilişkisi ağzımıza bal çalınsın, tat versin diye eklenmiş bir kurgu ama zaman atlamaları ve ana olaylara odaklanmaları yüzünden ikisinin ilişkisi havada asılı kalmış. Yani balı ağzımıza çalmış, gerisini vermemiş. Hiç böyle bir ekleme olmasaydı da olurmuş; gereksiz olmuş. Kızın babasına ne oldu misal? Bir iki gere göründü, kayboldu. Karakterler boşa kullanılmış, unutulmuş gitmiş havası vermiş oldu. Olaylar düz ve yüzeysel; sabit bir çizgide ilerlediği için zaman zaman sıkıcı gelmedi değil. Aslında tarih romanlarındaki sorunlardan biri de budur. Sonunu biliyoruz.... Hal böyle olunca 'sonu ne olacak?' şeklinde değil de 'o sona nasıl gelinecek?' sorusunu sordurması gerekir yazarların. Kitap, bu ikisi sorudan da mahrum olduğu için heyecan vermiyor ve düz bir çizgide ilerliyor. Yine de dediğim gibi genel olarak sıkıcı bir roman değildi. Bir günde okudum, bitirdim. Hatta dün  yarım günümü romana ayırdım. Ancak yorulunca bıraktım da kalan az buçuk sayfayı ertesi gün bitirdim.

Bir de ufak tefek devrik cümleler ve imla hataları ile karşılaştım ama öyle çok ciddi boyutlarda olmadığı için rahatsızlık hissetmedim. Genel olarak bir önceki İskit romanı gibi 3 ila 3,5 arasında kaldığım bir kitap oldu. Ağırlığım yine 3,5'dan yana.




(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
16 Ağustos 2016 Salı | By: YeniAy M.

Osman Gazi




"Aşireti devlet yapan büyük kurucu."


KÜNYE
Yazar  Yavuz Bahadıroğlu
Yayıncı: Nesil Yayınları
Sayfa93
Baskı Yılı: 2015 (24. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Elinizdeki eser, sıradan bir biyografi değil. Aynı zamanda bir tarih sosyolojisidir. Osmanlı Devleti'nin temelinde bulunan mananın, gözler önüne serilmesidir. Osmanlı Devleti'nin Tarihi misyonunu anlamak için, Osman Gazi'yi anlamak gerekir. Tarihi romanlarıyla yakından tanıdığınız Yavuz Bahadıroğlu, eserinde bunları anlatıyor. Bir roman gibi, zevkle ve heyecanla okuyacaksınız.
Yavuz Bahadıroğlu, tarihi romanları da olan gazeteci ve radyocu bir emmi. Eğitimini bilmiyorum. Daha önce kitaplarını okumadım, bu ilk kitabı. Biyografi niteliği taşıyan Osman Gazi kitabını, bir önceki yorumladığım Ertuğrul Gazi 'Kuruluş' kitabında yazdığım gibi; Gökbörü ve Ertuğrul Gazi romanım için almıştım. 

Aslında Ertuğrul kitabını okuyunca Osman Gazi kitabına da hiç gerek kalmadığını gördüm. Çünkü onda da hem Osman Gazi hem de oğlu Orhan Gazi hakkında baya bilgi vardı. Hali ile Osman Gazi kitabı benim için bilgime bilgi katan, bilmediğim bir şeyi öğreten bir kitap olmadı ama artıları da yok değil. Örneğin bazı tekfur kalelerinin kendilerine özgün isimlerini öğrendim ve o dönemin konuşma tarzına biraz daha aşinalık oldu. Elbette ki birebir o günkü gibi yazıp çizmemiş yazar ama o havayı verecek kadar kafi derecede olmuş denebilir.

Ve evet, bu yorumumdan da anlayabileceğiniz üzere yazar, Osman Gazi konusunu hikayeleştirerek bizlere anlatmış. Bu açıdan da roman okuyormuş havasına sahip olacaksınız. Yani hem tarih hem de tarihi roman severler için Osman Gazi, ikisini de size verebilecek bir kitap. 

Elbet ben ikisini karıştırmayı seven biri olmadığım için roman ise roman tarih ise tarih talep eden bir insan olarak bu özelliğini sevmedim. Hele ki şu an hiç roman okuma havasında değilim. Paso araştırma ve bilim kitaplarına yöneliyorum. Neyse. Sevenleri için tavsiye edebileceğim, hoş bir kitap. Yazarımıza teşekkür ederiz.



                 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
17 Aralık 2015 Perşembe | By: YeniAy M.

İtbarak



UYARI: Kitap hakkında bilgi içerdiğini unutmayınız.

"Oğuz Kağan destanını bir de bu şekilde okuyun."


KÜNYE

Yazar: Çağlayan Yılmaz
Yayıncı: Nesil Yayınları
Sayfa: 320
Baskı Yılı: 2015

Türkler “Barak” derlerdi, kara tüylü köpeğe,Böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.Onu da köpeklerin, atası sayarlardı.Bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,Av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.Kuzey-batı Asya’da güya “İt-Barak” vardı,Türklerse İç Asya’da, onlara uzaklardı.Başları köpek imiş, vücutları insanmış,Renkleriyse karaymış, sanki Kara Şeytanmış.Kadınları güzelmiş, Türklerden kaçmaz imiş,İlaç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş. Destanda denilmiş ki, Oğuz-Han yenilmişti,Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti.On yedi sene sonra, Oğuz onları yendi.Kadınlar yardım etti, orada savaş dindi.Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ”e il verdi,Bunun için Türkler de, oraya “Kıpçak” derdi... - Oğuz Kağan Destanı

Görünce arkadaşımdan, okumak için, talep ettiğim bir kitaptı. Konusu güzel ve ilginç. Tarihi ve fantastik tür seven biri olarak, ilgimi çekmişti. Çevre betimlemeleri güzel. Fakat kurgu ve akıcılık açısından pek hoşuma gitmedi. Okurken çok sıkıldım ve hiç merak uyandırmadı. Heyecanlandırmadı. Tüm dünya kültürlerini katmış kitaba ama bu zenginlik katmak yerine tadı kötü karışık bir çorba olmuş. Hali ile yarım bıraktım kitabı. Neden bilmiyorum ama şu sıralar okuduğum tarihi fantastikler beni bir bir hayal kırıklığına uğratıyor. Ben mi çok zor beğenir oldum yoksa yazanlarda mı var sorun, emin değilim. Belki sorun bendedir. Beklentimi çok yüksek tutuyor isem, hayal kırıklığı yaşıyorumdur.

Karakter tasvirleri bence çok çocukça olmuş. Hani, kötü kişilikli insanları, eskiden tasvir etmek için "çarpık yüzlü, çirkin tipli" biri olarak betimleriz ya, aynen benzer şekilde bir betimleme olmuş; Oğuz Kağan'ın kardeşi için. Yazar bile kendi karakterinden nefret etmiş de kötüleyebildiği kadar kötülemiş gibi durmuş. Böyle olunca da hoş kaçmamış. İmlası da baya gözüme battı. Yani cümleleri hep virgül ile birleştirmiş, nokta nedir, bilmemiş.  Bu durum, akışkanlığı çok kötü etkilemiş. Haydi, yazarların imlası kötü olabilir(benim öyle). Lakin editörler ne halt eder? Nesil yayınları birde! İnsan bir oturur, düzeltir. Kelimelerdeki yanlışlığı düzeltmezsiniz tamam, bari imlayı düzeltin. Bunu da yapmıyor iseniz editör olarak ne işe yarıyorsunuz ki? Yazar, üniversitede edebiyat öğretmeni dahi olsa güvenmeyin, bir elden geçirin iyice. Bizim edebiyatçılarımızın bazıları tabi ile tabii arasındaki farkı bilmiyor. Kime güveniyorsunuz?

Kısacası, BANA GÖRE, güzel konusu olan bir kitap, bu ve buna benzer eksik ve hatalardan dolayı heba olmuş. Kurguyu güçlendirmesi, karakter tasvirlerini iyi yapması, imlaya da dikkat etmesi gerekmekte. Eleştirim biraz ağır kaçmış ise affola. Niyetim kötü değildir. İsterim ki eksiğini görüp, sonraki kitaplarda çok daha güzel bir kitap ile karşımıza çıksın yazar. Yazmaya devam. Yazdıkça ve okudukça kurgu da güçlenir, yazma becerisi de. Saygılar.

Puan: 10/3

Kitap Fiyatı: 18 TL